Akaryakıt ve LPG Sektörlerine İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği

Rekabet Kurumu, LPG ve Akaryakıt piyasasında alıcılar ile sağlayıcılar arasında imzalanan bayilik sözleşmeleri ile bayilik sözleşmelerinde yer alan rekabet etmeme yükümlülüğünün süresine etki eden intifa, tapu siciline şerh edilmiş kira vb. şahsi veya ayni hakları Tebliğ kapsamında düzenleyen Akaryakıt ve Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) (Tüplü ve Dökme LPG Hariç Olmak Üzere) Sektöründeki Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği Taslağı‘nın 3 Mart 2015 tarihine kadar kamuoyunun görüş ve önerilerine açıldığını sitesinden duyurdu.

DFW usufructSöz konusu taslak, LPG ve akaryakıt sektöründeki muafiyetin koşulları açısından, Kurul’un muafiyet kararlarından da hatırlanacağı birtakım özel düzenlemeler öngörmekte. Şöyle ki, “Muafiyetin Genel Koşulları” başlıklı 5. maddede, 2002/2 sayılı Tebliğ’deki hükümlerle de uyumlu olmak kaydıyla, dikey anlaşmanın daha önce üzerinde hiçbir gerçek ve/veya tüzel kişi tarafından akaryakıt ve/veya LPG bayilik faaliyeti yapılmamış araziler üzerinde kurulmuş yeni istasyona ilişkin olması durumunda, alıcıya 10 yıla kadar rekabet etmeme yükümlülüğü getirilebileceği düzenleniyor. Ayrıca rekabet etmeme yükümlülüğünün başlangıç tarihinin, sağlayıcı ile alıcı arasında yapılan bayilik sözleşmesinin tarihi olduğu belirtiliyor.

Ayrıca muafiyetin genel koşullarına ilişkin, alıcı ile sağlayıcı arasındaki dikey anlaşmaların 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5 inci maddesinde yer alan ve tesisin alıcı tarafından kullanıldığı süre boyunca alıcıya rekabet etmeme yükümlülüğü getirilmesine imkan sağlayan düzenlemeden yararlanabilmesi için, rekabet etmeme yükümlülüğünün başlangıç tarihinde anılan düzenlemede belirtilen koşulları haiz olması gerektiği söyleniyor. Söz konusu hükmün uygulanmasında, istasyonun kurulu olduğu arazinin maliki ile alıcının rekabet hukuku çerçevesinde aynı iktisadi bütünlük içinde olması yanında, taraflar arasında iştirak, kira ve benzeri sözleşme ilişkisi ya da üçüncü dereceye kadar kan veya ikinci dereceye kadar sıhri hısımlık olması halinde bağlantı bulunduğunun kabul edileceği belirtilerek objektif bir kriter getiriliyor.

Taslağın “Diğer Hükümler” başlıklı 6. maddesine göre ise, Tebliğ’de düzenlenmeyen hususlara ilişkin değerlendirmeler bakımından 2002/2 sayılı Tebliğ uygulanıyor.

Söz konusu taslağa buradan ulaşabilirsiniz.

Akaryakıtta yine bir tavan fiyat

EPDK’dan bir tavan fiyat uygulaması daha! Kulağa hoş gelse de iktisadi etkileri bakımından aynı şeyi söyleyemeyeceğimiz bu gelişmeyi Tolga Han Aytemizel anlatıyor.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), akaryakıttaki yüksek fiyatlar nedeniyle tekrar tavan fiyat uygulamasına geçme kararı aldı. Daha önce 2009 yılında da benzer bir karar alan EPDK,  benzin ve motorin fiyatlarının iki ay boyunca aşmaması gereken sınırları belirledi. Medyada doğal olarak yalnızca bir indirim haberi olarak yer alan bu gelişmeyi daha kapsamlı bir ekonomik perspektiften yorumlamak ise, tıpkı geçtiğimiz aylarda uçak biletleri konusunda yaptığımız gibi, yine Pazarlardan Haberlere düşüyor. Ancak ne yazık ki bu kararın piyasanın işleyişi açısından herhangi bir olumlu bir etkisinin olacağını söylemek güç.

Türkiye’de akaryakıt fiyatlarının aşırı derecede yüksek olmasının ilk sebebi, elbette vergiler. Öyle ki, akaryakıt rafineri çıkış fiyatının yaklaşık yarısı ÖTV’den oluşuyor; bu da, tüketicinin akaryakıta ödediği fiyatın yaklaşık %40’ının vergi olması anlamına geliyor. Dünyadaki en pahalı benzin fiyatlarına sahip ülkeler arasında Türkiye’nin olmasının sebebi ise, enerji bağımlılığı, döviz kurundaki artışlar ve piyasada fiyat rekabetine engel olan önemli yapısal sorunlar.

Bu sorunlardan ilki, petrolün işlenmesi aşamasında yer alan TÜPRAŞ olarak görülebilir. Özelleştirilirken piyasadaki etkinliği sağlayacak bir yapının kurulmasının amaçlanmamış olması sebebiyle, TÜPRAŞ’ın rafinerileri hala tek bir iktisadi bütünlüğe ait. Dolayısıyla akaryakıt üretiminde etkinlik sağlayıp fiyatları aşağıya çekecek bir rekabetten söz etmek mümkün değil.

250px--New_ceiling_price_lists_are_here-_-_NARA_-_515063Dağıtım kanalında ise birçok oyuncu olmasına rağmen önemli bir yoğunlaşma söz konusu. Piyasanın büyük bir bölümü Shell, Opet ve BP gibi büyük şirketlerden oluşuyor. Bu gibi oligopolistik (az oyunculu) piyasalarda bekleneceği gibi, dağıtım şirketlerinin fiyatlama stratejileri, aralarında fiyat rekabetine girmekten çok TÜPRAŞ’ın rafine çıkış fiyatları üzerinden belli bir kar oranı sağlamaya yönelebiliyor. Ayrıca bayilerin (benzin istasyonları) uzun bir süre boyunca sadece tek bir dağıtıcıyla çalışmak durumunda olması (EPDK regülasyonunun yanında eskiden intifa sözleşmeleri şimdi ise alternatif dikey entegrasyon yöntemleri vasıtasıyla) alt pazarda da fiyat rekabetini engelleyebiliyor. Dolayısıyla ham petrol fiyatlarındaki veya döviz kurundaki artışları fiyatlarına yansıtan şirketler, aynı çabukluğu fiyatlar düşerken göstermeyebiliyor. Bu durumun devam etmesi ise dağıtımdaki giriş engelleri nedeniyle piyasaya yeni global oyuncuların girememesi ve yerel dağıtıcıların büyüme olanaklarının bulunmamasına dayanıyor. Ayrıca Tüpraş’a verilen cezayı da hatırlamakta fayda var.

Bu piyasa koşulları altında, dağıtıcıların ve bayilerin elde ettiği kar marjını kısıtlayarak tavan fiyat belirlemenin, akaryakıt fiyatlarının kısa bir süre için kontrol altına alınması ve bu sayede yüksek fiyatlara karşı kamu tepkisinin engellenmesi dışında bir olumlu bir etkisi olacağı kuşkulu.

Nedenleri ise şöyle:

  • 2009 yılında herhangi bir çözüm getirmeyen tavan fiyat uygulamasında olduğu gibi, bu sefer de yukarıda bahsedilen yapısal sorunlar hedeflenmiyor. Aksine, tavan fiyatlar dağıtım şirketlerinin ve bayilerin kar marjını kısarak piyasadaki giriş engellerini artırıp yukarıdaki sorunu daha da belirgin hale getirebilir.
  • Yüksek pazar gücü bulunan firmaların fiyatlarını üretim fiyatları artarken kısıtlamak, ileriki dönemlerde hammadde fiyatları ve döviz kuru düşerken, iyi zamanlarda, bunları fiyat düşüşü olarak yansıtmamaya itebilir.
  • Fiyatları açık bir şekilde AB’deki düzeye getirin şeklinde bir düzenleme, zaten oligopolistik olan bir piyasa için riskli.

Sonuç olarak rekabetin yakın zamanda tahsis edilemeyeceği düşünülen üst pazar yerine, daha rekabetçi bir ortamın yaratılabileceği dağıtım kanalında fiyat müdahalesi yapmak doğru bir politika olarak görünmüyor. Bunun yerine, dağıtımda rekabet politikasının rol alması daha mantıklı. Sorunları gören Rekabet Kurumu da son yıllarda bayiler ve dağıtıcılar arasındaki sözleşmelere müdahale etmiş ve bayilerin dağıtıcıya 20-25 yıla kadar çıkabilen bağımlılık süresini azaltarak fiyat rekabeti sağlamaya çalışmıştı. Bu adımların etkisi görülmesine rağmen, halen rekabetçi piyasa koşulları yaratılamamış olması uygun rekabet politikasının önemini daha da artırıyor. Farklı bakış açılarıyla daha çok ilerleme kaydedilebileceğine yönelik fikirler de var. Örneğin Şahin Ardıyok’un sektördeki sorunları irdelediği ve rekabet incelemelerinde tıpkı çimento ve sinema sektörlerinde olduğu gibi dar bir coğrafi pazar tanımı benimsendiğinde, bölgesel yoğunlaşmaların kontrol altına alınabileceğini ve dağıtımdaki giriş engellerinin azalabileceğini belirten yazısı mutlaka okunmalı.

EPDK’nın akaryakıt piyasasının dağıtım aşamasındaki yetki alanı oldukça geniş olmasına rağmen tavan fiyatı seçmesi, regülasyon mantığı açısından bakıldığında da pek anlaşılamıyor. Rekabet Kurumu’nun yayınladığı Akaryakıt Sektör Raporunda, EPDK düzenlemelerindeki bazı hususların giriş engeli yarattığı ve rekabetçi bir fiyatlama yaratmadığı da belirtilmişti (bayilerin yalnızca tek bir distribütörle çalışmasını öngören ve dağıtım lisansının yenilenmesi için minimum satış yükümlülüğü getiren düzenlemelerin dağıtımda giriş engeli yaratıp, şirketleri fiyat rekabetine girmemesine ittiği gibi). Tavsiye edilen daha etkili adımlar varken dar bir perspektifle fiyatların yükselmesini engellemek, dalgalara karşı kumdan set çekmeye benziyor. Kısa vadede benzinde 13 kuruş, motorinde 22 kuruşa varan indirimler beklenmesine rağmen önümüzdeki günlerde nasıl bir durumla karşılaşacağımız ise bir soru işareti. Ezbere tavan fiyat uygulamasının iktisadi politikalarda daha çok yer alması ise farklı bir sorun.

En Uzun Önaraştırma Kararı

Haziran ayının başında Rekabet Kurumu’nun internet sitesinde 57 sayfalık önaraştırma kararı yayınlandı.

Haziran ayının başında Rekabet Kurumu’nun internet sitesinde 57 sayfalık önaraştırma kararı yayınlandı. Karar, akaryakıt sektörüne 2009 yılında getirilen intifa haklarına ilişkin düzenleme ile ilgili. Kararın içeriğinin yanı sıra ilgi çekici bazı istatistik özellikleri de bulunuyor.

Önce istatistikî bilgiler; karar, Rekabet Kurulu’nun tarihindeki en uzun ön araştırma kararı niteliğinde. Yapılacak incelemeler için 9 raportör görevlendirilmiş. Ayrıca şikayetçi sayısı 81! 15 de hakkında önaraştırma yürütülen dağıtım şirketi bulunuyor.

Gelelim içeriğe; bilindiği üzere Total-Akdağ kararının Danıştay 13. Dairesi tarafından iptal edilmesi üzerine, 30.10.2008 tarihinde kararın Rekabet Kurulu tarafından yeniden tesis edilmesiyle bayilik sözleşmeleri ile bağlantılı ve onlarla birlikte değerlendirilen intifa, tapuya şerh edilmiş kira ve benzeri uzun süreli sözleşmelerin sürelerinin beş yıllık üst sınıra uygun hale getirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştı. Söz konusu karar bu konuyu özetler nitelikte. Değerlendirme öncesi vurgulanan noktalar şöyle:

–        Rekabet Kurulu’nun ilgili düzenlemesi sonrasında öngörülen düzenlemeyi dolanır nitelikte yeni yöntemler bulunduğu tespit edilmiştir. Bunların da Rekabet Kanunu’na uygunluğu değerlendirmeye alınmıştır.

–        Taraflar arasında ortadan kalkan bayilik anlaşmaları sonucu sona eren ipotek haklarının terkininin Rekabet Kurulu tarafından değil, yerel mahkemelerce yapılacağı bir kez daha dile getirilmiştir.

–        Akaryakıt sektöründeki dikey anlaşmalara 10 yıllık bireysel muafiyet verilebilmesinin şartları Rekabet Kurulu’nun Delta ve Total kararlarıyla belirlenmiştir.

Bu hatırlatmaların ardından her bir dağıtım şirketi özelinde değerlendirmeler yapılmıştır. 81 şikayet incelendiğinde, bazılarına ipotek haklarının terkininde Rekabet Kurulu’nun yetkisi olmadığı hatırlatılırken, bazıları ise hakkında işlem tesis edilmesine gerek olmadığı yönünde. Bazıları için de verilecek sürede rekabet kurallarına aykırı düzenlenen dikey ilişkilerini sonlandırmaları, aksi takdirde kendileri hakkında soruşturma açılacağı yönünde karar verildi.