Her Avukatın Bilmesi Gereken Asgari Rekabet Hukuku Bilgisi

Serbest piyasa ekonomisinin gereği olarak, dünyanın pek çok ülkesinde rekabet kuralları uygulanmaktadır ve rekabet hukukunu benimseyen ülke sayısı da giderek artmaktadır. Ülkemizde de son yıllarda Rekabet Kurumu tarafından özellikle teşebbüsler nezdinde uygulanan yüksek para cezaları kamuoyunda sık sık yer bulmuş ve bu anlamda ülke genelinde rekabet hukuku bilinci artmıştır. Rekabet Hukuku’na uygun hareket etmemenin sonucu olarak ciddi ekonomik kayıplar söz konusu olabilir. Rekabet Kurulu sonuçlandırdığı soruşturmalarda ihlal tespit ettiği takdirde, incelenen firmaların bir önceki yıla ait cirolarının %10’una kadar idari para cezası verme hakkına sahiptir. Buna ek olarak, rekabeti sınırlayıcı uygulamalardan zarar görenler zararlarının tazmini için adli mahkemelere başvurabilirler ve mahkeme zararlarının üç katı tutarında tazminata hükmedebilir. Aynı zamanda Rekabet Kurumu’nca başlatılacak soruşturmalarda zorunlu olarak yapılacak masraflar ya da mahkemede açılacak tazminat davasında yapılacak yargılama masrafları ve vekâlet ücretleri önemli tutarlara ulaşabilir. Dolayısıyla, herhangi bir rekabet ihlali gerçekleştirmesi nedeniyle uğranacak bu maddi ve manevi (ticari itibarının zedelenmesi vb.) kayıplar göz önüne alındığında, teşebbüsler için rekabete uyum sağlamak bir zorunluluktur. Uzmanlık alanları fark etmeksizin, bütün avukatların bu zorunluluğun bilincinde olarak tehlike arz edebilecek davranışların farkında olmaları ve müvekkillerini veya birlikte çalıştıkları teşebbüsleri bu davranışlardan kaçınmaları yönünde yönlendirmeleri gerekmektedir. Buradan hareketle, her avukatın en azından hangi durumlarda bir rekabet hukukçusuna danışma ihtiyacı hissetmesi gerektiğini bilecek düzeyde rekabet hukuku bilgisini haiz olmasıgerektiği düşüncesiyle, Balcıoğlu Selçuk Akmak Keki Avukatlık Ortaklığı Rekabet ve Regülasyon Birimi olarak “Her Avukatın Bilmesi Gereken Asgari Rekabet Hukuku Bilgisi” infogramını hazırladık. Tüm avukatlara hediyemizdir!

(Infogramı üstüne tıklayarak açılan sayfadan bilgisayarınıza kaydedebilirsiniz.)

 

2015 yılından geriye kalanlar

Geride bıraktığımız 2015 yılı, mevzuat çalışmalarından sektör raporlarına, ses getiren kararlardan 25’e yakın yeni rekabet soruşturmasına sahne oldu. Tarihte ilk defa bir devralma işleminin yasaklanıp yeni ihlal türlerinin mercek altına alındığı 2015 yılı, rekabet bakımından ilk’lerle dolu bir yıl olarak özetlenebilir.

Ayrıca 2015 yılında hâkim durumdaki firmaların günlük ticari karar ve davranışları yeniden Rekabet Kurumu’nun yakın takibindeydi. Özellikle hızlı tüketim malları endüstrisinde faaliyet gösteren firmaların fiyatlama/münhasırlık/indirim sistemleri gibi uygulamaları birçok defa Rekabet Kurumu soruşturmalarına konu oldu.

Yaşanan rekabet gelişmelerinin bir anlamda fotoğrafını çeken “Competition Insight – Turkey 2015” başlıklı raporu ve hakim durumdaki firmaların rekabet kuralları bakımından taşıdığı riskleri tartışan “Risks for dominant FMCG firms in Turkey” başlıklı bülteni yayımlayarak rekabet alanında yaşanan tüm bu gelişmeleri paylaşmak istedik.

Şirketler için rekabet hukuku rehberi

Fırından çıktı! Ceren Üstünel şirketler için rekabet hukuku el kitabını anlatıyor.

Gün geçtikçe rekabet kuralları konusundaki bilincin de artmış olduğunu görüyoruz. Önceleri “Rekabet Kurumu da ne?” “ne iş yapıyor ki bu insanlar?” şeklinde sorulara maruz kalan bizler şimdilerde günlük sıradan sohbetlerimiz arasına “Ya Kurum da bankacılara toplamda 1 milyar TL ceza kesmiş gördünüz mü?” gibi konuşmaları ekler olduk.

Bu bilincin artması haliyle şirketlerin rekabet kurallarına uyum konusunda azami özen göstermelerine de sebep oldu. Pazar dinamikleri ve şirketin durumuna göre senede bir veya iki kez alınan rekabet denetimleri ile rekabet uyum programları bu özenin en somut yansımaları. Özellikle düzenli danışmanlık alan görece büyük firmaların, ticari hayatlarını rekabet kurallarına uyum içinde sürdürmek konusunda daha şanslı sayıldıkları bir gerçek.

Bununla birlikte merak edilen bir konuyu veya akla takılan her bir soruyu sormak mümkün olmadığı gibi bunların cevaplarını uzun uzun, teoriye dayalı anlatan kalın kitapların içinde bulmak da işten bile değil. Dolayısıyla rekabet kuralları konusunda başucu kitabı diyebileceğimiz, özellikle pratiğe ve uygulamaya dayalı bir kaynağa ihtiyaç duyduğumuz kesin.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Kerem Cem SANLI ile, Ali Ilıcak ve ekibiyle birlikte Balcıoğlu Selçuk Akman Keki Avukatlık Ortaklığı’na ortak avukat olarak geçen Av. Şahin ARDIYOK tarafından hazırlanan “Şirketler İçin Rekabet Hukuku Rehberi” adlı kitap, bu ihtiyaca cevap verecek nitelikte.

127 sayfadan ve dört bölümden oluşan kitap elbette bir rekabet hukuku uzmanı yetiştirmek için hazırlanmadı. Tam aksine rekabet kurallarını ve pratikte karşılaşabilecek olası sorunları Rekabet Kurumu içtihatları ile birlikte anlatarak hem konuya ilgi duyan herkes hem de her kesimden yönetici ve çalışanlar için hazırlanan bu rehberin oldukça faydalı olacağını umut ediyoruz.

ICC Türkiye Milli Komitesi tarafından yayınlanan kitabı buradan temin edebilirsiniz.

Kitapta yer alan bölümler ise şöyle:

1. Türkiye’de Rekabet Hukukunun Ortaya Çıkışı
2. Temel Kavramlar
3. Temel Rekabet Kuralları
4. Rekabet Kurumunun Yapısı, İşleyişi ve Yaptırım Sistemi

Untitled

Karşınızdaaa: Bilgi Değişimi!

Ürettiğimiz akıl fikirleri paylaştığımız alanlardan biri olan Actecon Papers, 6.sayısında bir başka paylaşımı ele alıyor: Rakipler arasında bilgilerin paylaşımı.

Devamı Belit Polat’ın yazısında.

Ürettiğimiz akıl fikirleri paylaştığımız alanlardan biri olan Actecon Papers, 6.sayısında bir başka paylaşımı ele alıyor: Bilgilerin paylaşımı, ancak rakip teşebbüsler arasında.

Daha önce de pek çok kez yazdığımız gibi, şimdiye dek teşebbüslerin başını en çok yakan cezaların kaynağı olan bu ihlal türü, Rekabet Kurumu’nun da bir rekora imza atmasına sebebiyet verdi. Zira bir çalışanın attığı ve içeriğinde yine aynı çalışanın öngörülerinin yer aldığı bir e-posta bile, o şirkete 50 milyon TL, toplamda ise  270 milyon TL ceza verilmesine sebep olabildi. Ama nasıl? ve neden?

Ben de, Ali Ilıcak’ın editörlüğünde, yeni sayımızda Kurum’un rekora imza attığı ve hatta geçen 13 senede verdiği cezaların toplamından bile daha fazla ceza kesmesine sebep olan bu ihlal türüne, sebeplerine, örneklerine ve sonuçlarına yer verdim. İçeriğine de, özellikle şirket avukatlarına yol gösterecek şekilde kılavuz olmasını umduğumuz yol haritalarını ekledim.

Umarız beğenirsiniz:

Untitled

AB Komisyonu’ndan Atık Yönetimi Soruşturması

Avrupa Komisyonu soruşturma başlattı.

Avrupa Komisyonu 15 Temmuz tarihinde, Avusturyalı atık yönetim şirketi ARA hakkında, rakiplerinin pazara girişini ve pazardaki faaliyetlerini engelleyerek hakim durumunu kötüye kullandığı iddiasıyla soruşturma başlattı.

İlgili pazar plastik, kağıt gibi maddelerden oluşan ambalaj atıklarını toplayan ve geri dönüştüren atık yönetim sistemleri pazarını kapsamakta. ARA, ambalaj atıklarını piyasaya süren üretici şirketler tarafından kurulmuş olan ve bu şirketlerin ambalaj atıklarını geri dönüştürme yükümlülüklerini onlar adına yerine getiren bir atık yönetim şirketi.

AB Komisyonu Duyurusunda, ARA’nın hakim durumu kötüye kullanırken ihlal ettiği unsurlar iki ana başlıkta inceleneceğini belirtti. Birincisi, pazarın kontrolü için çok önemli olan atık toplama altyapısına diğer teşebbüslerin girişinin engellediği ve ikincisi ise ARA’nın müşterilerine ve toplama şirketlerine baskı yaparak ARA’nın rakipleriyle çalışmalarını zorlaştırdığı iddiaları. Bu hususların, aynı zamanda atık yönetim maliyeti ve dolayısıyla ambalaj atıklarının maliyetleri artmasının ardındaki nedenler oldukları da iddia edilmektedir.

Ambalaj atıklarının kontrolü kapsamında faaliyet gösteren ARA üretici şirketlerin bir araya gelerek oluşturduğu bir teşebbüs birliği. Türkiye’de de ÇEVKO, ARA’nın yaptığı faaliyetleri yerinde getirmekte. AB Komisyonu 2002 yılında, atık yönetim pazarlarında içtihat oluşturan bir kararla ARA’nın faaliyetlerine muafiyet tanımıştı. Soruşturma ARA faaliyetlerinin muafiyet kapsamında kendisine tanınan güvenli alanın dışına çıktığı yönünde kuvvetli bir kanının Komisyon’da oluştuğu şeklide anlaşılabilir.

Atık yönetim sistemleri kapsamında ortaya çıkan birkaç temel rekabet hukuku problemi bulunmakta. Bunlardan ilk akla geleni, atık yönetim sistemlerinin birbirlerine rakip ürün üreticilerinin bir araya getiren yapılar olmalarından kaynaklanmakta. Bilindiği üzere, rakip teşebbüslerin bir araya gelerek kurdukları dernek, vakıf gibi teşebbüs birlikleri rakipler arası bilgi değişimi ve anlaşma gibi konularda rekabet otoriteleri tarafından “olağan şüpheliler” olarak görülmekteler. Bu da onları sürekli olarak rekabet kurallarıyla içli dışlı olmaya zorlamakta.

Ancak AB Komisyonu’nun soruşturması rakipler arasındaki bir ilişkiden değil; rakipler tarafından kurulmuş atık yönetim sisteminin, atık yönetim pazarındaki faaliyetlerinden kaynaklanıyor. Bu tür atık yönetim sistemlerinin, atık toplama piyasasında, onları kuran üretici şirketlerin güçlerinin toplamına eşit bir güçte oldukları varsayılıyor. Bu nedenle de endüstrinin önde gelen üreticilerinin oluşturdukları atık yönetim sistemlerinin genellikle atık yönetim pazarında hakim durumda oldukları söylenebilir. Komisyon’un soruşturması da ARA’nın Avusturya ambalaj atıklarının yönetimi pazarında hakim durumunu kötüye kullanması kapsamında yürütülmekte.

Atık yönetimi ile rekabet hukuku ilişkileri Türkiye’de de sık sık gündeme gelmekte. Rekabet Kurulu’nun AKÜ üreticilerine yüksek cezalar verdiği AKÜÇEV kararı, ÇEVKO sistemi hakkında incelemelerde bulunduğu ÇEVKO kararı ve ömrünü tamamlamış lastiklerin kontrolü kapsamında lastik üreticisi teşebbüslerin kurmuş olduğu sisteme muafiyet tanınan LASDER kararı gibi kararlar bu duruma örnek gösterilebilir. Bunlar ve benzeri kararlar da göz önünde tutulduğunda Rekabet Kurulu’nun atık yönetim sistemleri konusundaki tecrübesi AB Komisyonu’ndan aşağı kalır değil.

Açıkhava Reklam Mecralarının Reytingleri Ölçülebilecek

Henüz bir Times Meydanımız bulunmasa da Türkiye’nin büyük şehirlerinin birçok bölgesi Açıkhava Reklamcılığı açısından gittikçe zenginleşiyor.

Henüz bir Times Meydanımız bulunmasa da Türkiye’nin büyük şehirlerinin birçok bölgesi Açıkhava Reklamcılığı açısından gittikçe zenginleşiyor. Otobüs duraklarından tutun da alışveriş merkezlerinin, metroların içinde, yürüdüğümüz yollarda yüzlerce reklamla karşılaşıyoruz. Reklamcılığın pazarlamanın belkemiğini oluşturduğu bu çağda tüketiciyi cezbetmenin belki de en doğrudan yolu, açıkhavaya kurulan reklam mecraları üzerinden bunu sağlamak. Peki ama reklamverenler harcadıkları paranın geri dönüşünü nasıl ölçecekler?

Tıpkı televizyon reytinglerinin ölçülmesi gibi bu reklam mecralarının da görünürlülüğünün ölçülmesi ihtiyacı, Açıkhava Reklam Yeri Pazarlama şirketleri olan Ströer, Clear Channel ve Wall ile bu sektör ile doğrudan ilgili dernekler olan ARED (Açıkhava Reklamcıları Derneği), RVD (Reklamverenler Derneği) ve RD (Reklamcılar Derneği) öncülüğünde uygulamaya konulmaya hazırlanıyor. Uygulamanın adı AÇİAK (Açıkhava İzleme Araştırmaları Kurulu).

Bu uygulamanın vücuda getirilmesi amacıyla kurucu üyelerce bir protokol (AÇİAK Protokolü) imzalandı. AÇİAK Protokolü’nün hazırlanması aşamasından başlayarak işin içinde olan ACTECON, AÇİAK’ın rekabet açısından herhangi bir endişe yaratmadan hayata geçmesini sağladı.  Rekabet Kurulu’nun TİAK, BİAK ve benzer oluşumlar konusundaki hassasiyetleri de düşünülerek yapılan bir menfi tespit başvurusu ile de kısa sürede sürecin rekabet izni alınmış oldu. Bir başka deyişle, AÇİAK’ın uygulanmasında rekabet açısından endişe yaratacak herhangi bir husus bulunmadığı kesinleşti.

Bütün Açıkhava Reklam sektörünün katılımını bekleyen AÇİAK’ın temel hedefi, 2 yıllık bir araştırma sürecinin sonunda İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa’daki reklam mecralarının hitap ettiği tüketici kategorisi, konumunun işlekliği gibi belirli değişkenlerin ölçülmesi ile görünürlülüğünün ortaya konulması. Böylece bu reyting bilgilerine sahip olacak olan reklam ajansları, reklamverenler, vb. seçimlerini daha bilinçli yapabilecek ve doğru tüketiciyi doğru yerde yakalayabilecek.

Lastik Devleri Güney Afrika’da Suçlu Bulundu

Güney Afrika Rekabet Komisyonu, teşebbüs birliği hakkındaki soruşturmanın tamamlandığını duyurdu.

Güney Afrika Rekabet Komisyonu, 6 Eylül’de yayınladığı basın duyurusunda, ülkedeki bazı lastik üreticileri ve bu şirketlerin oluşturduğu teşebbüs birliği hakkındaki soruşturmanın tamamlandığını duyurdu.

Komisyon duyurusunda, Güney Afrika Lastik Üreticileri Birliği (SATMC), Apollo, Goodyear, Continental ve Bridgestone’un, lastik fiyatlarını aynı anda ve benzer parametrelerle belirledikleri iddiasıyla başlatılan soruşturmanın sonucunda, ihlalin varlığının tespit edildiğini ve “Rekabet Mahkemesinden”  söz konusu teşebbüsler ve teşebbüs birliği hakkında cirolarının %10’una kadar idari para cezası verilmesini talep ettiği belirtildi.

Soruşturma kapsamında Bridgestone, Apollo ve SATMC’nin merkezinde yerinde incelemeler gerçekleştirildiği belirtilen Duyuru’da, bu teşebbüslerden Bridgestone’un, pişmanlık başvurusunda bulunarak Komisyon ile işbirliği yaptığı ve cezasında kısmi indirime gidileceği ifade edildi. Bridgestone’nun başvurusunda, 1999-2007 döneminde rakipleriyle telefonla ve yüzyüze iletişimlerinin olduğunu ve pazarda dengeyi sağlamak için işbirliği içinde olmaları konusunda anlaştıklarını itiraf ettiği kayıtlara geçti. Bridgestone’nun ayrıca, toplantıların söz konusu şirketlerin satış ve pazarlamadan sorumlu yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştiği ve bu toplantılarda fiyat zammının zamanlaması, oranı, lastik satıcılarına verilecek indirimin yapısı ve zamların pazara anlatılması gibi konuların konuşulduğu konusunda da bilgi verdiği belirtildi.

Kartelin, binek araç, ticari araç ve ağır vasıta gibi tüm araç modelleri için ve lastik bayileri, otomobil üreticisi firmalar ve kamu ihalelerindeki kurumlar gibi çeşitli alıcı gruplarına yönelik olduğu ifade ediliyor. Diğer taraftan, SATMC’nin fiyatlar ve pazardaki diğer koşulların Ülkedeki diğer iki lastik ithalatçısı Yokohama ve Michelin’in söz konusu kartele üye olmadıkları belirtildi. Güney Afrika Rekabet Komisyonu’nun almış olduğu karar, 2008 yılından itibaren ülkemiz açısından da yürürlükte olan pişmanlık uygulamalarının etkinliği ve rekabet otoritelerinin “işini kolaylaştıran” rolünü teyit eder nitelikte.