2012 Rekabet Raporu

Rekabet Kurumu, birçok sektörü mercek altına aldığı Rekabet Raporu’nu açıkladı.

Rekabet Kurumu, birçok sektörü mercek altına aldığı Rekabet Raporu’nu açıkladı. Biz de her bir sektörü ayrı ayrı değerlendirdik.

Elektrik piyasasından doğal gaza, taşımacılık endüstrisinden bankacılığa, telekomünikasyondan hızlı tüketim ve ilaca kadar 11 başlığı kapsayan Rapor, Kurum’un 15. Kuruluş Yıldönümünde ele alındı ve ardından yayınlandı.

“Daha kat edeceğimiz yollar var.”

Toplantının açılışında konuşan Rekabet Kurumu Başkanı Nurettin Kaldırımcı, geçen 15 yıllık sürede Türkiye’nin rekabet hukuku ve politikasının kurumsallaşması açısından çok önemli mesafeler aldığını, ancak rekabetçi bir ekonomi olma konusunda daha kat edilecek yollar olduğunu ve bunların arasında Rekabet Kanunu Tasarısı’nın yasalaşmasının da bulunduğunu belirtti.

Rekor para cezaları

Rekabet Kurumu’nun 15 yıllık geçmişinde 172 soruşturma tamamlanmış durumda; sıranın başında ulaştırma ve gıda sektörleri olmak üzere, bunları inşaat ve sağlık sektörleri izliyor. Bu soruşturmalar sonucunda 800 Milyon TL kadar para cezası uygulandı ve bu cezaların 450 milyon TL’lik bir kısmı 2011 yılına ait.

Hangi sektörler incelendi?

Kurum’un 2012 Rekabet Raporu’nda incelenen sektörlerin her birini detaylarıyla önümüzdeki günlerde ele alacağız. Şimdilik yalnızca başlıklarına bakarsak:

  • Elektrik piyasası
  • Doğalgaz piyasası
  • Havayolu taşımacılığı endüstrisi
  • Denizyolu taşımacılığı endüstrisi
  • Demiryolu taşımacılığı endüstrisi
  • Karayolu yolcu taşımacılığı piyasası
  • Genişbant İnternet erişim piyasası
  • Dijital platform işletmeciliği piyasası
  • Bankacılık piyasası
  • Beşeri ilaç endüstrisi
  • Hızlı tüketim malları perakendeciliği piyasası

Ülker ŞOK’ta

Yıldız Holding’in Şok Marketler Zincirini satın almasına Rekabet Kurulu’ndan koşulsuz onay çıktı.

Türkiye’nin en büyük FMCG (hızlı tüketime konu ürünler) üreticilerinden olan Yıldız Holding’in Şok Marketler Zincirini satın almasına Rekabet Kurulu’ndan koşulsuz onay çıktı.

Ülker markasıyla Türkiye’de tartışmasız bir üne sahip olan ve çikolatalarıyla ünlü Godiva markasını satın almasıyla da dünya pazarlarına göz kırpan Yıldız Holding, tüketicilerin günlük kullanımına yönelik çok çeşitli ürünler üretiyor. Bu ürünler çikolatadan dondurmaya, bebek mamasından margarine, sütten pile kadar sayısız çeşit ihtiva ediyor ve bu durum Ülker’e büyük bir portföy etkisi sağlamakta. Türkiye’de Ülker’in en azından bir ürününü satmayan bir perakendeci bulmak neredeyse imkansız.İşlemin diğer tarafı olan Şok Marketler Zinciri ülke çapındaki 1200 perakende mağazasıyla en büyüklerden biri. Bu nedenle işlemin dikey entegrasyon yoluyla Yıldız Holding’in ürettiği ürünlerinin pazar payları açısından kaldıraç etkisi yaratması bekleniyor. Bu nedenle, Rekabet Kurumu’nun detaylı bir incelemeden sonra işleme koşulsuz onay vermesi bir ölçüde şaşırtıcı olarak değerlendirilebilir. Satın almayla ilgili temel kaygısı ise güçlü bir perakende altpazarının FMCG’ye olumsuz etkileri olabilir. Ancak organize perakendecilik pazarında ortaya çıkabilecek rekabetçi endişeler açsından  Türkiye’nin  açısından hala biraz vakti varsa da ülkedeki satışların yüzde elliden fazlası geleneksel kanallar yoluyla yani bakkallarla sağlanıyor.

Rekabet Kurumu’nun FMCG sektöründe halihazırda yürütmekte olduğu sektör araştırması sayesinde, sektörde yaşanan son dönem gelişmeler ve eğilimler hakkında oldukça taze ve kapsamlı bilgiye sahip olduğu bir gerçek. Bu nedenle, işlemin tam da Rekabet Kurumu’nun gözü sektörün üzerindeyken gerçekleşmiş olmasının, devralma işlemine onay verirken yapılan detaylı inceleme sonucunda yayınlanacak olan gerekçeli karara da yansıyacağı şimdiden söylenebilecektir. Bununla birlikte pazarda, anlaşmanın ilk etkileri de görülmeye başlandı. Şok Marketler, işlemin onaylandığı henüz Rekabet Kurumu’nun internet sitesinde yayınlanmadan, bağımsız araştırma şirketlerinin FMCG hakkında yaptığı panel araştırmasına bilgi vermeyi durdurduğunu açıkladı. Bunu yapmaktaki temel amacı hiç kuşkusuz, üst pazarda yer alan FMCG üreticisi rakiplerinin, alt pazarda yer alan ve artık Yıldız Holding’e ait bir şirket olan Şok’a ilişkin bilgi edinmesini engellemek.


Bakkal Amcanın Yeri Dar

Rekabet Kurulu’nun Coca Cola hakkında sonuçlandırmış olduğu önaraştırma ile ilgili gerekçeli kararı yayınladı.

Rekabet Kurulu’nun Coca Cola hakkında sonuçlandırmış olduğu önaraştırma ile ilgili gerekçeli kararı Rekabet Kurumu internet sitesinde yayınlandı. Kararda Coca Cola’nın bayileri üzerinde uyguladığı prim sisteminin fiili münhasırlığa yol açarak pazardaki rekabeti kısıtladığı iddiası detaylı olarak tartışılıyor. Coca Cola’nın şikayete konu faaliyetlerinin hakim durumun kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşıldı. Karar esas itibariyle Rekabet Kurulu’nun 2007 ve 2008 yıllarında almış Coca Cola hakkında almış olduğu kararların bir gözden geçirilmesi olarak değerlendirilebilir.

Rekabet Kurulu’nun 2007 yılında almış olduğu karar günlük hayatımızda vazgeçilmez bir yer tutan gazlı içecekler ile ilgili önemli bir yenilik getirmişti. Kararı çok kısaca özetlemek gerekirse, pazarda ürünlerin temel olarak yerinde tüketim ve ev kanalı olarak iki ana satış kanalı üzerinden ürünlerin dağıtıldığı ortaya konulmuş ve rekabetin esas olarak bu kanallarda ürünlerin satışının sağlanmasında yaşandığı belirtilmişti. Rekabet Kurulu kararda ev kanalını da geleneksel kanal ve modern kanal olarak ikiye ayırmış ve buralarda teşebbüslerin bayilerine uygulamakta olduğu primlerin, dolap münhasırlığı ve bedava ürün gibi uygulamaların pazardaki etkilerini değerlendirmişti.

İlk olarak yerinde tüketim ve geleneksel satış kanalları değerlendirildiğinde, bunların satış üzerindeki etkileri her ürün için değişebilecek olsa da, ürünlerin tüketici ile buluşmasında satışında çok önemli bir role sahiptir. Rekabet Kurumu’nun pazar araştırmasına ilişkin yazımızda da belirtildiği gibi, organize perakendenin hızlı tüketime konu ürünlerin satışındaki payı %43 civarındadır. Bu durum geleneksel kanala erişemeyen bir markanın, sadece organize perakende yani modern kanal üzerinden satılması halinde, pazarın yarısından çoğunu kaybetmesi anlamına gelmektedir. Bu da geleneksel kanalın önemini çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır.

Rekabet Kurulu’nun 2007 yılındaki incelemesinin sonuçları ilgili pazarda hala hissedilmektedir. Bahsi geçen kararında Rekabet Kurulu gazlı içecekler pazarında hakim durumda bulunan Coca-Cola ile ilgili temel olarak aşağıdaki hususları karara bağlamıştı.

–          Rakip ürünleri satmama şartına bağlı olarak bayilere avantaj sağlanmaması

–          Önceki yıldaki satışların belirli bir oranını satın alma şeklinde şartların sağlanmaması veya bu şartlara bağlı avantajların verilmemesi

–          Ev kanalında 100m2 ve altındaki satış noktalarında ve yerinde tüketim noktalarında, birden fazla alkolsüz içecek dolabı bulunmaması durumunda, dolapların %20’sine rakip ürün konulmasına izin verilmesi (dolap münhasırlığı yasağı)

Bayilere sağlanan avantajlar ve prim gibi hususlardan kaynaklanan rekabetçi endişeler birçok endüstride ortak olsa da, özellikle dolap münhasırlığı hızlı tüketime konu tüketici ürünlerine has bir konudur. Rekabet Kurulu’nun bu kararı FMCG ürünlerin satışında bulunurluğun son derece önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Gerçekten de geleneksel satış kanalı olarak da adlandırılan 100m2’nin altındaki satış noktaları ve özellikle de küçük yerinde tüketim noktaları; soğutucu dolap, ürün standı gibi ürünleri koyacak yer bulmakta güçlük çekmektedir. Bu yer kıtlığı nedeniyle de sadece en büyük sağlayıcının dolabına yer vermek gibi rasyonel bir seçimleri oluşmaktadır. Ancak burada, pazar lideri teşebbüs dışındaki teşebbüslerin ürünlerinin bahis konusu satış kanallarında satışının imkansız hale gelmesi sonucu, rekabeti bozucu bir durum olarak ortaya çıkmaktadır. Zira rakip teşebbüsün de satış kanalına aynı şartlarla dolap sağlaması halinde dahi, yer kıtlığı nedeniyle ilgili satış noktası yine de pazar lideri teşebbüsün dolabını tercih etmektedir. Satış noktalarının tüketici tercihleri ile de desteklenmiş olan bu rasyonel seçiminin bir sonucu olarak da, pazardaki rekabet zarar görmektedir.

İşte bu nedenle FMCG endüstrilerinde hakim durumun söz konusu olduğu durumlarda, dolap/stand münhasırlığı yasağı getirilmekte ve hakim durumda bulunan teşebbüsten dolabının/standının bir bölümünü rakip ürünlere açması talep edilebilmektedir. Rekabet Kurulu’nun gazlı içecek ile ilgili bu yaklaşımı esasen geleneksel satış veya yerinde tüketim kanalı vasıtasıyla satılan ürünlerin büyük bir çoğunluğu de için geçerlidir.

RK’dan Hızlı Tüketim Raporu

Rekabet Kurumu, Hızlı Tüketim ürünleri perakende sektörü hakkında yürüttüğü çalışmalarının ilk bölümünü tamamladı.

Rekabet Kurumu, Hızlı Tüketim ürünleri perakende sektörü hakkında yürüttüğü çalışmalarının ilk bölümünü tamamlayarak sonuçları bir önaraştırma raporuyla kamuoyuna duyurdu.

Yaklaşık bir yıldır devam eden çalışmanın ilk aşaması olan bu ön rapor, hızlı tüketim ürünleri perakendeciliğindeki rekabet koşullarını ve pazarın yapısını inceliyor. Pazardan elde edilen veriler ışığında perakendeci ile tedarikçi ilişkisi arasındaki muhtemel sorunların incelendiği raporda, birçok yabancı ülkenin hızlı tüketim perakende sektörü de mercek altına alınarak karşılaştırmalı bir analiz sunulmuş.

Raporun iki bölümünden ilkinde “Raporun Önerileri” bulunuyor. Bu bölümde Kurum tarafından tartışmaya açılan konular şöyle:

  • Hızlı Tüketim Ürünleri Perakendiciliği özelinde yoğunlaşma bildirilmesine yönelik ciro eşiklerinin düşürülmesi
  • Davranış kodu ve ombudsmanlık sisteminin hayata geçirilmesi
  • Tedarikçi-Perakendeci anlaşmalarının Rekabet Kurumuna yıllık olarak gönderilmesi

Raporun ikinci bölümünde de sektör hakkındaki çalışmalar sonucu elde edilen ön bulgulara yer verilmiş. Bunların bazılarını kısaca sıralamak gerekirse:

  • Hızlı tüketim ürünleri içinde, organize perakendenin payı artmaktadır. 2000 yılında %30 olan bu pay, 2009 yılı itibariyle %43’e ulaşırken, indirim mağazacılığı bu artışta başı çekmektedir. Örneğin BİM, Migros’u geçerek 2009 yılında pazar lideri olmuştur.
  • Türkiye’de bölgesel/yerel perakendecilik, organize perakende içinde payını arttırmaktadır. Son iki yılda bölgesel/yerel perakendeciler, mağaza sayısı ve toplam satış alanı bakımından %50 büyümüşlerdir.
  • Türkiye’deki hızlı tüketim perakendeciliğinde yoğunlaşma oranları Avrupa ülkelerine nazaran çok düşüktür. En büyük dört perakendecinin toplam pazar payları (CR4) Türkiye’de %14 seviyesindeyken, bu değer İsveç için %91, İngiltere için %68, Almanya için ise %67’dir. Öte yandan, Türkiye’de bazı illerde yoğunlaşma oranları ortalamanın çok üzerindedir. Ege Bölgesi ve İzmir’de bu değerler sırasıyla %22 ve %34’tür.
  • Özel markalı ürünler (private label) kategori olarak büyümelerine rağmen, toplam satış içindeki oranları hala düşüktür.

İlk bölümü 11 Mart 2011 tarihinde yayınlanan bu Ön Araştırma Raporu ile tamamlanan çalışmalar, önümüzdeki günlerde geniş bir özet olarak Rekabet Kurumu internet sayfasında yayımlanacak. Araştırmanın ikinci aşamasında ise tedarikçilere yönelik saha çalışması ve Türkiye için model olabilecek uygun ülke uygulamaları üzerine yoğunlaşılacağı ifade edildi.