Regülasyon / Rekabet hukuku

Alma mazlumun ekmek parasını, kaybedersin açtığın rekabet davasını

Ekmek, ülkemiz insanları için apayrı bir öneme sahiptir. Esasen ekmeğin önemi günlük dilimize de yansımış durumda: “Ekmek parası kazanmak”, “ekmeğini taştan çıkarmak”, “evine ekmek götürmek”, “ekmeğini eline almak”, “eli ekmek tutmak”, “ekmeğiyle oynamak”, “ekmeğinden olmak”, “ekmeğine yağ sürmek”, “kırk fırın ekmek yemek”, “ekmek aslanın ağzında”, “ekmek elden su gölden” gibi içerisinde ekmek sözcüğünün geçtiği birtakım deyimlere ve atasözlerine günlük dilde sıkça rastlanmaktadır. Ekmeğin günlük dildeki bu öneminin, hukuk alanına da yansıdığını görüyoruz. Çoğu kişi farkında olmasa da ekmeğin, haksız rekabet ve rekabet hukuku açısından da önemi büyük.

IMG_6076Ekmek, sayısız haksız rekabet davasına ve Rekabet Kurulu (RK) kararına konu olmuş, bu kararlarda varılan sonuçlar haksız rekabet ile rekabet hukuku düsturlarını karşı karşıya getirmiştir. Üstelik ekmeğe ilişkin bu hukuki gelişmelerin etkisi yalnızca davaların tarafları veya vekilleriyle sınırlı kalmamış, yazılı ve görsel basında da kendine yer bulmuştur: “Görülmemiş olay… Ucuz ekmek satıyor diye dava açtılar”, “Tek suçu ucuz ekmek satmak! Başına gelmeyen kalmadı”, “Mahkeme, ucuz ekmek satışını ‘haksız rekabet’ olarak değerlendirdi”, “Ucuz ekmek satışına haksız rekabet kararı” gibi manşetler, gerçekten halkın da ilgisini çekecek cinsten.

Öncelikle ekmek pazarı, Türkiye’de regülasyona tabi bir piyasa niteliğindedir. Yani ekmeğin fiyatı ve gramajı, piyasada faaliyet gösteren ekmek fırınları tarafından serbestçe belirlenememekte olup, devletin koyduğu kurallar ve tarifeler çerçevesinde tespit edilmektedir. Aslında ekmek pazarının regüle edilmesini ve serbest piyasanın dinamiklerinden uzaklaşılmasını gerektiren bir piyasa aksaklığı bulunmamakta. Mesela demiryolu altyapısındaki “doğal tekel”, petrol ve doğal gaz piyasasındaki “dışa bağımlılık” veya sermaye piyasalarındaki “bilgi asimetrisi” gibi bir durum söz konusu değil. Buna rağmen, pek çok hanenin temel gıdası olması nedeniyle ve geleneksel olarak esnaf niteliğini haiz ekmek fırınları tarafından üretilmesi sonucu, ekmek pazarının da regüle edildiğini görüyoruz.

250420191108480269432_3Hâlihazırda ekmek fiyatları ve gramajı, her ilin Fırıncılar Odasının teklifi üzerine, çeşitli kamu kuruluşlarından görüş alınarak o ildeki Fırıncılar Esnaf ve Sanatkâr Odaları Birliği tarafından belirlenmektedir. Fiyat tarifeleri, ekmeğin gramajı hesaba katılarak belirlenen bir fiyat listesi içermektedir. Bu fiyatlar azami, yani bundan daha yüksek bir fiyata ekmek satmak normalde yasak. Mesele, bu tarifede belirlenen fiyatların altında satış yapma halinde bunun hukuken ne sonuç doğuracağıyla ilgili. Zaten manşetlere bakıldığında “ucuz ekmek satışı”nın, yani tarifenin altında bir fiyatla ekmek satılmasının, her nasılsa uygulamada birtakım sorunlara yol açtığı anlaşılıyor.

Öncelikle bir mal veya hizmeti daha düşük fiyatla, yani ucuza satmak, rekabetin en temel getirisi ve gereğidir. Kaliteden ödün verilmediği sürece, düşük fiyatlı olan ürün tüketicilerce tercih edilir. Örneğin X marka 0.5 Lt şişe su, mahalle bakkalında 1.25 TL, süpermarkette 0.75 TL ise, diğer koşullar aynı kaldıkça, tüketiciler suyu süpermarketten alacaklardır. 0.50 TL’lik bu fiyat farkı sonucu mahalle bakkalı, süpermarketle olan rekabette dezavantajlı duruma düşmektedir. Ha “Ben bakkalımdan alırım, mahalle esnafıma destek olurum” veya “Süpermarket çıktı, küçük esnaf bitti” gibi duygusal düşüncelere sahipseniz o başka tabi. Öte yandan, süpermarketteki suyun Y marka olması ve bunun bakkaldaki X markasından daha düşük kalitede olması veya marka değerinin daha az olması halinde ise tercihler değişebilir. Havaalanında aynı X marka suyun 10 TL’ye satılması ise bambaşka bir hikaye.

Ekmek fiyatının tarifeler aracılığıyla belirlenmesi sonucu ekmek fırınları, tarifede yazan fiyatları uygulamak durumda kalmaktadır. Ekmek pazarında tarifenin altında ekmek satılması halinde bu husus, rekabetin bir gereği olarak değil, tam tersine haksız rekabet olarak nitelendirilmektedir. Tüketiciler açısından bir sorun yok elbette, gramaj aynı ise düşük fiyatla ekmek yemeyi kim istemez? Üreticiler ise duruma karşı çıkmaktalar. Belki haksız rekabet kavramının ne olduğunu bile tam olarak bilmeden, ekmek fırınlarınca tarife altında satışın haksız rekabet olarak nitelendirildiğini anlıyoruz. Yukarıdaki su örneğinde bakkalın, süpermarkete itiraz etme imkânı yok, çünkü rekabete açık su pazarında fiyatlar, satıcılarca serbestçe belirlenebilmektedir. Ancak işin içine fiyat tarifesi girdiği zaman üreticilerin rekabete itirazıyla karşılaşıyoruz.

Öncelikle tarifede belirlenen fiyat üzerinden, ancak tarifedekinden daha düşük bir gramajla ekmek satılması tam bir haksız rekabet halidir. Burada bir nevi aldatma, kandırma söz konusu olduğundan gramajın tarifedekiyle aynı olduğu iddiasıyla ekmek satılması, ticari hayatta dürüstlük kuralına aykırı davranışları yasaklayan haksız rekabet kurumunun güzel bir örneğini oluşturmakta aslında. Aynı durum ruhsatsız bir şekilde ekmek satan ekmek fırınları açısından da geçerli(1). Öte yandan, tarifedekiyle aynı gramajda ama tarifede belirlenenden daha düşük fiyatla ekmek satışının ise iş şartlarına uymama nedeniyle haksız rekabet olarak değerlendirildiğini söyleyebiliriz. Ekmek pazarına ilişkin tarifenin altında bir fiyatla ekmek satılmasının haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasında Yargıtay’ın, ekmeğin satış fiyatının maliyetinin altında olup olmadığının araştırılmasına yönelik yerleşik bir içtihadının olduğu gözlemlenmektedir(2).

Özellikle Yargıtay’ın fiyat tarifelerinin haksız rekabet boyutuyla ilgili 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu zamanında verdiği ilk karar, benzer davalarda sıkça emsal olarak gösterilmektedir. Söz konusu kararda, bir esnaf odasının açtığı haksız rekabetin tespiti ve men’i davası kapsamında yerel mahkeme, fiyat tarifesinin yarısının da altında ve sürekli olarak hizmet sunan davalı erkek berberinin, resmi fiyat tarifesi altında kalan ve devamlılık arz eden bu fiyatlama politikasının diğer esnaflar açısından haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna varmış, Yargıtay da kararı onamıştır(3). Kararlarının bozulmaması arzusunda olan yerel mahkemeler, kendi kararlarını da bu doğrultuda verme eğilimi göstermekteydi. Söz konusu durumu, basına da intikal etmiş olan Kepez ve Mustafakemalpaşa’da açılan davalarda da açıkça görmüştük. Zira Yargıtay, ekmeği maliyetin altında satan işletmelerin haksız rekabet gerçekleştirmediğine hükmeden yerel mahkeme kararlarını bozmaktaydı(4).

Ancak son dönemde istinaf sürecinde verilen birtakım kararlar, fiyat tarifesinin altında ekmek satmanın haksız rekabet oluşturmayacağı yönünde gelişti. Sürpriz bir biçimde Kepez’deki davada Bölge Adliye Mahkemesi, fiyat tarifesine aykırılık nedeniyle haksız rekabete hükmeden yerel mahkemenin kararını kaldırdı. Somut olayda Antalya’nın Kepez ilçesinin bir mahallesinde faaliyet gösteren bir market sahibi hakkında, tarifede belirlenen 1 TL’lik fiyatın altında, 0.75 TL’ye ekmek satmak nedeniyle Ekmek Üreticileri Federasyonu tarafından haksız rekabet davası açılmıştı. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, maliyeti 0.87 TL olan ekmeğin 0.75 TL’ye satılmasını haksız rekabet olarak değerlendirmişti. Davalının kararı istinaf etmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, davalı market sahibinin ekmeği maliyetin altında satmadığı gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını kaldırdı.

ucuz-ekmek-davasini-kazandi-2020-de-de-zam-ya-12775932_ampHenüz gerekçeli kararına ulaşamadığımız bu kararın içeriği, davalı market sahibi tarafından basına açıklanmıştır. İstinaf nedenleri arasında davalı, öncelikle ilgili meslek odası birliğinin tavan fiyatı belirleyebilse de taban fiyatı belirleme yetkisi bulunmadığını, mevcut fiyat listesindeki fiyatın taban fiyat niteliğinde olmadığını vurgulamıştır. Esasen bu husus, yıllar önce RK’nın ekmek sektöründe sık rastlanan rekabet ihlallerine ilişkin basın bülteninde de özellikle vurgulanmıştı. Zira RK kararlarından, rekabet ihlali nedeniyle haklarında soruşturma açılan ekmek fırınlarının, tarifeye uyulmamasının haksız rekabet oluşturacağı yönündeki savunmalarına karşı RK’nın, fiyatların sabit veya asgari olmadığının altını çizdiği açıkça görülmektedir(5). Davalının beyanından, Bölge Adliye Mahkemesi’nin de bu yönde bir karar verdiği anlaşılmaktadır.

Kararın belirleyici unsuru ise davalının, üretici niteliğinde bir ekmek fırını olmadığı, yalnızca toptan aldığı ekmeği perakende satan bir market sahibi olduğu hususudur. Bölge Adliye Mahkemesi, davalının ticari defterlerini incelemiş ve satın aldığı ekmeği, aldığı fiyattan daha altına satmadığı gerekçesiyle davalının maliyet altı satış yapmadığını tespit etmiştir. Hal böyle olunca teorik olarak ekmeğin, maliyetinin altında satılmaması sonucu davalının eyleminin haksız rekabet oluşturmadığı sonucu doğmaktadır. Gerekçeli kararın yayınlanmasıyla birlikte ayrıntılarına ulaşacağımız bu tespit sonucu, ekmeği kendisi üretmeyip başka bir yerden tedarik ederek yeniden satan satış noktalarının, kendi alım fiyatından daha yüksek, ancak fiyat tarifesinde belirlenenden daha düşük bir fiyatla ekmek satması haksız rekabet oluşturmayacaktır.

Marketler gibi satış noktaları, ekmeği bizzat üretmemekte olup, tıpkı diğer ürünler gibi ekmeği de tedarikçilerden almaktadır. Tedarikçilerin marketlere uyguladığı satış fiyatının, satılan ürünün maliyetinin altında olması, ticari hayatta kimse uzun süre zararına satış yapmayacağından, pek mümkün değildir. Marketlere tedarik edilen ekmeğin fiyatı tarifede belirtilen azami fiyattan düşük olacağından, alış fiyatına 1 Krş eklense dahi marketler açısından maliyet üstü fiyatlama söz konusu olacaktır. Yargıtay’ın önceki kararlarında kendi tedarik fiyatından daha düşük bir fiyatla ekmek satan marketlerin de yine haksız rekabette bulunduğuna hükmedilmişti(6). Bu açıdan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, Yargıtay’ın daha önce önüne gelmemiş bir durumu ele almaktadır. Şimdi merak edilen husus, temyiz aşamasında Yargıtay’ın yerleşik içtihadını mı tekrarlayacağı, yoksa konuyu yeni bir bakış açısıyla mı ele alacağıdır.

(1) Yargıtay 11. HD, 07.10.2019, E.2018/5318, K.2019/6278; İstanbul BAM 14. HD, 25.01.2018, E.2017/1045, K.2018/61.

(2) Yargıtay 11. HD, 07.10.2019, E.2018/5175, K.2019/6250; 11. HD, 26.11.2018, E.2017/1916, K.2018/7379; 11. HD, 19.9.2018, E.2017/368, K.2018/5633; 11. HD, 28.5.2018, E.2016/12332, K.2018/3995; 11. HD, 14.3.2018, E. 2016/7458, K. 2018/1947; 11. HD, 23.11.2016, E.2015/11728, K.2016/9020; 11. HD, 25.10.2016, E.2015/11653, K.2016/8407.

(3) Yargıtay 11. HD, 11.03.2014, E.2013/15569, K.2014/4655.

(4) Yargıtay 11. HD, 20.11.2017, E.2016/12821, K.2017/6321.

(5) Ekmek sektörüne ilişkin RK’nın verdiği kararların bir değerlendirmesi için bkz. ÖZKAN, A.F. (2014), “Rekabet Savunuculuğunda Yeni Bir Araç: Rekabet Kurumu’nun Basın Bültenleri”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 5, Sa: 2, s. 515-558.

(6) Yargıtay 11. HD, 25.10.2016, E.2015/11653, K.2016/8407.

Bence olay şöyle:

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.