AB roaming ücretlerini sıfırlıyor

Geçtiğimiz hafta AB, üye 28 ülkede Haziran 2017 itibariyle roaming ücretlerini sonlandırma kararı aldı. Böylelikle AB ülkelerindeki mobil aboneleri, konuşma, SMS, ve veri kullanımı için AB içerisinde herhangi bir ekstra ücret ödemeyecekler.

roaming-logo1Aslına bakarsanız AB bu ücretleri önümüzdeki yaz (Haziran 2016) itibariyle sonlandırmayı planlıyordu. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. Pazarlıklar sonucu bu tarih bir yıl ötelendi.

Roaming ücretlerinin sonlandırılmasına geçiş kademeli bir şekilde devreye girecek. Örneğin, Nisan 2016 itibariyle operatörlerin uygulayabileceği en yüksek ücretler şu şekilde olacak:  SMS başına hali hazırda 6 cent olan roaming ücreti 2 cent’e;  dakika başına 19 cent olan ses roaming ücreti 5 cente; MB başına 20 cent olan veri roaming ücreti de 5 cente düşürülecek.  Böylelikle 2007 yılından bu yana roaming ücretlerinde yaşanan düşüş %90’lara ulaşacak.

AB’yi iletişim teknolojileri anlamında bir bütün haline getirmeyi amaçlayan bu kararlar,  Dijital Tek Pazar yaratmanın da en önemli adımları. Özellikle Amerikan firmalarının hakimiyetinden rahatsızlık duyulmasının, AB’nin bu alandaki düzenlemelere dair faaliyetlerine ağırlık vermesinin bir sebebi olarak görülüyor. Zira geçtiğimiz hafta AB, bir önemli karar daha aldı. Umulmadık bir şekilde, ağ tarafsızlığı konusunda Amerika’da yürürlüğe koyulan düzenlemeden daha esnek bir düzenleme konusunda bir karara imza attı.

Her ne kadar AB’nin roaming ile ilgili kararı operatörler haricinde geniş bir kesimde memnuniyet yaratmış görünse de, ağ tarafsızlığı ile ilgili karar için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Zira şimdiden tartışmalar başladı ve üye ülkelerde ağ tarafsızlığı konusunda farklı yasal düzenlemelerin olması tartışmayı daha da büyüteceğe benziyor.

Telekomda tek pazar için büyük adım

AB yetkilileri, 2017 yılının Haziran ayında mevcut telekomünikasyon düzenlemelerinde önemli bir değişikliğe imza atılacağını ve GSM işletmecileri tarafından, AB üye ülkeleri arasında, uluslararası roaming ücreti talep edilmesinin kesin olarak sonlandırılacağını açıkladı. Böylece diğer AB üye ülkelerine ziyarete giden AB vatandaşları (ve tabi sıklıkla Brüksel’e gitmek durumunda kalan AB yetkilileri), mobil ses, SMS ve data hizmetlerinden kendi ülkelerindeki fiyatlarla yararlanabilecek.

Cloud Computing And Wireless Communications

Roaming konusuna ilişkin düzenleme tüketici organizasyonları tarafından büyük sevinçle karşılanırken, büyük GSM işletmecileri ve GSM İşletmecileri Birliği (GSMA) düzenlemeye tepki gösterdi. Vodafone ve Deutsche Telekom gibi önemli pazar gücüne sahip olan işletmeciler, roaming için ek ücret alınmasının yasaklanmasının beklenmeyen etkilere yol açacağını ileri sürüyor. Buna göre, işletmeciler roaming’den elde edilen gelirleri genellikle altyapı yatırımlarında kullanıyor ve bu gelirin ortadan kalkması halinde altyapı yatırımlarının sekteye uğraması riski bulunuyor. Yatırımların aksamaması için ise, roaming’de yaşanan değer kaybının diğer hizmetlerden çıkarılması gerekebilir ki bu durumda tüketicinin daha çok önemsediği bazı hizmetlerde fiyat artışları da kaçınılmaz olabilir (waterbed effect).

Aslında mevcut durumda GSM işletmecileri iktisat literatüründe “Ramsey fiyatlaması” adı verilen bir uygulamadan faydalanıyorlardı. Bu uygulama, sunulan hizmetin birden çok parçaya ayrılarak ücretlendirilmesinin mümkün olduğu durumlarda, talep esnekliği yüksek olan hizmette düşük fiyat, talep esnekliği düşük olan hizmette ise yüksek fiyat alınmasını öneriyor. Bu sayede, talep tarafında önemli bir sorun yaşamadan karlılığın artırılması da mümkün olabiliyor. AB Konseyi ve Parlamentosu, Komisyon’un bulguları ışığında bir müdahalede bulunana kadar, roaming hizmetleri de bunun iyi bir örneğini teşkil ediyordu. Abonelerin kendi ülkelerindeki hizmetler bakımından oldukça yüksek olan talep esnekliği, çeşitli nedenlerle roaming hizmetlerinde ciddi derecede düştüğünden, işletmeciler de bu hizmetlere ilişkin fiyatları karlı olarak maliyetlerin çok üzerine çıkarabiliyordu. Ancak Haziran 2017’den itibaren, ulusal ve uluslararası ücretlerin eşitlenmesi zorunlu hale geleceğinden bu ihtimal de ortadan kalkmış olacak.

Acaba Türkiye’de durum nedir?

Ülkemizde GSM işletmecileri yukarıda izah edilen uygulamaya aynen devam ediyor ve roaming hizmetleri için talep edilen fiyatlar maliyetlerin çok çok üzerinde yer alıyor. Sorunu giderebilecek AB benzeri bir uluslarüstü otorite olmaması da çok büyük sorun yaratıyor. Mevcut durumda, bir ülkede faaliyet gösteren işletmecinin abonelerinin diğer ülkede roaming hizmeti alabilmesi için, bu işletmecinin diğer ülkedeki bir işletmeci ile anlaşması gerekiyor. Yani ses, SMS ve data hizmetleri öncelikle abonenin kendi ülkesindeki işletmeci tarafından (toptan seviyede) diğer işletmeciden satın alınıyor ve sonra (perakende seviyede) aboneye yeniden satılıyor. Dolayısıyla pazara yönelik müdahalelerin farklı ülkelerdeki işletmecilerin toptan pazarda uyguladığı fiyata da müdahale edebilmesi gerekiyor.

AB Konseyi ve Parlamentosu’nun düzenlemeleri tüm üye ülkelerdeki işletmecileri bağladığından, AB’de toptan seviyedeki fiyatlar düzenlenebiliyor. Bir diğer deyişle, herhangi AB üye ülkesindeki Parlamento’nun işletmecinin, diğer ülkedeki işletmeciden roaming hizmetleri için talep edebileceği azami ücret Komisyon ve kontrolü altında. Toptan pazardaki maliyet kontrol edildiğinde, işletmecilerin perakende seviyede kendi abonelerinden talep edebileceği ücrete de bu maliyete dayalı bir tavan getirilebiliyor ve dolayısıyla doğrudan fiyata yönelik düzenlemeler yoluyla roaming ücretlerinin oldukça düşük seviyelerde kalması sağlanabiliyor.

Oysa ülkemizde BTK’nın diğer ülkelerdeki işletmecilerin Türkiye’deki işletmecilerden alacağı fiyata müdahale etmesi söz konusu değil. BTK toptan seviyeye müdahale edemediğinden, perakende seviyeye yönelik bir adım atmaktan da haklı olarak kaçınıyor. Bu sebepten ötürü, Türkiye’deki roaming ücretlerinin düzenleyici kurum müdahalesiyle çözülmesi de mümkün görünmüyor.

AB’deki çözüm Türkiye için geçerli olmadığından, ülkemizde sorunun ortadan kalkması ya da biraz olsun hafifletilebilmesi için akla gelen tek alternatif rekabet hukuku kurallarının 02f2ba6uygulanmasıdır. Mevcut durumda roaming hizmetlerindeki rekabetin sınırlı seviyede kalmasında, işletmecilerin pazar gücüne sahip olması da rol oynuyor. Türkiye pazarında önemli pazar payına sahip olan ve dolayısıyla yurt dışına çok sayıda abone gönderen işletmeciler, yurt dışında roaming hizmeti alacağı işletmeciyi seçerken, işletmecinin kendisine sunduğu fiyatı değil, karşılık olarak Türkiye’ye gönderebileceği abone sayısını dikkate alıyor. Hal böyle olunca, farklı ülkelerde yüksek pazar gücüne sahip işletmeciler karşılıklılık prensibine dayalı sözleşmeler imzalıyor ve küçük işletmeciler ne kadar rekabetçi teklifler sunarsa sunsun, pazardan pay elde edemiyor. Toptan pazarın önemli bir bölümünün küçük işletmecileri kapanması dolayısıyla, bu işletmecilerin perakende seviyede de rekabetçi teklifler sunması zorlaşıyor.

Esasen 2013 yılında Rekabet Kurumu roaming pazarındaki bu uygulamaların Rekabet Kanunu’nun 4. ve 6. maddelerine aykırı olduğu yönünde bir şikayeti inceledi. Ancak Kurul yaptığı incelemeler neticesinde söz konusu anlaşmaların Kanun’un 4. veya 6. maddelerini ihlal ettiğine dair yeterli delil olmadığı gerekçesiyle soruşturma açılmasını reddetti. Karara gerekçe olarak Türkiye’de faaliyet gösteren işletmecilerin roaming pazarındaki paylarının ulusal pazardaki payları ile paralel olması ve bunun pazar kapama olmadığına işaret etmesi gösterildi. Oysa esasen roaming pazarı ile ulusal pazar arasında bir bağlantı olması gerekmiyor. Hatta Kurul’un bahsettiği bağlantının, şikayete konu karşılıklılık anlaşmaları dolayısıyla ortaya çıktığı dahi söylenebilir. İlgili Kurul kararına ilişkin idari yargı süreci şu an için devam ettiğinden karar kesinleşmiş değil. Ancak yine de yakın zamanda Türkiye’deki durumun değişmesi de kolay görünmüyor.

Yüksek roaming ücretleri tarih oluyor

Şebeke tarafsızlığı ve roaming ücretlerine yönelik gelişmeleri Sercan Sağmanlıgil anlatıyor.

New York Times’da  geçtiğimiz hafta yer alan haberde, şebeke tarafsızlığı ve roaming ücretlerine ilişkin güncel gelişmelere yer verildi. Çünkü Avrupa Parlamentosu Endüstri Komitesi üyeleri oylarını, şebeke tarafsızlığının sağlanması ve tüketiciye yansıtılan roaming ücretlerinin düşürülmesi bakımından daha sıkı önlemler alınması yönünde kullandılar.

EU-competition-commission-001Hatırlanacağı üzere Avrupa Komisyonu roaming ücretlerinin aşamalı olarak ortadan kaldırılması için çeşitli seçenekler sunmuş ve süre sınırını Temmuz 2016 olarak öngörmüştü. Salı günü oylanan tasarı ise bu seçenekleri sunmaksızın son tarihi 2015 Aralık olarak belirledi. Tasarı pek çok tüketici ve endüstri grubu tarafından eleştirilirken, pek çok üye ülkenin de yeni düzenlemelerden memnun olduğunu söylemek mümkün değil.

Bunun yanında Birleşik Devletler’de yaşanan tartışmaların bir benzeri olarak, Avrupa’da da telefon şirketleri ev internet servis sağlayıcıları, kapasiteye ilişkin problemler ve rakip hizmetler dolayısıyla gelir kaybı yaşama korkusuyla internete serbest erişimin kısıtlanmasını desteklerken, içerik sağlayıcıları ise şebeke tarafsızlığının korunması için lobi çalışmalarını sıkı bir şekilde sürdürmekte.

Bu tasarının tüketiciler bakımından olumlu etkisinin ne olacağı sorusuna ilişkin olarak ise, Parlamento üyesi Pilar de Castilo’nun da belirttiği üzere, artık yurtdışında kolayca internet hizmetlerinden yararlanabilecekleri ve yüksek faturalarla yüzleşmek zorunda kalmayacaklarını söylemek yanlış olmayacak.

Tüm bu gelişmelerin yanında, yeni Parlamento seçimleri de süreci yakından ilgilendiriyor. Seçimlerin süreci uzatması ihtimali bir kenara dursun, Parlamento üyesi Marietje Schaake’nin de ifade ettiği üzere roaming ücretlerinin düşürülmesinin bir seçim kampanyası olduğu düşüncesi koridorlarda yayılmaya devam ediyor. Schaake’nin bunun dışında diğer bir eleştirisi ise tasarının tüketicilerin korunması bakımından yeterli garantileri içermediği yönünde. Nitekim buna ilişkin olarak tüketici grupları da ısrarla tasarının pek çok belirsizliği bünyesinde barındırdığını eleştirisini yöneltiyor.

Eleştirilerin yoğunlaştığı bir diğer nokta, şebeke tarafsızlığının inovasyonlar üzerinde nasıl bir etki doğuracağı hususunda. Buna ilişkin olarak Avrupa Telekomünikasyon Şebeke İşletmecileri Birliği Başkanı Luigi Gamberdella, “Parlamento tarafından ortaya konan kuralların oldukça katı olduğu, ve sektördeki yeniliklerin önünü tıkayacağını” ifade etti. Ancak şebeke tarafsızlığının altyapı yatırımları ve trafik yönetimine ilişkin teknolojilerin geliştirilmesi yönündeki motivasyonları azaltabileceği bir gerçek ise de, bu kuralın özünde yaratıcı programcıların korunması ve içerik hizmetlerindeki yeniliklerin önünün açılması olduğunu da unutmamak gerekir.

Görünen o ki, gelecek süreçte Parlamento ve üye ülkeler, mobil ve sabit internet hizmet sağlayıcıları – tüketiciler – içerik hizmeti sunanlar terazisinde dengeyi bulmak zorunda kalacaklar.

Komşuda Pişer Bize de Düşer mi?

AB’de mobil telekomünikasyon pazarının en ciddi sorunlarından bir tanesi nedir?

AB’de mobil telekomünikasyon pazarının en ciddi sorunlarından bir tanesi olarak görülen yüksek uluslararası dolaşım ücretlerinin düşürülmesi için adımlar atılmaya devam ediliyor.

Mobil konuşma ve mesajlaşma için toptan ve perakende pazarlarda, veri kullanımı için ise sadece toptan pazarda fiyat regülasyonu öngören eski regülasyonların uygulama süresinin sonuna yaklaşılması ile AB’nin yeni dönemde nasıl bir yol izleyeceği uzun bir süredir tartışılmaktaydı.

Yapılacak yeni düzenlemelerin nasıl şekillenmesi gerektiği konusunda, farklı menfaat grupları birbiriyle taban tabana zıt öneriler ortaya atmakta ve düzenlemeyi yapacak olan otoriteler de hem bu menfaat gruplarının istekleri arasında orta yolu bulacak hem de esas olarak tüketicilere en çok faydayı sağlayacak düzenlemeleri yapmak için çalışmaktaydı.

Her ne kadar AB çapında faaliyet gösteren ve yüksek pazar paylarına sahip olan yerleşik işletmeciler AB sınırları içerisindeki uluslararası dolaşıma ilişkin her türlü düzenlemenin ortadan kaldırılması gerektiğini, zira artık bu pazarın rekabetçi bir yapıya kavuştuğunu iddia etmekte idiyse de en azından önceki regülasyonda kabul edilmiş olan tüm fiyat tavanlarının korunması zaten beklenen bir durumdu. Eski fiyat tavanları ile beraber, veri kullanımına ilişkin perakende pazar için yeni bir fiyat tavanı belirlenmesi de kimse için sürpriz olmadı.

İşletmeciler ve düzenleyici otoriterler arasındaki gerilimi en fazla tırmandıran konu ise Komisyon’un toptan ve perakende pazarlar için önerdiği yapısal regülasyonlar olmuştu. Nitekim Komisyon mevcut fiyat tavanlarının sadece geçici çözüm olduğunu ve pazarın yapısı değişmedikçe rekabetin yaşanamayacağını iddia etmiş, fiyatların kendiliğinden rekabetçi seviyelere inmesini sağlamak için pazar yapısını temelinden değiştirecek bazı düzenlemeler yapılmasının şart olduğunu belirtmişti. Düşük pazar payına sahip işletmeciler ile MVNO’lar bu öneriyi kesin biçimde desteklerken, özellikle güçlü konumdaki işletmeciler bu tip yapısal değişikliklerin hiçbir fayda sağlamayacağını, aksine ciddi maliyetler doğurarak tüketicilere zarar vereceğini savunmuşlardı.

Ancak sonunda AB Konseyi ve Parlamentosu, Komisyon’un önerilerini kabul etti. Buna göre yeni dönemde fiyat tavanlarının kullanım alanı veri kullanımına ilişkin perakende pazarı da kapsayacak şekilde genişleyecek ve bu tavanlarda ciddi bir düşüş olacak. Bunun yanı sıra, toptan pazarın yapısı değişecek ve bundan böyle mobil şebeke sahibi işletmeciler toptan pazarda MVNO’lardan gelen erişim taleplerini kabul etmek zorunda olacaklar. Esas büyük değişiklik ise perakende pazarda yaşanacak. 2014 yılının Temmuz ayından itibaren tüketiciler yurtdışına çıkarken hangi işletmeciden hizmet almak istediklerini seçmekte serbest olacak. Yani bu tarihten itibaren tüketicilerin ulusal dolaşım hizmetleri bakımından kendi ülkelerinde hizmet aldığı işletmeciye olan bağımlılığı sona erecek. Komisyona göre, ayrıştırma (decoupling) adı verilen bu düzenleme sayesinde perakende pazar rekabeti en sonunda sağlanacak ve fiyatlar tavanlara gerek olmaksızın rekabetçi seviyelere inecek.

Peki Komisyon’un bu kadar dert ettiği yüksek fiyatlar neydi?

Önceki düzenlemelere göre:

–          Perakende pazarda çağrı başlatmada fiyat tavanı 0,35 Avro,

–          Perakende pazarda çağrı sonlandırmada fiyat tavanı 0,11 Avro’ydu.

Yeni düzenleme ile çağrı başlatma 2012 Haziran itibariyle 0,29 Avro’ya ve 2014 Haziran itibariyle 0,19 Avro’ya düşecek. Çağrı sonlandırmada ise bu tavan önce 0,09 sonra da 0,05 Avro seviyesine inecek.

Türkiye’deki fiyatlar ise AB’dekilerle karşılaştırıldığında astronomik düzeylerde olmaya devam ediyor. Türkiye’de hem toptan hem de perakende pazar rekabetinin son derece düşük olduğu ve BTK’nın elinde fiyat tavanı belirleme gibi bir imkan olmadığı göz önünde bulundurulduğunda, bu pazarın rekabete açılabilmesi ve tüketicilerin yurtdışında konuşurken biraz daha rahat edebilmeleri için ülkemizde ciddi yapısal reformlara ihtiyaç olduğu gerçeği bir kez daha ortaya çıkıyor. Türkiye’deki uluslararası dolaşım pazarının neden rekabete bu denli kapalı olduğunu belirlemek ve çözüm için gereken adımları atmak ise hem RK hem de BTK’nın ortaklaşa hareket etmesini ve bu önemli konuyu çözmek için çaba harcamasını gerektiriyor.

Adalet Divanı’ndan Roaming Yönetmeliği’ne Onay

Avrupa Adalet Divanı, Vodafone kararı ile 717/2007 sayılı Roaming Yönetmeliği’nin hukuka uygun olduğuna karar verdi.

Avrupa Adalet Divanı, Vodafone kararı ile 717/2007 sayılı Roaming Yönetmeliği’nin hukuka uygun olduğuna karar verdi.

 

717/2007 sayılı Yönetmelikle, mobil işletmecilerin uygulayabilecekleri roaming ücretlerinin maksimum sınırları belirleniyordu. Doğal olarak da durumdan memnun olmayan ve önde gelen mobil işletmeciler, İngiliz Otoriteleri’nin Roaming Yönetmeliği’ni uygulama metotlarına karşı itirazda bulundular.

Adalet Divanı’na yöneltilen ilk soru, Avrupa Birliği’nin İşleyişine Dair Anlaşma’nın (Treaty On The Functioning Of The European Union-TFEU) 95.Maddesi’nin Roaming Yönetmeliği’ne hukuki dayanak teşkil edip etmediğiydi. Divan 95.Madde ile öncelikle AB genelinde bir iç pazarın kuruluş ve işleyiş koşullarının geliştirilmesinin amaçlandığını ve anılan maddenin Roaming Yönetmeliği’ne hukuki dayanak teşkil ettiğini teyit etti.

Divan’a göre ulusal düzenlemeler arasında farklılıkların mevcut olması ya da rekabetin bozulması riski, maddenin hukuki dayanak olarak kullanılması için yeterli gerekçe olmasa da, bu madde; bilhassa temel özgürlükleri ortadan kaldıran veya iç pazarın işleyişini doğrudan etkileyen ulusal düzenlemeler arasındaki farklılıkların mevcut olması durumunda uygulanabilir. Böylelikle Adalet Divanı, Roaming Yönetmeliği’nin iç pazarın işleyiş koşullarını geliştirdiğine karar verdi. Buna ek olarak da, Yönetmeliğin kabul edildiği dönemde uluslararası roaming hizmeti ücretlerinin yüksek ve maliyetler ile ücretler arasındaki ilişkinin de tam rekabetçi pazarda sık rastlanmayacak şekilde olduğuna dikkat çekti. Bu koşullar altında yüksek perakende ücretlerinin tüketiciyi koruma birlikleri ve kamu otoriteleri tarafından da Avrupa çapında bir problem olarak görülmesi ve bu problemi mevcut mevzuatla çözme girişimleri de ücretlerin düşmesini sağlayamadığından; iç pazarın uygun işleyişini sağlamak adına 95.Maddeye dayanılarak Yönetmeliğin çıkarılmasının uygun olduğunu belirtti.

Adalet Divanı’na yöneltilen diğer bir soru ise, kullanılan yöntemlerin orantılı olup olmadığıydı. Divan bu soruya da olumlu olarak cevap verdi.

Avrupa Hukuku’nun en genel prensiplerinden biri olan orantılılık, hukuk kurallarının uygulamasının elde edilmek istenen amaçlar için zorunlu olandan fazla sınırlama getirmemesi gerektiğine dayanıyor. Divan da yaptığı incelemede, Komisyon’un bu Yönetmeliği teklif etmeden önce alternatif yöntemler üzerinde detaylı bir çalışma gerçekleştirdiğini, Yönetmeliğin çeşitli türlerini de inceleyerek ekonomik etki değerlendirmesi yaptığını ve o dönemde Avrupa’daki bir arama için ortalama perakende ücretin toptan hizmetin üretim maliyetinden beş kat daha fazla olduğunu açıkladı. Yönetmelikle de birlikte tarifeler aşağı çekilerek aşırı fiyatlamayı önlemenin amaçlandığını ve kullanılan yöntemin de ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olduğunu belirtti.