Münih’de FIBA’ya ihtiyati tedbir

Münih Yerel Mahkemesi, Uluslararası Basketbol Fedarasyonu’nu (The International Basketball Federation – FIBA) Euroleague Basketball katılımcılarına yaptırım uygulamaktan men etti.

FIBA ve federasyonun Avrupa ayağı olan FIBA Europe, Euroleague ve Eurocup’a alternatif olarak, Avrupa genelinde bir basketbol ligi düzenlemek istedi. Euroleague ve Eurocup’ı 2000 yılından beri düzenlemekte olan Euroleague Basketball şirketi ile FIBA arasında, bu yeni ligin formatı üzerine görüşmeler sürüyordu; ancak görüşmeler 2015’te anlaşmazlıkla sonuçlandı. Bunun üzerine, FIBA kendi ligini düzenleme kararı alsa da kimi takımlar Euroleague organizasyonlarına katılmayı tercih edecekleri yönünde bir tutum sergilediler.

7904893878_68017d41ae_oFIBA ise açılışını bu sonbaharda yapmayı planladığı kendi ligi ile bağlantılı olarak, ulusal federasyonların kendilerine bağlı kulüplerin yalnızca FIBA tarafından onaylanan etkinliklere katılmasını sağlamakla yükümlü olduğu yönünde bir kural getirdi. Bunun üzerine Federasyon’un yönetim kurulu, Euroleague’in etkinliklerini destekleyen ulusal federasyonların milli takımlarının FIBA’nın Avrupa organizasyonlarında yer alamayacağına karar verdi ve kendi üyesi bulunan kulüpleri bu konuda uyardı. Belirtelim ki, FIBA’nın düzenlemelerine uymayan ulusal federasyonlara ceza verme yetkisi bulunmakta. Bir diğer deyişle FIBA söz hakkın kendisinde bulunduğu uluslararası etkinlikler bakımından, milli takımları bu etkinliklere katılmaktan men edebilir.

Bu gelişmeler üzerine, Euroleague Şubat ayında FIBA’nın hakim durumunu kötüye kullandığı iddiası ile AB Komisyonu’na şikayette bulundu. Euroleague’in açıklamaları, Federasyon’un basketbol etkinlikleri açısından hakim konumunda bulunduğu ve takımların karar verme özgürlüğünü kısıtlayarak hakim durumunu kötüye kullandığı yönünde. Ayrıca, kulüplerin kollektif olarak Euroleague’in hisselerinin yarısından fazlasına sahip olduğu göz önünde tutularak, profesyonel spor organizasyonlarının düzenlenişi konusunda karar merciinin hissedarlar olması gerektiğini savunuyorlar.

Henüz AB Komisyonu’nun incelemesi sonuçlanmış değil, ancak Münih Yerel Mahkemesi, bir ihtiyati tedbir kararı verdi ve FIBA’yı kulüplere ve ülke federasyonlarına yaptırım uygulamaktan men etti. Rio de Janeiro’da gerçekleşecek yaz olimpiyatlarına katılacak takımların önümüzdeki ay belirleneceği ve ayrıca önümüzdeki yıl da uluslararası basketbol turnuvası Eurobasket’in düzenleneceği göz önüne alındığında, AB Komisyonu’ndan gelecek kararı beklemeden bir ihtiyati tedbir kararı alma yoluna gidilmesi mantıklı gözüküyor.

FIBA’nın merkezi Münih’te bulunduğu için Münih Yerel Mahkemesi’nde açılan davada verilen bu karara, 6 Haziran 2016 tarihinde FIBA tarafından itiraz edildi. Şimdi, Münih Bölge Mahkemesi’nin konu ile ilgili karar vermesi bekleniyor.

– Gülce Korkmaz –

AYM’nin Passolig kararı yayımlandı

Anayasa Mahkemesi’nin Passolig kararı yayımlandı. Belit Polat bahsediyor.

Taraftar Hakları ve Dayanışma Merkezi’nin Türkiye Futbol Federasyonu ve Aktif Bank aleyhine Passolig uygulamasının iptali için açtığı davada Ankara 16. Tüketici Mahkemesi, 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un söz konusu e-bilet uygulamasına olanak tanıyan hükümlerinin iptali istemiyle konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşımıştı.

Tüketici Mahkemesi, ilgili maddelerin Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu iddia ediyordu. Anayasa Mahkemesi ile iptal istemiyle yapılan başvuruyu oyçoğunluğuyla reddetmişti. Federasyonların, kart bilgilerinin kulüpler adına reklam ve pazarlamasındaki yetkilerini kısmen veya tamamen üçüncü kişilere devredebileceğine yönelik hükmün ise iptaline karar vermişti.

Yüksek Mahkeme’nin gerekçeli kararı bugün Resmi Gazete’de yayımlandı. Kararı hızlıca gözden geçirdiğimizde, Passolig uygulamasının sporda şiddetin önlenmesine katkı sağlayabileceği ve kamu yararı amacına hizmet edebileceği vurgusunun yer aldığını görüyoruz. Federasyona verilen yetki ise bu amacı gerçekleştirmeye elverişli görülmüyor ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılıyor. Kısacası, maça gitmeyi özlemeye devam edeceğim  gibi görünüyor.

Detayları sonraya bırakmak üzere, kararı okumayı dilerseniz buradan ulaşabilirsiniz.

RK’dan ‘Kapsam Dışı Kararı’, Aziz Yıldırım’a Şikeden Ceza

Şike kararı açıklandı.

Tüm Türkiye futbolda şike iddialarıyla ilgili mahkemenin vereceği kararı merakla bekliyordu. Nihayet dün karar açıklandı. Aziz Yıldırım dahil bazı sanıklara ceza verildi; fakat tutuklukta geçen süreler hesaba katılarak tahliye kararları da çıktı.

Rekabet Kurulu’nun “futbolda şike” iddialarına ilişkin gerekçeli kararı da yakın bir zamanda yayınlanmıştı. Başvuruda 2010-2011 yılı Türkiye Futbol Federasyonu Süper Ligi futbol karşılaşmalarına yönelik şike iddialarının, Rekabet Kanunu kapsamında olduğu söylenmiş ve tabiri caizse Kurum’un olaya el atması istenmişti.

Öncelikle kararın ilgi çekici olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim, zira 4 sayfalık gerekçeli karara 13 sayfalık karşı oy yazısı yazılmış ve pek çok istatistiksel veri kullanılmış. Peki Kurul ne karar vermiş?

Kurul, futbolda şike iddialarının Kanun kapsamında olmadığını söylemiş ve başvuruyu reddetmiş. Kararında temel olarak futbol kulüplerinin Rekabet Kanunu kapsamında değerlendirilebilmek için birer “teşebbüs” olup olmadıklarını ve şike iddialarına yönelik faaliyetlerinin iktisadi bir faaliyet sayılıp sayılamayacağını tartışmış. Yayın ve sponsorluk haklarının pazarlanmasına ilişkin olarak verdiği Teleon, TFF&TRT kararlarıyla Galatasaray&Fenerbahçe&Beşiktaş kulüpleri ve Biletix kararlarına atıf yapan Kurul, bu kararlarda TFF ile futbol kulüplerinin birer teşebbüs olarak kabul edildiğini belirtmiş. Avrupa Komisyonu’nun da UEFA Şampiyonlar Ligi, Bundesliga ve FAPL kararlarında yayın haklarının pazarlanmasının rekabet hukuku çerçevesinde ele alındığı söylenerek “teşebbüs” sayılma savı desteklenmiş.

Buraya kadar her şey normal. Asıl olay, futbol kulüplerinin iddia konusu eylem bakımından “iktisadi faaliyette bulunup bulunmadıkları” noktasında ortaya çıkıyor.

Kurul “iktisadi faaliyette bulunma” ifadesinden mal veya hizmetin üretilmesi,satılması ya da pazarlanmasına ilişkin bir faaliyetin anlaşılması gerektiğini söylüyor. Kulüplerin bilet ve yayın haklarının satışı ile reklam ve sponsorluk haklarının satışı, futbolcu transferi gibi alanlardaki faaliyetlerinin iktisadi olduğunu belirtiyor ANCAK sportif performans¿ ile iktisadi performansın birbirinden ayırt edilmesi gerektiğini de ekliyor. Sportif müsabakaların bir takım kazanç beklentilerini içinde barındırsa da sportif başarıya bağlı olarak elde edildiğini, bu nedenle de sportif müsabakaların birer iktisadi faaliyet sayılamayacağını söyleyerek başvuruyu reddediyor.

Karşı oy yazısında ise büyüyen futbol endüstrisinden bahsedilmiş, aslen sportif başarının iktisadi başarıyı beraberinde getirdiği, futbolun varlık nedeninin müsabaka olduğu ve müsabaka olmadan ekonomik gelir elde edilemeyeceği temel fakat çarpıcı sorularla açıklanmaya çalışılmış:

Sportif faaliyet yokken maç bileti satılabilir mi, sponsor bulunabilir mi, naklen yayından para alınabilir mi, logolu ürünler satılabilir mi?

Özetle;
Kara Kartal Beşiktaş!
Sarı Kanarya Fenerbahçe!
UltraAslan Galatasaray! ve daha niceleri…

İkinci bir karara kadar, şike iddiasıyla karşılaşılırsa ne olur? Müdahale olmaz. En azından rekabet hukukunda.