Enerji Hukuku Sempozyumu

Enerji Hukuku ile ilgilenenlere yeni bir Sempozyum haberini Belit Polat veriyor.

Enerji Hukuku gönüllülerine iyi bir haber vereyim. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile Noterler Birliği tarafından, Uluslararası Enerji Hukuku Sempozyumu gerçekleştiriliyor. Çok sayıda uygulamacı, akademisyen ve Kurum uzmanlarının katılım göstereceği Sempozyum, 22-23 Mayıs tarihleri arasında Ankara’da!

Düzenlenecek Sempozyum’da, Balcıoğlu Selçuk Akman Keki Avukatlık Ortaklığı ortaklarından eski Rekabet Kurumu Uzmanı Av.Şahin Ardıyok da konuşma yapacak. Türkiye’nin enerji endüstrisindeki yasal gelişimine dikkat çekecek olan Ardıyok, elektrik piyasasındaki yasal düzenlemeleri irdeleyerek yenilenebilir enerji hakkındaki düzenlemeleri masaya yatıracak. Ayrıca Dentons’ın diğer Ortaklarından Ian McGrath ve Liz Tout ise, elektrik ve doğalgaz piyasalarına yönelik hukuki uyuşmazlıklar  hakkında katılımcılara bilgi verecek.

Program hakkında detaylı bilgileri buradan inceleyebilirsiniz.

Komisyon’dan Taahhütlü Çözümler

Hakim durumun kötüye kullanılması iddiası ile başlatılan soruşturma, taahhütler verilerek sonlandırıldı.

Avrupa Komisyonu’nun taahhütlere ilişkin kararını Can İtez anlatıyor.

Avrupa Komisyonu, Çek Cumhuriyeti’nde hakim durumda bulunan elektrik üreticisi ČEZ firmasına karşı başlattığı soruşturmayı sık rastlanan bir kapanışla bitirdi. Hakim durumun kötüye kullanılması iddiası ile başlatılan soruşturma, firmanın belli taahhütler vermesi ile sonlandırıldı.

BOS001972Soruşturma, şirketin iletim sisteminde ihtiyacı olmadığı halde kapasite rezervi yaparak piyasaya yeni girişlerin engellendiği iddiası ile açılmıştı. Ancak ČEZ sonucu beklemeden üretim kapasitesinin bir kısmını mevcut santralleri bazında bölme/ayrıştırma taahhüdünde bulundu. Avrupa Komisyonu’nun bu taahhütleri kabul etmesi ile birlikte, Çek elektrik üretimi piyasasında kayda değer bir üretim kapasitesinin diğer ya da yeni üreticiler tarafından devralınması durumu ortaya çıktı.

Aslında Komisyon’un bu tür çözümleri uygulamaya koyduğu ve bunu özellikle enerji piyasalarında gerçekleştirdiği durumlara bir yabancılığımız yok. Komisyon, soruşturma sonuçlanmadan ve olası cezalar kesinleşmeden, deregülasyon önlemleri ile tam olarak serbestleştirilememiş piyasalarda bu yola başvurmaktan çekinmiyor. Bu yaklaşımın arkasında sade ve önemli bir algı yatmaktadır. Bu algı, zaman içinde güçlü yasal tekellerin veya yasal tekellerden devralınmış ve piyasadaki rolü azalmamış olan özel şirketlerin, Avrupa rekabet/regülasyon tarihi boyunca süregelmiş piyasaların serbestleştirilmesi, düzenlenmesi gibi süreçlerden geçmesine rağmen arzu edilen rekabet seviyesinin yakalanamadığı pazarlarda ikinci bir şansın var olabileceğidir. Keza Avrupa enerji piyasalarında, Komisyon’un bu soruşturma dahil daha önce açtığı bazı soruşturmalarda da, rekabetin bir ya da birden fazla pazar katmanında artabileceğine dair bir sinyal görmesi ile birlikte şirketin taahhütlerini kabul etmesi buna işaret etmektedir.

Bunların yanında, Komisyon’un bu geleneğe sadık olması veya böyle bir gelenek yaratmış olması, bu durumun piyasa aktörlerinin stratejik hamlelerinin bir parçası haline gelme olasılığını düşündürmektedir. Teoride bir şirket bilinçli olarak rekabet ihlali yaparken o ihlal ile elde edeceği fayda ve bu ihlalin ortaya çıkarılma ve cezalandırılma ihtimali üzerinden bir hesaplama yapar. Kendisi açısından karlı olacak yani ihlal et ya da etme kararını beklenen faydaya bağlı olarak uygular. Önerilen taahhütler, belki de teşebbüsler açısından soruşturmanın başladığı tarihten itibaren öngörülen bir önlem olarak düşünülür.

Şirketlerin stratejik davranışları, pazar koşullarına ve aynı zamanda düzenlemelere ve mevzuatın getirdiklerine karşı uyum sağlamayı da ifade eder. Bu uyumun bir sonraki adımda belki de düzenleme ve mevzuat üzerinde manipülatif çalışmalar ve “ayın karanlık yüzü” göndermesini gücendirmeyecek uygulamalar ile sonuçlanabileceği aklımızın bir köşesinde yer almalı.

Elektrik Dağıtım Şirketlerinin Tüketicilerden Aldığı Bedeller

Can Artüz, tüketicileri yakından ilgilendiren iki konuya açıklık getiriyor:

Faturalardaki ‘kayıp-kaçak bedeli’ ne anlama geliyor? Sayaç bedeli ve işletiminden kim sorumlu?

Aslında her şey 2011 yılında bazı elektrik dağıtım şirketlerinin faturalarda kayıp-kaçak bedelini ayrı bir kalem olarak göstermesiyle başladı.

BOS001755Bu zamana kadar faturalarda “birim fiyat” kalemi altında mevcut olan kayıp-kaçak bedeli şeffaflık amacıyla gösterilmeye başlanınca[1] tepkilerin de ardı arkası kesilmedi. Yani, zaten ödediğimiz bir bedeli açıkça görünce tüketici olarak hepimiz rahatsız olduk ve kendimize kayıp-kaçağın bedelini neden ben ödüyorum diye sorduk. Ne dersiniz, işler şeffaf değilken daha mı mutluyduk?

Şeffaflığın mutluluk getirip getirmediği bilinmez ama kayıp-kaçak bedellerinin dağıtım şirketlerince belirlenmediği ve EPDK tarafından onaylan tarifelere bağlı olduğu bir gerçek. Her ne kadar söz konusu bedeller tüketici sorunları hakem heyetlerinde ve tüketici mahkemelerinde uyuşmazlık konusu yapılsa da, EPDK’nın düzenleyici işlem niteliğindeki tarifelerine bağlı oldukları için başvurulacak yargı yolunun da idari yargı olması gerekiyor.

Kayıp-kaçak bedelleri hakkında yaptığımız bu kısa açıklamadan sonra, konuya paralel ve güncel bir konu olan sayaç değişimi mevzusuna da değinmek gerekiyor. Özellikle son günlerde basına yansıyan açıklamalar nedeniyle elektrik sayaçlarının dağıtım şirketlerince değiştirilmesi konusu kamuoyunu oldukça ilgilendiren bir hal aldı. Sayaç ücretleri çok yüksek miktarda olmasa da, abone sayısının milyonlarla ifade edildiği düşünüldüğünde toplam rakam yüz milyonları buluyor. Biz de konuya bir de güncel mevzuat çerçevesinde bakalım istedik.

Aslında bu konuda derinlemesine bir mevzuat taraması yapmaya gerek yok. Çünkü yeni Elektrik Piyasası Kanunu konu hakkında aydınlatıcı hükümler içeriyor. Kanunun dağıtım faaliyetini hüküm altına alan 9. maddesine göre dağıtım şirketleri lisanslarında belirlenen bölgelerde sayaçların okunması, bakımı ve işletilmesi hizmetlerinden sorumlu tutulmuş. Aynı maddenin 7. fıkrasına göre de sayaçların mülkiyetinin dağıtım şirketlerine ait olduğu, kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle (30.03.2013) kullanıcıların mülkiyetinde olan sayaçların işletme ve bakım hizmetleri karşılığında kullanıcılardan iz bedelle devralınacağı belirtilmiş. Ancak bu uygulamaya ilişkin usul ve esasların EPDK tarafından çıkartılacak yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüş.

Yaşanan tartışmaların sebebi de söz konusu yönetmeliğin henüz çıkarılmamış olması. Bu süreçte dağıtım şirketlerinin değiştirdiği sayaçların bedellerini tüketicilerden alması aslında kanunun ruhuna aykırı bir uygulama olarak görülüyor. Bu noktada atılacak en doğru adım EPDK’nın bu konuda düzenleme yapmasını bekleyerek bu uygulamaya son vermek olacaktır.


[1] Doğan,B.F.: Elektrik Piyasalarında Tüketicilerden Kayıp-Kaçak ve Sayaç Okuma Bedeli Alınmasının Hukuka Uygun Olup Olmadığı ve Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin Görev Alanına Girip Girmediği, Enerji, Piyasa ve Düzenleme Cilt:2, 2011, Sayfa 74-88.

EPDK: Akaryakıtta Tavan Fiyat Uygulayabilirim (!)

Son günlerde basında, EPDK’nın dağıtım şirketlerine gönderdiği “motorin fiyatlarını düzeltin” mesajını içeren yazıdan bahsediliyor.

Son günlerde basında, EPDK’nın akaryakıt dağıtım şirketlerine gönderdiği ve “motorin fiyatlarını düzeltin” mesajını içeren bir yazıdan bahsediliyor.

EPDK’nın faaliyetlerini yakından takip ediyoruz etmesine ama açıkçası bu haberi Kurul’un kendi web sitesinde göremedik maalesef. Çünkü yazı en büyük 8 akaryakıt dağıtım şirketine gönderilmiş, bu nedenle değerlendirmelerimiz basında yer alan haberlere dayanıyor…

Detaylara bakacak olursak; akaryakıtta son gelen zamlarla benzinin litre fiyatının 4,5 TL, motorinin ise 4 TL sınırına dayanmasına artık EPDK da dayanamamış olmalı ki fiyatları incelemeye almış. EPDK’nın motorin ve benzin fiyatlarının AB ülkelerinin üzerine çıkmasına dikkat çektiği belirtiliyor. Ek olarak, Kurum’un motorin ve benzine katılan, performansı artırdığı öne sürülen ancak 15-20 kuruşa varan oranlarda fiyat artışı getiren yakıtların fiyatlarını 26 Ekim’e kadar düzenleyin, aradaki fiyat farkını (katkılı-katkısız motorin) kaldırın dediği de belirtilenler arasında.

Yani EPDK, gönderdiği yazıda hem piyasada çeşitli katkı maddeleriyle değişik isimlerde satılan motorinlerdeki fiyat farklarının kalkmasını, hem de bayi ve dağıtıcının kâr marjlarını AB standartlarına çekmesini istiyor. Ayrıca gerekli düzenlemeler yapılmazsa Kanun’un gereğini yerine getiririz diyerek  “akaryakıtta tavan fiyat uygulayabilirim” mesajı verdiğinin altı çiziliyor.

Hatırlayacak olursak, 2011 yılının Ağustos ayında akaryakıtta tavan fiyat uygulaması ile ilgili Danıştay, ilginç ve kritik bir karar alarak EPDK’nın akaryakıtta tavan fiyat uygulamasını hukuka uygun bulmuştu. Kararın geçmişine bakacak olursak; akaryakıtta fiyatların olması gerekenden fazla yükseldiğini iddiasıyla EPDK, Haziran 2009’da 2 ay süreli “tavan fiyat” uygulaması kararı almış, kararla şirketlerin kâr marjına ve satış fiyatına tavan sınır getirmiş, bunun üzerinde dağıtım şirketleri söz konusu kararın serbest piyasa ekonomisinin işleyişi ile bağdaşmadığı ve rekabete aykırı olduğu gerekçesiyle mahkemeye başvurmuştu. İşte EPDK’nın 2009 yılındaki kararı hakkında Danıştay karardan 2 yıl sonra görüşünü açıkladı: EPDK’nın tavan fiyat uygulamasını hukuka uygundur. 

Belki de EPDK bu karardan cesaret alarak, fiyatları denetleme yetkisine sahip olduğunu ve tavan fiyat uygulayabileceğini akaryakıt dağıtım şirketlerine hatırlatmak istedi. Fakat burada EPDK tarafından yapılan fiyat incelemesi neticesinde “tavan fiyat” uygulaması yolunun tercih edilmesi ne kadar doğru? Ya da en azından bu uygulamanın nedenleri/sonuçları sorgulanabilir mi? Bakacak olursak, petrol fiyatlarındaki düşüş, artışına kıyasla aynı duyarlılıkta yansıtılmıyor. Şirketler fiyat düşüşünü bazen gecikmeli, bazen nispi olarak yansıtıyor. Ancak akaryakıt dağıtım piyasası çok fazla aktörün olduğu bir piyasa. Bu şekilde çok aktörlü bir piyasada, tavan fiyat regülasyonu uygulamanın doğruluğu tartışmalı olduğu gibi hele bir de “mevcut fiyatlarınızı AB standartlarına çekin yani indirin” demek bu şirketleri kartel oluşturmaya itebilir. Söz konusu uygulama yerine, firmalar arasında oligopolistik karşılıklı bağımlılığı azaltacak tedbirlerin uygulanması ve fiyat düşüşlerinin fiyat artışları kadar hızlı gerçekleşmediğinin analiz edilmesi bizce daha doğru bir yol olarak gözüküyor…

Son Dakika Notu: EPDK’nın akaryakıt dağıtım şirketlerine tanıdığı süre bugün doldu. Basında çıkan haberlere bakılırsa Kurum’un akaryakıt sektöründe motorin fiyat farkı için yaptığı uyarı dağıtım şirketleri tarafından dikkate alındı ve katkılı motorin, motorin ve benzin fiyatlarında 5 ile 28 arasında indirimler yapıldığı görüldü. Bakalım “tavan fiyat” uygulaması ne yönde ilerleyecek…