Altuğ Özgün: Uyum sorumlusu, şirketini manşet olmaktan korur (Video)

Av.Altuğ Özgün ile Wirecard skandalından yola çıkarak şirketlerin uyum programlarını ve uyum sorumlusu pozisyonunu konuştuk.

Av.Altuğ Özgün ile Wirecard skandalından yola çıkarak şirketlerin uyum programlarını ve uyum sorumlusu pozisyonunu konuştuk.

Bu vesileyle, son iki ayda Wirecard Skandalında hangi gelişmeler oldu, bir toparlayalım.

  • COO – şirketin ikinci adamı- Jan Marsalek interpol tarafından kırmızı bültenle aranıyor. Belarus ya da Rusya’da olabileceği tahmin ediliyor.
  • Şirketin CEO’su Markus Braun Haziran ayında önce tutuklanmış, sonra kefaletle serbest bırakılmıştı. 22 Temmuz’da ise şirketin Mali İşler Başkanı (CFO) ve Baş Muhasebecisi (CAO) ile birlikte tanık ifadesine dayanarak yeniden tutuklandı.
  • Soruşturmada bir kilit tanık var. Wirecard içinden yönetici pozisyonunda bir kişi polis ile işbirliği yapmayı kabul etti. 
  • Singapur’da Wirecard iş ortağı ölü bulundu.
  • Skandalın siyaset kurumuna ne kadar bulaştığı anlaşılmaya çalışılıyor. Merkel’in bir Çin ziyaretinde, Wirecard’ın faaliyet gösterebilmesi için lobi yaptığı ortaya çıktı. Bu lobinin olabilmesi için Merkel’in ekibinden birçok iribaşın Wirecard yetkilileriyle defalarca görüştüğü de tabi.
  • Federal Parlementoda muhalefet partilerinin bastırması ile bir araştırma komisyonu kuruldu. Sonucunda bizdeki SPK’ya karşılık gelen Bafin’in yetkilerinin artırılacağı bekleniyor. Halbuki, Wirecard ve Devlet Aklı yazımda anlatmıştım, Bafin Wirecard yönetimini savunmak için yetkilerini emsalsiz biçimde kullanmıştı. Koruması gereken hissedarları ve Wirecard’ın iş yaptığı tüm tarafları bu uğurda ateşe attı. 
  • Örneğin, Wirecard’a 200 milyon Avroluk kredi açan Commerzbank’ın belini doğrultması mümkün görünmüyor. Wirecard için önceki yıllarda oluşturulan 1.75 milyar Avroluk kredi konsorsiyumuna katılan diğer bankalar ise ABN Amro, ING, LBBW, DZ Bank ve Deutsche Bank. 
  • Şirketin ABD başta olmak üzere çeşitli ülkelerdeki kollarının parça parça satılması ihtimali, haberin ilk geldiği günlerde yatırımcılarını umutlandırmıştı. Yine de iflas ettiği an itibariyle bulunan 3.2 milyar Avroluk kredi borcunun iflas işlemlerinden sonra ödenebilmesi mümkün görünmüyor. 
  • Buna karşın, Bafin’den sorumlu olan, sosyal demokrat SPD’li maliye bakanı Olaf Scholz’un, partisinin başbakan adayı olduğu resmiyet kazandı. Scholz, skandal patlak verince, Bafin’in bu süreçte görevini harika biçimde yerine getirdiğini, alınacak tüm önlemleri aldığını açıklamıştı.

Gelecek hafta, bu Wirecard olayına neden bu kadar takıldığıma dair bir yazı yazarak seriyi bitireceğim.

Uyum Sorumluları! Tehlikenin farkında mısınız?

Başlıkta yeteri kadar yer olmadığı için sadece uyum sorumlularını uyardım. Aslında şöyle olmalıydı: Uyum sorumlusu! Avukat! Danışman! Adli (forensic) Muhasebeci! Ya sen adli bilişimci? Ya sen yolsuzlukla mücadeleye adanmış STK?! İş elden gidiyor! Tehlikenin farkında mısın?!

Başlıkta yeteri kadar yer olmadığı için sadece uyum sorumlularını uyardım. Aslında şöyle olmalıydı: Uyum sorumlusu! Avukat! Danışman! Adli (forensic) Muhasebeci! Ya sen adli bilişimci? Ya sen yolsuzlukla mücadeleye adanmış STK?! İş elden gidiyor! Tehlikenin farkında mısın?!

Haberi Bloomberg’den okuduk: Adını Çin ile yapılan ticaret görüşmeleri dolayısıyla ezberlediğimiz Beyaz Saray Ekonomi Müşaviri Larry Kudlow kendisine yöneltilen soru üzerine geçen Cuma (17 Ocak 2020), ilgilisinin FCPA olarak bildiği Yurtdışı Yolsuzluk Uygulamaları Yasası hakkında, “sorunun farkındayız, değerlendirmelerimiz devam ediyor, gerekenin yapılacağından milletimizin kuşkusu olmasın” mealinde bir şey söylemiş. Haberde atıf yapılan bir kitapta, aynı yasanın 2017’de Trump tarafından kaldırılmaya çalışıldığı da belirtiliyor.

Kudlow’un sorun diye bahsettiği ne? Amerikan şirketleri bu yasa (Foreign Corrupt Practices Act of 1977) yüzünden yurtdışında girişimlerini desteklemek amacıyla ilgili ülkenin yetkililerine rüşvet veremiyor. Bu da Amerikan girişimlerinin yurtdışı pazarlarda rekabet şansını yitirmesine yol açıyor. En büyük alıcının kamu olduğu ya da işin kamu otoritesinin verdiği ruhsatla, lisansla, yeterlik belgesiyle yapıldığı işleri ve ülkeleri düşünün. Kamunun ağır biçimde düzenlediği sektörleri aklınıza bir getirin. Ya da özelleştirmeler. İnşaat, enerji, silah, ilaç, tütün… Gelişmekte olan ülkelerde (Bu da nasıl bir hüsnü tabirdir?! Niye düzünden “az gelişmiş ülke” diyemiyoruz?) bu alanlardan ABD şirketlerinin dışlanmasına yol açan düzenlemeyi Trump yönetiminin iptal etmeye çalışması, tam da Trump yönetiminin yapmasını beklediğimiz bir şey. Ne yazık ki.

Ve fakat, burada -yine ilgilisinin bildiği- çok önemli bir detay var. Yasa sadece Amerikan şirketlerini ya da ABD yurttaşlarını, orada yerleşikleri vb bağlamıyor. Dünya ekonomisinin nominal olarak yaklaşık dörtte birini oluşturan ABD’de iş yapan ya da ABD’li şirketlerle iş yapan, dünyanın herhangi bir yerinde yerleşik her türlü teşebbüsü ilgilendiren bir yasa bu. Bir Amerikan şirketinin ithalatçısı, gümrük müşaviri, efendime söyliyeyim avukatı, taşeronu, odacısı da bu yasadaki sıkı rüşvet vermeme ve uyum yükümlülüklerine uymak zorunda.

Bu yasa gerekçe gösterilerek İspanyol bir şirketin ithalat ve dağıtım sözleşmesini feshettiği yerli bir ilaç şirketinin zararının hesaplaması için bir tahkim görüşmesinde uzman tanıklık yapmıştım.

Bu ne demek? FCPA- ve bunun Birleşik Krallık versiyonu, bütün yolsuzluk uyum programlarında telaffuz edilen ilk cümlededir. Uyum programının uygulandığı şirketin çalışanlarını teşvik edebilmek için, üstüne basa basa “Bunlara uymak zorundasınız. Nedenini, nasılını tartışarak vakit kaybetmeyelim” denir. Bu, yazının başlığıyla ilgili olan, Pazarlardan Haberlerin okuyucularını ilgilendiren kısmı. İş elden gidebilir.

Gel gör ki, asıl elden giden daha büyük bir şey. Kapitalizmin ve Batı egemenliğinin meşruluk gereksinimi ortadan kalkıyor. Her gün bir sınırın daha geçildiği, yıkılmaz sanılan bir yapının daha yıkıldığı bir sabaha uyanıyoruz. Yolsuzlukla mücadele, lafta da olsa, şekilde de kalsa iş gündeminin bir yerlerinde kendini hatırlatır, hiç değilse hesaba katılan bir risk unsuru olarak değerlendirilirdi.

2.153 milyarderin 4,6 milyar insandan daha fazla serveti olduğu bir sistemde yaşıyoruz. Neden? Çünkü kaynakları daha iyi dağıtan, daha ahlaki, daha özgürlükçü bir alternatifin olmadığına inandırıldık. Mevcut sistem, söylediğinden 40 kat daha fazla gazı havaya salan otomobiller üretiyor. İş yaptığı ülkelerde eli kanlı diktatörleri destekliyor. Deprem bölgesine inşaat yapıyor. İş kazasında ölene şehit diyor. Ve artık yolsuzluğunda meşru olduğu bir ortamda iş yapmak istiyor.

Cebi derin olan, bütün dünyanın ahlakını bozsun, ekonomisini, toplumsal yapısını tarumar etsin. Son çıkan ışığı kapatsın.