“Yapısal Sorunlar Perspektifinden Verimlilik ve Gıda Enflasyonu” konferansından notlar

Gülce Korkmaz, konferansa dair notlarını paylaşıyor.

TÜSİAD tarafından düzenlenen “Yapısal Sorunlar Perspektifinden Verimlilik ve Gıda Enflasyonu” Konferansı 28 Eylül 2016 tarihinde, İstanbul’da gerçekleştirildi.

_13a5099Konferansta, TÜSİAD tarafından yayınlanan “Yapısal Sorunlar Perspektifinden Gıda Enflasyonu” raporunun lansmanı yapıldı ve gıda ve tarım sektöründe enflasyona yol açan yapısal sorunlar masaya yatırıldı.

Tekfen Tower’da gerçekleşen konferansın açılış konuşmalarını ise, T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk ÇELİK ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen BAŞARAN-SYMES yaptı. Ardından, Balcıoğlu Selçuk Akman Keki Avukatlık Ortaklığı Kıdemli Ortağı ve Bilkent Üniversitesi Öğretim Görevlisi Şahin ARDIYOK ile TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Metin AKMAN  “TÜSİAD Çalışmaları Hangi Yapısal Sorunlara Dikkat Çekiyor?” başlıklı bir konuşma yaptı.

Ardıyok ve Akman, konuşmalarında yapısal sorunların neler olduğu, verimlilikle ilişkisi, gıda fiyatlarının artmasının yapısal sorunlarla bağlantısı konularının üstünde durdu. Ayrıca, yapısal sorunların çözümünde önceliklendirme ve TÜSİAD çalışma grubunun bundan sonra üzerinde çalışması gereken konular hususunda da Akman, Ardıyok’a sorular yöneltti.

Ayrıca, konferansta “Gıda, İçecek ve Tarım Sektöründe Yapısal Sorunlar Perspektifinden Verimlilik ve Gıda Enflasyonu” paneli gerçekleştirildi ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Türkiye Temsilcisi Yuriko SHOJİ, TED Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erol ÇAKMAK, Kalkınma Bakanlığı Tarım Dairesi Başkanı Dr. Taylan KIYMAZ, SÜTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem YILMAZ ve Ekonomi Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Vekili Hüsnü DİLEMRE bu panele konuşmacı olarak katıldı.

Lansmanı yapılan “Yapısal Sorunlar Perspektifinden Gıda Enflasyonu” raporunda, Türkiye’de gıda fiyatları enflasyonunun nedenlerine ilişkin tespitler yapılıyor ve bu tespitler ampirik analizlerle destekleniyor. Raporda,  gıda fiyatları enflasyonuna ilişkin bakış açısı makroekonomi ve para politikası ekseninden çıkartılarak gıda, içecek ve tarım sektörlerinde yaşanan yapısal sorunlara odaklanılıyor. Raporda Türkiye’de gıda fiyatları enflasyonunun nedenlerine ilişkin tespitler oluşturulurken kısa ve orta/uzun vadeye yayılmış politika önerileri geliştirilmesi amaçlanmakta.

Konferansla ilgili daha detaylı bilgiler ve TÜSİAD’ın raporuna buradan ulaşılabilir.

 

Yapısal Sorunlar Perspektifinden Verimlilik ve Gıda Enflasyonu Konferansı

28 Eylül 2016 tarihinde TÜSİAD tarafından, “Yapısal Sorunlar Perspektifinden Verimlilik ve Gıda Enflasyonu Konferansı” gerçekleştirilecek.

28 Eylül 2016 tarihinde TÜSİAD tarafından, “Yapısal Sorunlar Perspektifinden Verimlilik ve Gıda Enflasyonu Konferansı” gerçekleştirilecek.

“Yapısal Sorunlar Perspektifinden Verimlilik ve Gıda Enflasyonu Konferansı”, gıda enflasyonunun sektördeki yapısal sorunlarla bağlantısı üzerine yoğunlaşacak. Konferansta; gıda fiyatlarının neden arttığı, enflasyondaki artışın gıda sektöründeki fiyat artışıyla açıklanıp açıklanamayacağı, gıda sektörünün üretim verimliliğini etkileyen faktörlerin neler olduğu gibi sorulara cevaplar aranacak ve gıda, tarım ve içecek sektörünün yapısal sorunları ile çözüm önerileri üzerinde durulacak.

Etkinlikte, Balcıoğlu Selçuk Akman Keki Avukatlık Ortaklığı’ndan Rekabet ve Regülasyon Birimi Başkanı Kıdemli Ortak Avukat Şahin Ardıyok konuşmacı olarak yer alacak. TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Metin Akman’la birlikte gerçekleştirilecek konuşmada, Ardıyok “TÜSİAD Çalışmaları Hangi Yapısal Sorunlara Dikkat Çekiyor?” başlığı altında, Metin Akman’ın sorularına yanıt verecek.

Açılış konuşmalarının T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes tarafından yapılacağı etkinlik, 28 Eylül 2016 tarihinde Tekfen Tower’da gerçekleşecek. Konferansla ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşılabilir. Konferansın programı ise şu şekilde:

blog-foto2

 

 

 

 

 

 

 

 

Avustralya’da rekabet hukuku esintisi

Uluslararası Rekabet Ağı (ICN)’in her yıl gerçekleştirdiği konferans geçtiğimiz hafta Avustralya’nın Sydney kentinde yapıldı. ICN’in kurucu üyelerinden Avustralya Rekabet Otoritesi (ACCC) tarafından düzenlenen konferansa pek çok ülkenin rekabet otoritelerinden temsilciler yanı sıra özel sektörden de pek çok değerli yetkili katıldı. ICN’in çalışma grubu tarafından düzenlenen oturum ve panellerde, kartel ve pişmanlık başvurularından rekabet soruşturmalarında yürütülen etkinlik analizleri ve kullanılan ekonomik analizlere rekabet gündeminde bulunan pek çok konu tartışıldı. Hızlı gelişen pazarlar ve online ortamda karşılaşılan rekabet ihlalleri özelinde panellerin düzenlendiği konferansa Türkiye’den Balcıoğlu Selçuk Akman Keki Avukatlık Ortaklığı ortaklarından Şahin Ardıyok beraberinde 3 temsilci daha konuşmacı olarak katıldı.

Şahin Ardıyok, “Pişmanlık Başvurusu Haricinde Kartel Soruşturmalarında Kullanılan Yöntemler” adlı panelde sunumunu rekabete aykırı anlaşmaların tanımlanmasında ekonomik analizin yeri ve normatif açıdan etkinlik tartışmaları üzerine gerçekleştirdi. Amaç ve delil arasındaki etkinin ve pişmanlık başvurularına bağlı kalmadan elde edilen delillerin ekonomik analizinin önemini irdeleyen Ardıyok, delillerin etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamak için şikâyetçilerin şeffaf bir şekilde bilgilendirilerek motive edilmesi gerektiğini, pazarların proaktif ekonomik gereçler ile önceliklendirilmesi gerektiğini dile getirirken ihlallerin belirlenmesi ve soruşturmaların belirli bir yapıya oturtulmasının önemini vurguladı. Ardıyok,  konuşmasında şikâyetler, pazar araştırmaları, pazar gözlemleri, sektör denetlemeleri, içtihat analizleri gibi pişmanlık haricinde delil toplamada etkili olan gereçlerin doğru bir şekilde kullanılmasının pişmanlık başvurularını da tetikleyeceğine değindi.

Etkinlik analizlerinin etkili hale getirilmesinin tartışıldığı panele Rekabet Kurulu’ndan Ali Arıöz ve ACTECON’dan Fevzi Toksoy konuşmacı olarak katılırken ELİG’den Gönenç Gürkaynak da konuşmasında uzlaşma ve pişmanlık başvurularında uluslararası işbirliğini ele aldı.

29 Nisan – 1 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşen konferansta rekabet gelişmeleri ve kurallarına yönelik uluslararası işbirliği, ICN’in rekabet otoriteleri, diğer uluslararası kuruluşlar ve özel sektör ile etkileşimi yanı sıra etik kuralları, adillik ilkesinin üstünlüğü, yolsuzluk ile mücadele gibi konular da tartışıldı.

İstanbul, Uluslararası Rekabet Hukuku Zirvesi’ni ağırlıyor!

25 Mart’ta gerçekleşecek ve gün boyu sürecek olan Uluslararası Rekabet Hukuku Zirvesi, şirket avukatları ve yöneticilerine yönelik zengin bir içerikle Taksim’deki Grand Hyatt Otel’de yapılıyor.

CaptureRekabet dünyasında ileri gelen online araştırma platformu olan Wolters Kluwer tarafından organize edilen ve Rekabet Kurumu, European Company Lawyers Association, Asian Competition Forum, International Law Association, The British – Turkish Lawyers Association gibi kuruluşların katkılarıyla düzenlenen zirveye, Balcıoğlu Selçuk Akman Keki Avukatlık Ortaklığı Rekabet Grubu’nun Kıdemli Ortağı Şahin Ardıyok da konuşmacı olarak katılıyor.

Türk rekabet hukuku ile yeni gelişen Suudi Arabistan rekabet hukukunun yapısı ve bu yapıların Uluslararası Rekabet Ağı’nın (ICN) tecrübesi ve öngörüleri ile etkileşimini paylaşacak olan Şahin Ardıyok,  rekabet uyum programlarının uluslararası ortamda ve Türkiye’deki önemi ve etkisini tartışacak.

Rekabet Kurulu üyelerinden Dr. Murat Çetinkaya’nın yanı sıra akademisyenler ve uluslararası hukuk firmaları temsilcilerinin de katılacağı ve sunumlar beraberinde açık oturumun da yer alacağı bu etkinlik, rekabet hukuku dünyasının mesleki ve ticari yönü hakkında etraflı bilgi verecek.

Katılmayı düşünürseniz, etkinlik hakkında aşağıda belirtilen detaylı bilgilere bakmanızı öneririz; Turkey & Middle East: Global Competition Law Forum

Enerji Hukuku Sempozyumu

Enerji Hukuku ile ilgilenenlere yeni bir Sempozyum haberini Belit Polat veriyor.

Enerji Hukuku gönüllülerine iyi bir haber vereyim. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile Noterler Birliği tarafından, Uluslararası Enerji Hukuku Sempozyumu gerçekleştiriliyor. Çok sayıda uygulamacı, akademisyen ve Kurum uzmanlarının katılım göstereceği Sempozyum, 22-23 Mayıs tarihleri arasında Ankara’da!

Düzenlenecek Sempozyum’da, Balcıoğlu Selçuk Akman Keki Avukatlık Ortaklığı ortaklarından eski Rekabet Kurumu Uzmanı Av.Şahin Ardıyok da konuşma yapacak. Türkiye’nin enerji endüstrisindeki yasal gelişimine dikkat çekecek olan Ardıyok, elektrik piyasasındaki yasal düzenlemeleri irdeleyerek yenilenebilir enerji hakkındaki düzenlemeleri masaya yatıracak. Ayrıca Dentons’ın diğer Ortaklarından Ian McGrath ve Liz Tout ise, elektrik ve doğalgaz piyasalarına yönelik hukuki uyuşmazlıklar  hakkında katılımcılara bilgi verecek.

Program hakkında detaylı bilgileri buradan inceleyebilirsiniz.

Rekabet Kanunu Tasarısı ve Ceza Yönetmeliği Taslağı

Rekabet Hukuku Dünyasını en çok heyecanlandıran iki konuyu tartışmak üzere bu Cuma buluşuyoruz. Belit Polat haber verdi.

Çok yazılıp çizileceğe benzeyen bu iki birbirinden önemli konu, İstanbul Barosu tarafından düzenlenen panelde masaya yatırılıyor.

Daha önce yine PazarlardanHaberler’de duyurduğumuz üzere, Rekabet Kanunu Tasarısı rekabet kurallarına yönelik pek çok köklü değişikliği beraberinde getiriyor. Ceza Yönetmeliği ise, rekabeti ihlal eden teşebbüslere verilecek cezanın tespitine yönelik yenilikleriyle Rekabet Kurumu’nun gündeminde yer alıyor.

Kısaca hatırlatacak olursak; Kanun Tasarısı ile öngörülen “uzlaşma” müessesesinden Kurum’un yerinde inceleme yetkilerine ve hatta hakim durum incelemelerinde kullanılan testlerin değişmesine kadar birçok konunun rekabet hukuku dünyası tarafından tartışılması gerekiyor. Ceza Yönetmeliği Taslağı bakımından ise, para cezasında alınacak tutara yönelik yenilikler zaten başlı başına her bir teşebbüsü ve uygulamacıları ilgilendiriyor. Bu tartışmalar kapsamında, Şahin Ardıyok ve Ali Ilıcak’a da mikrofon uzatılıyor.

İstanbul Barosu Tüketici Hakları ve Rekabet Hukuku Merkezi tarafından düzenlenecek panel, tüm bu tartışmalara 2 Mayıs Cuma günü ev sahipliği yapacak. İstanbul Çağlayan Adliyesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek panele hepimiz katılıyoruz. Siz de gelmek isterseniz, programın detaylarını buradan okuyabilirsiniz.

Yurtdışı seyahatlerden feyz almalı

Bir kartelin faka bastırılması mı demeli? ICN konferansındaki sözlerin Türkiye’deki soruşturmalara etkisi mi?
Belit Polat yazdı.

Uluslararası Rekabet Ağı olarak bilinen ve ülkelerin rekabet hukuku alanındaki deneyimleri paylaşılarak uyumu artırmaya yönelik çalışmaların yapıldığı, ayrıca Şahin ARDIYOK’un da Türkiye’deki danışman olarak faaliyetini yürüttüğü ICN (International Competition Network), 2002 yılından bu yana Rekabet Kurumu’nu da bünyesine katmıştı. Haftalık gelişmelerin takibi ve tartışmaların yanında yıllık konferanslar yoluyla, hem Rekabet Kurumu hem de uygulayıcılar tarafından takip edilen bu rekabet ağı, Kurul’un hazır beton hakkında aldığı bir kararda ilginç bir şekilde karşımıza çıktı.

img4

Bursa’da faaliyet gösteren 11 hazır beton üreticisinin müşterileri/bölgeleri paylaştığı ve rekabeti kısıtlayıcı anlaşma içerisinde olduğu iddiası üzerine alınan karar, üç sayfadan oluşuyor. Yapılan incelemede her ne kadar teşebbüslerden birinde elde edilen ajanda da rakip fiyatları yer alsa da, bu bilginin doğrudan rakipten alınıp alınmadığı konusunda bir tespit yapılamıyor. Müşteri veya bölge paylaşımı konusunda ise herhangi bir belgeye ulaşılamadığından, şikayet reddedilerek dosya kapatılıyor. Ancak kararın uzunluğu kadar, Kurul Üyesi Fevzi ÖZKAN’ın karşı oyunu görüyoruz, hem de son gelişmeleri özetleyecek şekilde:

  1. Fevzi ÖZKAN’ın üzerinde durduğu ilk husus, ajanda notunda yer alan fiyat bilgilerine ilişkin yeterli araştırma yapılmadığı hakkında. Kurul Üyesinin görüşü, bu bilgilerin kaynağı hakkında yalnızca ajanda sahibinin beyanlarına dayanılamayacağı, o bilgilerin ne anlama geldiği noktasında detaylı inceleme yapılması gerektiği yönünde.
  2. İkinci olarak ÖZKAN, bizim de burada sıkça dile getirdiğimiz Danıştay kararlarına değiniyor. En ufak bir şüphe dahi olsa soruşturma açılması gerektiği yönündeki kararın altını çizerken, bu karara dayanarak açılan soruşturmaların sayısında artış olacağına ilişkin görüşümüzü de desteklemiş oluyor.
  3. En ilginci ise karşı oyun son kısmında. ÖZKAN, katıldığı bir ICN konferansında konuşmacı olan Alman Rekabet Otoritesi Başkanı’nın sözlerine yer vererek, ihlal iddiaları karşısında pro-aktif davranılması gerektiğine yönelik görüşlerin Türkiye’ye de yansıması gerektiğini söylüyor.

Alman Rekabet Otoritesi Başkanı’nın verdiği örnek, yine bir ihlal iddiasındaki deneyimlerine dayanıyor. Bir o kadar da hedefi tutturan bir deneyim.

Almanya’da bir kartel iddiası, ancak pazardaki veriler bu iddiayı kuvvetlendirse de deliller ihlali ortaya koymaya ve dolayısıyla cezalandırmaya yeterli değil. Ancak Rekabet Otoritesi bu yetersizlik karşısında dosyayı kapatmak yerine, teşebbüsleri bir kez daha ziyaret etmeye karar veriyor ve bu kararını dosyanın kapanmasına yakın bir tarihte alıyor. Teşebbüsler artık sona gelindiği ve Otorite’nin elinin boş olduğunu düşünürken, son anda kapılarına gelen Uzmanlar karşısında şaşkın. Başkan’a göre, bu şaşkınlık karşısında teşebbüsler Rekabet Otoritesi’nin çok sayıda delile sahip olduğu düşüncesine kapılıyor ve çareyi itiraf etmekte buluyor. Esasen elinde yeterli delil bulunmayan ve belki de dosyayı ceza vermeden kapatmak zorunda kalan Otorite, bu son inceleme sayesinde aynı gün yedi farklı teşebbüsten gelen pişmanlık başvurusunu kabul ediyor ve böylelikle ortaya çıkaramadığı delilleri bu kez bizzat kartelin taraflarından elde ediyor.

Noktaları birleştirelim. “Dosyayı hemen kapatamazsınız, şüphe varsa soruşturma açmalısınız” diyen Danıştay; bu karar nedeniyle yeniden soruşturmalar açan ve mevcut önaraştırmaları da şüpheye dayanarak soruşturmaya dönüştüren Rekabet Kurumu; Rekabet Kurulu Üyesi Fevzi ÖZKAN’ın her iki uygulamaya değinen karşı oyu ve uluslararası uygulamaların Türkiye’ye yansımasına yönelik düşüncesi; geçtiğimiz aylarda yayınlanarak pişmanlığın faydalarını detaylıca açıklayan Pişmanlık Kılavuzu

2014 yılı yoğun geçeceğe benziyor.

Pakistan’dan 3. Uluslararası Rekabet Konferansı

Pakistan’da düzenlenecek olan konferansta Fevzi Toksoy da mikrofonun başında olacak.

Pakistan Rekabet Komisyonu, bu yıl üçüncüsünü düzenleyeceği uluslararası konferansı 29-30 Mayıs tarihleri arasında İslamabad’da gerçekleştiriyor. Önceki yıllarda gelişmekte olan ülkelerde rekabet hukuku ve uygulamalarının ilerletilmesi gibi konulara ağırlık verilen konferansın bu seneki teması ‘rekabetin ticaret ve yatırımların teşvik edilmesindeki rolü’.

Bu yıl Avrupa Birliği’nin de desteğiyle Pakistan konferansında Amerika, Afrika, Uzak Doğu ve Asya’dan katılımcıları ağırlanarak farklı hukuk sistemlerinden gelen uzmanların tecrübelerini paylaşma imkânı verecek.

Etkinliğe ACTECON Ortaklarından Dr. Fevzi Toksoy da katılıyor. ‘Scent of a Cartel’ başlıklı oturumda bilgi ve tecrübesini paylaşacak olan Toksoy’a şimdiden iyi yolculuklar diliyoruz.

Etkinlik detaylarını burada görebilirsiniz.

7. Uluslararası IMEDIPA Konferansı bu yıl Atina’da!

Bu yıl 7’ncisi düzenlenecek olan ‘IMEDIPA Rekabet Hukuku ve İlkeler Konferansı ’nda Ortaklarımızdan Fevzi Toksoy da konuşmacı olarak yer alacak.

Bu yıl 7’ncisi düzenlenecek olan ‘IMEDIPA Rekabet Hukuku ve İlkeler Konferansı ’nda Ortaklarımızdan Fevzi Toksoy da konuşmacı olarak yer alacak.

İlk kez 2007 yılında Doğu Akdeniz ve Balkan ülkeleri ile Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’ne (BSEC) üye ülkelerin bir araya gelerek oluşturdukları IMEDIPA (Institute of Studies in Competition Law and Policy),  bölgedeki rekabet hukuku ve uygulamalarının geliştirilmesine katkı sağlamak hedefiyle çalışan bağımsız bir kuruluş.

6-7 Haziran tarihleri arasında Atina’da düzenlenecek olan organizasyon yine dünyanın dört bir yanından rekabet hukuku alanında çalışan akademisyenler, politikacılar, rekabet otoriteleri ve hakimler ve ayrıca tüketici birlikleri ve iş dünyasından isimleri bir araya getiriyor.

Güncel uygulamalar başta olmak rekabetin özel hukukla olan ilişkisi, ispat, tazminat gibi daha birçok konunun masaya yatırılacağı konferansta, Ortaklarımızdan Fevzi Toksoy da ‘Damages, Remedies, Private Law Consequences for anticompetitive practices and corporate compliance’ başlıklı oturumda konuşma yapacak.

Program detayına buradan ulaşabilirsiniz.

“Green Cars” Bilgi Günü İzlenimleri

Green Cars gününden izlenimlerimizi paylaşıyoruz.

AB Çerçeve Programları, Avrupa Birliği’nde çok uluslu araştırma ve teknoloji geliştirme projelerinin desteklendiği başlıca Topluluk Programı.

Çerçeve Programı kapsamında açılan AB destekli çağrılar için yabancı firmalar ile işbirliği yapmak isteyen firmalar düzenli olarak farklı üye ve asosye ülkelerde gerçekleştirilen “proje pazarları”na katılıyor; sunacakları projeler için katılımcılar arasından ortak arıyor ve buna yönelik olarak istekli katılımcılar ile ikili görüşmeler gerçekleştiriyorlar.

Çağrının Kamu Özel Ortaklığı (PPP) olarak anılmasının sebebi; çağrı konusunda faaliyet gösterecek konsorsiyum üyelerine AB’nin fon sağlaması. Buna göre AB, ortaklığın kamu ayağını oluşturuyor.

Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı çağrıları hakkında Türk firmalarını bilgilendirmek ve yabancı firmalarla gerçekleştirecekleri muhtemel işbirliklerine önayak olmak için Tübitak ve firmalar arası uluslararası  işbirliğine aracılık eden Avrupa İşletmeler ağının (AİA) üyesi olan İstanbul Sanayi Odası (İSO) birlikte hareket ediyor.

Bizim de ACTECON olarak ön sıralardan izlediğimiz Tübitak ve İSO’nun düzenlediği, Programın “Enerji” ayağında desteklenecek çağrılarından “Green Cars” çağrısı hakkında bilgi günü, 13 Haziran Günü Odakule’de gerçekleşti. Aynı zamanda bir “proje pazarı” olan bu günde önceden niyet beyanında bulunan yerli/yabancı firmalar, çağrı konu başlıkları hakkında projesini sunan firma ile ikili görüşmelerde bulunma imkanına sahip oldular.

Bilgi gününün gündemi olan “Green Cars” çağrısının amaçları; öncelikle krize karşı yeni iş alanı yaratılması, fosil yakıtlara bağlılığın azaltılması; buna bağlı olarak emisyon salımının önüne geçilmesi olarak özetlenebilir.

Aslında nihai hedef Avrupa Birliği’nin küresel olarak “rekabet edebilirlik” düzeyinin artırılması.

Yeni jenerasyon elektrik motorlarının parçalarının; performansların korunarak dayanıklı ve uzun ömürlü bataryaların; bedel, enerji açısından verimli elektrikli araçlar için iç ve elektronik mimarinin geliştirilmesi; “Green Cars” çağrısı konu başlıklarının içeriklerinden sadece birkaçı.

Yerli firmaların yabancı ülkelerde gerçekleşen bilgi günleri ve proje pazarlarına katılımı için ulaşım ve konaklama ödenekleri gibi Tübitak teşvikleri mevcut (9 – 10 Temmuz tarihlerinde Belçika’da yine bir PPP bilgi günü ve proje pazarı etkinliği gerçekleştirildi).

Ar-ge projesi olan, AB desteği ile yabancı firma/üniversitelerle işbirliği yapmak; yabancı firma/üniversitelerin Program kapsamındaki çağrılar için sunacakları projelere müdahil olmak isteyen yerli firma ve üniversitelerimize yeni etkinliklerle buluşmak üzere…

Yenilenebilir Enerji Yönetimi ve Hukuku

Neden geleneksel metodlara alternatif arıyoruz? Ülkelerin bunu yapmasının iki önemli sebebi var.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının, mevcut teknik ve ekonomik sorunlarının çözümlenmesi halinde 21. yüzyılın en önemli enerji kaynağı olacağı kabul ediliyor. Son yıllarda ortaya çıkan teknolojik gelişmeler, enerji üretiminde kullanılan geleneksel yöntemlerin kademeli olarak yerini yeni yöntemlere bırakacağına işaret ediyor.
Peki neden geleneksel metodlara alternatif arıyoruz? Ülkelerin bunu yapmasının iki önemli sebebi var;
  • Ellerindeki farklı birincil enerji kaynaklarını kullanarak enerjide dışa bağımlılıklarını azaltmak istiyorlar,
  • Birincil enerji olarak fosil yakıt kullanımının ortaya çıkardığı çevresel zararları azalmak istiyorlar.

Bu hedeflere ulaşabilmenin bir yolu olarak tüm dünyada gelişen yenilenebilir enerji kavramı ülkemizde de giderek daha fazla ilgi çekiyor. Yerli yabancı yatırımcılar ilgilerini bu alana çeviriyorlar. Bu da, her düzeyde donanımlı insan gücü ihtiyacını ön plana çıkarıyor.

İstanbul Institute ve Yıldız Teknik Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen “Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Yönetimi Sertifika Programı” 28 Nisan 2012 – 06 Mayıs 2012 tarihleri arasında yapıldı. Programın katılımcıları enerji sektörü çalışanları, orta ve üst düzey yöneticileri, ilgili alan mühendisleri ve hukukçular oldu. ACTECON ortaklarından ve Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ekonomi Hukuku Yüksek Lisans Programında “Enerji Hukuku ve Politikası” ile “Economic Regulation and Law” derslerini veren Şahin Ardıyok ile beraber hem programın dizaynında Istanbul Institute ile çalıştık hem de konuya ilişkin gerek pratik gerek akademik birikimimizi katılımcılarla paylaşmak üzere eğitmen kadrosunda yer aldık.

Konu enerji olunca pratik bilgi çok önemli, fakat bütünü görebilmek adına yeterli olduğu söylenemez. Ancak pratik birikim ile teori belli bir metodoloji ile birleştirildiğinde enerjiyi teknik, politik, iktisadi ve hukuki yönleriyle değerlendirebilme yeteneği gelişiyor. Aksi durumda pratik hayatta kiminle ne iş yaparsanız işin o kısmını görüyorsunuz. Gerçekten de enerji sektörünün içinde hukukçuluk yaptığınızda nerdeyse hergün birbirinden farklı süreçlere dahil oluyor ve böylece teknik kısmı kavrayabiliyorsunuz. Projecilerle günler süren sözleşme müzakerelerinde kahve tüketip sözleşme yazıyor, teknik şartname irdeliyorsunuz. Başka bir gün yeri geliyor bareti giyip şantiyeci oluyorsunuz. Gündeminizde proje finansmanı, alt işveren yönetimi gibi süreç yönetimleri olabileceği gibi yeni yayınlanan bir tarife metodolojisinin mantığını çözmek ya da TEİAŞ’ın geçtiği yeni bir uygulamanın getirdiklerini öngörmeye çalışmak olabiliyor. Hukuk eğitiminizle tam olarak anlamanız mümkün olmayan teknik düzenlemeleri analiz edebilmek için mühendis dostlarınızdan teknik dinleyip hukuk anlatıyorsunuz. Ticaretçiyle elektrik satışı yaparken dünürü küstürmeden kızı vermemenin yollarını arıyorsunuz. Bu ve buna benzer sektöre has süreçlerde mesai harcarken enerji hukukunun ve hukukçusunun tanımını yapmaya çalışıyorsunuz. Fili her gün farklı bir yerinden tutuyorsunuz fakat gözlerinizi açmadığınız sürece heybetini, biçimini, hantallığını, ahengini, rengini anlamanız mümkün değil. Bütünü görebilmenin yolu ise diğer tüm branşlarda olduğu gibi, sistemi bir bütün olarak anlatan yayınların yapılması eğitimlerin sunulması. Bu konuda enerji alanında yayın ve eğitim kısmında yolun başındayız diyebiliriz. Çünkü arz güvenliği kaygılarının, tabii kaynakların tükenmesi kaygılarının, çevresel etki kaygılarının başlaması ve bunların bir enerji politikası ve hukuku ihtiyacını doğurması çok da eski zamanlara uzanmıyor.

Doktora tezi araştırmam kapsamında Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde takip ettiğim enerji hukuku, çevre hukuku ve iklim değişikliği hukuku derslerindeki gözlemlerimden yola çıkarak çok dinamik bir yapısı olan konunun sadece Türkiye için değil, tüm dünya için gelişimini sürdürmekte olduğunu söyleyebilirim. Bu aşamada parçaları birleştirmeye, bütünü görmeye ve bu şekilde anlatmaya, bunu yapabilecek akademisyen ve uygulayıcılara ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Akademik düsturu, çalışma adabı ve endüstriyi iktisadi ve politik açıdan analiz edebilen bir hukukçu olmasıyla örnek aldığım Şahin Ardıyok ile beraber bu ihtiyaca gücümüzün, birikimimizin yettiği ölçüde katkıda bulunabilmek arzusundayız.

Bunları paylaşmak üzere “Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Yönetimi Sertifika Programı” kapsamında çıktığımız sahnede ilk gün katılımcılara, enerji kavramı, elektrik endüstrisinin gelişimi, enerji-ekonomi ilişkisi, elektriğin hukuki niteliği, enerji hukukunun bileşenleri, elektrikte arz güvenliği, elektrik endüstrisinin deregülasyonunda öngörülen modeller ve Türkiye’nin deregülasyon sürecinde geçirdiği evreler gibi temel konuları anlattım.

Programın ikinci gününde ise Şahin Ardıyok Türk Elektrik mevzuatının öngördüğü hukuki yapıyı, üretim, iletim, dağıtım ve tedarik seviyelerindeki faaliyetleri hukuki ve iktisadi analizlerle katılımcılara aktardı. Arada sözü bana bıraktı ve yenilenebilir politikasıyla etkileşim içerisinde olması sebebiyle nükleer enerjinden konuştuk.

Ardından Program, OMV Enerji’den Mine ARTUĞ’un anlattığı Çevre Etki Değerlendirmesi süreci ile devam etti. İkinci haftanın ilk gününde iklim değişikliği ve emisyon ticareti başlıklarıyla yeniden kürsüdeydim. Bu alanda ziyaretçi doktora adayı olarak Columbia Üniversitesi İklim Değişikliği Merkezi’nde  (Columbia University Center for Climate Change) yaptığım araştırmalarda ve katıldığım onlarca seminerde edindiğim birikimi katılımcılarla paylaştım.

Programın devamında Evren Aksakoğlu, Yenilenebilir Enerji mevzuatına ilişkin bilgiler verdi. Katılımcılar, ikinci haftanın ikinci gününde, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü’nden Erdal ÇALIKOĞLU’nun, Enerji verimliliğine ilişkin birikimini dinleme fırsatı buldular. Program için Ankara’dan gelen diğer bir isim, yenilenebilir yakıtlar konusunda bilgi aktarmak üzere ODTÜ’den Prof. Dr. Göksel DEMİRER idi. Programın devamında katılımcılara Uğur ALTAYLI tarafından Elektrik Piyasaları ve Ticaret,  İbrahim ERDEN tarafından Rüzgar-Güneş ve Diğer Yenilenebilir Kaynaklar, Erman ÇAKAL tarafından Hidro Elektrik Hasan Basri ÇETİNKAYA tarafından İletim ve Smart Grid başlıkları altında eğitimler verildi. Bu sayede katılımcılar yenilenebilir enerjinin farklı boyutlarını sektörün içerisinden gelen isimlerden dinlediler.

Bu gibi programları, katılımcıların hem kamundan hem de özel sektörden eğitmenleri dinleme şansı bulmaları bakımından son derece yararlı buluyorum.

Motorlu Taşıtlar Sektöründe Rekabet Hukuku Uygulaması

“Motorlu Taşıtlar Sektöründe Rekabet Hukuku Uygulaması” konulu sertifika programına hazırlanıyoruz.

Bilgi Üniversitesi, rekabet hukukunun motorlu taşıtlar sektöründeki uygulaması ile ilgilenen avukatlar, stajyerler, yöneticiler ve diğer tüm profesyonellere yönelik “Motorlu Taşıtlar Sektöründe Rekabet Hukuku Uygulaması” konulu sertifika programına hazırlanıyor. 

Rekabet kurallarının birçok yönüyle özgülendiği motorlu taşıtlar sektörü, sektöre özgü ayrıntılı kuralları içeren Tebliğ’in* varlığı ve Tebliğ’de yer alan kuralların bu sektöre göre şekillenen özellikler gösterdiğinden hareketle büyük öneme sahip. Rekabet Kurulu da bu kuralları gerek üretici-dağıtıcı ilişkilerinden hareketle dikey yönüyle, gerekse de rakipler arasındaki iletişimleri ele alacak şekilde yatay yönüyle çok kere inceledi. Halen güncelliğini yitirmeyen ve Kurul’un şimdiye dek kesmiş olduğu en yüksek ceza ile karşılaşılan Otomotiv Soruşturması Kararı bu incelemelerden biri. Sertifika programında da, bütün bu kurallar ile ilgili kararlar detaylandırılıyor…

Rekabet Kurulu’nun motorlu taşıtlar sektörüne yönelik birçok incelemesinde rol alan ve bahsi geçen soruşturmada da dört teşebbüsün savunmanlığı yapan ACTECON Ortaklarından eski Rekabet Kurumu Uzmanları Şahin ARDIYOK ve ALI ILICAK, ve Kıdemli Danışman Hilal UTKU’nun da konuşmacı olarak yer alacağı 3 günlük program,

I. Modül: Yatay İlişkiler (Motorlu Taşıtlar Sektöründe Kartel Anlaşmaları, Bilgi Değişimi Anlaşmaları ve Muafiyet)
II. Modül: Dikey İlişkiler (2005/4 Sayılı Tebliğ’in Uygulama Esasları ve Karşılaşılan Sorunlar)
III. Modül: Motorlu Taşıtlar Sektöründe Yeni Tebliğ Hazırlıkları ve AB Hukukundaki Gelişmeler

olmak üzere 17 saatlik üç modülden oluşuyor. Detayları ise şöyle:

Her biri ortalama altı ders saati olan modüller, haftada iki gün, Cuma 18.30-21.30, Cumartesi ve Pazar günleri 9.30-12.30, 13.30-17.30 saatleri arasında yapılarak tek hafta sonunda tamamlanıyor. Yrd. Doç. Dr. Kerem Cem Sanlı koordinatörlüğünde gerçekleştirilen program ücrete tabi olup, programda sunulan derslerin %80’ine katılan katılımcılara Katılım Sertifikası veriliyor.

Bilgi için rhm@bilgi.edu.tr adresine e-posta atabilirsiniz.

* 2005/4 sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği

Madalyonun iki yüzü…

“Türkiye Sanayisine Sektörel Bakış: Demir-Çelik Sanayii” semineri İskenderun Ticaret ve Sanayi Odasında gerçekleştirildi.

TÜSİAD, SEDEFED ve Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği işbirliği ile düzenlenen “Türkiye Sanayisine Sektörel Bakış: Demir-Çelik Sanayii” semineri 21 Mart 2012 günü İskenderun Ticaret ve Sanayi Odasında gerçekleştirildi.

Seminerde:

  • Demir çelik sanayisinin son on yılda yakaladığı tempolu büyüme performansı ile Türk imalat sanayisi açısından önemli bir noktaya ulaştığı,
  • Artan üretim kapasitesi ve ihracat potansiyeli ve birçok sektöre ara girdi sağlaması bakımından imalat sanayinin genel performansı için stratejik bir öneme sahip olduğu,
  • Demir çelik sektörünün  imalat sanayisinin yaklaşık % 8’ini oluşturduğunu ve Türkiye’nin son on yılda demir çelikte Çin’den sonra üretimini en fazla artıran ülke konumunu elde ettiği,
  • Gerçekleştirilen son yatırımlarla, Türkiye’nin en büyük çelik üretim merkezi haline gelmiş bulunduğu,
  • İskenderun bölgesindeki çelik sektörünün önemli miktarlarda ihracat da gerçekleştirdiği ve son dönemlerde devreye giren kapasitelerin de deneme üretimlerini tamamlamaları ile, 2012 yılında bölgenin çelik üretiminin 13 milyon mt seviyesine ulaşacağının tahmin edildiği

gibi endüstri adına gurur verici bilgiler paylaşılmış…

Da… Dünyanın bir başka coğrafyasından davulun sesi başka geliyor…

Steel Business Briefing, mükemmel bir zamanlamayla İskenderun’daki seminerden 24 saat önce bir haber yayınlıyor… Haber:

  • geçtiğimiz üç ay içerisinde,  beş ülkenin ABD’ne demir çelik ürünleri ihracat oranlarında aylık %126-391 arasında ortalama artış yaşandığını,
  • Demir Çelik İthal Kontrolü ve Analiz Ofisi’ne göre (Steel Import Monitoring and Analysis Office (SIMA), Türkiye’den ithal edilen tüm ürün kategorilerindeki artış oranının (ama özellikle inşaat demirinde), ithal hacmi bakımından ilk sıralarda yer aldığını,
  • Türkiye’nin ABD’ne toplam sevkiyatının, 54,958 ton/ay’dan 124,477 ton/ay’a yükselerek %126’lık artış gösterdiği; Türkiye’nin inşaat demiri ihracatının 16,947 ton/ay aylık ortalamadan 80,764 ton/ay’a yükselerek,  %376’lık artış gösterdiğini,
  • Ülkelere göre yüzde artışı açısından, sadece Japonya’nın sıcak haddelenmiş levha ihracat oranının (%391 artış ile 20,696 ton/ay) Türkiye’nin inşaat demiri ihracat oranının üzerinde olduğunu

ifade ediyor…

Her iki veri seti de doğru ise, ki örtüşüyorlar, bu bana ABD’den gelecek yeni bir damping iddiasının sesleri gibi geliyor…