Motorlu taşıtlar sektörüne ilişkin yeni tebliğ taslağı

Motorlu taşıtlara yönelik tebliğ taslağı görüşlere açıldı. Taslağı Hakan Demirkan özetledi.

Rekabet Kurumu nezdinde motorlu taşıtlar sektöründeki düzenlemelerin etkinliği üzerine bir dizi çalışma yürütülmekteydi. Bu çerçevede 2005/4 sayılı Tebliğ ve buna ilişkin Kılavuz’un etkilerinin ölçülmesi adına “Motorlu Taşıtlar Sektör Araştırması Raporu” hazırlanmış ve AB Komisyonu’nun da aralarında bulunduğu birçok kuruluş ile görüşmeler yapılmıştı. Geçtiğimiz günlerde söz konusu çalışmalar neticesinde hazırlanan yeni Tebliğ ve Kılavuz Taslağı Rekabet Kurumu sitesinde yayınlandı ve kamuoyu görüşüne açıldı.

1411771089520Söz konusu metinler incelendiğinde, birçok yeni düzenlemenin getirildiği göze çarpıyor. İlk olarak yeni Taslak ile birlikte motorlu araçların dağıtımı bakımından rekabet etmeme yükümlülüğü getirilebilmesine izin verildiği görülüyor. Yine Taslak Tebliğ’de son yıllarda sayıları giderek artan bakım onarım zincirleri bakımından özel düzenlemeler yer alıyor. Bu kapsamda bakım onarım zincirleri bakımından zincir servislere rekabet etmeme yükümlülüğü getirilebileceğinin düzenlendiğini ifade edelim.

Yeni Taslak Tebliğ’de dikkat çeken bir diğer husus ise 2005/4 sayılı Tebliğ’de yer alan farklı eşik sisteminin terk edilmesine ilişkin. Bilindiği üzere 2005/4 sayılı Tebliğ kapsamında satış pazarlarında grup muafiyetinin uygulanabilmesi için pazar eşiği, münhasır dağıtım sistemi için %30, niceliksel seçici dağıtım sistemi için ise %40 şeklinde yer almakta. Yeni Taslak Kılavuz’da bu ayrımın dağıtım sistemlerinin kurulması açısından bir etkinlik sağlamadığı ifade ediliyor. Bu çerçevede Taslak Kılavuz’da “satış pazarı bakımından sistemin basitleştirilerek tüm dağıtım sistemlerinin grup muafiyetinden yararlanmasının tek bir eşik (%30) çerçevesinde değerlendirilmesi” uygun bulunmuş.

Son olarak  motorlu taşıtların garantisine ilişkin önemli eklemeler yapıldığını da belirtelim. Buna göre artık, garanti kapsamında olmayan ve bedeli tüketiciler tarafından karşılanan bakım ve onarımların özel servislere yaptırılması durumunda, garanti döneminde taşıtta bir arıza meydana halinde, özel servisin yaptığı bakım onarım işlemi ile söz konusu arıza arasında illiyet bağı kurulmaksızın taşıtlar garanti kapsamı dışında bırakılamayacak.

İlgililer Taslak Tebliğ ve Kılavuz’a ilişkin görüş ve değerlendirmelerini 04.04.2016 tarihine kadar duzenleme@rekabet.gov.tr e-posta adresinden Kurum’a iletebilir.

Birleşme ve Devralma Sayılan Haller ve Kontrol Kavramı Hakkında Kılavuz Yayımlandı

Taslak halinde bulunan Kılavuz bugün nihai metniyle yayınlandı. Ceren Üstünel bilgi veriyor.

Uzun bir zamandır taslak halinde bulunan Birleşme ve Devralma Sayılan Haller ve Kontrol Kavramı Hakkında Kılavuz’un nihai hali, bugün itibariyle Rekabet Kurumu’nun resmi internet sitesinde yayımlandı.

Kılavuz’da özellikle 2010/4 sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’de yer almayan ve belirsizlik oluşturan noktaların açıklandığı görülüyor. İlk dikkatimizi çeken noktalar ise özellikle kontrolün niteliğindeki değişiklikler ve hangi durumlarda kontrolde kalıcı değişiklik yaşanacağı, birbiriyle ilişkili işlemler, ortak girişimler ve tam işlevsellik kavramlarının birleşme ve devralmaya ilişkin farklı senaryolar altında değerlendirilmiş olması.

Kılavuz’a buradan ulaşabilirsiniz.

Şimdi Onlar Düşünsün!

Rekabet ihlallerine yönelik açılan özel hukuk davalarında yeni bir dönem başlayacak gibi görünüyor.

Detaylar Ceren Üstünel’in yazısında.

Düşünsün, iyi güzel de kim bu “onlar”?

Geçtiğimiz ay AB Komisyonu özel hukuk davalarına yönelik üçlü bir yasa paketi hazırladı. Bu paket içerisinde rekabet hukuku ihlallerinden doğan tazminat davalarına yönelik Taslak Direktif, grup davalarına ilişkin Bağlayıcı Olmayan Taslak Öneri ve ayrıca zarar hesaplamasında kullanılacak Taslak Kılavuz yer alıyor.

BOS005011Taslak Direktif’i oluşturmadaki temel amaç, Komisyon’un da bizzat dile getirdiği gibi pratikte yani yargılama aşamasında karşılaşılan zorlukların önüne geçebilmek. Örneğin bir tüketici devam eden bir ihlalin ve dolayısıyla zararın varlığından haberdar olsa bile rekabet otoritesinin kararını beklemek isteyebiliyor, aylar süren soruşturma süreci ve kararın kesinleşmesi derken açtığı tazminat davasında aslında zamanaşımı süresinin çoktan aşıldığı savunmasıyla karşılaşabiliyordu. Tazminat davası zamanında açılmış olsa dahi ihlalin varlığını kanıtlayan pek çok delilin zarar görenden ziyade ihlali gerçekleştiren teşebbüslerin elinde olması, “ihlal var ama zarar yok” veya “ihlal var ama zararın varlığı kanıtlanamamıştır” savlarının ortaya çıkmasına sebebiyet verebiliyordu. İhlalin ve aslında bir zararın da oluştuğu kanıtlandığında, bu sefer de “evet fiyatlar arttı; ancak artan fiyatları sen de kendi müşterilerine yansıttın, dolayısıyla aslında zararın yok” kanaatine varılıyor, pek çok tüketici aylar hatta yıllar süren bu yargılama aşamasından eli boş dönüyordu.

Onca teşvike rağmen prosedürde karşılaşılan zorluklar sebebiyle istenilen düzeye ve etkinliğe ulaşılamayan tazminat davaları, yayınlanan yeni taslak yasa paketi ile bir hayli değişeceğe benziyor. Zira yasa paketinde en sık karşılaşılan bu tip problemlere çözüm getirilmeye çalışılmış. Eğer taslak yasa paketi mevcut haliyle kabul edilecek olursa en önemli gördüğüm değişiklikler şu şekilde olacak:

• Zamanaşımı süresi, ihlalin varlığından tümüyle haberdar olunduğu andan itibaren en az beş yıl olacak. Eğer devam eden bir ihlal varsa zamanaşımı süresi ihlalin tamamen ve kesin olarak sonlandığı andan itibaren işlemeye başlayacak. Bu durum özellikle rekabet otoritelerinin söz konusu ihlal bakımından başlattıkları bir prosedür varsa önem taşıyacak.
• Komisyon kararları gibi ulusal rekabet otoritelerinin ihlal hakkında vermiş olduğu kararlar, mahkemeler nezdinde ihlalin gerçekleştiğine dair kesin kanıt teşkil edecek.
• Özellikle kartel davalarında, kartel oluşumunun doğrudan bir zarara da sebebiyet verdiği varsayımıyla hareket edilecek.
• Davacılar, pişmanlık başvurusu kapsamında sunulan ve ayrıca ticari sır niteliği taşıyan belgeler hariç olmak üzere her tür bilgi ve belgeye erişme hakkına sahip olacak.
• Yansıma zarar savunması (passing-on defence) halen geçerli olmakla birlikte dolaylı alıcıların ihlal sebebiyle aşama aşama artan bu fiyatlar sebebiyle zarara uğradığı varsayılacak.

Komisyon’un yayınladığı yasa paketine linkinden ulaşabilirsiniz.

Ne demiştik, şimdi “rekabeti ihlal eden teşebbüsler” düşünsün!

Hakim Durumdaki Teşebbüslere Kılavuz

Rekabet Kurumu, hakim durumun kötüye kullanılması ihlaline ilişkin Taslak Kılavuz yayınladı.

Belit Polat anlatıyor.

Rekabet Kurumu, hakim durumda olan teşebbüslerin kötüye kullanma niteliğindeki davranışlarının değerlendirilmesi hakkında Taslak Kılavuz yayınladı. Kılavuz’da, Rekabet Kanunu’nun 6. maddesi kapsamında hakim durumun kötüye kullanılması olarak belirtilen bazı ihlal türlerinin Kurul tarafından ne şekilde ele alınacağına ilişkin açıklamalar yer alıyor. Genel başlıklar ise şu şekilde:

  • Öncelikle ‘hakim durum’ kavramının içeriğine, diğer bir deyişle bir teşebbüsün hakim durumda kabul edilebilmesi için ne tür kriterlerin inceleneceğine dikkat çekiliyor.
  • Sonraki bölümlerde ise ‘kötüye kullanma’ hallerine özgüleniyor. Bu hallerden
  1. Sözleşme yapmayı reddetme
  2. Yıkıcı fiyatlama
  3. Fiyat/marj sıkıştırması
  4. Münhasırlık/tek marka anlaşmaları
  5. İndirim sistemleri
  6. Bağlama

uygulamaları ayrı başlıklar altında incelenerek, hakim durumdaki şirketlerin özel sorumlulukları olduğuna dikkat çekiliyor.

İlgili Taslak Kılavuz’a buradan ulaşabilirsiniz.

AB Havacılık Sektöründe Devlet Destekleri

AB Komisyonu, yeni kurulacak havayolu şirketlerine sağlanacak devlet yardımlarına yönelik Taslak Kılavuz hazırladı.

Göksu Utecht anlatıyor.

Avrupa Komisyonu, havalimanları ve yeni kurulacak olan havayolu şirketlerine sağlanacak devlet yardımlarına ilişkin ilke ve esasların yer aldığı yeni bir Taslak Kılavuz yayınladı ve kamuoyunu Taslak Kılavuz için yorum ve düşüncelerini paylaşmaya davet etti.

BOS001832Avrupa Birliği’nin gayri safi milli hâsılasında yaklaşık 140 milyar Euro’luk payı olan havacılık sektörü özellikle son yıllarda esaslı bir değişim ve gelişim içinde. Üye devletlerin havalimanı ve havayollarına yapacağı kamu yardımları, hâlihazırda Havacılık Kılavuzları ile düzenlenmekte. Ancak bu kılavuzların ihtiyaçları tam anlamıyla karşılamadığı düşüncesinden hareketle, sektördeki devlet yardımlarına ilişkin devam eden 60 adet soruşturma da göz önünde bulundurulacak olursa, havacılık sektöründe yapılacak kamusal yardımlarının modernize edilmesi ve şeffaflaştırılması amacıyla yeni bir kılavuz oluşturmak için çalışmalar yapılıyor.

Komisyon’un Rekabetten sorumlu Komiseri Joanquin Almunia konuya ilişkin olarak şu açıklamalarda bulundu:

’’Bizim amaçlarımızdan biri de halktan toplanan vergilerin gerçekten ihtiyaç olan yerlerde ve iyi şekilde harcanmasını garanti etmektir. Bu Taslak Kılavuz Avrupa Havacılık sektörünün rekabete daha açık, başarılı bir sektör olmasında önemli rol oynayacak. Teşebbüslerin sahip olduğu farklı iş modelleri dikkate alınmaksızın gerek düşük maliyetli havayolu şirketleri gerekse de bölgesel ya da büyük ölçekli havalimanları arasında adil rekabet ortamı sağlanacak.‘’

Taslak Kılavuzda yer alan dikkat çekici noktalar ise şu şekilde:

  • Havalimanı altyapı hizmetlerine ilişkin yapılacak devlet yardımlarına, söz konusu bölgeye olan ulaşım ihtiyacının karşılanmasında kamu desteği kullanmak şart ise izin verilmekte. 1994 ve 2005 Kılavuzlarında söz konusu yardımların ne şartlarla, örneğin hangi miktarda yapılacağına ilişkin açık hükme yer verilmemiş durumda. Yeni Taslak ile beraber bu boşlukları doldurmak için gerekli hükümler, örneğin ‘’yardımların yoğunluğu (aid intensities)’’ hususuna ilişkin sıkı düzenlemeler getiriliyor. Devlet yardımlarının miktarları havalimanlarının büyüklüğü ile ilişkilendiriliyor. Böylelikle küçük havaalanlarının büyük hava alanlarına oranla yardım alma ihtimalinin daha fazla olacağı bir sistem yaratılıyor.
  • Havalimanlarına yapılacak operasyon yardımı 1994 ve 2005 kılavuzlarında yasaklanmış durumda. Yeni Taslak ise havalimanlarının operasyonel giderlerini kamusal destek ile finanse edebilmelerine, Kılavuzda yer alan şartlar gerçekleştiği sürece, 10 yıla kadar izin veriyor. Operasyonel yardımın şartlarının, yardımı alacak olan havalimanın mali yapısına göre farklılıklar göstereceği belirtiliyor. Burada temel amacın geçiş dönemi olarak adlandırılabilecek süre boyunca havalimanı yönetimlerinin ve çalışanlarının uyum sağlamasına olanak tanımak.
  • Taslak Kılavuz’da dikkat çeken bir diğer nokta da yeni uçuş güzergâhı belirleyecek olan havayolu şirketlerine belli süre için devlet desteği sağlanmasına izin veriliyor olması.

Çalışmalarına 2011 yılında başlanan metnin 2014 yılının başında yürürlüğe girmesi bekleniyor. İlgili Taslak Kılavuz’a ve Taslak Kılavuz’a ilişkin basın duyurusuna  adresinden ulaşabilirsiniz.

RK’dan kılavuz taslağı: Birleşme nedir? Kontrol neye denir?

Ben birleşmek istiyorum ama başvurmam gerekiyor mu? Gerçekten birleşiyor muyum? İşlere ortak girişiyoruz ama ortak girişim miyiz? gibi kafanızı kurcalayan düşünceleriniz varsa…

Ali Ilıcak Rekabet Kurumunun yeni kılavuz taslağından bahsediyor.

Daha bugün akademisyen bir arkadaşımla yemekte konuşuyordum: Acaba bu birleşme devralmalara ilişkin rekabet denetimi olmasaydı Türkiye Cumhuriyeti vatanı, milleti ve piyasaları şimdiki halinden daha kötü olur muydu? Sorular net: Hangi ürünün fiyatı şimdi olduğundan daha yüksek olurdu? Hangi piyasaya girmek şimdikinden daha kolay olurdu? Hangi iki şirket birleşecekken bu düzenleme nedeniyle birleşmekten vazgeçti?

Sorulardan bıkanlar yanıtlara geçsinler: Rekabet Kurumu bugün bir kılavuz taslağı yayımladı. Birleşme/devralmalarda kontrol ne anlama geliyor? Ne zaman bu kontrol devredilmiş olur? Ortak kontrol ne demektir? Bunlardan yola çıkarak devralma ne demektir? Uzun süreli kiralama devralma sayılır mı? Bir şirket uzaktan tatlı tatlı kontrol edilir mi? Bu ve başka soruların cevabı kılavuz taslağında yer alıyor. Taslak diyoruz, çünkü Kurum kamuoyuna görüş almak için internet sayfasında yayımladı. Eğer ilk paragraftaki soruları ikinci paragraftaki  yanıtlarla çarpıp kendi pratiğinizden çıkarttığınızda elde ettiğiniz sonuç sıfırdan büyükse aşağıdaki linki tıklamanızda fayda var:

Kılavuz Taslağı

Birleşmelerde Çözüm Önerileri Kılavuzu Görüşlere Açıldı

Çözüm Önerilerine İlişkin Kılavuz Taslağı görüşe açıldı.

Birleşme Devralma İşlemlerinde Ortaya Çıkabilecek Rekabet Sorunlarını Gidermeye Yönelik Olarak Taraflarca Sunulabilecek Çözüm Önerilerine İlişkin Kılavuz Taslağı 07.02.2011 tarihinde Rekabet Kurumu’nun internet sitesinde yayınlanarak kamuoyunun görüşüne sunuldu.

Taslak Kılavuz, 01.01.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 2010/4 sayılı Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’in yoğunlaşma sürecinde ve sonucunda ortaya çıkabilecek rekabet sorunlarının giderilmesi amacıyla Rekabet Kurulu’na sunulacak çözüm önerilerini düzenlemek ve bu çözüm önerilerine yol göstermek amacıyla yayınlandı.

Taslak Kılavuzda, işlem taraflarınca sunulan çözüm önerilerinin kabul edilebilir olması için bazı temel koşullar aranıyor. Bunlar:

  • Yoğunlaşma işleminin 4054 sayılı Kanunun 7.maddesini ihlal eder nitelikte olması,
  • İşlem taraflarının; pazarın rekabetçi yapısını koruyacak nitelikte, dosya konusu işleme özgü hukuki ve iktisadi prensiplere dayandırılan, etkili çözümler sunmaları,
  • Çözüm önerisinin; pazardaki rekabetin yoğunlaşma işleminden önceki seviyesini korur nitelikte, rekabeti destekleyici ve uygulanabilir olması

İşlem taraflarından, çözüm önerilerini; çözümün içeriği, nasıl uygulanacağı ve rekabetin önemli ölçüde azaltılması sorununu nasıl giderileceğine yönelik olarak detaylı açıklamalar ile birlikte sunmaları bekleniyor. Burada özellikle pazarda mevcut rekabeti ve işlem sonrasını Rekabet Kurumu’na yeterli bir biçimde aktarabilmek için sadece hukuki değil, ekonomik analizlerin de etkin bir biçimde yapılması son derece kritik bir konu. Önerilen çözümü uygun görmesi halinde Kurul, birleşme veya devralma işlemine, çözüm önerilerinin uygulanması şartı ile izin veriyor.  Koşul ya da yükümlülük niteliğini taşıyan çözüm önerilerinin uygulanmaması halinde ise işlemin geçersizlik ve süreli idari para cezası yaptırımları ile karşılaşabileceği öngörülüyor.

Taslak Kılavuz’da öngörülen diğer bir önemli düzenleme de, tarafların öne sürdükleri çözüm önerilerinin Kurul tarafından yeterli bulunmaması halinde durumu taraflara tebliğ ederek önerilerinde değişiklik yapma olanağı tanınması. Bunun yanı sıra; en geç ikinci yazılı savunma ile birlikte gerçekleştirecekleri değişiklikleri Kurul’a sunmak kaydıyla taraflara nihai inceleme döneminde çözüm önerilerini geliştirebilme imkanı da tanınıyor.