Atık Eşyaların Kontrolü Yönetmeliği

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2012 yılında bu yönetmeliklere bir yenisini ekleyerek Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyaların Kontrolü Yönetmeliği’ni yayınladı.

Devamı Başak Yılmaz’ın yazısında.

Atık pil, atık yağ, ömrünü tamamlamış lastik ve daha birçok atık piyasasında çıkartılan yönetmeliklerle atıkların çevreye zarar verecek şekilde bırakılması yasaklanıyor ve bunların toplanarak geri kazandırılması zorunlu hale getiriliyor. Bu kapsamda ilgili ürün üreticileri, tabi oldukları yönetmelikler uyarınca atıkları toplamak, geri kazandırmak ve bertarafını sağlamakla yükümlü.

dxelectrica_sectorsÇevre ve Şehircilik Bakanlığı 2012 yılında bu yönetmeliklere bir yenisini ekleyerek Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyaların Kontrolü Yönetmeliği’ni yayınladı. Bu Yönetmelik tıpkı yukarıda bahsettiğimiz düzenlemelerle aynı amacı güdüyor.

Yönetmelik kapsamında elektrikli ve elektronik eşya oldukça geniş bir yelpazeyi kapsıyor: büyük ev eşyaları, küçük ev aletleri, bilişim ve telekomünikasyon ekipmanları, aydınlatma ekipmanları, tüketici ekipmanları, elektrikli ve elektronik aletler, oyuncaklar, eğlence ve spor ekipmanları, tıbbi cihazlar, izleme ve kontrol aletleri ve otomatlar.

Yukarıda sayılan ürünleri üreten teşebbüslerin sayısının oldukça fazla olduğu düşünüldüğünde, Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyaların Kontrolü Yönetmeliği’nin çok fazla üreticiyi ilgilendirdiğini ve yükümlülük altına soktuğunu söylemek mümkün.

Tabi işin bir de rekabet kurallarını ilgilendiren bir boyutu var.

Nitekim Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyaların Kontrolü Yönetmeliği de dahil atık piyasalarına ilişkin yönetmelikler; üreticilerin, atık yönetimine ilişkin sorumluluklarını gerçekleştirmek üzere bir araya gelmesine ve Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş kar amacı gütmeyen yapılar kurmasına izin veriyor. İşte tam da bu noktada rekabet hukukuna ilişkin hassasiyetler başlıyor!

Bu hassasiyetler;

  • Birbirinin rakibi konumundaki üreticilerin bir kuruluş çatısı altında bir araya gelmesi ve söz konusu kuruluşun rakipler arası rekabete aykırı anlaşmalara zemin hazırlayan bir platform haline dönüşme ihtimali ve
  • Birden fazla üretici tarafından kurulduğu için atık toplama piyasasında pazar gücüne sahip hale gelen kuruluşların bu gücünü gerek kendisine üye olmayan üreticiler gerekse atığın bertaraf edilmesine kadarki süreçte rol alan oyuncular bakımından kötüye kullanması riski.

Nitekim Rekabet Kurulu da bu gerekçelerle son yıllarda çeşitli geri dönüşüm pazarları hakkında incelemelerde bulundu ve verdiği 5835617404_72760d0b03kararlar doğrultusunda bu pazarlarda etkin rekabetin sağlanmasını amaçladı.

Bu incelemelerden bir tanesi, bizim de tarafı olduğumuz ÇEVKO önaraştırması. İlgili önaraştırmanın tarafları, Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği çerçevesinde İzmir ilinde ambalaj atıklarının toplanması amacıyla teşebbüslerin bir araya gelerek kurdukları İzgep ile Türkiye’de yetkilendirilmiş kuruluş olarak faaliyet gösteren ÇEVKO’dur.

Kurul, hakkında önaraştırma yürütülen teşebbüslerin pazar ve müşteri paylaşımı içinde olduklarına ve söz konusu teşebbüslerin bir araya gelerek kurduğu İzgep’in rekabeti kısıtlayıcı amacının bulunduğuna karar verdi. Ancak, İzgep’in kurulmasında ve faaliyete geçmesinde Çevre ve Orman Bakanlığı’nın açık teşvik ve desteğinin bulunduğu dikkate alınarak taraflara görüş gönderilmesine karar verildi ve soruşturma açılmadı.

Bununla birlikte Kurul, ÇEVKO tarafından;

  • Belgelendirme hizmet bedelinin müşterilerin bir önceki yılda piyasaya sürdüğü ambalajın tamamı üzerinden hesaplanmasını ve
  • Yeşil nokta markasının kullanım hakkının yetkilendirilmiş kuruluş hizmetleri ile bağlanarak pazarlanmasını

hakim durumun kötüye kullanılması kuralları çerçevesinde inceledi. Ancak ÇEVKO, Rekabet Kurumu’na bir taahhüt yazısı gönderip rekabet kurallarına aykırı davranışlarını derhal gidereceğini taahhüt ettiğinden ÇEVKO hakkında soruşturma açılmadı.

Ömrünü Tamamlamış Lastiklerin Kontrolü Yönetmeliği kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla lastik üreticilerinin kurmuş olduğu LASDER tarafından yapılan muafiyet başvurusu atık sistemleri pazarlarında gerçekleşen ve yine ACTECON’un taraf olduğu bir diğer Kurul incelemesi. Bu kapsamda Kurul, ilgili sistemin rekabet kuralları bakımından herhangi bir risk barındırıp barındırmadığını inceledi ve bu sisteme 5 yıllığına muafiyet tanıdı.

Kurul kararlarından da görüleceği üzere, atık piyasaları hakkındaki yönetmeliklerden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla üreticiler tarafından kurulan derneklerin –rekabet kuralları bakımından hassas yapılanmalar olduğu düşünüldüğünde- dikkatli bir biçimde dizayn edilmesi ve dernek faaliyetlerinin her aşamasında rekabet kurallarının dikkate alınması gerekiyor.

AB Komisyonu’ndan Atık Yönetimi Soruşturması

Avrupa Komisyonu soruşturma başlattı.

Avrupa Komisyonu 15 Temmuz tarihinde, Avusturyalı atık yönetim şirketi ARA hakkında, rakiplerinin pazara girişini ve pazardaki faaliyetlerini engelleyerek hakim durumunu kötüye kullandığı iddiasıyla soruşturma başlattı.

İlgili pazar plastik, kağıt gibi maddelerden oluşan ambalaj atıklarını toplayan ve geri dönüştüren atık yönetim sistemleri pazarını kapsamakta. ARA, ambalaj atıklarını piyasaya süren üretici şirketler tarafından kurulmuş olan ve bu şirketlerin ambalaj atıklarını geri dönüştürme yükümlülüklerini onlar adına yerine getiren bir atık yönetim şirketi.

AB Komisyonu Duyurusunda, ARA’nın hakim durumu kötüye kullanırken ihlal ettiği unsurlar iki ana başlıkta inceleneceğini belirtti. Birincisi, pazarın kontrolü için çok önemli olan atık toplama altyapısına diğer teşebbüslerin girişinin engellediği ve ikincisi ise ARA’nın müşterilerine ve toplama şirketlerine baskı yaparak ARA’nın rakipleriyle çalışmalarını zorlaştırdığı iddiaları. Bu hususların, aynı zamanda atık yönetim maliyeti ve dolayısıyla ambalaj atıklarının maliyetleri artmasının ardındaki nedenler oldukları da iddia edilmektedir.

Ambalaj atıklarının kontrolü kapsamında faaliyet gösteren ARA üretici şirketlerin bir araya gelerek oluşturduğu bir teşebbüs birliği. Türkiye’de de ÇEVKO, ARA’nın yaptığı faaliyetleri yerinde getirmekte. AB Komisyonu 2002 yılında, atık yönetim pazarlarında içtihat oluşturan bir kararla ARA’nın faaliyetlerine muafiyet tanımıştı. Soruşturma ARA faaliyetlerinin muafiyet kapsamında kendisine tanınan güvenli alanın dışına çıktığı yönünde kuvvetli bir kanının Komisyon’da oluştuğu şeklide anlaşılabilir.

Atık yönetim sistemleri kapsamında ortaya çıkan birkaç temel rekabet hukuku problemi bulunmakta. Bunlardan ilk akla geleni, atık yönetim sistemlerinin birbirlerine rakip ürün üreticilerinin bir araya getiren yapılar olmalarından kaynaklanmakta. Bilindiği üzere, rakip teşebbüslerin bir araya gelerek kurdukları dernek, vakıf gibi teşebbüs birlikleri rakipler arası bilgi değişimi ve anlaşma gibi konularda rekabet otoriteleri tarafından “olağan şüpheliler” olarak görülmekteler. Bu da onları sürekli olarak rekabet kurallarıyla içli dışlı olmaya zorlamakta.

Ancak AB Komisyonu’nun soruşturması rakipler arasındaki bir ilişkiden değil; rakipler tarafından kurulmuş atık yönetim sisteminin, atık yönetim pazarındaki faaliyetlerinden kaynaklanıyor. Bu tür atık yönetim sistemlerinin, atık toplama piyasasında, onları kuran üretici şirketlerin güçlerinin toplamına eşit bir güçte oldukları varsayılıyor. Bu nedenle de endüstrinin önde gelen üreticilerinin oluşturdukları atık yönetim sistemlerinin genellikle atık yönetim pazarında hakim durumda oldukları söylenebilir. Komisyon’un soruşturması da ARA’nın Avusturya ambalaj atıklarının yönetimi pazarında hakim durumunu kötüye kullanması kapsamında yürütülmekte.

Atık yönetimi ile rekabet hukuku ilişkileri Türkiye’de de sık sık gündeme gelmekte. Rekabet Kurulu’nun AKÜ üreticilerine yüksek cezalar verdiği AKÜÇEV kararı, ÇEVKO sistemi hakkında incelemelerde bulunduğu ÇEVKO kararı ve ömrünü tamamlamış lastiklerin kontrolü kapsamında lastik üreticisi teşebbüslerin kurmuş olduğu sisteme muafiyet tanınan LASDER kararı gibi kararlar bu duruma örnek gösterilebilir. Bunlar ve benzeri kararlar da göz önünde tutulduğunda Rekabet Kurulu’nun atık yönetim sistemleri konusundaki tecrübesi AB Komisyonu’ndan aşağı kalır değil.