AB Havacılık Sektöründe Devlet Destekleri

AB Komisyonu, yeni kurulacak havayolu şirketlerine sağlanacak devlet yardımlarına yönelik Taslak Kılavuz hazırladı.

Göksu Utecht anlatıyor.

Avrupa Komisyonu, havalimanları ve yeni kurulacak olan havayolu şirketlerine sağlanacak devlet yardımlarına ilişkin ilke ve esasların yer aldığı yeni bir Taslak Kılavuz yayınladı ve kamuoyunu Taslak Kılavuz için yorum ve düşüncelerini paylaşmaya davet etti.

BOS001832Avrupa Birliği’nin gayri safi milli hâsılasında yaklaşık 140 milyar Euro’luk payı olan havacılık sektörü özellikle son yıllarda esaslı bir değişim ve gelişim içinde. Üye devletlerin havalimanı ve havayollarına yapacağı kamu yardımları, hâlihazırda Havacılık Kılavuzları ile düzenlenmekte. Ancak bu kılavuzların ihtiyaçları tam anlamıyla karşılamadığı düşüncesinden hareketle, sektördeki devlet yardımlarına ilişkin devam eden 60 adet soruşturma da göz önünde bulundurulacak olursa, havacılık sektöründe yapılacak kamusal yardımlarının modernize edilmesi ve şeffaflaştırılması amacıyla yeni bir kılavuz oluşturmak için çalışmalar yapılıyor.

Komisyon’un Rekabetten sorumlu Komiseri Joanquin Almunia konuya ilişkin olarak şu açıklamalarda bulundu:

’’Bizim amaçlarımızdan biri de halktan toplanan vergilerin gerçekten ihtiyaç olan yerlerde ve iyi şekilde harcanmasını garanti etmektir. Bu Taslak Kılavuz Avrupa Havacılık sektörünün rekabete daha açık, başarılı bir sektör olmasında önemli rol oynayacak. Teşebbüslerin sahip olduğu farklı iş modelleri dikkate alınmaksızın gerek düşük maliyetli havayolu şirketleri gerekse de bölgesel ya da büyük ölçekli havalimanları arasında adil rekabet ortamı sağlanacak.‘’

Taslak Kılavuzda yer alan dikkat çekici noktalar ise şu şekilde:

  • Havalimanı altyapı hizmetlerine ilişkin yapılacak devlet yardımlarına, söz konusu bölgeye olan ulaşım ihtiyacının karşılanmasında kamu desteği kullanmak şart ise izin verilmekte. 1994 ve 2005 Kılavuzlarında söz konusu yardımların ne şartlarla, örneğin hangi miktarda yapılacağına ilişkin açık hükme yer verilmemiş durumda. Yeni Taslak ile beraber bu boşlukları doldurmak için gerekli hükümler, örneğin ‘’yardımların yoğunluğu (aid intensities)’’ hususuna ilişkin sıkı düzenlemeler getiriliyor. Devlet yardımlarının miktarları havalimanlarının büyüklüğü ile ilişkilendiriliyor. Böylelikle küçük havaalanlarının büyük hava alanlarına oranla yardım alma ihtimalinin daha fazla olacağı bir sistem yaratılıyor.
  • Havalimanlarına yapılacak operasyon yardımı 1994 ve 2005 kılavuzlarında yasaklanmış durumda. Yeni Taslak ise havalimanlarının operasyonel giderlerini kamusal destek ile finanse edebilmelerine, Kılavuzda yer alan şartlar gerçekleştiği sürece, 10 yıla kadar izin veriyor. Operasyonel yardımın şartlarının, yardımı alacak olan havalimanın mali yapısına göre farklılıklar göstereceği belirtiliyor. Burada temel amacın geçiş dönemi olarak adlandırılabilecek süre boyunca havalimanı yönetimlerinin ve çalışanlarının uyum sağlamasına olanak tanımak.
  • Taslak Kılavuz’da dikkat çeken bir diğer nokta da yeni uçuş güzergâhı belirleyecek olan havayolu şirketlerine belli süre için devlet desteği sağlanmasına izin veriliyor olması.

Çalışmalarına 2011 yılında başlanan metnin 2014 yılının başında yürürlüğe girmesi bekleniyor. İlgili Taslak Kılavuz’a ve Taslak Kılavuz’a ilişkin basın duyurusuna  adresinden ulaşabilirsiniz.

Almanya’da Kartel İhlaline Ağır Ceza

Almanya’da Yüksek Mahkeme, Rekabet Otoritesi’nin teşebbüse verdiği cezayı ağırlaştırdı.

Nedenini ve Türkiye uygulamasını Göksu Utecht anlatıyor.

Geçtiğimiz aylarda Düsseldorf Yüksek Mahkemesi, kartele taraf olan teşebbüsler için Alman Rekabet Otoritesinin verdiği cezayı az buldu ve Otoritenin kararını bozarak daha ağır bir para cezası takdir etti.

BOS005027Alman rekabet otoritesi, 2005 yılında LPG sektöründe faaliyet gösteren 5 teşebbüsün müşteri paylaşmak, müşterilerin firmalar arası geçişine izin vermemek yoluyla beş yıla yayılan bir kartel oluşumu içine girdikleri gerekçesi ile 182 milyon Euro ceza vermişti. Soruşturma sonunda ceza alan teşebbüsler, kararı Düsseldorf Yüksek Mahkemesi’ne götürmüştü. Ancak kartel soruşturmasıyla karşılaşan bu teşebbüsler, Yüksek Mahkeme’de hayal kırıklığına uğradı. Bir ilk derece mahkemesi görevi gören Yüksek Mahkeme rekabet otoritesinin kararını bozarak € 182 milyonluk cezayı arttırdı ve € 244 milyonluk bir para cezasına hükmetti.

Karar sonrası açıklamalarda bulunan Bundeskartellamt başkanı, Yüksek Mahkeme’nin kararına ilişkin duydukları memnuniyete vurgu yaparken, söz konusu arttırılmış ceza hükmünü ‘kartel dosyaları için daha ağır cezalar verilmeli’ şeklinde bir uyarı olarak değerlendirdiklerini de açıklamalarına ekledi.

Rekabet Kurulu 2010 yılı ve sonrasını Rekabet Savunuculuğu yılı ilan ederek daha sert politikalar uygulayacağını duyurmuştu. Bu duyuru kamuoyunda, Rekabet Kurulu’nun, rekabet ihlallerine karşı caydırıcılık politikası güdeceği düşüncesini uyandırmış, Kurul’dan çıkacak cezalarda artış beklentisi oluşmuştu. Fakat 2010 yılından bu yana geçen döneme baktığımızda ben Rekabet Kurulu’nun duyurdukları ile uygulamaları arasında tam bir paralellik olduğunu düşünmüyorum.

Gerçekten de 2010 yılı ve sonrasında Kurul, Rekabet Savunuculuğu politikasına uygun olarak birçok endüstride soruşturmalar başlattı. Hatta soruşturmaların bazılarından yüzlerce milyon liralara varan cezalar çıktığı bile görüldü. Özellikle de para cezası miktarı Ceza Yönetmeliği uyarınca, teşebbüsün nihai karardan bir önceki mali yıla ait toplam cirosu üzerinden hesaplandığından; cirosu yüksek teşebbüslere verilen cezalar Rekabet Kurulu’nun tüm soruşturmalarda cezalarda artırıma gittiği izlenimi uyandırmış olabilir. Fakat bazı soruşturmaların ayrıntısına inildiğinde cezaların miktar bakımından yüksek görünse de oransal bazda düşük kaldığı, Kurul’un hala Avrupa Birliği ile paralel oranda yaptırım uygulamadığı görülmektedir.

Pakistan’dan 3. Uluslararası Rekabet Konferansı

Pakistan’da düzenlenecek olan konferansta Fevzi Toksoy da mikrofonun başında olacak.

Pakistan Rekabet Komisyonu, bu yıl üçüncüsünü düzenleyeceği uluslararası konferansı 29-30 Mayıs tarihleri arasında İslamabad’da gerçekleştiriyor. Önceki yıllarda gelişmekte olan ülkelerde rekabet hukuku ve uygulamalarının ilerletilmesi gibi konulara ağırlık verilen konferansın bu seneki teması ‘rekabetin ticaret ve yatırımların teşvik edilmesindeki rolü’.

Bu yıl Avrupa Birliği’nin de desteğiyle Pakistan konferansında Amerika, Afrika, Uzak Doğu ve Asya’dan katılımcıları ağırlanarak farklı hukuk sistemlerinden gelen uzmanların tecrübelerini paylaşma imkânı verecek.

Etkinliğe ACTECON Ortaklarından Dr. Fevzi Toksoy da katılıyor. ‘Scent of a Cartel’ başlıklı oturumda bilgi ve tecrübesini paylaşacak olan Toksoy’a şimdiden iyi yolculuklar diliyoruz.

Etkinlik detaylarını burada görebilirsiniz.

Özelleştirme Tebliğ Yenilendi

1998/4 sayılı Özelleştirme Tebliğ yenilendi.

Eski ve yeni Tebliğ karşılaştırmasını Göksu Utecht yapıyor.

BOS002076Serbest piyasa ekonomisinin sağlanmasında önemli bir araç olarak görülen özelleştirme işlemleri, aynı zamanda bu amaca engel teşkil edecek bir yapıya mahal verebilecek nitelikte görülebiliyor. Bir başka deyişle, teşebbüslerin özelleştirme yoluyla devralma beraberinde pazarda hâkim duruma gelmesi ve böylece kamu tekelinin terk edilerek özel tekelin başlaması söz konusu olabilir. Piyasaları bu ve benzeri olumsuz sonuçlardan korumak ve rekabetçi yapıyı devam ettirmek amaçlarıyla 1998/4 sayılı Tebliğ [i] sürecinde Rekabet Kurumu, ihalenin kamuya duyurulmasından ve ihale sonrası devir gerçekleştirilmeden hemen önce olmak üzere iki ana basamakta özelleştirme sürecine dâhil oldu.  Ancak Kurum, geçtiğimiz günlerde konuya ilişkin yeni bir Tebliğ yayımladı ve 1998/4 Tebliğ ile öngörülen kurallar yenilendi.

  • Kapsam: Teşebbüslerin ortaklık paylarının ya da diğer hak ve araçların tümünün veya bir kısmının işleme konu teşebbüsün üzerindeki kontrolü değiştirecek özelleştirme yolu ile her türlü devir Tebliğ kapsamında olmaya devam ediyor.  Kamu tüzel kişiliğine sahip eğitim kurumlarına yapılan devirler ile teşebbüs kontrolünde değişikliğe yol açmayan hisse devirlerinin ‘ön bildirim ve izne’ tabi olmayacağı ise açıkça düzenlendi.
  • Ciro Eşiği: Özelleştirme işleminin ‘ön bildirim ve izne’ tabi olup olmadığının belirlenmesinde; özelleştirilecek birimin sahip olduğu pazar payı ile hukuki ve fiili imtiyazların önemi kalmazken ciro eşiği 20 M TL’den 30 M TL’ye yükseltildi.
  • Ön Bildirimde Süre: Tebliğ uyarınca ihale şartlarının kamuya duyurulmasından önce Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Rekabet Kurumu’na ön bildirimde bulunacak. Bu andan itibaren Kurum’un en fazla 40 gün içinde Rekabet Kanunu’nun 7. maddesini de dikkate alarak görüşü bildirmesi gerekiyor. Söz konusu görüşün ihale şartnamesine esas teşkil edecek nitelikte olduğu da Tebliğ’de açıkça düzenleniyor. Ayrıca Kurum’un görüşünün 3 yıl geçerliliğini koruduğu, sürenin bitiminden itibaren ise aynı ihaleye ilişkin olarak yeniden görüş alınması zorunlu tutuluyor.
  • Genel İlkeler: Başvurusu sonrası takip edilecek usullere ilişkin 1998/4 sayılı tebliğde yer alan ilkeler genel itibariyle korunmakla birlikte, yeni düzenlemeyle Kurum kendisine gelen ön bildirim ve izin taleplerine ilişkin olarak süreç işletilmeksizin ön bildirim ve izne tabi olmadığı kararını verebilecek.
  • Ön izin: Tebliğ uyarınca ön bildirime tabi özelleştirmelerde devretme faslına geçildiğinde devrin hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Rekabet Kurumu’ndan ön izin alması zorunlu olmaya devam ediyor.

[i] 1998/4 sayılı ‘Özelleştirme Yoluyla Devralmaların Hukuki Geçerlilik Kazanabilmeleri İçin Rekabet Kurumuna Yapılacak Ön Bildirimlerde ve İzin Başvurularında Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Tebliği’

7. Uluslararası IMEDIPA Konferansı bu yıl Atina’da!

Bu yıl 7’ncisi düzenlenecek olan ‘IMEDIPA Rekabet Hukuku ve İlkeler Konferansı ’nda Ortaklarımızdan Fevzi Toksoy da konuşmacı olarak yer alacak.

Bu yıl 7’ncisi düzenlenecek olan ‘IMEDIPA Rekabet Hukuku ve İlkeler Konferansı ’nda Ortaklarımızdan Fevzi Toksoy da konuşmacı olarak yer alacak.

İlk kez 2007 yılında Doğu Akdeniz ve Balkan ülkeleri ile Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’ne (BSEC) üye ülkelerin bir araya gelerek oluşturdukları IMEDIPA (Institute of Studies in Competition Law and Policy),  bölgedeki rekabet hukuku ve uygulamalarının geliştirilmesine katkı sağlamak hedefiyle çalışan bağımsız bir kuruluş.

6-7 Haziran tarihleri arasında Atina’da düzenlenecek olan organizasyon yine dünyanın dört bir yanından rekabet hukuku alanında çalışan akademisyenler, politikacılar, rekabet otoriteleri ve hakimler ve ayrıca tüketici birlikleri ve iş dünyasından isimleri bir araya getiriyor.

Güncel uygulamalar başta olmak rekabetin özel hukukla olan ilişkisi, ispat, tazminat gibi daha birçok konunun masaya yatırılacağı konferansta, Ortaklarımızdan Fevzi Toksoy da ‘Damages, Remedies, Private Law Consequences for anticompetitive practices and corporate compliance’ başlıklı oturumda konuşma yapacak.

Program detayına buradan ulaşabilirsiniz.