Deutsche Bahn bu sefer gecikti…

Tazminata yönelik ihtilaflarda dava açma süresine ilişkin olarak bir değerlendirme… Sercan Sağmanlıgil anlattı.

Morgan Crucible, 2003 yılında AB Komisyonu tarafından cezalandırılan karbon ürünleri kartelinde ihbarcı konumundaydı. Yasa dışı bir karteli ihbar etmesi neticesinde ceza almaktan kurtulan Morgan Crucible şirketi, haliyle verilen kararı Mahkemeye taşımayı tercih etmemişti. Bir diğer deyişle, Morgan Crucible hoşnutsuz kartel mağdurları tarafından tazminat davasına konu edilebilir bir konumdaydı.

Front view of punching fistGeçtiğimiz hafta Londra’da Yüksek Mahkeme Deutsche Bahn’ın Morgan Crucible aleyhine açtığı tazminat davasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, yapılan başvurunun süresi içerisinde olup olmadığını inceledi. Karteli ihbar etmesiyle ceza almaktan kurtulan ve herhangi bir yargı yoluna başvurmayan Morgan Crucible ile, aldıkları cezaları Mahkemeye taşıyan kartelin diğer üyelerine tazminat davası açılmasına ilişkin süreler ne zaman başlayacak sorusu gündeme gelmektedir. Zira, eğer Deutsche Bahn tarafından açılan davanın süresinin Morgan Crucible’nın ihbarcı konumuyla ceza almayacağına ilişkin verilen tarihte başladığı kabul edilirse, Deutsche Bahn tarafından açılan dava 4 yıl kadar gecikmiş olacak.

Yüksek Mahkeme yargılama sonucu verdiği kararda, diğer kartel üyeleri tarafından temyiz yoluna gidilmiş dahi olsa, Morgan Crucible şirketine ilişkin hükmün etki ve sonuçlarını doğuracak şekilde kesinleştiği, bu noktada kartel üyelerine uygulanan farklı yaptırımların farklı sürelere tabi olabileceğini, dolayısıyla Deutsche Bahn tarafından yapılan başvurunun dava açma süresi içerisinde olmadığı ifade edilmiştir.

İlk Pişmanlık da Fayda Etmedi

Deltafina ilk pişman olanlardandı ama, neye yaradı?

Deltafina ilk pişman olanlardandı ama, neye yaradı?

İngiltere Rekabet Otoritesi OFT’nin tütün şirketlerine kestiği 225 Milyon £ cezadan bahsetmiştik. 2005 yılında da, Avrupa Komisyonu’ndan yine tütüncülere 56 Milyon € kartel cezası çıkmıştı. Şimdi bu ceza onandı, ama kartele üye şirketlerden Deltafina’nın pişmanlık başvurusu sonucu alınan kararda Deltafina’nın cezadan muaf tutulmaması ilgi çekiciydi.

Toplam cezanın 30 Milyonluk kısmına muhatap olan Deltafina, pişmanlık başvurusu sürecindeki yükümlülüklerine uymamakla suçlandı. Peki bu yükümlülükler nelerdi?

– Pişmanlık yarışında 1.gelen şirket cezadan muaf olur, devamındaki başvurularda derecesine göre indirim sağlanır.

– Aynı şirket, söz konusu kartel hakkındaki tüm delillere ortaya koymalı ve ihlali ispata yönelik her türlü işbirliğini gerçekleştirmelidir.

Deltafina ise ilk bölümde başarılı olsa da, sınavın 2.bölümünde rakiplerine kopya verirken yakalandı. Karara göre, yaptıkları pişmanlık başvurusunun ardından yükümlülüklerinin tamamlandığını düşünen şirket yetkilileri, başvuruları hakkında rakip şirketleri bilgilendirerek uzmanların şafak baskınlarına gelebilecekleri konusunda onları uyardı. Yani, pişmanlığın bir anlamı kalmadı.

Soruşturmanın tamamlanması ve kartele yönelik tüm delilleri toplamak amacıyla hazırlanan Komisyon, galiba kendini, durumdan tüm rakiplerin haberdar olduğu ve delillerin yok edildiği bir süreçte buluverdi. Soruşturmanın geleceğini tehlikeye atan Deltafina’nın, pişmanlık başvurunda bulunmuş olsa dahi, cezaya çarptırılması kaçınılmaz oldu.

Çıkarılacak sonuç, Komisyon’un sözleriyle, Türkiye için de geçerli: “Pişmanlık başvuruları ancak tam, süratli ve devamlı ise sonuç doğurur.”

Komisyon Türk Havayolları Hakkında Soruşturma Başlattı

AB Komisyonu, THY’nin de içinde bulunduğu havayolu şirketlerine eş zamanlı iki ayrı soruşturma başlattı.

Türkiye ekonomisinin son yıllarda ne kadar yol kat etmiş olduğu ekonomik veriler ve rakamlarla pek tabi gösterilebilecektir. Ancak çeşitli olaylar, rakamların yetersiz kaldığı noktada bu konuyu, belki de rakamlardan çok daha çarpıcı bir şekilde, gözler önüne seriyor. Türkiye’nin uluslararası rekabetin önemli bir parçası olduğu uzun zamanlardan beri aşikar ve AB Komisyonu’nun bir Türk şirketi hakkında soruşturma başlatması, bu konu ile ilgili önemli bir örnek…

AB Komisyonu, kod paylaşım anlaşması (code-sharing agreement) yaparak rekabeti kısıtladıkları gerekçesiyle THY’nin de içinde bulunduğu havayolu şirketlerine eş zamanlı iki ayrı soruşturma başlattı. Soruşturmalardan biri Lufthansa ile THY’ye karşı açılırken, diğeri Brüksel Havayolları ve Lufthansa’nın iştiraki olan TAP Portekiz Havayolları’na karşı başlatıldı.

Bilet satışı hususunda işbirliği anlamına gelen kod paylaşım anlaşmaları yolcular açısından faydalı olabilirken, aynı zamanda rekabeti kısıtlayıcı pek çok etkiye de sebep olabiliyor. Havayolu şirketleri, bu anlaşmalar sayesinde kendi uçuş merkezleriyle bağlantılı seferlerde normalde rekabet etmeleri gereken havayolu firmasına ait biletleri satmak konusunda anlaşıyorlar.

Soruşturma kapsamında, THY ve Lufthansa arasındaki kod paylaşımının Münih-İstanbul ve Frankfurt-İstanbul rotalarında fiyatları yükseltecek ve hizmet kalitesini düşürecek şekilde rekabeti ihlal edip etmediği araştırılacak. Eş zamanlı olarak Brüksel Havayolları ve TAP Portekiz’e karşı başlatılan soruşturmada ise, Brüksel-Lizbon rotasında rekabet ihlali olup olmadığının araştırılması bekleniyor.

Daha önce Pazarlardan Haberler’de yer verdiğimiz yazımızda rekabet otoritelerinin diğer ülkelerde yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiği ve diğer ülke kurumlarıyla işbirliği yaptığını belirtmiştik. Bu kapsamda Rekabet Kurumu’nun üye olduğu ICN (International Competition Network) aracılığıyla havacılık sektöründeki gelişmeleri takip ettiği ve 1 Temmuz 2010 tarihinde THY’ye karşı soruşturma başlattığını hatırlatmak isteriz. Görünen o ki, rekabet otoriteleri arasındaki bu iletişim sayesinde şirketlerin artık faaliyet gösterdiği tüm ülkelerde rekabet ihlali iddiasıyla karşı karşıya kalacağı kuşkusuz…

Almunia: “Kartellerle mücadelemiz devam edecek!”

“New Frontiers of Antitrust” konulu konferansından izlenimlerimiz!

ACTECON’dan Hilal Utku, 11 Şubat 2011 tarihinde Paris’te gerçekleştirilen ve rekabet hukuku uygulamasında güncel konular ve politika önerilerinin tartışıldığı “New Frontiers of Antitrust” konulu konferansa katıldı.

Konferansın açılış konuşmasını yapan AB Komisyonu’nun rekabet politikalarından sorumlu üyesi Joaquin Almunia, konuşmasının başında havayolu kargo şirketlerine verilen cezaya atıf yaparak, en ciddi rekabet ihlali olarak görülen kartellerle mücadelenin devam edeceğini ifade etti. Almunia bu kapsamda ayrıca, toplu dava hakkına ilişkin olarak 4 Şubat 2011 tarihinde kamuoyu görüşüne açılan Komisyon çalışmasını da hatırlatarak, rekabet kurallarının ihlal edilmesinden zarar gören kişi ve kurumların, ihlali gerçekleştiren kişilere yönelik toplu dava hakkının, Komisyon’un yaptırım politikalarında bir yumuşama olacağı anlamına gelmeyeceğini de vurgu yaptı. Komisyon’un özellikle kartellere yönelik rekabet politikalarında bir esneme yapılmayacağı hususu bakımından ayrıca, özellikle global kriz sebebiyle bu yönde bir beklenti oluşmaması gerektiğini belirten Almunia, “kriz zaten hayatı zorlaştırırken, bu hayatı bazıları için kolaylaştırmaya gerek yok” şeklinde ifadeleriyle, Komisyon’un katı yaklaşımını yineledi.

Konferans kapsamında ayrıca, rekabet kurallarının ihlalinin özel hukuk alanındaki sonuçları ve özellikle tazminat davasına esas teşkil edecek “zararın hesaplanması” ve tüketici derneklerinin rekabet soruşturmalarında daha aktif rol alması gerektiğine ilişkin başlıkları tartışıldı.