Google Books anlaşması ABD Mahkemesi Tarafından Engellendi!

Google ve önemli Amerikalı yayımcılar arasında imzalanan sözleşme Amerikan Mahkemesi tarafından engellendi.

Yayınların online dijital ortama aktarılmasına yönelik Google ve önemli Amerikalı yayımcılar arasında imzalanan sözleşme Amerikan Mahkemesi tarafından engellendi!

Google, yaklaşık 15 milyon kitabı tarayarak Google Books platformu ile online olarak erişilebilir hale getirdi; ancak söz konusu anlaşma gerek telif hakkı ihlali oluşturduğundan, gerekse rekabetçi endişelerden dolayı mahkeme tarafından uygun bulunmadı.

Yazarlar Birliği ve Amerikalı Yayımcılar Derneği ile Google arasında Ekim 2008 tarihinde yapılan sözleşme ile Google, dijital kitapları online olarak satma imkanını elde etmişti. Buna karşılık, Google yayımcılara telif hakkı kapsamında 125 milyon $ ödemeyi taahhüt etmişti. Ancak, birçok yayımlanan esere ilişkin telif hakkı belirsizliklerinin varlığı nedeniyle söz konusu telif hakkı ödemesinin uluslararası boyutta yapılması mümkün olmadı ve dolayısıyla hak sahibi olan birçok yazara ve yayımcıya ücretleri ödenemedi.

Mahkeme, rakiplerine göre Google’a önemli bir avantaj sağlayacağı ve telif hakkıyla korunan eserlerin izinsiz biçimde kopyalanmasına neden olacağı gerekçesiyle söz konusu anlaşmayı engelledi.

Mahkeme kararına karşılık hayal kırıklığına uğrayan ve anlaşmanın ABD’de yaygın olmayan bazı kitapları erişilebilir hale getireceğini savunan Google, mahkeme kararını inceledikten sonra başka ihtimalleri değerlendireceklerini açıkladı.

Birleşmelerde Çözüm Önerileri Kılavuzu Görüşlere Açıldı

Çözüm Önerilerine İlişkin Kılavuz Taslağı görüşe açıldı.

Birleşme Devralma İşlemlerinde Ortaya Çıkabilecek Rekabet Sorunlarını Gidermeye Yönelik Olarak Taraflarca Sunulabilecek Çözüm Önerilerine İlişkin Kılavuz Taslağı 07.02.2011 tarihinde Rekabet Kurumu’nun internet sitesinde yayınlanarak kamuoyunun görüşüne sunuldu.

Taslak Kılavuz, 01.01.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 2010/4 sayılı Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’in yoğunlaşma sürecinde ve sonucunda ortaya çıkabilecek rekabet sorunlarının giderilmesi amacıyla Rekabet Kurulu’na sunulacak çözüm önerilerini düzenlemek ve bu çözüm önerilerine yol göstermek amacıyla yayınlandı.

Taslak Kılavuzda, işlem taraflarınca sunulan çözüm önerilerinin kabul edilebilir olması için bazı temel koşullar aranıyor. Bunlar:

  • Yoğunlaşma işleminin 4054 sayılı Kanunun 7.maddesini ihlal eder nitelikte olması,
  • İşlem taraflarının; pazarın rekabetçi yapısını koruyacak nitelikte, dosya konusu işleme özgü hukuki ve iktisadi prensiplere dayandırılan, etkili çözümler sunmaları,
  • Çözüm önerisinin; pazardaki rekabetin yoğunlaşma işleminden önceki seviyesini korur nitelikte, rekabeti destekleyici ve uygulanabilir olması

İşlem taraflarından, çözüm önerilerini; çözümün içeriği, nasıl uygulanacağı ve rekabetin önemli ölçüde azaltılması sorununu nasıl giderileceğine yönelik olarak detaylı açıklamalar ile birlikte sunmaları bekleniyor. Burada özellikle pazarda mevcut rekabeti ve işlem sonrasını Rekabet Kurumu’na yeterli bir biçimde aktarabilmek için sadece hukuki değil, ekonomik analizlerin de etkin bir biçimde yapılması son derece kritik bir konu. Önerilen çözümü uygun görmesi halinde Kurul, birleşme veya devralma işlemine, çözüm önerilerinin uygulanması şartı ile izin veriyor.  Koşul ya da yükümlülük niteliğini taşıyan çözüm önerilerinin uygulanmaması halinde ise işlemin geçersizlik ve süreli idari para cezası yaptırımları ile karşılaşabileceği öngörülüyor.

Taslak Kılavuz’da öngörülen diğer bir önemli düzenleme de, tarafların öne sürdükleri çözüm önerilerinin Kurul tarafından yeterli bulunmaması halinde durumu taraflara tebliğ ederek önerilerinde değişiklik yapma olanağı tanınması. Bunun yanı sıra; en geç ikinci yazılı savunma ile birlikte gerçekleştirecekleri değişiklikleri Kurul’a sunmak kaydıyla taraflara nihai inceleme döneminde çözüm önerilerini geliştirebilme imkanı da tanınıyor.

Birleşme ve Devralmalar Hakkındaki Tebliğ’e İlişkin Panel 4 Mart 2011’de İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Yapılacak

“Yoğunlaşmaların Kontrolünde Yeni Dönem – 2010/4 Sayılı Tebliğ” konulu panel 4 Martta!

Şirketimizin kurucu ortaklarından Dr. Fevzi Toksoy’un da panelistlerin arasında bulunduğu “Yoğunlaşmaların Kontrolünde Yeni Dönem – 2010/4 Sayılı Tebliğ” konulu panel, 4 Mart 2011 Cuma günü, 16:00-18:00 saatleri arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü BS-1 Salonunda, Friedrich Naumann Vakfının katkılarıyla gerçekleştirilecek.

Rekabet Derneği’nin 2011 yılında gerçekleştireceği ilk etkinlik olan panelde, 01.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında (2010/4 Sayılı) Tebliğ’e ilişkin yenilikler üzerinde tartışılacak.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Rekabet Hukuku ve Politikası Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Rekabet Derneği’nin düzenlediği panele katılmak isteyenlerin, 3 Mart 2011 tarihine kadar rhm@bilgi.edu.tr adresine e-posta göndererek kayıt yaptırmaları gerekmektedir.

İnşaat Sektöründe Kartel Soruşturması

Rekabet Kurulu, 9 teşebbüs hakkında soruşturma başlatılmasına karar verdi.

Rekabet Kurulu, 25 Kasım’daki toplantısında kamu ihalelerinde danışıklı hareket ettikleri iddiasıyla 9 teşebbüs hakkında soruşturma başlatılmasına karar verdi.

Soruşturma neticesinde Kurul, söz konusu firmaların inşaat sektöründeki kamu ihalelerinde danışıklı hareket ederek 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmediklerini tespit edecek.

Ankara, İstanbul, Diyarbakır ve Kocaeli ticaret sicillerine kayıtlı bulunan 9 teşebbüsün isimleri ise şöyle:

1. AY-ZEL Mühendislik İnşaat – Diyarbakır

2. MELİY-TAŞ İnşaat – Diyarbakır

3. NASİBİM Gemi İnşaat– Kocaeli/Gebze

4. ÖMEROĞULLARI İnşaat – İstanbul

5. KAYASAN Yapı Birimleri– İstanbul

6. Den-Or İnşaat

7. ELSA Elektrik İnşaat – Diyarbakır

8. AK-SER İnşaat – Ankara

9. VBZ İnşaat ve Tic. – Diyarbakır

Yine Kartel Yine Ceza: 649 milyon € !

Avrupa Komisyonu, 2006 yılından beri soruşturmasını yürüttüğü LCD fiyat tespiti kartelindeki cezaları açıkladı.

Avrupa Komisyonu, 2006 yılından beri soruşturmasını yürüttüğü LCD fiyat tespiti kartelindeki cezaları açıkladı.

Piyasanın önde gelen LCD firmalarının Ekim 2001 ve Şubat 2006 tarihleri arasında, televizyon ve bilgisayar için üretilmekte olan LCD ekranlarının maliyetlerini anlaşarak daha yüksek gösterdikleri tespit edildi. 6 üretici firmanın; olası fiyat değişimleri ve uygulanabilecek minimum fiyatları da dikkate alarak, fiyat tespitinde bulunmak amacıyla yaklaşık 60 kere toplandıkları ve geleceğe yönelik üretim planlarını, kullanım kapasitelerini, ticari şartlarını paylaştıkları belirtildi.

Chimei InnoLux’un 300 milyon €, LG Display’in 215 milyon €, AU Optronics’in 116.8 milyon €, Chunghwa Picture Tubes Limited’in 9 milyon € ve HannStar Display Corperation’ın 8.1 milyon € ceza aldığı kartelde böylelikle 6 teşebbüsün 5 tanesi, toplamda 649 milyon € cezaya çarptırılmış oldu.

Soruşturma esnasında Komisyon’la işbirliği yürüten LG, AU ve Chunghwa’nın cezalarında indirime gidilirken; kartelin açığa çıkmasını sağlayan pazar lideri konumundaki Samsung’a hiçbir ceza kesilmedi. Cezalarını ödeyemedikleri gerekçesiyle cezalarında indirime gidilmesini talep eden; ancak söz konusu talepleri Komisyon tarafından reddedilen 2 teşebbüsün ise isimleri açıklanmadı.

Fransa’da 11 Bankaya Toplam 384 Milyon Avro Ceza Kesildi!

Fransız Rekabet Otoritesi, Fransa’nın en büyük 11 bankasına ceza kesti.

20 Eylül 2010 tarihinde Fransız Rekabet Otoritesi, aralarında BNP Poribas, Societe Generale, Group Credit Agricole ve BPCE’nin de bulunduğu Fransa’nın en büyük 11 bankasına fiyat tespitinde bulundukları gerekçesiyle 384.9 milyon Avro ceza kesti.

Çek işleme sisteminin hızlandırılmasının ardından ortaya çıkan gelir kaybını telafi etmek amacıyla söz konusu bankalar, 2002 yılında, çek başına 4.3 Avro sent komisyon almaya başladılar.

Bankalar; savunmalarında çekleri fonlardan muaf tutmaları gerektiği için kayıplar yaşadıklarını belirttiler. Ancak rekabet otoritesinin bir beyanında belirttiği üzere, soruşturmanın tamamlanmasının ardından Komisyon’un getirmiş olduğu ödeme yükümlülüğünün haksız olduğu kanaatine varıldı ve 2007 yılı itibariyle soruşturmanın baskısı nedeniyle bankaların ödeme yükümlülüklerini sonlandırdıkları belirtildi.

Societe Generale, BNP Paribas, Credit Mutuel, Credit Industriel et Commercial (CIC), Credit du Nord, LCL, La Banque Postale, HSBC ve Bank of France’ın da cezalandırıldığı soruşturmada; BPCE, en yüksek miktar olan 90.9 milyon Avro ile cezalandırılırken, onu 82 milyon Avro ile Credit Agricole takip etti. Söz konusu kararı temyiz etmek için bankaların 1 aylık süreleri bulunmakta.

Soruşturmaya rağmen, BNP Paribas’ın sözcüsü; ödeme yükümlülüğünün çek ile ödemenin modernizasyonuna ve güvenliğine katkıda bulunan bir reform olduğunu ve zımnen uygulamaya konduğunu belirtti.

Rekabet otoritesi; müşterilerden yanlışlıkla tahsis edilen paranın tam tutarının ne kadar olduğunu hesaplamanın zor olduğunu kabul etse de, söz konusu süreçte toplamda 220 milyon Avro civarında bir meblağın tahsil edildiğini tahmin ettiklerini belirtti. Cezası 3 milyon Avrodan az olarak belirlenen Credit Mutuel dışındaki bankaların her biri için verilen cezalar cirolarına göre belirlendi.

Kararın, bankaların ödeme yükümlülüklerini de kapsayacak biçimde, bankacılığa ilişkin daha katı kurallar barındıran bir mevzuatın ihtiyacının altını çizildiği düşünülüyor.

Bilindiği gibi Türkiye’de de bankalar hakkında halihazırda devam eden bir soruşturma bulunmakta. Hatırlatmak gerekirse,Erdemir’in 2005 yılı maaş ihalesi öncesinde danışıklı hareket etmekten dolayı ve asıl olarak 2001 yılından itibaren maaş hesapları için özel firmalara promosyon verilmemesi, protokolü devam eden kuruluş/firmalara diğer bankalar tarafından teklif verilmemesi konularında anlaştıkları için Garanti Bankası, Akbank, Denizbank, Yapı Kredi, İş Bankası, Finansbank, Halk Bankası ve Vakıflar Bankası’na açılan soruşturmada Halkbankası dışındaki bankalara aşağıdaki oranlarda ciroları üzerinden ceza verilmesi istenmekte:

Deniz Bank ve Finans Bank %1.1; Yapı Kredi Bankası %1.8; Vakıf Bank %0.8; Akbank, Garanti Bankası ve İş Bankası %2.4

Bankacılık sektöründe rekabetin olumsuz sonuçlar doğuracağına dair tarafların ilk savunmalarını değerlendiren soruşturma heyeti, son zamanlarda yapılan ampirik çalışmaların her zaman bu sonucun ortaya çıkmayacağına yönelik olduğunu ve Rekabet Kurumu’nun bu sektöre şimdiye kadar verdiği muafiyet kararlarıyla zaten hoşgörüde eksiklik göstermediğini belirtiyor. Açıkça maaş hesaplarına promosyon vermeme konusunda centilmenlik anlaşması yapılması ve Kurum’un ele geçirdiği kendi iç yazışmalarında bunu konu etmeleri bankaların farkındalık düzeyinin cüsselerine oranla ne kadar düşük olduğunu gösteriyor. Akbank’ın cezaya esas teşkil edecek cirosunun 11 milyar TL olduğu düşünülürse olayın vehameti ortaya çıkacaktır. Bu büyüklükteki bir risk, üzerinde hiçbir yöneticinin oturmasına izin vermez.

AB’de In-House Avukatlara Artık İmtiyaz Uygulanmayacak

Avrupa Topluluğu Adalet Divanı’nın uzun süredir beklenen Akzo Nobel kararı 14 Eylül’de çıktı.

Avrupa Topluluğu Adalet Divanı’nın (ATAD) uzun süredir beklenen Akzo Nobel kararı 14 Eylül’de çıktı. Kararın getirdiği en büyük değişiklik, in-house (kurum içi) avukatların bağlı bulundukları şirket çalışanları ile aralarındaki ilişkilere artık rekabet hukuku kapsamında imtiyaz tanınmayacak olması.

AB Komisyonu, Akzo Nobel’in  İngiltere’deki  ofisinde yaptığı incelemeler sonucunda şirketin üst düzey yöneticisi ile in-house avukatının arasında geçen e-postalara ve yazışmalara ulaşmış ve bunun üzerine bir inceleme başlatmıştı. Komisyon, avukatın herhangi bir meslek birliğine bağlı olmasının veya birtakım profesyonel etik yükümlülüklerinin bulunmasının, onu serbest çalışan bir avukat kadar bağımsız kılacağına ikna olmadı. In-house avukatların bağlantılarının ister istemez çalıştığı şirket tarafından yönlendirileceği düşünüldüğünde, bağımsız profesyonel yükümlülüklerinin ve etik değerlerinin geri planda kalacağı kanaatine varıldı.

Söz konusu kararda; In-house avukatlara imtiyaz tanınmaması halinde, şirketlerin kendilerini savunma hakkının zedeleneceği ve in-house avukatlar tarafından sağlanan tavsiyelerin faydalı ve eskisi kadar değerli olmayacağı yönündeki savunma da kabul edilmedi.

AB üyesi ülkelerin mevzuatlarında, in-house avukatlara imtiyaz tanınmasına ilişkin  herhangi bir düzenlemenin bulunmaması ve düzenlemelerin in-house avukatlar ile kurulan bağlantıları hukuki profesyonel  imtiyazın dışında tutuyor olmaları da ATAD’ın bu karara varmasındaki diğer önemli etkenler. Avrupa İlk Derece Mahkemesinin verdiği kararda ve Savcı’nın (Advocate General) görüşlerinin paralelinde verilmiş olan ATAD kararında, avukatlık mesleğine ilişkin hukuki dokunulmazlığın ve gizliliğin yalnızca serbest çalışan avukatların müvekkilleri ile olan ilişkileriyle sınırlı kalacağı vurgulanmış oldu.

IBM, İki Kötüye Kullanma İddiası ile İnceleme Altında

IBM, iki ayrı hakim durumu kötüye kullanma iddiası ile inceleme altına alındı.

IBM, mainframe (anaçatı) bilgisayarlar pazarındaki faaliyetleriyle ilgili olarak ortaya atılan iki ayrı hakim durumu kötüye kullanma iddiası ile inceleme altına alındı.

Emülatör yazılım sağlayıcıları olan T3 ve Turbo Hercules’ün, IBM’in mainframe donanım ürünlerini, hakim durumda olduğu mainframe işletme sistemlerine yasadışı olarak bağladığı yönündeki iddiası üzerine Komisyon tarafından bir inceleme başlatıldı.

Komisyon bu iddiadan ayrı olarak kendi insiyatifiyle bir de, IBM’in tek firma olarak ürettiği mainframe yedek parçalarına bazı mainframe bakım hizmetleri sağlayıcılarının  erişimini kısıtlayarak ya da geciktirerek ayrımcı davranışlar içinde bulunduğuna yönelik bir inceleme başlattı. IBM, bir beyanında; Komsiyon’un açacağı herhangi bir soruşturmaya karşı işbirliği içinde olacağını belirtmişti.

Orange ve T-Mobile Ortaklığına İzin

Orange ile T-Mobile’ın İngiltere birimleri arasındaki joint venture’a Komisyon yeşil ışık yaktı.

France Telekom’a ait Orange ile Deutsche Telekom’a ait T-Mobile’ın İngiltere birimleri arasındaki joint venture’a Komisyon yeşil ışık yaktı.

Söz konusu işlem İngiltere’deki başlıca operatörlerin sayısını beşten dörde düşürürken, aynı zamanda yaklaşık %37’lik paya sahip olan bir pazar lideri de yaratıyor. Komisyon, izni T-Mobile ve tarafların ana rakiplerinden biri olan Hutchison 3G arasındaki ağ paylaşım anlaşması şartına bağladı. Ağ paylaşım anlaşması, Hutchison 3G’nin mobil telefon pazarında rekabete girebilmesini sağlayacak. Taraflar ayrıca, İngiltere’de mobil iletişiminde kullanılan üç frekans bandından biri olan 1800 MHz bandındaki birleşmiş spektrumlarının çeyreğini çıkartacakları yönünde de taahhütte bulundular.

OFT’den Tütün Şirketlerine 225 Milyon £ Ceza

OFT, tütün sağlayıcıları olan on perakendecinin satış fiyatlarında hukuk dışı bağlantılar içinde bulunduklarını tespit etti.

İngiltere Rekabet Otoritesi OFT (Adil Ticaret Ofisi), tütün sağlayıcıları olan Imperial Tobacco ile Gallaher ve on perakendecinin tütün ürünlerinin perakende satış fiyatlarında hukuk dışı bağlantılar içinde bulunduklarını tespit etti.

Her bir sağlayıcının, perakendeciler ile ayrı ayrı seri anlaşmalara vardığı ve bu sayede bir tütün markasının perakende fiyatının rakip markanınkine bağlı olduğu tespit edildi. Bu nedenle OFT, sağlayıcıları ve dokuz perakendeciyi toplamda 225 Milyon £ cezaya çarptırdı. Perakendecilerden Sansbury ihlali OFT’ye bildirdiği için cezadan muaf tutuldu. Dört perakendecinin ise, ihlali kabul ettikleri ve OFT ile iş birliği yaptıkları için cezalarında indirime gidildi.

Imperial Tobacco ve beş perakendecinin temyize başvurduğu karar, OFT’nin verdiği en ağır para cezası olma özelliğini taşıyor.

Bakır Boru Tesisatı Pazarında Kartel Oluşumuna Dahil Olan Altı Teşebbüsün Cezaları Belli Oldu

Bakır boru tesisatı pazarında ceza!

Bakır boru tesisatı pazarında; üretim miktarlarına, pazar paylarına,  fiyat artışına ve geleceğe dair hedeflerin belirlenmesine yönelik anlaşmalar yoluyla kartel oluşturdukları iddiasıyla 2004 yılında Avrupa Komisyonu tarafından para cezasına çarptırılan altı firmaya ilişkin temyiz edilen bir seri birleştirilmiş davayı Genel Mahkeme 19 Mayıs 2010 tarihinde nihai olarak karara bağladı.

Wieland-Werke 27.84 milyon €, Boliden 32.6 milyon €, Outokumpu 36.14 milyon € ve KME 67.08 milyon € ceza alırken; Mahkeme, IMI (38.556 milyon €) ve Chalkor (8.246 milyon €) isimli teşebbüslerin ceza miktarlarında indirime gitmeyi uygun buldu.

IMI grubunun 1 Aralık 1994 ve 1 Nisan 1996 tarihleri arasında, kartel oluşumuna dahil olduğunu kanıtlayacak olan zorunlu yasal delil standardının Komisyon tarafından kanıtlanmadığını ve bir kısım kartel anlaşmalarına dahil olmamış olan IMI ve Chalkor firmalarına kesilen para cezalarının diğer şirketlerinkiyle aynı biçimde hesaplanmasının eşit davranma ilkesini ihlal ettiğini tespit eden mahkeme, şirketlerin bu süre zarfındaki küçülmelerini telafi edebilmek için para cezasında %10’luk bir indirime gitti.

Isı Düzenleyicileri Karteli

Avrupa Komisyonu 24 firmayı para cezasına mahkum etti.

Avrupa Komisyonu 24 firmayı para cezasına mahkum etti.

Komisyonun; 1987 ve 2000 yılları arasında çeşitli teşebbüslerin, fiyatlarını belirledikleri, hassas nitelikteki ticari bilgiler ile müşteri ve pazarları paylaştıkları iddiasıyla başlattığı soruşturma ceza kararıyla son bulundu. Komisyonun pişmanlık programına göre, kartel oluşumunu ihbar eden Amerika kökenli Chemtura Corp. para cezasına çarptırılmaktan kurtuldu. Chemtura’nın bu pişmanlık başvurusunun üzerine Komisyon Şubat 2003’de ani bir baskın ile AC Treuhad’ın Zürih’teki merkezinde; fiyata ilişkin detaylar ile müşteri ve pazarların paylaşımı yönünde teşebbüsler tarafından alınmış kararların bulunduğu iki kartel anlaşmasını ortaya çıkartmıştı.

Her iki kartele de katılmış olan Ciba AG, en yüksek para cezası olan 68.4 milyon €’ya çarptırıldı. Şu anda Ciba’nın sahibi olan BASF SE ise bu para cezasını temyiz etmeyi planlıyor. Akzo Nobel NV toplam 40.6 milyon €’ya, Arkema France SA (aykırılık esnasında Elf Aquitaine grubundaydı) 28.6 milyon €’ya, Elementis PLC ise 32.5 milyon € cezaya çarptırıldı. Arkema’nın para cezası, daha önce benzer ihlallerde bulunmuş olması nedeniyle Komisyon tarafından %90 oranında arttırılırken; Komisyonla işbirliği yapmalarının ardından Arkema, Ciba ve Baerlocher GmbH’nin cezalarında indirime gidildi.