Rekabet Kurumu ile iş yaparken düşülebilecek 3 hata

Rekabet Kurumu’nun yerinde incelemelerinde, bilgi isteme yazılarına yanıt verirken ve Kuruma yapılan başvurularda yapılabilecek hataları önlemek için makalemize bakmanızda fayda var.

Şirketlerin Rekabet Kanunu’nun uygulanması ile ilgili süreçler sırasında yapabilecekleri hataları, Av. Burcu Seven ile birlikte yazdığım makalede ilginç -ve bahtsız- örnekleri ile birlikte anlattık. Yerinde incelemelerde, bilgi isteme yazılarına yanıt verirken ve Kuruma yapılan başvurularda yapılabilecek hataları önlemek için faydalı olması dileğiyle sizlerle paylaşıyoruz. Makaleye aşağıdaki başlığı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Turkish Competition Law: 3 Major Mistakes to Avoid When Dealing with the Competition Authority

Birleşme-Devralma Görünüm Raporu

2014 yılında Rekabet Kurumu’na bildirilen birleşme ve devralma işlemlerine ait veriler çerçevesinde hazırlanan Görünüm Raporu, Rekabet Kurumu’nun internet sitesinde yayınlandı.

Antitrust2013Rapora göre 2014 yılında Rekabet Kurumu’na toplam 215 birleşme ve devralma işlemi bildirilmiş. Bildirilen bu 215 işlemden 122’sinde hedef şirket veya oluşturulan ortak girişim, Türkiye yasalarına göre kurulmuş şirketlerden oluşmakta. Aynı dönemde değerlendirmeye alınan özelleştirme sayısı ise 18.

Hedef şirket veya oluşturulan ortak girişimin Türkiye kökenli olduğu özelleştirme haricindeki işlemlerde, bildirilen toplam işlem bedeli 22 milyar 90 milyon TL olarak belirtiliyor. Aynı dönemde Kurum’a bildirilen özelleştirmelerin toplam değeri ise 9 milyar 193 milyon TL. Ayrıca tüm tarafları Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre kurulmuş şirketlerin gerçekleştirdikleri birleşme ve devralmaların değeri de 6 milyar 186 milyon TL olarak gösteriliyor. Yabancıların yaptıkları yatırımlara ilişkin bilgiler de raporda detaylı olarak yer alıyor. Buna göre 2014 yılında yabancı yatırımcılar 56 işlemde Türk şirketlerine yatırımda bulunmuş ve ilk sırada Lüksemburg bulunuyor. Son olarak Türk şirketlerinin devir konusu olduğu işlemlerde yabancı yatırımcılar yaklaşık 10 milyar TL’lik yatırımda bulunmuş.

İşlemler sonucu etkilenen pazarlar bakımından ise hedef şirketin veya oluşturulan ortak girişimin Türkiye kökenli olduğu işlemlerde ilk sırayı 3 milyar 295 milyon TL ile kendine ait veya kiralanan gayrimenkulün kiralama verilmesi veya işletilmesi alanı alıyor.

Son olarak, bildirilen işlemlerin nihai karara bağlanma süresi ise 16 gün olarak belirtiliyor.

Söz konusu Rapor’a buradan ulaşabilirsiniz.

3. Raund Sona Erdi

Rakibi Aer Lingus’u satın almak için 6 senedir mücadele veren Ryanair, yeniden Komisyon engeline takıldı.

Geçmişi ve bugünüyle, Türkiye’den örneklerle işlemi Belit Polat anlatıyor.

Herkes ikinci bir şansı hak eder derler, peki ya dördüncüyü?

O zamanlar da yazmıştık, çabuk geçmiş. Sene 2013 oldu, Ryanair’in üçüncü denemesi de başarısızlıkla sonuçlandı. Rakibi Aer Lingus’u satın almak için 6 senedir mücadele veren Ryanair, yeniden Komisyon engeline takıldı.

  1. İlk deneme 2007’deydi…  Aer Lingus Havayolunu satın alma girişimini ilk kez 2007 yılında hayata geçiren Ryanair, Komisyon’dan izin alamamış ve kararı Genel Mahkeme’ye götürse de orada da benzer sonuçla karşılaşmıştı. İrlanda’da birbirleriyle etkin rekabet içerisinde olan iki havayolu şirketinin birleşmesi, rekabet edilen 35 hattın 22’sinde tekel oluşturacak, kalan hatlarda ise %60 pazar payıyla tüketiciye pek tercih imkanı bırakmayarak 14 Milyon AB vatandaşının İrlanda giriş veya çıkışlı uçuşlarındaki fiyatların yükselmesine sebep olacaktı. Ryanair’in öne sürdüğü taahhütler de bu riski ortadan kaldıramayacak kadar yetersiz görülmüştü.
  2. Ryanair ikinci şansını 2009’da denedi… Ancak başvurusunu geri çekti. Komisyon ilk defa aynı ülkede ve aynı ana havaalanından faaliyet gösteren ve noktadan noktaya düşük maliyetli uçuşlar gerçekleştiren iki havayolunun birleşmesine ilişkin olarak varış veya çıkış noktası Dublin olan yolcuların bu işlemden olumsuz yönde etkileneceği gerekçesiyle işleme muhalefet etmişti.
  3. Ancak Komisyon işlemi üçüncü kez değerlendirme fırsatı buldu… Temmuz 2012’de bildirilen işlemi üçüncü defa nihai inceleme aşamasına alan Komisyon, kararını dün bildirdi.

616027.TIFTarafların konumlarının 2007 yılı zamanından daha bile güçlü durumda olduğu değerlendirmesini yapan Komisyon, 2007 yılında rekabet edilen hat sayısı 35 iken, bu sayının 46’ya çıktığını, tekel oluşacak hat sayısının ise 22 iken 28’e ulaşmış durumda olduğunu göz ardı etmedi. Ayrıca, Avrupa içinde birçok hat dahilinde bu iki havayolu şirketinin birbirlerinin en yakın rakipleri olduğunu ve bu rekabete girmenin diğer şirketler için giriş engeli oluşturduğunu belirtti. Bu da, Avrupa’da bir çok hatta bu iki havayolu dışında alternatif olarak hizmet verecek bir şirketin bulunmaması sebebiyle muhtemel bilet fiyatlarını akla getiriyordu.

Sonucunda, Ryanair’in öne sürdüğü taahhütlere rağmen Komisyon işlemi reddetti. Son verilen paket kapsamında, çakışan bazı hatların İngiliz havayolu şirketi Flybe ve British Airways’e yönlendirilmesi gibi öneriler bulunuyordu. Paketi detaylıca incelediğini belirten Komisyon, rakipler, tüketiciler, seyahat acenteleri, tüketici birlikleri ve kamu otoritelerinden aldığı görüşler ile birlikte tek bir sonuca vardığını belirtti: Verilen taahhütler, rekabetçi endişeleri giderebilecek yeterlilikte değil. Tüketiciler, iki şirket arasındaki rekabetin ve düşük fiyatların keyfini sürmeye devam etmeliler.

Türkiye’ye baktığımızda, yalnızca son beş yıldır Rekabet Kurulu’nun nihai incelemesine takılan 15 civarında birleşme/devralma işlemi görüyoruz (Hemen hatırladıklarım: Tekel Birası, Havaş/TGS, AFM/MARS Sinema, YKM/Boyner, Samsung/Seagate kararları gibi…).

Milyonluk satışların bir an önce iradelerine uygun şekilde sonuca ulaşmasını bekleyen taraflar, bazen Rekabet Otoriteleri’nin bu işlemlerde ne kadar söz sahibi olduğunu göz ardı ederek sürecin uzamasına boyun eğmek durumunda kalıyor. Halbuki şirket birleşme/devralmalarında rekabet kurallarına uyum kısmı, işlemin küçük fakat oldukça önemli bir kısmını oluşturuyor. Bu da, Rekabet Otoritesi’nden alınacak iznin bildirim formunun 3-5 bölümünü doldurmaktan ibaret olmadığını, iktisadi bakış açısıyla hazırlanan başvurunun bütün süreci ne kadar etkileyebileceğini gösteriyor…

(Benzer durumla AT&T ve T-Mobile devralma işinde de karşılaşmıştık, hatırlayalım.)