Lobi faaliyetlerini tadında bırakmalı

Belçika Rekabet Otoritesi, üç çimento üreticisine yaklaşık 14.5 milyon Avro, Belçika Çimento Endüstrileri Birliği’ne ve Belçika Çimento Endüstrisi Ulusal Teknik ve Bilimsel Araştırma Merkezine ise 100 bin Avro para cezası vermişti. Kararın gerekçesine göre ise, bu teşebbüs ve birlikler uyumlu eylem içerisinde yeni bir mevzuat maddesinin hazır beton üretiminde kullanılmasını engelleme amacına yönelik lobi faaliyetleri içerisindeydi. Diğer noktalardan biri de, söz konusu uygulamanın yeni bir üreticinin Belçika pazarına girmesini engellemek amacını da içermesiydi.

Karar Temyiz Mahkemesi’nin önüne geldi. Mahkeme, yargılamanın uzunluğuna ilişkin usuli itirazları, tarafların savunma haklarının açıkça ihlal edildiğinin ortaya konulamaması gerekçesiyle reddetti. Mahkeme ayrıca, söz konusu lobi faaliyetlerinin yeterli derecede değerlendiremediğini belirterek kararı esastan bozdu. Bahsi geçen karar alma organlarının, hakkında karar verilen çimento üreticilerinin kontrolü altında olmadığına da önemle değinen Mahkeme, bu üreticilerin görüş bildirme ve karar alma süreçlerindeki katılımının ise açık, tarafsız ve ayrımcılık teşkil etmeyecek nitelikte olduğuna dikkat çekti. Mahkeme, teşebbüslerin söz konusu süreçlerdeki katılımlarının karar verme organını kontrol etme veya bu organın yerine geçme niteliğinde olmadığı, bu nedenle teşebbüslerin faaliyetlerinin izin verilen lobi faaliyetlerinin ötesine geçmediği sonucuna ulaştığı.

Pişmanlıkta da mı kartel?!

Pazardaki beraberlik devlet kapısında da devam ediyor. Gözümüzden kaçmayan hikayeyi Ceren Üstünel anlatıyor.

177_Ekmek_getiren_firinci_soygunu_enGün geçmiyor ki Rekabet Kurumu’nun internet sitesinde yeni bir kartel soruşturması haberiyle daha karşılaşmayalım. Zaten her sene “adı çıkmış dokuza inmez sekize” diyerek tabir ettiğim sektörlere yönelik mutlaka bir soruşturma açılıyordu, bir de onun üzerine küçük esnaf eklendi, tam evlere şenlik bir tablo ortaya çıktı. Otomotiv bayilerinden tutun da fırınlara, sürücü kurslarından yapı denetim firmalarına, kuyumculardan gözlükçülere… İşin komik kısmı nedense kartel deyince Avrupa Komisyonu’nun videolarında olduğu gibi hep sigara dumanı dolu odalar, şifreli telefon konuşmaları, anlaşılması zor e-posta yazışmaları hayal edilirdi hep. Halbuki bizim yan sokaktaki şişman, göbekli Hasan Amcayla tüm gün tavla atan Mehmet Abimiz de işi gücü bırakıp yok çeyreğin fiyatı ne olsun, aman yarım altın da şu fiyatın üzerine verme ha diye konuşabiliyormuş.

Peki, nereden çıktı bu kartel muhabbeti… Yaklaşık iki ay önce yine bir kartel haberi yayınlandı. Aksaray merkezde faaliyet gösteren 45 fırına karşı ekmek satış fiyatlarını birlikte belirledikleri şüphesi ile soruşturma açılmıştı. Kısa karara göre fırınların hepsi Kanun’un 4. Maddesini ihlal ettiklerinden yani kartel kurup fiyatları birlikte belirlediklerinden ceza aldılar.

Buraya kadar her şey normal. Garip olan şu ki soruşturma açılan 45 teşebbüsün tamamı da yani 45’i de pişmanlık başvurusunda bulunuyor. Biri, ikisi, beşi, onu değil hepsi. Gerekçeli kararı görmeden yorum yapmak doğru olmaz tabi ama şimdiye kadar Kurum’a yapılan toplam pişmanlık başvurusu 45’i bulmamıştır yahu, aynı kartel soruşturmasına taraf tüm fırınlar, ne iş demeden de edemiyor insan.

Yurtdışı seyahatlerden feyz almalı

Bir kartelin faka bastırılması mı demeli? ICN konferansındaki sözlerin Türkiye’deki soruşturmalara etkisi mi?
Belit Polat yazdı.

Uluslararası Rekabet Ağı olarak bilinen ve ülkelerin rekabet hukuku alanındaki deneyimleri paylaşılarak uyumu artırmaya yönelik çalışmaların yapıldığı, ayrıca Şahin ARDIYOK’un da Türkiye’deki danışman olarak faaliyetini yürüttüğü ICN (International Competition Network), 2002 yılından bu yana Rekabet Kurumu’nu da bünyesine katmıştı. Haftalık gelişmelerin takibi ve tartışmaların yanında yıllık konferanslar yoluyla, hem Rekabet Kurumu hem de uygulayıcılar tarafından takip edilen bu rekabet ağı, Kurul’un hazır beton hakkında aldığı bir kararda ilginç bir şekilde karşımıza çıktı.

img4

Bursa’da faaliyet gösteren 11 hazır beton üreticisinin müşterileri/bölgeleri paylaştığı ve rekabeti kısıtlayıcı anlaşma içerisinde olduğu iddiası üzerine alınan karar, üç sayfadan oluşuyor. Yapılan incelemede her ne kadar teşebbüslerden birinde elde edilen ajanda da rakip fiyatları yer alsa da, bu bilginin doğrudan rakipten alınıp alınmadığı konusunda bir tespit yapılamıyor. Müşteri veya bölge paylaşımı konusunda ise herhangi bir belgeye ulaşılamadığından, şikayet reddedilerek dosya kapatılıyor. Ancak kararın uzunluğu kadar, Kurul Üyesi Fevzi ÖZKAN’ın karşı oyunu görüyoruz, hem de son gelişmeleri özetleyecek şekilde:

  1. Fevzi ÖZKAN’ın üzerinde durduğu ilk husus, ajanda notunda yer alan fiyat bilgilerine ilişkin yeterli araştırma yapılmadığı hakkında. Kurul Üyesinin görüşü, bu bilgilerin kaynağı hakkında yalnızca ajanda sahibinin beyanlarına dayanılamayacağı, o bilgilerin ne anlama geldiği noktasında detaylı inceleme yapılması gerektiği yönünde.
  2. İkinci olarak ÖZKAN, bizim de burada sıkça dile getirdiğimiz Danıştay kararlarına değiniyor. En ufak bir şüphe dahi olsa soruşturma açılması gerektiği yönündeki kararın altını çizerken, bu karara dayanarak açılan soruşturmaların sayısında artış olacağına ilişkin görüşümüzü de desteklemiş oluyor.
  3. En ilginci ise karşı oyun son kısmında. ÖZKAN, katıldığı bir ICN konferansında konuşmacı olan Alman Rekabet Otoritesi Başkanı’nın sözlerine yer vererek, ihlal iddiaları karşısında pro-aktif davranılması gerektiğine yönelik görüşlerin Türkiye’ye de yansıması gerektiğini söylüyor.

Alman Rekabet Otoritesi Başkanı’nın verdiği örnek, yine bir ihlal iddiasındaki deneyimlerine dayanıyor. Bir o kadar da hedefi tutturan bir deneyim.

Almanya’da bir kartel iddiası, ancak pazardaki veriler bu iddiayı kuvvetlendirse de deliller ihlali ortaya koymaya ve dolayısıyla cezalandırmaya yeterli değil. Ancak Rekabet Otoritesi bu yetersizlik karşısında dosyayı kapatmak yerine, teşebbüsleri bir kez daha ziyaret etmeye karar veriyor ve bu kararını dosyanın kapanmasına yakın bir tarihte alıyor. Teşebbüsler artık sona gelindiği ve Otorite’nin elinin boş olduğunu düşünürken, son anda kapılarına gelen Uzmanlar karşısında şaşkın. Başkan’a göre, bu şaşkınlık karşısında teşebbüsler Rekabet Otoritesi’nin çok sayıda delile sahip olduğu düşüncesine kapılıyor ve çareyi itiraf etmekte buluyor. Esasen elinde yeterli delil bulunmayan ve belki de dosyayı ceza vermeden kapatmak zorunda kalan Otorite, bu son inceleme sayesinde aynı gün yedi farklı teşebbüsten gelen pişmanlık başvurusunu kabul ediyor ve böylelikle ortaya çıkaramadığı delilleri bu kez bizzat kartelin taraflarından elde ediyor.

Noktaları birleştirelim. “Dosyayı hemen kapatamazsınız, şüphe varsa soruşturma açmalısınız” diyen Danıştay; bu karar nedeniyle yeniden soruşturmalar açan ve mevcut önaraştırmaları da şüpheye dayanarak soruşturmaya dönüştüren Rekabet Kurumu; Rekabet Kurulu Üyesi Fevzi ÖZKAN’ın her iki uygulamaya değinen karşı oyu ve uluslararası uygulamaların Türkiye’ye yansımasına yönelik düşüncesi; geçtiğimiz aylarda yayınlanarak pişmanlığın faydalarını detaylıca açıklayan Pişmanlık Kılavuzu

2014 yılı yoğun geçeceğe benziyor.

AB Komisyonu Çimento Şirketlerinden Çok Şey İstedi

5 çimento şirketine dava!

AB Komisyonu’nun hem yükte hem pahada ağır bilgi talebine 5 çimento şirketi  (Cemex, Holcim, Cementos Portland Valderrivas, Heidelberg Cement and Schewenk  Zement) dava açtı. 

Aralık 2010’da AB Komisyonu, bazı çimento üreticilerine rekabeti kısıtlayıcı anlaşma yapmak iddiası ile soruşturma açmıştı.

Bu şirketlerden dört tanesi,  temyiz süreçlerinin sonuna kadar beklenmesi ve Komisyon’un bilgi talebi kararlarının yürütmesinin durdurulması amacıyla dava açtı. Ancak, yerel mahkeme ivedilik şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle söz konusu talebi reddetti!

Oysa Komisyon’un ‘aşırı’ diye tabir edilen bilgi istem yazılarını gören çimentocular oldukça şaşkındı. Açtıkları davada,

  • Bilgi isteminin içeriği itibariyle Komisyon’un yetkisini aştığı, orantısız olduğu,
  • Komisyon’un soruşturmaya ilişkin araştırma görevi ile alakalı olmadığı,
  • İstemin sebeplerinin açıkça yer almadığı,
  • Kendilerine verilen cevap süresinin çok kısa olduğu

gerekçeleriyle Komisyon’un kararını temyiz ettiler.

Türkiye’de de Rekabet Kurulu tarafından en çok soruşturma açılan ve incelemeye maruz kalan sektörlerin başında gelen çimento sektörü bakımından durum pek de farklı değil aslında. 2006 yılında, çimento firmalarının Rekabet Kurulu’nun çimento ve hazır beton pazarlarındaki bütün teşebbüslerden 3 ayda bir ve aynı içerikte olmak üzere üretim, satış ve kapasite gibi bilgilerin aylık dökümlerinin temin edilmesine ilişkin kararına karşı açtıkları iptal davasında Danıştay, bilgi talebinin gerekçesinin belirtilmemesi nedeniyle işlemin yürütmesini durdurmuştu.

Bugün gelinen noktada dahi çimentocular Rekabet Kurulu’nun çok sıkı denetimi altında. Örneğin Kurul halen üç ayda bir çimento sektöründeki firmalardan çok ayrıntılı bilgi talep ediyor. İlginç olan, bu bilgiler yeterli gelmiyor olmalı ki (!) Rekabet Kurulu’na bildirim yapılması gereken her yeni işlemde, örneğin birleşme devralma gibi, Kurul aynı bilgileri bir kez daha istiyor. Aslında sayfalarca yer tutan bu bilgi istemlerinin cevaplarını hazırlamak firmaları bazen çok zor durumda bırakabiliyor…