Hizmetler arasında sınırlar siliniyor: Vodafone Ono’yu devraldı

Teknolojideki hızlı gelişim ile elektronik haberleşme arasındaki yakınsama, bir kez daha kendini net bir şekilde gösterdi. Barış Yüksel anlatıyor.

Avrupa’nın en büyük mobil şebeke işletmecisi olan Vodafone, geçen sene yaklaşık 8 milyar dolar karşılığında devraldığı Almanya’nın önemli kablo hizmet sağlayıcısı Kabel’in ardından şimdi de İspanya’nın özel sektöre ait en büyük kablo işletmecisi Ono’yu 7.2 milyar dolar karşılığında satın aldı. Vodafone’un sabit internet hizmetlerine bu denli ciddi yatırım yapması ise elektronik haberleşme piyasalarında teknolojiler arası yakınlaşma eğiliminin bir sonucu.

Elektronik haberleşme piyasalarında eskiden birbirinden bağımsız hizmetler olarak değerlendirilen sabit internet, mobil internet, ses ve ödemeli televizyonculuk hizmetlerinin tamamı artık neredeyse tüm büyük işletmeciler tarafından tek bir paket içinde sunuluyor. Bu paketlerin oluşturulması için ise işletmecilerin önünde iki seçenek bulunuyor: İşbirliği anlaşmaları ile piyasada farklı hizmetler sunan işletmeciler bir araya gelebilir ve gelir paylaşımı esasına dayalı paketler oluşturabilir. Ya da birleşme ve devralmalar yoluyla paket içinde yer alan tüm elektronik haberleşme hizmetlerini tek başına sunabilecek altyapıya sahip “dev” işletmeciler oluşturulabilir.

fictional_device_smBu iki yöntemin avantajlarını ve dezavantajlarını daha iyi anlayabilmek için yakın zamanda hayatını kaybeden Nobel ödüllü iktisatçı Ronald Coase’nin teorileri yol gösterici olabilir. Zira firmayı büyütmek ile diğer firmalarla işbirliği anlaşmaları yapmak arasındaki tercih aslında firmanın büyümesi dolayısıyla artacak operasyon ve organizasyon maliyetleri ile pazarın kullanılmasından kaynaklanacak işlem maliyetleri arasında bir karşılaştırma yapmaktan ibarettir. Piyasalara bakıldığında, güçlü işletmecilerin hemen hemen tamamının işbirliğini değil, büyümeyi ve tüm hizmetleri kendi bünyesinde toplamayı tercih ettiği görülmektedir ki bu da işletmecilerin işlem maliyetlerini yüksek bulduğuna işaret eder.

Peki, Ono’yu devralması Vodafone için ne anlama geliyor?

Vodafone zaten İspanya’da mobil hizmetlerin tamamlayıcısı olması adına fiber altyapı kurulumu için yatırımlara başlamış ve yaklaşık 2 milyon haneye ulaşan bir fiber altyapısı oluşturmayı başarmıştı. Ancak Vodafone’un bu altyapısı Ono’nun İspanya’nın %42’sini kapsayan ve 7.2 milyon eve ulaşan altyapısının yanında oldukça küçük kalıyordu. Devir işleminin ardından Vodafone mobil pazardaki en önemli rakipleri olan Telefonica ve Orange’ın sunduğu ve içinde mobil hizmetlerin yanında sabit internet ve ödemeli televizyonu da barındıran paketlere daha rahat cevap verebilecek.

Teknolojiler ve elektronik haberleşme hizmetleri arasındaki yakınsama bu kadar hızlı bir şekilde gerçekleşirken ve işletmeciler kendilerini tüm hizmetleri tek başına sunabilecek şekilde yeniden yapılandırırken, tüm elektronik haberleşme hizmetlerini birbirinden bağımsız ilgili ürün pazarları olarak gören rekabet ve regülasyon stratejilerinin geçerliliğini ne kadar koruyabileceği de merak konusu. Zira bir yanda stratejilerini tamamen paket halinde sunulan hizmetler üzerinden belirleyen işletmeciler, diğer yanda da her hizmet özelinde analizler yapmaya çalışan otoriteler bulunması halinde pazarın gerçekleriyle uyuşmayan ve topluma beklenen faydayı sağlayamayan karar ve uygulamalar ile karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır.

Piyasaların yakınsama süreci sonunda mümkün olan en rekabetçi yapıya kavuşması ve yenilikler ve etkinlik artışları vasıtasıyla toplumsal refahın en üst seviyeye getirilmesi adına bu amaçlara hizmet eden otoritelerin de bir an önce değişime ayak uydurması ve işleyişlerini yeni gelişmelere ayak uyduracak şekilde güncellemeleri faydalı olacaktır. Ülkemizde de bu tip paketlerin sayısının her geçen gün arttığı göz önünde bulundurularak şimdiden gerekli adımların atılması halinde, her hizmetin tamamen bağımsız olarak görüldüğü dönemlerde bu pazarlarda yaşanan problemlerin yakınsama sonucunda oluşacak çok daha geniş çaplı pazarlara sirayet etmemesi sağlanabilir.

Yeni Yayın Dönemi Başlıyor !

Karasal Yayın ve Sıralama İhalesine İlişkin Yönetmeliği yayınlandı.

RTÜK, geçtiğimiz haftalarda yayınladığı Karasal Yayın ve Sıralama İhalesine İlişkin Yönetmelik ile birlikte uzun zamandır beklenen yeni yayıncılık dönemini de başlatmış oldu. Kademeli bir geçiş dönemi öngören bu düzenleme ile birlikte artık analog yayın sona erecek ve sadece sayısal yayın türü kullanılabilecek.

Kulağa biraz teknik geldiğinin farkındayız ama en basit şekliyle açıklamaya çalışalım. Radyo ve televizyon hizmetleri analog ve sayısal yayın türü olmak üzere kablo, uydu ve karasal yayın ortamı üzerinden yapılabiliyor. Yayının kalitesini hangi yayın ortamı üzerinden aldığınız da etkilemekle birlikte en çok analog veya sayısal olup olmaması belirliyor. Örneğin Digiturk ve D-Smart’ın kötü hava koşullarında yayınlarının kesilmesi, uydu platformu üzerinden yayın yapmaları ile doğrudan bağlantılı. Zira yayın sinyali uydu üzerinden alınıp verildiğinden yayının kalitesi de hava şartlarına bağlı olarak değişkenlik gösterebiliyor.

Ancak dediğimiz gibi yayın kalitesini en çok sayısal olup olmaması belirliyor. Bir 5 – 10 yıl geriye gidersek istisnasız hepimiz televizyon üzerine konan küçük antenleri, yayının sürekli gidip geldiğini, kesik kesik ve buzlu olduğunu, renklerin değiştiğini hatırlayabiliriz. Peki sizce sebep neydi dersiniz?
Teknolojinin giderek artması karşısında tüplü televizyon döneminden LCD, Plazma ve LED ekranlara geçilmesi; yüksek çözünürlüklü (HD) ve üç boyutlu (3D) TV izlenebilmesi karşısında analog yayıncılıkta da sona yaklaşıldı. Çünkü bu yayın türü yeni teknoloji ile uyumlu olamıyor, daha doğrusu tüketicinin giderek artan taleplerini karşılayamıyor.

Dünya’daki trende uyumlu şekilde artık Türkiye’de de analog yayın dönemi kapanacak. Şu anda bir tek uydu ve kablo TV altyapısı üzerinden verilebilen sayısal yayın artık karasal yayıncılık yoluyla yani karasal antenler üzerinden iletim yoluyla da yapılabilecek. İşte yeni RTÜK Yönetmeliği de bu geçiş dönemini, ilgili frekans planlarının uygulanmasını, yayın lisanslarının ve sıralama ihalesinin nasıl yapılacağını düzenliyor.

İhalenin yapılabilmesi için ilk olarak RTÜK Üst Kurulu tarafından onaylanan yayın lisans tipi, türü ve tekniği ilan edilecek. Bu ilan ile birlikte 30 günlük yayın lisans başvuru süresi başlamış olacak. Yayın lisans başvurularında bulunabilmek için mevcut durumda RTÜK Kanunu ile belirlenin şartların yanında asgari belli bir miktar sermayeye ve diğer koşullara da sahip olunması gerekiyor. Bunun yanı sıra başvuruda bulunan kuruluşların en az bir yıl faaliyette bulunmuş olmaları da zorunlu.

Yönetmelik’in bir diğer önemli hükmü ise başvuruda bulunan her bir kuruluşun televizyon ve radyo yayını için ayrı ayrı olmak üzere toplamda karasal ortamdan en fazla iki yayın lisansına sahip olabilmesi.
Açık teklif usulü ile yapılacak ihale sonucunda verilecek yayın lisanslarının süresi 10 yıl olacak. Bu süre boyunca söz konusu lisans hakları devredilemeyeceği gibi seçilen yayın tekniği ve türü de değiştirilemeyecek. Ancak geçiş dönemi süresince Üst Kurul tarafından belirlenen sayıda yayıncıya analog yayınlarına devam etme izni verilecek. Fakat ihalenin yapılmasının ardından tahsise hak kazanamayan kuruluşların karasal yayınları da bir ay içinde Üst Kurulca durdurulacak.

Ayrıca geçiş döneminin tamamlanması şu anda analog karasal yayıncılık için kullanılan 800 MHz frekans bandının da boşa çıkması anlamına gelecek. 800 MHz frekans bandı boşa çıkacak da ne olacak diyebilirsiniz, ancak “altın frekans” olarak adlandırılan ve Almanya, İtalya ve İspanya gibi bazı ülkelerde milyarlarca dolara mobil şebeke işletmecilerine kullandırılan bu bant yeni nesil 4G hizmetlerinin sunulması için çok elverişli. Türkiye’de de yakın zamanda işletmecilerin 4G hizmetleri sunmak için kıran kırana rekabet etmeye başlayacakları düşünüldüğünde, sayısal yayıncılığa geçiş döneminin tamamlanmasının ardından 800 MHz bandının devlet için bir altın madeni kadar kıymetli hale gelmesi oldukça muhtemel gibi görünüyor.

Enerji Devi’ne Ceza!

E.ON Distribución S.L’ye ceza!

İspanya Rekabet Otoritesi, E.ON’un İspanyadaki iştiraklerinden E.ON Distribución S.L’nin, elektrik dağıtım pazarındaki hakim durumunu bu pazarda sahip olduğu bilgilerden faydalanarak elektrik tesisatları kurulum pazarında kötüye kullandığını tespit etti ve şirkete 607.728 Avro para cezası verdi.

İspanya Ulusal Elektrik ve Telekomünikasyon Kurulumu İşletmeleri Federasyon’un şikayeti üzerine başlatılan incelemede, E.ON’un elektrik dağıtım şirketi olarak sahip olduğu bilgileri, kendisine tahsis edilmeyen kurulum pazarındaki faaliyetlerini yürütmek için kullandığı tespit edildi.

Kısaca açıklamak gerekirse, elektrik tesisatları kurulum pazarı son kullanıcıların dağıtım sistemine bağlanmaları için yapılması gereken bağlantı, hook-up ve ilave hat eklenmesi gibi işlemleri kapsıyor. Elektrik mevzuatı, dağıtım şirketlerine mahsus kurulum faaliyetleri ile onlara mahsus olmayan faaliyetleri ayırıyor. Buna göre yetkilendirilmiş bir kurulum şirketi de dağıtım şirketine tahsis edilmeyen işler bakımından söz konusu kurulumları yerine getirebiliyor.

Rekabet Otoritesi, E.ON’un belirli coğrafi alanlardaki dağıtım sistemindeki hakim durumunu, kendisine ayrılmayan elektrik tesisatları kurulum pazarı bakımından kötüye kullandığına karar verdi. E.ON, dağıtım sisteminde tekel gücü sağlayan hakim durumunu Cantabria, Galicia, Austria ve Castilla- Leon olmak üzere 4 bölgede kötüye kullandı.

E.ON kendisine tahsis edilmeyen kurulum işlemleri için teklif vermek amacıyla öncelikli erişimi olan ve tedarik başvurularında yer alan bilgileri kullandı. Zira bu bilgiler diğer herhangi bir işletmecinin erişiminde değil. Dolayısıyla, E.ON tarafından müşteriye yapılan teklif her zaman ilk teklif olma özelliğini koruyordu. Rekabet Otoritesi bu uygulamanın kurulum pazarındaki işletmecilerin asgari eşit şartlar altında rekabet edebilmelerinin önünde geçtiğini belirtti ve E.ON’a ceza vererek son noktayı koydu.