Her Avukatın Bilmesi Gereken Asgari Rekabet Hukuku Bilgisi

Serbest piyasa ekonomisinin gereği olarak, dünyanın pek çok ülkesinde rekabet kuralları uygulanmaktadır ve rekabet hukukunu benimseyen ülke sayısı da giderek artmaktadır. Ülkemizde de son yıllarda Rekabet Kurumu tarafından özellikle teşebbüsler nezdinde uygulanan yüksek para cezaları kamuoyunda sık sık yer bulmuş ve bu anlamda ülke genelinde rekabet hukuku bilinci artmıştır. Rekabet Hukuku’na uygun hareket etmemenin sonucu olarak ciddi ekonomik kayıplar söz konusu olabilir. Rekabet Kurulu sonuçlandırdığı soruşturmalarda ihlal tespit ettiği takdirde, incelenen firmaların bir önceki yıla ait cirolarının %10’una kadar idari para cezası verme hakkına sahiptir. Buna ek olarak, rekabeti sınırlayıcı uygulamalardan zarar görenler zararlarının tazmini için adli mahkemelere başvurabilirler ve mahkeme zararlarının üç katı tutarında tazminata hükmedebilir. Aynı zamanda Rekabet Kurumu’nca başlatılacak soruşturmalarda zorunlu olarak yapılacak masraflar ya da mahkemede açılacak tazminat davasında yapılacak yargılama masrafları ve vekâlet ücretleri önemli tutarlara ulaşabilir. Dolayısıyla, herhangi bir rekabet ihlali gerçekleştirmesi nedeniyle uğranacak bu maddi ve manevi (ticari itibarının zedelenmesi vb.) kayıplar göz önüne alındığında, teşebbüsler için rekabete uyum sağlamak bir zorunluluktur. Uzmanlık alanları fark etmeksizin, bütün avukatların bu zorunluluğun bilincinde olarak tehlike arz edebilecek davranışların farkında olmaları ve müvekkillerini veya birlikte çalıştıkları teşebbüsleri bu davranışlardan kaçınmaları yönünde yönlendirmeleri gerekmektedir. Buradan hareketle, her avukatın en azından hangi durumlarda bir rekabet hukukçusuna danışma ihtiyacı hissetmesi gerektiğini bilecek düzeyde rekabet hukuku bilgisini haiz olmasıgerektiği düşüncesiyle, Balcıoğlu Selçuk Akmak Keki Avukatlık Ortaklığı Rekabet ve Regülasyon Birimi olarak “Her Avukatın Bilmesi Gereken Asgari Rekabet Hukuku Bilgisi” infogramını hazırladık. Tüm avukatlara hediyemizdir!

(Infogramı üstüne tıklayarak açılan sayfadan bilgisayarınıza kaydedebilirsiniz.)

 

Av. Şahin Ardıyok, Riyad’da gerçekleşen rekabet hukuku etkinliğinde konuştu

Av. Şahin Ardıyok, Riyad’da gerçekleşen rekabet hukuku etkinliğinde konuştu

Balcıoğlu Selçuk Akman Keki Avukatlık Ortaklığı’nın Rekabet ve Regülasyon Departmanı Başkanı Av. Şahin Ardıyok, 5 Şubat Pazar günü Suudi Arabistan’ın Riyad kentinde Riyad Amerikan İş Topluluğu (American Business Group of Riyadh) tarafından düzenlenen etkinlikte “Suudi Rekabet Hukukunun Karşılaştırmalı Analizi ve Rekabet Uyum Programı” başlıklı programı sundu.
img_5791Riyad’daki Rotana Hotel’de gerçekleştirilen kahvaltılı etkinlik, global hukuk firması Dentons ve yerel hukuk firması Wael A Alissa’nın desteğiyle gerçekleştirildi.

Program, rekabetin serbest piyasada niçin elzem olduğunun vurgusu, Suudi Rekabet Hukuku’nun AB ve Türkiye uygulamaları ile karşılaştırmalı analizi ve rekabet uyum programının tanıtılması ile birlikte Suudi Arabistan rekabet hukukundaki son gelişmeleri konu edindi. Katılımcılar arasında çeşitli sektörlerden ABGR üyesi şirketlerden yöneticiler ve hukuk müşavirlerinin yanı sıra Suudi Arabistan’ın önde gelen yerel ve uluslararası hukuk bürolarından çok sayıda avukat yer aldı.

Katılımcılar, Şahin Ardıyok’un bu alanda yirmi yılı aşkın tecrübelerinden yararlanarak hem yerel hem de küresel perspektiften rekabet uyumunu sağlamak ve aynı zamanda riskleri azaltmak için neler yapabileceklerini dinlediler ve Suudi Rekabet Hukukunu uluslararası en iyi uygulamalarla kıyaslama imkânını buldular.

Hatırlayacağınız üzere, Suudi Arabistan’da bir hayli yeni olan rekabet hukuku, uygulamaya girdiğinde önemli sorunları beraberinde getirmişti. Bu sancılı süreçte, firmaların yaptırımlardan çekinerek kurallara uyum sağlamaya çalışmaları esnasında, Av. Şahin Ardıyok ve ekibi önemli rol oynamış, sorunları uluslararası uygulamayla karşılaştırmalı olarak inceleyen akademik çalışmalar yapmışlardı.

İndirim sistemleri nasıl dizayn edilmeli?

Son yıllarda yaşanan gelişmeler, perakendeciler, tüketiciler ve tedarikçilere yönelik olarak rekabet literatüründe daha önce incelenen ihlal türlerine yenilerini eklemekte. Firmaların özellikle münhasırlık ve pazar kapamaya yönelik ihlallerinin çok sayıda Rekabet Kurumu soruşturmasına konu olduğu hatırlandığında, indirim sistemlerinin hem hukuki hem de iktisadi bakış açısıyla rekabet kuralları dikkate alınarak dizayn edilmesi gerekiyor.

Balcıoğlu Selçuk Akman Keki Avukatlık Ortaklığı Kıdemli Avukatlarından Belit Polat’ın kaleme aldığı “How should companies shape their rebate systems?” adlı çalışma, indirim sistemlerine dair yerel ve uluslararası uygulamaları analiz edip bu kavrama yönelik yasal ve iktisadi standartları ele alıyor. Çalışmada ayrıca, indirim sistemlerini tasarlarken dikkat edilmesi gereken temel prensiplerin yanında, uyum sürecine ışık tutacak kılavuz niteliğinde bilgiler sıralanıyor.

How should companies shape their rebate systems?” adlı çalışmayı buradan indirebilirsiniz.

2015 yılından geriye kalanlar

Geride bıraktığımız 2015 yılı, mevzuat çalışmalarından sektör raporlarına, ses getiren kararlardan 25’e yakın yeni rekabet soruşturmasına sahne oldu. Tarihte ilk defa bir devralma işleminin yasaklanıp yeni ihlal türlerinin mercek altına alındığı 2015 yılı, rekabet bakımından ilk’lerle dolu bir yıl olarak özetlenebilir.

Ayrıca 2015 yılında hâkim durumdaki firmaların günlük ticari karar ve davranışları yeniden Rekabet Kurumu’nun yakın takibindeydi. Özellikle hızlı tüketim malları endüstrisinde faaliyet gösteren firmaların fiyatlama/münhasırlık/indirim sistemleri gibi uygulamaları birçok defa Rekabet Kurumu soruşturmalarına konu oldu.

Yaşanan rekabet gelişmelerinin bir anlamda fotoğrafını çeken “Competition Insight – Turkey 2015” başlıklı raporu ve hakim durumdaki firmaların rekabet kuralları bakımından taşıdığı riskleri tartışan “Risks for dominant FMCG firms in Turkey” başlıklı bülteni yayımlayarak rekabet alanında yaşanan tüm bu gelişmeleri paylaşmak istedik.

Rekabet Uyum Programlarına Havuç İkramı!

Yersu Şahin, ilk yazısıyla bizlere “Rekabet Uyum Programlarını” uygulamanın indirim sebebi olarak ele alındığı gelişmelerden bahsediyor.

Rekabet otoriteleri, rekabet savunuculuğu faaliyetleri kapsamında, Rekabet Uyum Programları’nın ne kadar da güzel, nasıl da faydalı olduğundan bolca bahsederler. Arzu ettikleri, şirketlerin, rekabeti kısıtlayabilecek davranış ve uygulamalara yönelik bir iç denetim mekanizması geliştirmelerini sağlamak ve böylece, bu tür davranış ve uygulamaları mümkün mertebe engellemektir.

“Mazi Kalbimde Yaradır!”

Öte yandan, “bedava öğle yemeği diye bir şey yoktur”! Şirketler, Rekabet Uyum Programları’nı hazırlamak, uygulamaya koymak ve sürdürmek için birçok zahmete ve maliyete katlanırlar. Bu nedenle de, Uyum Programı uygulamayı seçen şirketler, büyük ölçüde, sütten feci şekilde ağzı yanmış olan; yani, başından ciddi bir rekabet soruşturması geçmiş ve genelde de ceza almış şirketlerdir.

Peki, madem ki rekabet otoriteleri, piyasalarda rekabeti kısıtlayıcı uygulamalar daha en baştan önlensin istiyor, bunun için de Rekabet Uyum Programlarını hararetle öneriyor, Uyum Programları’na yönelik bir teşvik mekanizması geliştirmeleri beklenmez mi?

Nitekim, 20 Ocak itibariyle Brezilya Rekabet Otoritesi CADE’nin de dahil olduğu bir grup rekabet kurumu, Rekabet Uyum Programı’nı benimseyen şirketlerin cezalarından çeşitli oranlarda indirime gidiyor. Başlıca hangi ülkeler Uyum Programı yapan şirketlere havuç ikram ediyormuş, önce bunlara bir bakalım:

bugsHavuç: Uyum Programı İndirimi

Fransa’da, sıfırdan bir Uyum Programı başlatmayı veya mevcut Uyum Programı’nı geliştirmeyi taahhüt eden şirketlere cezadan %5-%10 arası indirim!

İtalya’da şirkete özgü ve uygun bir Rekabet Uyum Programı’nı benimsemeleri ve etkili şekilde yürütmeleri halinde şirketlere cezadan %15’e varan indirim!

Kanada’da, şirketin mevcutta uyguladığı veya yeni uygulayacağı “inandırıcı ve etkili” bir Rekabet Uyum Programı’nın varlığı halinde, rekabet otoritesinin takdir edeceği oranda indirim!

Birleşik Krallık’ta, şirketin rekabet ihlalinden önce uygulamakta olduğu ya da ihlal tespitinin hemen ardından uygulamaya başladığı bir Rekabet Uyum Programı bulunması durumunda cezadan %10’a kadar indirim!

ABD Nihayet Sopadan Havuca Dönüyor

ABD’de, Rekabet Uyum Programı’nı cezadan indirim gerekçesi saymayan sopa-sever Adalet Bakanlığı DOJ’nin, Mayıs 2015 itibariyle yepyeni bir yaklaşım sergileyerek, “ileriye dönük” rekabet uyum çabaları için şirketlere havuç ikramında bulunduğunu görüyoruz. DOJ bugüne kadar, Barclays’e ve KYB’ye, mevcut rekabet uyum programlarını güçlendirmeye yönelik içten çabaları için cezadan %3-%6 gibi oranlarda indirim yapmış bulunuyor. DOJ yetkilileri, rekabet uyum konusunu “gerçek bir kurumsal öncelik” haline getiren ve “kurum kültürünü rekabeti bir daha asla ihlal etmemek üzere değiştirme yönünde politikalar geliştiren” şirketlere bundan böyle cezadan indirim sağlanacağını müjdeliyor.

Ta-taa…

Ve son olarak Brezilya’da, rekabet otoritesi, “İşte teşvik budur!” dedirten düzenlemesiyle, Uyum Programı benimseyen şirketlerin, cezadan %50’ye kadar indirim alabileceğini ilan etmiş bulunuyor.

Hem suçlu hem güçlü?

Rekabet Uyum Programı uygulamakta olan, fakat bir şekilde bir rekabet ihlaline bulaşan şirketlerin “hem suçlu hem güçlü” olarak görülmediği bir gelecek mümkün gibi. Avrupa Komisyonu ve Almanya’nın başını çektiği bazı ülkelerin rekabet otoriteleri halen, rekabete aykırı davranışların ödüllendirilmemesi gerektiği düşüncesinde ise de, kapsamlı ve etkin Rekabet Uyum Programları’nın ceza indirimleriyle teşvik edilerek yaygınlaşmasından doğacak rekabetçi faydaların daha yüksek olacağı düşüncesinin güçlendiği de bir gerçek.

Rekabet savunuculuğu faaliyetini her zaman ön planda tutan Rekabet Kurumu’nun, bu gelişmelerden nasıl etkileneceğini, rekabeti ihlal eden fakat etkin bir Rekabet Uyum Programı uygulamayı taahhüt eden şirketlere havuç ikram edip etmeyeceğini ise izleyip göreceğiz. Hadi hayırlısı!

Üretimde Verimliliğin Arttırılması Programı’na ilişkin Rekabet Kurumu önerileri

Rekabet Kurumu’nun verimlilik eylem planına dair katkılarını Hakan Demirkan özetledi.

Kalkınma Bakanlığı  “Üretimde Verimliliğin Arttırılması Programı” eylem planına Rekabet Kurumu tarafından ne tür katkıların yapılabileceğine dair yazısını Kurum’a tebliğ etmişti. Söz konusu yazıya dair Kurum açıklamaları  da internet sitesinde yayınlanmıştı.

Bakanlık yazısına ilişkin hazırlanan Kurum görüşünde başlıca iki konuya vurgu yapılıyor. Bunlardan ilki, firmaların rekabet hukuku eğitimi almalarının teşvik edilmesi ile alakalı. Diğer bir eylem planı olarak ise, Kurum tarafından hazırlanan Rekabet Değerlendirmesi Rehberi’nin düzenleme taslağı hazırlayan kamu kuruluşlarına tanıtılması.

İlk eylem planı önerisine ilişkin, firmalara verilecek bazı teşviklerin, rekabet hukuku eğitimi alma veya rekabet hukuku uyum programları edinme koşullarına bağlanabileceği ifade ediliyor. Bu yönde bir uygulamada Rekabet Kurumu’nun eğitim programlarının içeriğinin hazırlanması, Kurum uzmanlarının eğitimlerde görevlendirilmesi noktasında rol oynayabileceği belirtiliyor.

Rekabet Kurumu söz konusu yazıda ikinci eylem planı olarak Rekabet Değerlendirmesi Rehberi’nin kamu kurumlarına tanıtımını öneriyor. Bu çerçevede kamu tarafından yapılacak düzenlemelerde Düzenleyici Etki Analizi yapılacağına değinilerek rekabet değerlendirmesi aşamasında Rekabet Kurumu’na danışılması gerektiği vurgulanıyor. Kurum’un bu fonksiyonu açısından Rekabet Değerlendirmesi Rehberi’nin rekabet üzerinde olumsuz etki doğurma riski bulunan düzenleme ve idari işlemler bakımından genel bir çerçeve sunduğu belirtiliyor. Bu kapsamda Bakanlık tarafından söz konusu rehberin kamu kuruluşlarına tanıtılması bir eylem planı olarak belirlenirse Kurum’un bu rehberin sunuşu noktasında aktif rol alabileceği ifade ediliyor.

Son olarak, Rekabet Kurumu’nun Sanayi Etkileşim Ağı kurulması konusunda “eylemle ilgili kuruluşlar” arasında yer aldığı,  kurulması planlanan Ağ’ın faaliyetlerinde rekabet hukuku ile çelişebilecek uygulamalar bakımından görüş verilebileceği belirtiliyor.

Dikey Anlaşmalarda da Pişmanlık Mümkün

Bilindiği şekliyle pişmanlık mekanizması, kartel oluşumlarında ceza almayı engellemek üzere kullanılıyor; bunun haricinde rekabet soruşturmalarında, hakim karşısına takım elbise giyip çıkmakla taciz suçundan sıyrılmak gibi bir durum mümkün olmuyor. (Pişmanlık Programları hakkında ofis arkadaşlarım Şebnem ile Ali’nin yazdıkları bültene bakabilirsiniz). Her ne kadar kartel harici pişmanlık ve cezasızlık mümkün olmasa da şirketin soruşturma kapsamında gösterdiği tutumun verilecek ceza miktarını ciddi oranda etkilediğine ilişkin örnek bir karar çıktı.

Alman Bundeskartellamt, dikey ilişkide bazı “lider ürünler”in yeniden satış fiyatının belirlendiğinin tespit edildiği soruşturma neticesinde LEGO’yu 130.000 EUR gibi nispeten düşük bir cezaya mahkum etmiş. Şöyle ki Bundeskartellamt’ın 12 Ocak 2016 tarihli kararında tespit edildiği üzere, LEGO’nun satış temsilcileri, kuzey ve doğu Almanya’daki bazı bayilerini 2012 ve 2013 senelerinde bazı ürünlerin mağaza fiyatlarını yükseltmesi konusunda  zorlamış ve hatta ürünlerin istenildiği fiyatlardan aşağıya satılması halinde tedarik etmeyeceklerine dair tehdit etmişler. LEGO basın açıklaması yaparak, söz konusu satış temsilcilerinin davranışlarının, LEGO’nun global uyum programını ihlal ettiğini ve Almanya’da sınırlı bir coğrafi alanda yalnızca 20 farklı LEGO ürününü kapsadığını belirtmiştir. Soruşturmanın yanı sıra LEGO, şirket içi rekabet uyumu denetim başlatarak, bulgularını Bundeskartellamt ile paylaşmış. Soruşturmadan bağımsız olarak yürütülen şirket içi denetim sonucunda ise global uyum programlarının ve çalışanların eğitim programlarının genişletilmesinden, soruşturmaya konu olan davranışlarda bulunan çalışanların işten çıkarılmasına kadar varan kararlar uygulamaya konulmuş. LEGO’nun rekabet kurallarına gösterdiği bağlılık ve soruşturma kapsamında kuruma sağladığı desteğin faydaları, kendisini cezanın miktarında gösterdi.

Yukarıdaki incelemede LEGO’nun tutumunu şirketler için “iyi örnek” olarak sunarsak Volkswagen emisyon oranları hakkında yürütülen incelemeler kapsamında Volkswagen nasıl bir tutum sergilenmemesi gerektiğine ilişkin iyi bir örnek oluşturabilir.

LEGO kararında iki dikkat çekici nokta bulunuyor. İlk olarak Avrupa Birliği sektör incelemelerine paralel olarak Bundeskartellamt’ın oyuncak üreticilerini markaja alması, rekabet kurumları arasındaki yakın ilişkiye işaret ediyor. İkinci dikkat çekici nokta ise kural olarak pişmanlık mekanizmasının dikey anlaşmalara uygulanmaması dolayısıyla aslında cezadan muafiyet veya indirim uygulanmamasına rağmen soruşturma esnasında kurum ile sağlanan işbirliği, ceza miktarının belirlenmesinde etkili olabiliyor. Bu noktada kurum ile işbirliği yapabilmesi adına şirketlerin rekabet uyumu denetim hizmeti almaları, çalışanların şirket yönetiminden habersiz olarak gerçekleştireceği rekabet ihlallerinin tespit edilmesi açısından önemli gözüküyor.

Kartelden Pişman Olmanın Riskleri

Başvurulan konunun ihlal kabul edilmemesi ya da kartel tanımı kapsamında değerlendirilmemesi gibi soruşturma sonucunda ortaya çıkacak sürprizler, belirli bir sosyal maliyeti göze alarak yapılan başvuruları maksatsız bırakabilmektedir

Geçen aylarda  buraya laubali bir şekilde yazdığım, kartellerde pişmanlık programının ehil olmayan ellerde bir felakete yol açabileceği konusunu, şöyle bir iki öksürüp kendimi ciddiyete davet ettikten sonra bülten formatına taşıdık.

Şebnem Tufan ile birlikte hazırladığımız GSG Hukuk Rekabet Bülteni Ocak 2016 sayısını buradan indirebilirsiniz. Sayfaya girmişken eski sayılara da bakın bir zahmet!

 

İstanbul, Uluslararası Rekabet Hukuku Zirvesi’ni ağırlıyor!

25 Mart’ta gerçekleşecek ve gün boyu sürecek olan Uluslararası Rekabet Hukuku Zirvesi, şirket avukatları ve yöneticilerine yönelik zengin bir içerikle Taksim’deki Grand Hyatt Otel’de yapılıyor.

CaptureRekabet dünyasında ileri gelen online araştırma platformu olan Wolters Kluwer tarafından organize edilen ve Rekabet Kurumu, European Company Lawyers Association, Asian Competition Forum, International Law Association, The British – Turkish Lawyers Association gibi kuruluşların katkılarıyla düzenlenen zirveye, Balcıoğlu Selçuk Akman Keki Avukatlık Ortaklığı Rekabet Grubu’nun Kıdemli Ortağı Şahin Ardıyok da konuşmacı olarak katılıyor.

Türk rekabet hukuku ile yeni gelişen Suudi Arabistan rekabet hukukunun yapısı ve bu yapıların Uluslararası Rekabet Ağı’nın (ICN) tecrübesi ve öngörüleri ile etkileşimini paylaşacak olan Şahin Ardıyok,  rekabet uyum programlarının uluslararası ortamda ve Türkiye’deki önemi ve etkisini tartışacak.

Rekabet Kurulu üyelerinden Dr. Murat Çetinkaya’nın yanı sıra akademisyenler ve uluslararası hukuk firmaları temsilcilerinin de katılacağı ve sunumlar beraberinde açık oturumun da yer alacağı bu etkinlik, rekabet hukuku dünyasının mesleki ve ticari yönü hakkında etraflı bilgi verecek.

Katılmayı düşünürseniz, etkinlik hakkında aşağıda belirtilen detaylı bilgilere bakmanızı öneririz; Turkey & Middle East: Global Competition Law Forum

Dönerse senindir

Şirketi devredince sorumluluktan kurtulmak mümkün değil. Hatta her şey yeni başlıyor. Belit Polat anlattı.

Hatta dönmezse de… Geçtiğimiz günlerde Adalet Divanı tarafından verilen karar, yavru şirketin rekabet ihlalleri sebebiyle ana şirkete yüklenen sorumluluğu bir adım daha öteye taşıyarak, şirketin devredilmesinden sonra bile bu sorumluluğun devam ettiğini belirtti ve kolay kolay elveda denilemeyeceğini de göstermiş oldu.

8eea64e0563590b07a4d93537eb2851fAB Yüksek Mahkemesi, bir şirketin yavru iştirakini başka bir şirkete devretmesinden sonra dahi, o şirketin kontrol ettiği döneme dair rekabet ihlallerinden sorumlu olmaya devam edeceğine karar verdi. Hafıza kartları karteli hakkında alınan kararda Mahkeme, birçok teşebbüsün fiyatlar konusunda anlaşma yaptığını tespit etti ve bu teşebbüslerden biri de kartelin gerçekleştiği dönemden sonra yavru şirketini elden çıkarmış olmasına rağmen 20 Milyon Euro kartel cezası almaktan kurtulamadı.

Malumun ilanını bir kenara koyarsak bu kararın esasen iki sonucu olduğunu söyleyebiliriz: Öncelikle, kartel soruşturmalarının neredeyse tamamının pişmanlık başvurusuyla tetiklendiği ve hatta teşebbüslerin bunu neredeyse rakiplerine karşı strateji olarak da kullanabildiği AB’de, rekabet uyum programlarının yalnızca teşebbüsün fotoğrafını çekmekten öteye gittiğini görüyoruz. Yani due diligence süreçlerinin bir yansımasını da satıcı için söylemek mümkün. Bu program kapsamında yavru şirkete yapılacak iyi bir rekabet denetimi, bu şirketin sicilini ortaya koyacağı gibi satıcı tarafın da ileride nasıl bir riski üstlenmeye devam edeceğini öngörmesini sağlayabilir. İkincisi, bu denetim sonucu yavru şirkete yönelik bir ihlal şüphesi doğsa da, satıcı Rekabet Kurumu’na pişmanlık başvurusunda bulunarak bu sorumluluktan kurtulup yola devam der. İşin daha da ilginç yanı, bu başvurunun elbette devralmanın tamamlanması sonrasında Alıcı tarafından da yapılabileceği. Ancak bu durumda Satıcı’nın pişmanlıktan faydalanıp ceza almaktan kurtulması mümkün olmadığından, ben önce önlemimi alayım sonra yoluma bakarım demek daha mantıklı gibi görünüyor.

Herkes gider Mersin’e AB Komisyonu gider tersine!

Amacınız o yönde olmasa da bir anlaşmanın rekabeti kısıtladığı sonucuna ulaşılırsa ne olur? Ceren Üstünel AB’den yeni bir haberi paylaşıyor.

Rekabet hukukunda ekonomik analizin yerinin gün geçtikçe arttığı bir gerçek. Özellikle kartel soruşturmalarında yalnızca bazı iddialar ve savunmalar uygun düştüğü ölçüde hala geçerliliklerini koruyor ve özellikle Soruşturma Heyeti’nin bolca e-mail yazışmasını delil olarak kullandığı vakalarda işe yarıyorlar. Ancak işin azımsanmayacak bir diğer diğer boyutu var ki o da ekonomik veya ekonometrik analiz. Soruşturma Heyeti’nin iddialarına yalnızca niyet, amaç, yazışmalar gözünden bakmayıp olaya farklı bir açıdan yaklaşabilen “bakın o dönem maliyet artışı fiyatlara şu şekilde yansıyor, fiyat-maliyet arasındaki korelasyon bu, fiyatı ve talebi etkileyen parametreler üzerinde oluşturduğumuz ekonomik modeller tam aksini kanıtlıyor” gibi iddia konusu anlaşma veya uyumlu eylemin etkilerini ölçmeye yönelik, çürütülmesi zor, esaslı dayanağı olan savunmalar, ki bizler de bu analizleri sıklıkla gerçekleştiriyoruz. 

keep-calm-im-not-importantBundan bahsetmemin sebebi ise AB Komisyonu tarafından yayınlanan De-Minimis Bildirisi. Bilmeyenler için açıklayalım. AB üyesi ülkeler arasındaki ticareti etkileyen, rekabete aykırı bir amaç veya etkisi olan ve fakat pazardaki rekabeti kayda değer kısıtlamadığı varsayılan belirli tip anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar; rekabet kurallarından muaf tutuluyor. Bir diğer anlatımla De-minimis, aslında rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşmaya belirli parametreler altında izin verilmesi anlamına geliyor. Mevcut durumda halen geçerli olan kurala göre temel parametreyi anlaşma taraflarının pazar payları oluşturuyor. İnceleme konusu yatay bir anlaşma ise tarafların toplam pazar paylarının %10’u, dikey bir anlaşma içinse %15’i aşmaması gerekiyor. Bu korumadan tarafların pazar payı veya anlaşmanın etkisi ne olursa olsun fiyat sabitleme, yeniden satış fiyatının tespiti, pazar paylaşımı gibi “hard-core” ihlaller yararlanamıyor.

AB Komisyonu De-minimis Bildirisi ile yukarıda özetlediğimiz kurala esaslı bir değişiklik getirdi. Aslında bu değişikliğin sinyalini Avrupa Adalet Divanı’nın 2012 yılında aldığı Expedia kararı ile de görmüştük. Kararda Adalet Divanı, rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacı taşıyan herhangi bir anlaşma, uyumlu eylem veya kararın başka herhangi bir parametre değerlendirilmeksizin rekabet üzerinde kayda değer bir kısıtlama yaratacağını belirtti. Yani:

  • Amacı rekabeti kısıtlamak olmayan; ancak etkisi rekabeti kısıtlayan bir anlaşma yukarıda saydığımız parametrelerin yerine getirilmesi halinde De-minimis kuralından yararlanabilir.
  • Amacı rekabeti kısıtlamak olan; ancak etkisi çok minimal olan bir anlaşma başka hiçbir parametreye dayanmaksızın (pazarın yapısı, tarafların pazar payı gibi) De-minimis’ten yararlanamaz.

AB Komisyonu yayınladığı yeni Bildiri ile Avrupa Adalet Divanı’nın yukarıda özetlediğimiz bu yaklaşımını benimsediğini açıkladı. Bundan böyle yalnızca “hard-core” ihlaller değil amacı rekabeti kısıtlamak olan her tür anlaşma, etkisine bakılmaksızın De-minimis’in sağladığı korumadan yararlanamayacak. Buna karşılık amacı rekabeti kısıtlamak olmayan ve fakat doğurduğu etki sebebiyle aslında rekabeti kısıtlayan anlaşmalar, söz konusu şartları yerine getirmeleri halinde De-minimis’ten yararlanmaya devam edecekler.

Bu demek oluyor ki Komisyon, kendi ispat yükünü hafifletmeye çalışırken şirketler için rekabet uyum programlarının önemi ise giderek artıyor.

Efes’in rekabet filmi vizyonda

Anadolu Efes’in rekabet uyumundan sorumlu arkadaşımız Oğuzcan Bülbül, şirketinin rekabet uyumu eğitimi videosunu geçenlerde kendi blogundan paylaştı. Epey emek harcandığı belli olan videoyu buradan izleyebilirsiniz.

efes

Şirketler için rekabet hukuku rehberi

Fırından çıktı! Ceren Üstünel şirketler için rekabet hukuku el kitabını anlatıyor.

Gün geçtikçe rekabet kuralları konusundaki bilincin de artmış olduğunu görüyoruz. Önceleri “Rekabet Kurumu da ne?” “ne iş yapıyor ki bu insanlar?” şeklinde sorulara maruz kalan bizler şimdilerde günlük sıradan sohbetlerimiz arasına “Ya Kurum da bankacılara toplamda 1 milyar TL ceza kesmiş gördünüz mü?” gibi konuşmaları ekler olduk.

Bu bilincin artması haliyle şirketlerin rekabet kurallarına uyum konusunda azami özen göstermelerine de sebep oldu. Pazar dinamikleri ve şirketin durumuna göre senede bir veya iki kez alınan rekabet denetimleri ile rekabet uyum programları bu özenin en somut yansımaları. Özellikle düzenli danışmanlık alan görece büyük firmaların, ticari hayatlarını rekabet kurallarına uyum içinde sürdürmek konusunda daha şanslı sayıldıkları bir gerçek.

Bununla birlikte merak edilen bir konuyu veya akla takılan her bir soruyu sormak mümkün olmadığı gibi bunların cevaplarını uzun uzun, teoriye dayalı anlatan kalın kitapların içinde bulmak da işten bile değil. Dolayısıyla rekabet kuralları konusunda başucu kitabı diyebileceğimiz, özellikle pratiğe ve uygulamaya dayalı bir kaynağa ihtiyaç duyduğumuz kesin.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Kerem Cem SANLI ile, Ali Ilıcak ve ekibiyle birlikte Balcıoğlu Selçuk Akman Keki Avukatlık Ortaklığı’na ortak avukat olarak geçen Av. Şahin ARDIYOK tarafından hazırlanan “Şirketler İçin Rekabet Hukuku Rehberi” adlı kitap, bu ihtiyaca cevap verecek nitelikte.

127 sayfadan ve dört bölümden oluşan kitap elbette bir rekabet hukuku uzmanı yetiştirmek için hazırlanmadı. Tam aksine rekabet kurallarını ve pratikte karşılaşabilecek olası sorunları Rekabet Kurumu içtihatları ile birlikte anlatarak hem konuya ilgi duyan herkes hem de her kesimden yönetici ve çalışanlar için hazırlanan bu rehberin oldukça faydalı olacağını umut ediyoruz.

ICC Türkiye Milli Komitesi tarafından yayınlanan kitabı buradan temin edebilirsiniz.

Kitapta yer alan bölümler ise şöyle:

1. Türkiye’de Rekabet Hukukunun Ortaya Çıkışı
2. Temel Kavramlar
3. Temel Rekabet Kuralları
4. Rekabet Kurumunun Yapısı, İşleyişi ve Yaptırım Sistemi

Untitled