Rekabet Kurumu’nun Birleşme Devralma Tebliği’nde Değişiklik

Gülce Korkmaz, Birleşme ve Devralma Tebliği’nde yapılan değişiklikleri anlatıyor.

2010/4 sayılı Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’de, 24 Şubat 2017 tarihli ve 29989 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2017/2 sayılı Tebliğ ile değişiklikler yapıldı. Buna göre, Tebliğ’in 7. maddesinin 2. fıkrası yürürlükten kaldırıldı, 8. maddesinin 5. fıkrası değiştirildi ve Tebliğ’in onuncu maddesine yeni bir fıkra eklendi.

Yapılan ilk değişiklik, bir birleşme devralma işleminin izne tabi olup olmadığı noktasında belirleyici olan ciro eşiklerinin Rekabet Kurulu tarafından iki yılda bir yeniden belirlenmesini öngören hükmün kaldırılması oldu. Böylelikle Tebliğ’in “bu maddenin birinci fıkrasında yer alan eşikler, iki yılda bir Kurul tarafından yeniden belirlenir” biçiminde olan 7. maddesinin 2. fıkrası yürürlükten kaldırıldı.

İkinci değişiklik ise, bir işlemin Kurul iznine tabi olup olmadığını belirleyen ciro eşiklerinin hesaplanmasını düzenleyen “Cironun hesaplanması” başlıklı 8. maddenin 5. fıkrasında yapıldı. Fıkranın eski haline göre, iki yıl içinde aynı kişiler ya da taraflar arasında gerçekleştirilen iki ya da daha fazla devir işlemi, ciroların hesaplanması bakımından tek bir işlem olarak değerlendirilmekteydi. Yapılan değişiklikle, söz konusu süre üç yıla çıkarıldı ve işlemin aynı kişiler ya da taraflar arasında yapılmış olması şartına alternatif olarak aynı ilgili ürün pazarında aynı teşebbüs tarafından yapılmış olan işlemlerin de tek bir işlem olarak değerlendirileceği öngörüldü.

Son olarak, yapılan değişiklikle Tebliğ’in 5. maddesinin 4. fıkrası ile tek bir işlem olarak kabul edilen şartla bağlanan ya da kısa bir zaman dilimi içerisinde menkul kıymetlerle seri bir şekilde gerçekleşen yakın ilişkili işlemlerin bildirimine ilişkin bir düzenleme getirildi. 10. maddeye eklenen 6. fıkrayla, koşulların sağlanması halinde anılan işlemlerin bildiriminin işlem gerçekleştirildikten sonra yapılabilmesine de imkan tanındı. Şartlar ise şu şekilde: (i) işlem Kurul’a gecikme olmaksızın bildirilecek ve (ii) elde edilen menkul kıymetlere bağlı oy hakları kullanılmamış olacak veya kullanıldı ise sadece yatırımların tam değerinin korunmasını sağlamak amacıyla Kurul kararıyla tanınacak bir istisnaya dayanarak kullanılmış olacak. Bu koşulların sağlanması kaydıyla; işlem, gerçekleştirildikten sonra Kurul’a bildirilebilecek. Ayrıca, Tebliğ’e yeni eklenen bu hükme göre Kurul istisna kararlarında işlem taraflarına etkin rekabet koşullarını sağlamak amacıyla şart ve yükümlülükler getirebilecek.

RK’dan kılavuz taslağı: Birleşme nedir? Kontrol neye denir?

Ben birleşmek istiyorum ama başvurmam gerekiyor mu? Gerçekten birleşiyor muyum? İşlere ortak girişiyoruz ama ortak girişim miyiz? gibi kafanızı kurcalayan düşünceleriniz varsa…

Ali Ilıcak Rekabet Kurumunun yeni kılavuz taslağından bahsediyor.

Daha bugün akademisyen bir arkadaşımla yemekte konuşuyordum: Acaba bu birleşme devralmalara ilişkin rekabet denetimi olmasaydı Türkiye Cumhuriyeti vatanı, milleti ve piyasaları şimdiki halinden daha kötü olur muydu? Sorular net: Hangi ürünün fiyatı şimdi olduğundan daha yüksek olurdu? Hangi piyasaya girmek şimdikinden daha kolay olurdu? Hangi iki şirket birleşecekken bu düzenleme nedeniyle birleşmekten vazgeçti?

Sorulardan bıkanlar yanıtlara geçsinler: Rekabet Kurumu bugün bir kılavuz taslağı yayımladı. Birleşme/devralmalarda kontrol ne anlama geliyor? Ne zaman bu kontrol devredilmiş olur? Ortak kontrol ne demektir? Bunlardan yola çıkarak devralma ne demektir? Uzun süreli kiralama devralma sayılır mı? Bir şirket uzaktan tatlı tatlı kontrol edilir mi? Bu ve başka soruların cevabı kılavuz taslağında yer alıyor. Taslak diyoruz, çünkü Kurum kamuoyuna görüş almak için internet sayfasında yayımladı. Eğer ilk paragraftaki soruları ikinci paragraftaki  yanıtlarla çarpıp kendi pratiğinizden çıkarttığınızda elde ettiğiniz sonuç sıfırdan büyükse aşağıdaki linki tıklamanızda fayda var:

Kılavuz Taslağı

Birleşme eşiğinde yeni icat!

Etkilenen pazar kavramı geldiği yere geri gönderildi. Artık etkilenen pazar ortaya çıksın ya da çıkmasın, her türlü işlem Kurul’a bildirilecek. Dünya eşiği 5 mil. TL’den 30 mil. TL’ye çıkarıldı.

Devamı Ali Ilıcak’ın yazısında.

Rekabet Kurulu’nun 2010/4 sayılı birleşme devralma Tebliği, Kurum’un gereksiz işlemlerle uğraşmayı bırakıp, toplum refahına gerçekten zarar verecek şirket birleşmelerini izlemesi ve gerekirse koşul getirmesi, hatta yasaklaması amacıyla çıkarılmıştı.

Ancak bürokrasinin şanındandır, kendine iş yaratmak ve onun içinde boğmak ve boğulmak. Sonra daha iyisini yapmak adı altında daha da fazla iş çıkaran bir şeyle gelmek… Bu işte de tam olarak bu sarmalı gördük. Sıralayarak anlatayım:

  1. Önce ilgili pazar eşiği vardı… Birleşme sonucunda %25’in üzerinde pazar payı ya da eski parayla 25 trilyon TL ciro ortaya çıkıyorsa bildirim zorunluluğu getiriliyordu. Yürürlükte kaldığı 14 yıl boyunca, bu ciro toplam ciro mu yoksa sadece ilgili pazardaki ciro mu, tartışmasının önünü almak mümkün olmadı. Çünkü Kurul her iki yorumu da haklı çıkaracak kararlara imza attı.
  2. Sonra Ocak 2011 itibariyle hayatımıza etkilenen pazar girdi. Bir de Dünya eşiği… Devralma birbiriyle rakip ya da tedarik ilişkisi olan ya da olma potansiyeline sahip iki şirket arasında oluyorsa eşikler gündeme geliyordu. Böyle bir ilişki (yani etkilenen pazar) yoksa bildirime gerek yoktu. Varsa yerli şirketler için ayrı yurtdışında 500 milyonTL’nin üzerinde faaliyet gösteren şirketler için ayrı eşikler söz konusuydu. RK, ikinci tür şirketlerin faaliyetlerini takip etme misyonunu üzerine almış (ki bu kapsama Ülker, Efes, Turkcell, Koç Holding gibi büyük şirketler de giriyordu aslında) ve bunların aldığı şirketler için eşiği 5 milyon TL’ye kadar indirmişti. 5 milyon TL’ye bugün çekirdek (şirketi) bile alınmıyordu.
  3. Olmadı, RK bir tartışma metni yayımladı, Dünya eşiği yüzünden fazladan 160 birleşme başvurusu inceledik diye. Bu metne kamuoyundan görüş istendi. Biz, kendi görüşümüzde, yabancı işlemlerini özellikle takip etmenin vatana millete faydası nedir, diye sorduk. Kurum bu görüşleri ne kadar dikkate alıyor bilemediğimizden, kendi web sitemizde de paylaştık.
  4. Bugün (31 Aralık) son Tebliğ değişikliği Resmi Gazete’de yayımlandı.

Değişikliğe göre etkilenen pazar kavramı geldiği yere geri gönderildi. Artık etkilenen pazar ortaya çıksın ya da çıkmasın, her türlü işlem Kurul’a bildirilecek. Dünya eşiği 5 milyon TL’den 30 milyon TL’ye çıkarıldı.

Peki icat bunun neresinde? İşte şurasında: Kurul devralınan “varlık ve faaliyetlerin” cirosu kavramını Dünya eşiği maddesine soktu. Teşebbüs kavramı yerine varlık ve faaliyet kavramının ne anlama geldiği, bunların bir cirosunun olup olmadığının nasıl hesaplanacağı vb. konular yeni yılın tartışma konuları arasında yer alacaktır.

Belirsizliği azaltmak adına yapılan her hamle biraz daha artırdı, düşmesi gereken bildirim sayısı sürekli arttı! Ve Josef K. Bilkent Plaza’nın dümdüz koridorlarında yolunu nasıl kaybedebildiğini anlamaya çalışıyordu…

Herkese iyi yıllar!

Emek Sineması’ndan AVM Sinemasına…

Sinema birleşmelerini anlatıyoruz.

Uzun süreden beri medyada da tartışılan Türkiye’nin en büyük iki sinemacısı Mars ve AFM’nin birleşmesine tarafların vermiş olduğu taahhütlerin yeterli bulunması üzerine Rekabet Kurulu’ndan onay geldi. Bu işlemin nihai (detaylı) incelemeye tabi tutulduğuna ilişkin karar yayınlandığında, işlemle yeni Birleşme ve Devralmalar Tebliği’nin uygulaması arasındaki bağlantı hakkında bir haberi Nisan ayında kaleme almıştık.

Son 10 yılda Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyal dönüşümden doğal olarak sinema salonu hizmetleri pazarı da etkilendi. Alışveriş merkezlerinin hayatımıza derinden nüfuz etmesi ile buraların sosyo-kültürel hayatımızdaki önemi ve insanların buralarda geçirdikleri zaman son derece arttı. Bu durum da neredeyse tüm alışveriş merkezlerinde bir sinema açılmasına yol açtı. Bu yeni sinema salonları benim çocukluğumdakilerden çok daha gelişmiş ve modern. Tabi bilet fiyatları da çocukluğumuzda yaptığımız “1 bilet = 3 gazoz” hesabı ile açıklanabilmekten uzak hale geldi. Velhasıl, ana akım sinema alışveriş merkezi kültürünün bir parçası haline gelmiş vaziyette. Hatta efsanevi Emek Sineması örneğinde olduğu gibi, sinemaların yerine alışveriş merkezi yapılması dahi gündemdeki sıcak bir konu…

Pazarda faaliyet gösteren teşebbüslerin sahip oldukları sinema salonları açısından pazar payları aşağıdaki tablodan görülebilir. Buradan da anlaşılacağı üzere, salon sayısı bakımından pazarın 3’te ikisini halen geleneksel sinema salonları oluşturuyor. Fakat bu oran modern sinema salonları lehine çok hızlı bir biçimde değişmekte.

Sinema Salonları Açısından Pazar Payları (2010)

2010

Salon Sayısı

Modern İşletmeciler içindeki Payı

Toplamdaki Payı

Cinebonus

251

% 40,55

% 13,87

AFM

193

% 31,18

% 10,66

Cinecity

25

% 4,04

% 1,38

Cinemarine

40

% 6,46

% 2,21

Avşar

89

% 14,38

% 4,92

Movieplex

21

% 3,39

% 1,16

Büyük İşletmeciler

619

% 100,00

% 34,20

Diğer

1191

% 65,80

Toplam

1810

100,00

 

İşte bu aşamada sinema salonu hizmetleri pazarının en büyük iki oyuncusunun birleşmesi son derece önemli hale geliyor. Rekabet Kurumu’nun internet sitesinde yayınlanan kısa karara göre, Mars, AFM’nin çoğunluk hisselerini devralacak ve buna karşılık da AFM’nin kontrolünü elinde bulunduran Esas Holding de Mars’ın kontrolünü elinde bulunduran Spark Entertainment Limited şirketinin % 50 hissesini devralacak.

İşlemin taraflarının Türkiye sinema salonu hizmetleri pazarının en büyük iki şirketi olmaları, bu işlem sonrasında pazarda ortaya çıkacak yoğunlaşmanın rekabetçi endişeler yaratmasına yol açtığı bir gerçek. İşlemin kısa prosedür yerine nihai incelemeye tabi tutulmasının ve ancak birleşen şirketlerin bazı taahhütleri sonucunda işleme izin verilmesinin sebebi de bu. Bu taahhütlerin başında 10 adet sinema işletmesinin Rekabet Kurulu tarafından belirlenen süre ve yöntemler çerçevesinde elden çıkarılması var. Bunun yanında teşebbüsler 5 yıl boyunca bilet fiyatlarını Rekabet Kurumu’na gönderecekler.

Rekabet Kurulu’nun işleme ilişkin kısa kararında ilgili pazarın tespitinin ne şekilde yapıldığı belirtilmiyor. Ancak, işleme izin verildiği düşünüldüğünde modern ve geleneksel sinema salonu hizmetleri olarak bir ayrıma gidilmediği söylenebilir. Zira birleşme sonrası, Mars ve AFM’nin toplam pazar payları modern sinema salonları (genel olarak  alışveriş merkezlerindeki salonlar) açısından % 70’in üzerine çıkmaktayken tüm modern + geleneksel olarak bakıldığında, sadece %25’ler civarında. Ancak Rekabet Kurulu, pazarı modern sinemalar açısından ele alarak, daha önceki Türk Telekom –İnvitel ve Mey İçki – Burgaz kararlarında olduğu gibi verilen taahhütlerin rekabetçi endişeleri ortadan kaldırdığına da karar vermiş olabilir. Çünkü Mars ve AFM 10 adet sinema salonunu 3. kişilere satacaklarını taahhüt ediyorlar.

İlgili pazarın coğrafi unsuru açısından bakıldığında, sadece aynı il içerisindeki sinemalar birbirleri ile rakip konumdalar, çünkü film izlemek için Edirne’den Hakkari’ye gitmek pek mantıklı bir iş değil. Buna karşın, büyük şehirlerde coğrafi pazar tanımı ilçeler bazına da inebiliyor. Mesela ben 3 senedir İstanbul’da yaşamama rağmen Anadolu Yakası’nda hiç sinemaya gitmedim.

Birleşen tarafların karar kapsamında verdiği taahhütlerden birisi de, sinema bileti fiyatlarının 5 yıl boyunca Rekabet Kurumu’na bildirilecek olması. Yayınlanan kısa karar, Rekabet Kurumu’nun bu bilgileri ne şekilde kullanacağına ilişkin bir açıklama getirmiyor. Benzer bilgiler yıllardan beri çimento fabrikalardan da isteniyor. Ancak Kurum bu bilgileri ya kullanmıyor ya da bu bilgilerin güvenirliğine pek riayet etmiyor. Zira her önaraştırma/soruşturmada fabrikalardan aynı bilgileri tekrar tekrar istemekte. Kurul’un sinema biletlerinin fiyatlarına ilişkin bilgileri düzenli olarak istemesinin arkasında, bilet fiyatlarının aşırı derecede yükselmesini engellemek amacı bulunmakta. Rekabet Kurumu’nun görevinin fiyat regülasyonu değil de, toplumsal refahın maksimizasyonu olduğu düşünüldüğünde, sinema bilet fiyatlarının talep edilmesinin ne derece amaca hizmet eden bir uygulama olacağı tartışmalı. Ancak Kurul, bu fiyat bilgilerini isteyerek, teşebbüsler üzerinde fiyatları arttırmama yönlü duygusal bir baskı yaratmak istiyor olabilir.

Belirttiğim üzere, bu yazı sadece 3 paragraflık kısa karardan yaptığım çıkarımlar. Gerekçeli karar birkaç ay içerisinde yayınlandığında, konuyu takip eden okuyuculara, daha detaylı bir analiz yapma fırsatım olacak. O zamana kadar belki Oscar’lar da verilmiş olur[1], ikisini birden değerlendiririz.


[1] Bu arada 2012 Oscar ödül töreni 26 Şubat’ta yapılacakmış.

Birleşmelerde Çözüm Önerileri Kılavuzu Görüşlere Açıldı

Çözüm Önerilerine İlişkin Kılavuz Taslağı görüşe açıldı.

Birleşme Devralma İşlemlerinde Ortaya Çıkabilecek Rekabet Sorunlarını Gidermeye Yönelik Olarak Taraflarca Sunulabilecek Çözüm Önerilerine İlişkin Kılavuz Taslağı 07.02.2011 tarihinde Rekabet Kurumu’nun internet sitesinde yayınlanarak kamuoyunun görüşüne sunuldu.

Taslak Kılavuz, 01.01.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 2010/4 sayılı Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’in yoğunlaşma sürecinde ve sonucunda ortaya çıkabilecek rekabet sorunlarının giderilmesi amacıyla Rekabet Kurulu’na sunulacak çözüm önerilerini düzenlemek ve bu çözüm önerilerine yol göstermek amacıyla yayınlandı.

Taslak Kılavuzda, işlem taraflarınca sunulan çözüm önerilerinin kabul edilebilir olması için bazı temel koşullar aranıyor. Bunlar:

  • Yoğunlaşma işleminin 4054 sayılı Kanunun 7.maddesini ihlal eder nitelikte olması,
  • İşlem taraflarının; pazarın rekabetçi yapısını koruyacak nitelikte, dosya konusu işleme özgü hukuki ve iktisadi prensiplere dayandırılan, etkili çözümler sunmaları,
  • Çözüm önerisinin; pazardaki rekabetin yoğunlaşma işleminden önceki seviyesini korur nitelikte, rekabeti destekleyici ve uygulanabilir olması

İşlem taraflarından, çözüm önerilerini; çözümün içeriği, nasıl uygulanacağı ve rekabetin önemli ölçüde azaltılması sorununu nasıl giderileceğine yönelik olarak detaylı açıklamalar ile birlikte sunmaları bekleniyor. Burada özellikle pazarda mevcut rekabeti ve işlem sonrasını Rekabet Kurumu’na yeterli bir biçimde aktarabilmek için sadece hukuki değil, ekonomik analizlerin de etkin bir biçimde yapılması son derece kritik bir konu. Önerilen çözümü uygun görmesi halinde Kurul, birleşme veya devralma işlemine, çözüm önerilerinin uygulanması şartı ile izin veriyor.  Koşul ya da yükümlülük niteliğini taşıyan çözüm önerilerinin uygulanmaması halinde ise işlemin geçersizlik ve süreli idari para cezası yaptırımları ile karşılaşabileceği öngörülüyor.

Taslak Kılavuz’da öngörülen diğer bir önemli düzenleme de, tarafların öne sürdükleri çözüm önerilerinin Kurul tarafından yeterli bulunmaması halinde durumu taraflara tebliğ ederek önerilerinde değişiklik yapma olanağı tanınması. Bunun yanı sıra; en geç ikinci yazılı savunma ile birlikte gerçekleştirecekleri değişiklikleri Kurul’a sunmak kaydıyla taraflara nihai inceleme döneminde çözüm önerilerini geliştirebilme imkanı da tanınıyor.