Yeni hedef: e-ticaret sektörü

Mayıs başında AB Komisyonu’nun rekabet politikasından sorumlu delegesi Margrethe Vestager, e-ticaret sektörüne yönelik inceleme başlattıklarını duyurdu. Açıklamasında AB vatandaşlarının e-ticaret yoluyla mal ve hizmet erişimlerinde önemli engellerle karşılaştığını belirten Vestager, sektör araştırması sonucunda e-ticaret önündeki engelleri ve bunların rekabet ile tüketiciler nezdindeki etkilerini tespit etmeyi amaçladıklarını da söyledi.

Merkel photoAB Komisyonu’nun resmi internet sitesinde yapılan duyuruya göre, internet üzerinden yapılan mal ve hizmet ticareti giderek artarken AB’ye üye devletler arası online satışlarda oldukça yavaş bir büyüme gözlemleniyor. Bu durumun başlıca nedenleri arasında dağıtım anlaşmalarında başka bir AB üyesi ülkeye veya internet üzerinden yapılan satışlara sınırlama getirilmesi ya da farklı bir AB üyesi ülkede e-ticaret yapılabilmesi için yasal düzenlemelerden kaynaklanan ek mali yükümlülüklere katlanılması geliyor.

Komisyon tarafından başlatılan sektör incelemesi, yine aynı gün yayınlanan Dijital Ortak Pazar Stratejisi’ndeki aksiyon planını tamamlayıcı nitelikte. AB tarihinde ilk seçilmiş Komisyon Başkanı olan Jean-Claude Juncker’in en çok önem verdiği konular arasında gelen Dijital Ortak Pazar Stratejisi, temelde AB ülkelerinde aynı e-ticaret kurallarının uygulanmasını, böylece e-ticaret önündeki engelleri aşarak var olan potansiyeli hayata geçirmeyi planlıyor. Bu doğrultuda AB Komisyonu tarafından belirlenen üç farklı öncelikli alan arasında tüketiciler ile işletmelerin AB nezdindeki dijital mal ve hizmetlere etkin erişimlerinin sağlanması, dijital ağ ve hizmetlerin gelişmesi için en uygun ortamı yaratmak ve gelişme potansiyeline sahip Avrupa Dijital Ekonomisi ve topluluğunu oluşturmak yer alıyor[1].

Dijital Ortak Pazar Stratejisi’ni yeniden AB gündemine getirmek, var olan kuralları az çok değiştirmek ve düzenlemek, üstüne bir de sektör incelemesi başlatmak…

Hikâyenin arka planı burada başlıyor.

Öncelikli alanlar arasında yer alan dijital ağ ve hizmetlerin gelişmesi için en uygun ortamı yaratmak. Açıklaması ise daha güçlü bir dijital veri koruması sistemi oluşturabilmek. Peki ama neden?edward snowden

Edward Snowden. Eski CIA ve NSA çalışanı, Amerikalı bilgisayar uzmanı. NSA’nın gizli belgelerini sızdırması üzerine Avrupa’nın internet sunucularının, firmalarının, şirketlerinin hatta devlet başkanlarının dahi izlendiği ve dinlendiği ortaya çıktı. Medyanın da etkisiyle çoğu insan onu muhbir, ispiyoncu veya vatan haini azınlıkta kalan bir grup ise kahraman olarak tanıdı. Bu dönemde AB üyesi pek çok ülkeye yaptığı sığınma talebi reddedildi ve şu anda Rusya’da adresi gizli tutulan bir merkezde sığınmacı olarak hayatını sürdürüyor.

Şimdi geriye dönüp tekrar bakalım.

Tüketiciye daha iyi hizmet getirmek istiyoruz… KOBİ’ler diğer AB ülkelerine satış yapamıyorlar… Önemli bir gelir potansiyelinin önündeki engelleri kaldırıyoruz…

Pek de inandırıcı gelmiyor sanki.

[1] Niçin Dijital Ortak Pazar Stratejisi’ne ihtiyaç duyulduğunu anlatan Komisyon’un kısa broşürüne buradan ulaşabilirsiniz

2014 Rekabet Raporu

Rekabet Raporu bu yıl KOBİ’ler özelinde karşımıza çıkıyor. Rapor’u öncesi ve sonrasıyla Can İtez anlatıyor.

Rekabet Kurumu’nun 2011’den beri her sene yayınladığı Rekabet Raporu’nun 2014 temasını KOBİ’ler oluşturdu. Rekabet Kurumu’nun KOBİ’lere karşı bu seçici yaklaşımının altında yatan en önemli nedenler, KOBİ’lerin Türkiye ekonomisindeki yeri ve 17 yıllık geçmişinde Rekabet Kurumu’nun KOBİ’lerle az sayılamayacak etkileşimidir. Rekabet Kurumu bu etkileşimlerin bazılarında gelişme potansiyeline saygı duyduğu bu işletmelere büyümeleri konusunda idari para cezaları ile köstek olmamak gibi seçimlerde bulundu. Belki de 2013 içinde çokça göze çarpan Kanun’un 9/3. maddesinin uygulaması da aslında Kurum’un rekabet politikası tercihleri ve 2014 Raporu’nun ithaf olunan tarafının KOBİ’ler olacağı konusunda bize göz kırpıyordu.

small-business-actRapor’un ilk önemli özelliği KOBİ’lerin kurum, kurallar ve pazar uygulamaları özelinde karşılaştıkları sorunlarla ilgili yol göstermek. Bu anlamda KOBİ’lere sunulan 40 soruluk anket samimi bir amaca hizmet etmiş fakat anketi cevaplandıran KOBİ’lerin sayısı sınırlı olmuş görünüyor (yaklaşık 250). Bir yandan Rekabet Kurumu pazar oyuncularına hitap edip edemediğini sorup soruşturduğu kendi iç hesaplaşmasını, bir yandan da “geleceğin büyük pazar oyuncularının” rekabet kurallarından haberdar olup olmadığını, haberdarsa bu kurallardan ne anladıklarını ortaya koymakta. Bu anlamda Rekabet Kurumu’nun idari para cezası kesen otorite kimliğinden ziyade Rekabet Savunuculuğu kimliği ile görmüş bulunduk.

Rapor’un ikinci önemli özelliği ise, otoritenin doğasından kaynaklanan, piyasalardaki rekabeti koruma. Rekabet ihlallerinde KOBİ’ler hem mağdur hem de mağduriyete sebep olan rollerde bulunabiliyor, rekabet ihlali ile bir şekilde münasebeti olan her şirket gibi. Ancak küçük boyutlu ticaret birimleri olmaları nedeniyle herhangi büyük bir şirketin rekabet ihlallerinden etkilendiğinden daha fazla etkilenebiliyor da. Görünmez elin doğal seleksiyonuyla seçilip büyümesini beklediğimiz KOBİ’lerin büyümesine ihlaller ile vurulabilen ket de cabası. Öte yandan, mağduriyete sebep olan KOBİ’ler, Rekabet Kurumu’nun 17 yıllık deneyiminde Kurul’un ve uzmanların her karşısına çıktığında, belki de içlerini sızlatan, heyhat, yaptığının kanuna aykırı olduğunu bilmeden kafası karışmış işletmelerdir.

Bu noktada, hak ve yükümlülükleri bilmemenin bahane olmadığı ve bunları bilmenin yolunun çoğu zaman ancak danışman hukukçu müessesesi ile mümkün olabildiği günümüz sisteminde; Rekabet Kurumu’nun uzattığı bu yardım elini saygıyla karşılıyor, samimiyetine inanıyorum. Piyasaların önemli rekabet unsuru olan/olacak KOBİ’leri kendi faaliyet alanında yalnız bırakmayan Rekabet Kurumu’nun 2014 Rekabet Raporu’nun rekabet savunuculuğu kimliğine yakışan olumlu bir adım ve sağlıklı bir rekabet politikası olduğu açık.

AB birleşme/devralma incelemelerini basitleştiriyor

Birleşme/devralma işlemlerinin hem değerlendirmesinde, hem de taraflarından istenen bilgilerin azaltılmasında rol oynayacak bir değişiklik. Tolga Aytemizel anlatıyor.

Avrupa Birliği, birleşme/devralma işlemlerinin hızlanması ve idari yükün azaltılması amacıyla uygulanacak prosedürlerin basitleştirilmesine yönelik bir dizi değişiklik kararı aldı. 2014 itibariyle yürürlüğe giren bu basitleştirme paketini iki ana başlıkta özetlemek mümkün:

  • mazeRekabet karşıtı etkilerin olası olmadığı durumlarda kullanılan basitleştirilmiş prosedür kapsamının artırılması:

Yatay işlemler için pazar payı eşikleri %15’ten %20’ye, dikey için %25’ten %30’a çıkarılırken, toplam pazar payının %20-%50 arası olduğu durumlarda hızlandırılmış prosedüre imkan tanınıyor.

  • Taraflardan istenen bilgilerde yapılan değişiklikler

Tüm birleşme/devralma işlemlerinde taraflardan istenen bilgilerden bazılarının kaldırılması ve işlem konusuna bağlı olarak bazılarından da muafiyet tanınacağı belirtiliyor. Ayrıca, talep edilecek bilgilerin farklı kategorilere uyarlanması sonucunda ön bildirim işleminin hızlandırılması da gündemde (Buna örnek olarak Avrupa Ekonomik Alanı dışındaki ortak girişimler için aşırı basitleştirilmiş bir prosedür uygulanması, etkilenen pazarın küçük olması durumunda uygulanan hızlı prosedürün de kapsamının artırılması amacıyla eşiklerinin artırılması veriliyor).

İlk adımın basitleştirilmiş prosedüre dahil edilen tüm birleşme/devralma bildirimleri oranını %10 artırarak %60-70’a çıkarması beklenmekte. Dolayısıyla değişikliklerin birleşme/devralma işlemlerindeki birçok maliyeti azaltıp rekabet politikasını etkin bir şekilde kullanmak amacıyla öne çıkarılmış olduğu görülüyor.

İkinci kısım ise birleşme/devralma formlarının doldurulması için gereken bilgi miktarını azaltmayı hedefliyor. Fakat potansiyel etkiler ile ilgili bazı şüpheler de mevcut. AB’nin bu yeni yaklaşımının teşebbüslerin önceden hazırlanması gereken destekleyici bilgiler konusundaki yükümlülüklerinin arttığına dair değerlendirmeler göze çarpıyor.

Doğalgaz Sektör Araştırması

Rekabet Kurumu doğal gaz sektörüne ilişkin kapsamlı bir sektör araştırması yaptı.

Türkiye’de 2001 yılında yürürlüğe giren 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu ile bir taraftan elektrik piyasasında, diğer tarafta ise doğal gaz piyasasında bir serbestleşme süreci başladı.

Ürettiğimiz elektriğin yaklaşık % 46 oranında doğal gaz çevirim santrallarında üretildiği düşünüldüğünde, bu piyasalar arasında sıkı bir bağ olduğu, bu nedenle enerji sektöründe etkili bir reformdan beklenen sonuçların elde edilebilmesi için,  elektrik piyasaları ve doğal gaz  piyasalarının serbestleşme süreçlerinin birbirlerine olan etkileri dikkate alınarak yürütülmesi gerektiği kabul ediliyor.

Elektrik piyasasında üretim, iletim, dağıtım ve tedarik aşamalarının ayrıştırması tamamlandı. Üretim ve tedarik seviyelerinde çok sayıda özel şirket piyasaya girdi. Geciken özelleştirmelerin tamamlanmasıyla planlanan reformun önemli bir kısmı gerçekleştirilmiş olacak. Doğal gaz piyasasında ise 2001 yılından bu yana atılan adımlarla birlikte sektörde BOTAŞ yanında özel şirketler de faaliyette bulunmaya başladı. Ancak bu faaliyetler, bazı engeller nedeniyle belli bir seviyeyi henüz aşamadı. Doğal gaz piyasasının serbestleşmesinin önündeki bu engellerin kaldırılması adına kritik adımların atılması beklenen şu günlerde Rekabet Kurumu doğal gaz sektörüne ilişkin kapsamlı bir sektör araştırması yaptı.

Çalışmada, yapılan sektör araştırmasının asıl amacının rekabet hukuku uygulamalarından çok rekabet politikaları çerçevesinde görüş oluşturması olduğu vurgulanıyor. Bu amacı çalışmanın bütününde ve son bölümünde rekabet politikası önerileri başlığı altında getirdiği somut önerilerden de anlamak mümkün.

Toplam yedi bölümden oluşan çalışmada, enerji sektörü ve rekabet politikası, doğal gaz piyasaları ve rekabet politikası, Türkiye doğal gaz piyasalarının serbestleşme sürecinde sorun ve yöntem tespiti, bu süreçte öne çıkan hususlar, BOTAŞ’a ilişkin gerek davranışsal gerekse yapısal durumu konuları ele alınıyor ve çalışmaya rekabet politikası önerileri ile son veriliyor.

Çalışmada Türkiye doğal gaz piyasaları dört aşamalı evrim modeli kapsamında incelenmiş. Bu yöntem gelişimi, doğuş, büyüme, gelişme ve olgunlaşma olmak üzere 4 seviyede ele alıyor ve devletin rolü, talep yapısı, alt yapı ve toptan satış aşamalarının gösterdiği özelliklere göre ele alınan piyasayı konumlandırıyor. Sektör raporu Türkiye doğal gaz piyasasında devletin rolü, talep yapısı, alt yapı ve toptan satış aşamalarının gösterdiği özellikleri değerlendirerek, piyasanın büyüme aşamasında olduğu sonucuna varıyor. Bu noktada, 2001 yılında kabul edilen 4646 sayılı Kanun’un öngördüğü rejimin Türkiye’deki duruma uymayan bu nedenle de hayata geçirilmesi mümkün olmayan bir rejim olduğunu vurguluyor. Özetle gelişme ve olgunlaşma aşamasında olan bir piyasaya uygun olabilecek bir rejimin, doğuş ve büyüme aşamasında olan bir piyasaya biraz bol geleceğine, bunun ise etkin bir rekabet politikası olmadığına işaret ediliyor.

Çalışmada LNG ve depolama projelerinin ve altyapı yatırımlarının önemine vurgu yapılıyor. Bu şekilde kaynak çeşitlendirmesinin sağlanacağı, yeni girişimcilerin pazara girmelerine imkan sağlanacağı, boru hatlarıyla tedarik konusunda çeşitli sebeplerle yaşanabilecek krizlerin daha kolay atlatılabileceği vurgulanıyor.

Katılımcı sayısını artırmak için 4646 sayılı Kanun’daki kontrat devri yönteminin uygulanamadığını, bu nedenle bu yöntemin terk edilerek miktar devri yönteminin benimsenmesinin uygun olacağı vurgulanıyor. Bu yöntem kontrat devrinden farklı, BOTAŞ, ihracatçı ülke karşısında sözleşmenin tarafı olmaya devam ediyor, ancak gazın ulusal şebekeden itibaren belli miktarının ticaretini yapma hakkını yeni katılımcılara bırakıyor. Sözleşme devri yönteminde ihracatçıların isteksizliği, BOTAŞ’ın azalım gücünün azalmasının yaratacağı sıkıntılar dikkate alındığında bu tespitin yerinde olduğunu ve önerilen metodun daha pratik bir şekilde çalışabileceğini düşünüyoruz.

Çalışmada talep yapısı bakımından, tüketicilerin özellikle elektrik santrallerinden oluşan büyük tüketiciler ve hane halkının merkeze konduğu dağıtım şirketleri şeklinde ikiye ayrılarak ele alındığı görülüyor. Ayrıca elektrik santrallarının alıcı gücünün yaratacağı baskının önlenmesi için bunların gaz tedarikine yönelik bütünleşmeleri ve arz güvenliği bakımından da LNG ticaretinin önemine vurgu yapılıyor.

Hane halklarına yapılan satışlar bakımından ise, politik ve sosyal boyutların belli güçlükleri beraberinde getirdiği ancak doğru fiyatlandırmanın bu alanda rekabetin tesisinde önemli olduğu ifade ediliyor. Gerçekten de Türkiye’de hane halkına sağlanan gazın olması gerekenden düşük fiyatla sağlandığı, bunun ise piyasaya yeni girişlerin önünde bir engel oluşturması karşısında çalışmanın bu konuyu  da gündeme getirmiş olmasının isabetli olduğunu düşünüyoruz.
Doğal gaza olan bağımlılığın azaltılması için alternatif birincil enerji kaynakları olarak yerli kömür ve nükleer yatırımlarının önemi de çalışmada ele alınan hususlar arasında.

BOTAŞ’a ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı bölümde, BOTAŞ’ın fiyatlandırma politikasının piyasa yapısına etkilerine değinilmiş. Bu noktada mevcut hukuki yapı itibariyle, BOTAŞ’ın davranışlarının devlet politikasının ürünü olması sebebiyle rekabet hukukunun kapsamı dışında kalacağı, ancak ticari bir teşebbüs haline dönüştürülmüş bir BOTAŞ’ın rekabet hukukunun konusuna girebileceği vurgulanmış. BOTAŞ’ın yeniden yapılandırılması için uygun metodun hangisi olacağı sorusuna ise, Türkiye’nin özellikleri dikkate alındığında mülkiyet ayrıştırmasına gidilmesinin doğru bir yol olmayacağı şeklinde yanıt verilmiş.

Çalışma, ilk aşamada yapılması gerekenler, 2018 yılına kadar yapılması gerekenler ve 2018-2023 yılına kadar yapılması gerekenler olmak üzere 3 aşamalı rekabet politikası önerileri ile son buluyor.

Sektör araştırmasının Rekabet Kurumu’nun internet sayfasında yayımlanmasının üzerinden çok geçmeden, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Taslağı Kamuoyu ile paylaşıldı. Bu bakımdan Kurum’un yaptığı çalışmanın zamanlamasının son derece isabetli olduğunu, doğal gaz piyasalarını gelecekte nelerin beklediğini bilmek isteyenlere kanun taslağı ile birlikte sektör raporuna da göz atmalarını tavsiye ediyoruz. Çalışmaya buradan ulaşabilirsiniz.