Gündemden düşmeyen Google soruşturmasında son durum

Google soruşturmasının düellosu devam ediyor. Sercan Sağmanlıgil anlattı.

Google hakkında yürütülen soruşturma, Komisyon ile arasındaki anlaşmanın ardından dahi gündemdeki yerini kaybetmedi. Nitekim Komisyon bu günlerde Google’ın taahhütlerinin yarattığı yankılara göğüs germeye çalışıyor.  Son eleştiriler de Axel Springer’in Alman CEO’su Matthias Döpfner’den geliyor.

silhouettes of athletes fencersDetaylı bir inceleme ile web sayfalarındaki reklamlarda Google’ın gücünün halen devam ettiğine dikkat çeken Döpfner, mevcut taahhütlerin Google’a ek gelir elde etme fırsatı vereceğini savundu.

Komisyon cephesinden ise yanıt gecikmedi. Döpfner’in açıklamasından birkaç hafta sonra, Joaquin Almunia iddiaların aksine mevcut taahhütlerin önemli değişiklerde bulunacağından kimsenin şüphesi bulunmaması gerektiğini savundu. Almunia, mevcut taahhütler çerçevesinde Google’ın özel arama hizmetlerinin diğer arama sonuçlarından açıkça ayırt edilebileceğini, ayrıca Google’ın kendi arama hizmetini sunduğunda rakiplere ilişkin sonuçlara da yer verilmesi zorunluluğu bulunduğunu vurguladı. Ayrıca Google’ın ek gelir elde edeceği iddiasına da değinen Almunia, rakiplere ilişkin sonuçların başarı sıralamasına göre belirleneceğini, söz konusu sonuçların ücret karşılığı satılmayacağını belirtti. Son olarak Komisyon’un bu noktada yetkilerinin sınırsız olmadığına dikkat çeken Almunia, Google’a kendi ara sonuçlarını rakiplerinki ile tamamen eşit şartlara getirmesinin şart koşulmayacağını, böyle bir sınırlamanın da daha önce görülmediğini belirtti.

Karşılıklı açıklamalardan anlaşılan o ki, Komisyon mevcut taahhütlerden her ne kadar tatmin olmuş gözükse de, yapılan yoğun eleştiriler ve Komisyon’a doğan cevap hakkı soruşturmayı uzun süre daha gündemde tutmaya devam edecek gibi gözüküyor.

 

 

Tazminat davalarında yeni bir boyut

Rekabet hukuku uygulamasından doğan tazminat davaları hakkında Direktif yürürlüğe girdi. AB’deki bu gelişmeyi Sercan Sağmanlıgil anlatıyor.

Avrupa Parlamentosu, rekabet hukukunun özel hukuk alanındaki uygulamasında karşılaşılan bazı sorunları çözmek adına Komisyon tarafından geçtiğimiz yıl hazırlanan Direktif’i yürürlüğe soktu. Düzenlemeye göre, üye ülkelerin mevzuatlarını Direktif’e uyumlaştırmak için yürürlük tarihinden itibaren 2 yılları bulunmakta.

Antitrust2013Oldukça detaylı düzenlemeler içeren Direktif’in öngördüğü can alıcı yeniliklere kısaca değinecek olursak,  en detaylı düzenlemelerin mahkemelerin delillere erişiminin önünü açmayı hedeflediğini söyleyebiliriz. Ancak bir yandan taraflara delillerin sunulması yönünde pek çok yükümlülük öngörülürken, diğer yandan kartellerin ortaya çıkarılmasında oldukça etkin bir rol üstlenen pişmanlık başvurularının da caydırılmaması adına bazı istisnalar konulduğunu belirtmeliyiz. Yine uygulamadaki sıkıntıların önüne geçmek adına mahkemelerin tazminat davalarında taraflardan makul bir sebep neticesinde talep edemediği delilleri rekabet otoritesinden talep edebilecekleri düzenlenmiş.

Bunun yanında ülkemizde de oldukça problemli bir mevzu olan zamanaşımına ilişkin olarak ise, bu sürelerin 5 yıldan az olmaması gerektiği ve tarafların ihlale konu davranış neticesinde zararın oluştuğu, bu zararın oluşmasına sebebiyet veren tarafların tespit edilmesinin makul olarak beklendiği tarihte zamanaşımı süresinin başlayacağı belirtilmiştir.

Bir diğer önemli husus, Rekabet Otorite kararlarının ihlalin varlığının kanıtı niteliği taşıyacağıdır. Bu noktada Yargıtay, özel hukuk davaları bakımından Rekabet Kurulu tarafından karar verilmiş olmasını bir zorunluluk olarak görüyorken, Direktif’in söz konusu kararı ihlalin varlığına ilişkin bir delil olarak algıladığını söyleyebiliriz.

Bunun yanında Direktif ile düzenlenen diğer konuları; “passing on defence” kavramının açıklanması ve sonuçları, ihale sebebiyet veren tarafların müteselsil ve münferit sorumlulukları, uzlaşma aşamasında oraya çıkabilecek sorunlara yönelik önlemler olarak sıralayabiliriz.

Son olarak belirtelim ki çok detaylı olmasa da uygulamada yaşanan bazı sıkıntıların önüne geçilmesi adına getirilen bu düzenlemelerin bir çoğunun Türkiye’de bulunmadığı göz önüne alındığında, yapılacak yeni düzenlemelerde Direktif’in ilgili hükümlerinin değerlendirilmesinde yarar bulunmakta.

 

Deutsche Bahn bu sefer gecikti…

Tazminata yönelik ihtilaflarda dava açma süresine ilişkin olarak bir değerlendirme… Sercan Sağmanlıgil anlattı.

Morgan Crucible, 2003 yılında AB Komisyonu tarafından cezalandırılan karbon ürünleri kartelinde ihbarcı konumundaydı. Yasa dışı bir karteli ihbar etmesi neticesinde ceza almaktan kurtulan Morgan Crucible şirketi, haliyle verilen kararı Mahkemeye taşımayı tercih etmemişti. Bir diğer deyişle, Morgan Crucible hoşnutsuz kartel mağdurları tarafından tazminat davasına konu edilebilir bir konumdaydı.

Front view of punching fistGeçtiğimiz hafta Londra’da Yüksek Mahkeme Deutsche Bahn’ın Morgan Crucible aleyhine açtığı tazminat davasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, yapılan başvurunun süresi içerisinde olup olmadığını inceledi. Karteli ihbar etmesiyle ceza almaktan kurtulan ve herhangi bir yargı yoluna başvurmayan Morgan Crucible ile, aldıkları cezaları Mahkemeye taşıyan kartelin diğer üyelerine tazminat davası açılmasına ilişkin süreler ne zaman başlayacak sorusu gündeme gelmektedir. Zira, eğer Deutsche Bahn tarafından açılan davanın süresinin Morgan Crucible’nın ihbarcı konumuyla ceza almayacağına ilişkin verilen tarihte başladığı kabul edilirse, Deutsche Bahn tarafından açılan dava 4 yıl kadar gecikmiş olacak.

Yüksek Mahkeme yargılama sonucu verdiği kararda, diğer kartel üyeleri tarafından temyiz yoluna gidilmiş dahi olsa, Morgan Crucible şirketine ilişkin hükmün etki ve sonuçlarını doğuracak şekilde kesinleştiği, bu noktada kartel üyelerine uygulanan farklı yaptırımların farklı sürelere tabi olabileceğini, dolayısıyla Deutsche Bahn tarafından yapılan başvurunun dava açma süresi içerisinde olmadığı ifade edilmiştir.

Rulman karteline büyük ceza

AB Komisyonu, son kartel cezasıyla yeniden gündemimizde. Sercan Sağmanlıgil anlattı.

Komisyon, rulman üretimi pazarında kartel kurdukları iddiasıyla İsveçli SKF, Alman Schaeffler ve dört Japon şirketine (JTEKT, NSK, NFC ve NTN) yapılan soruşturma sonucu 953 milyon Euro’luk bir ceza yaptırımında bulundu. Yapılan açıklamaya göre, söz konusu kartel Nisan 2004-Temmuz 2011 döneminde olmak üzere 7 yıl süren bir fiyat anlaşmasını kapsıyor.

EU-flagVerilen cezalara kısaca göz atmak gerekirse, Japon şirketi JTEKT kartelin açığa çıkarılmasına yardımcı olduğu için verilen cezalardan muaf tutulurken, NSK, NFC, SKF ve Schaeffler şirketleri ise soruşturma sürecindeki işbirlikçi yaklaşımları oranında cezalarında indirim aldılar. Ayrıca Komisyon, bütün şirketlerin anlaşma yönünde tavır almış olmaları sebebiyle diğerlerine ek olarak tüm şirketlere %10’luk bir indirim daha uyguladı. Ortaya çıkan son tabloda en çok cezaya çaptırılan şirket ise 370 milyon ile Alman Schaeffler şirketi oldu.

Karar sonrası Joaquín Almunia, Komisyon tarafından uygulanan yaptırımın şirketler bakımından caydırıcı olması ve piyasadaki rekabetçi yapının yeniden oluşması konusunda temennide bulunuyor. Rulmanların gerek otomobil ve büyük ölçekli taşıtlar bakımından oldukça önemli parçalar olduğu, gerekse belirli alıcıya hitap eden ürünler olduğu göz önüne alındığında, pazarda rekabetin sağlanmasının tüketicilere olumlu yansıyacağı beklentisinin oldukça büyük olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Yüksek roaming ücretleri tarih oluyor

Şebeke tarafsızlığı ve roaming ücretlerine yönelik gelişmeleri Sercan Sağmanlıgil anlatıyor.

New York Times’da  geçtiğimiz hafta yer alan haberde, şebeke tarafsızlığı ve roaming ücretlerine ilişkin güncel gelişmelere yer verildi. Çünkü Avrupa Parlamentosu Endüstri Komitesi üyeleri oylarını, şebeke tarafsızlığının sağlanması ve tüketiciye yansıtılan roaming ücretlerinin düşürülmesi bakımından daha sıkı önlemler alınması yönünde kullandılar.

EU-competition-commission-001Hatırlanacağı üzere Avrupa Komisyonu roaming ücretlerinin aşamalı olarak ortadan kaldırılması için çeşitli seçenekler sunmuş ve süre sınırını Temmuz 2016 olarak öngörmüştü. Salı günü oylanan tasarı ise bu seçenekleri sunmaksızın son tarihi 2015 Aralık olarak belirledi. Tasarı pek çok tüketici ve endüstri grubu tarafından eleştirilirken, pek çok üye ülkenin de yeni düzenlemelerden memnun olduğunu söylemek mümkün değil.

Bunun yanında Birleşik Devletler’de yaşanan tartışmaların bir benzeri olarak, Avrupa’da da telefon şirketleri ev internet servis sağlayıcıları, kapasiteye ilişkin problemler ve rakip hizmetler dolayısıyla gelir kaybı yaşama korkusuyla internete serbest erişimin kısıtlanmasını desteklerken, içerik sağlayıcıları ise şebeke tarafsızlığının korunması için lobi çalışmalarını sıkı bir şekilde sürdürmekte.

Bu tasarının tüketiciler bakımından olumlu etkisinin ne olacağı sorusuna ilişkin olarak ise, Parlamento üyesi Pilar de Castilo’nun da belirttiği üzere, artık yurtdışında kolayca internet hizmetlerinden yararlanabilecekleri ve yüksek faturalarla yüzleşmek zorunda kalmayacaklarını söylemek yanlış olmayacak.

Tüm bu gelişmelerin yanında, yeni Parlamento seçimleri de süreci yakından ilgilendiriyor. Seçimlerin süreci uzatması ihtimali bir kenara dursun, Parlamento üyesi Marietje Schaake’nin de ifade ettiği üzere roaming ücretlerinin düşürülmesinin bir seçim kampanyası olduğu düşüncesi koridorlarda yayılmaya devam ediyor. Schaake’nin bunun dışında diğer bir eleştirisi ise tasarının tüketicilerin korunması bakımından yeterli garantileri içermediği yönünde. Nitekim buna ilişkin olarak tüketici grupları da ısrarla tasarının pek çok belirsizliği bünyesinde barındırdığını eleştirisini yöneltiyor.

Eleştirilerin yoğunlaştığı bir diğer nokta, şebeke tarafsızlığının inovasyonlar üzerinde nasıl bir etki doğuracağı hususunda. Buna ilişkin olarak Avrupa Telekomünikasyon Şebeke İşletmecileri Birliği Başkanı Luigi Gamberdella, “Parlamento tarafından ortaya konan kuralların oldukça katı olduğu, ve sektördeki yeniliklerin önünü tıkayacağını” ifade etti. Ancak şebeke tarafsızlığının altyapı yatırımları ve trafik yönetimine ilişkin teknolojilerin geliştirilmesi yönündeki motivasyonları azaltabileceği bir gerçek ise de, bu kuralın özünde yaratıcı programcıların korunması ve içerik hizmetlerindeki yeniliklerin önünün açılması olduğunu da unutmamak gerekir.

Görünen o ki, gelecek süreçte Parlamento ve üye ülkeler, mobil ve sabit internet hizmet sağlayıcıları – tüketiciler – içerik hizmeti sunanlar terazisinde dengeyi bulmak zorunda kalacaklar.

Bunu mu demek istediniz?

AB Komisyonu ile Google arasındaki savaş sona eriyor. Detaylarını Sercan Sağmanlıgil yazdı.

Kasım 2010’dan bu yana süre gelen Google soruşturması artık sonuçlanıyor. Hatırlanacağı üzere bu soruşturma, 3 yıl önce Google’ın arama sonuçlarında bazı teşebbüslere ayrıcalık sağlanması iddiası ile başlamıştı. Süreç boyunca Google tarafından sunulan taahhütleri yeterli görmeyen AB Komisyonu, artık anlaşmaya yakın gözüküyor. Zira, Komisyon’un rekabetten sorumlu direktörü Joaquin Almunia, Google tarafından yapılan son önerinin Komisyon’un taleplerini tatmin edici nitelikte olduğu ifadesinde bulundu.

mercekGoogle’ın zorlu müzakereler sonucunda sunduğu son önerisinin genel hatları ise şu şekilde:

  • Google kendisine ait arama hizmetleri sonuçlarını belirgin kılarak, bu sonuçları “doğal sonuçlardan” ayrı bir biçimde gruplandıracak;
  • Kendisine ait arama hizmeti sonuçlarının yanında en az 3 rakip teşebbüsün benzer hizmetlerinin linki bulunacak, söz konusu teşebbüsler tekliflerini ne şekilde sunacaklarına ilişkin yetki sahibi olacak;
  • Google’ın özelleşmiş arama hizmetleri (örneğin; otel, restoran öneren linkler)  üçüncü kişilere ait içerik sunuyorsa, bu kişiler söz konusu içeriğin Google’ın bu hizmeti kapsamında sunulmamasını sağlayabilir. Bunun sonucu olarak da Google, bu kişilerin arama motorundaki başarı sıralamasında aleyhte bir düzenleme yapamaz;
  • Google bundan böyle web editörleri ile bu kişilere ait içeriklerin sadece Google ile paylaşılabileceğine dair yazılı ya da yazısız anlaşma yapamaz;
  • Ayrıca yine bu taahhütlerin verilmesi ile birlikte Google, reklamcılara sadece AdWords sisteminde reklamlarını paylaşmalarına ilişkin bir yükümlülük yükleyemez.

Yapılan son önerinin ardından, AB Komisyonu nihai kararı vermeden önce son olarak şikayetçilerin görüşlerine başvurdu. Google’un bu taahhütlerinin bir öncekilere göre “çok az daha” tatmin edici olduğunu söyleyen Microsoft yetkilileri, gelinen noktada yıllar önce Microsoft’a uygulanan katı yaklaşımın Google’a uygulanmadığı görüşünü taşıdıklarını ortaya koydular.

Görünen o ki, geçerliliği 5 yıl olacak bu anlaşmayla yaşanacak değişim, arama motoru pazarındaki küçük teşebbüsler bakımından oldukça fırsatçı bir ortam yaratacak.

Bilkent hukuk öğrencileri forumu

Hukuk bürolarının yapılanma ve çalışma koşulları nasıl? Hukuk fakültesi öğrencilerinin önündeki seçenekler neler? Özellikle yükselen alanlar olarak enerji ve telekomünikasyon hukuku kapsamında Hukuk Öğrencileri Forumu’nda görüşürüz.

Bilkent Üniversitesi, Hukuk Öğrencileri Forumu etkinliği kapsamında bu haftasonu öğrenciler bakımından oldukça yararlı bir etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Bu etkinlik çerçevesinde 1 Mart sabahında Balcıoğlu Selçuk Akman Keki Avukatlık Ortaklığı ortaklarından eski Rekabet Kurumu Uzmanı Şahin Ardıyok ve Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Halil Baha Karabudak, telekomünikasyon hukukuna ilişkin bir tanıtım yapacaklar. Öğleden sonra ise yine Şahin Ardıyok bu sefer EPDK üyelerinden Alparslan Bayraktar ile birlikte öğrencilere Enerji Hukukuna ilişkin bir sunum yapacak. Her iki sunumda da öğrenciler, günümüzde hızla popülerliğini artıran bu iki alana ilişkin olarak;

  • Bu dalların çalışma alanları ve genel yapısı,
  • Lisans ve lisansüstü öğrencilerinin bu alanlarda çalışmaya yönelik yapabilecekleri hazırlıklar,
  • Bu dallara ilişkin olarak ülkemizde büro yapılanmaları ve avukatlık açısından bu dalların diğer sektörlerle olan bağlantısı

hakkında fikir edinebilecekler. Hem kamu hem de özel sektör tecrübelerini paylaşılacağı ve diğer hukuk dallarıyla karşılaştırmalar yapılarak ülkemizdeki büroların çalışma koşulları ve alanları hakkında bilgi verilecek olan forumu, geleceğini planlamaya çalışan hukuk fakültesi lisans ve yüksek lisans öğrencileri başta olmak üzere sevgili Ankaralılara öneriyoruz.