Ocak 22

Bitcoin: Almak ya da almamak, işte bütün mesele bu

Ünlü İngiliz şair, oyun yazarı ve aktör Shakespare’in 500 yılı aşkın bir süre önce söylediği bir söz var: “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu” (“To be, or not to be: that is the question”). İngiliz edebiyatına “kafa yoranlar” bilir, bu cümle yaşam, ölüm, ölümden sonrası, ölümden geri dönüş gibi üzerinde çok düşünülecek kavramlar bağlamında söylenmiştir. Bu meselelere girersek hiç çıkamayız. Ancak Shakespare’in bu lafı bugün dahi kendisinden yararlanılabilecek nitelikte bir formülasyon içeriyor. Bitcoin: “Almak ya da almamak, işte bütün mesele bu”. Bitcoini (sembolü ฿, kısaltması BTC) duymuşsunuzdur belki, sürekli değer kazandığına ve “bilmem kaç bin Doları” aştığına dair haberler dolaşıyor bu aralar. Global furyaya biz de katılıp bitcoin alırsak acaba “paraya para demez” miyiz, yoksa ileride “elimizde mi patlar”? Hakikaten almak ya da almamak, işte bütün mesele bu.

Bitcoin, sanal bir para birimidir (cryptocurrency). Para deyince aklınıza cüzdanınızdaki kağıtlar gelebilir, onlar banknot (bu sözcüğe de oldum olası gülmüşümdür, İngilizcedeki “banknote” sözcüğünü dilimize birebir almışız resmen). Genelde “tip box”a atmayı tercih ettiğimiz 1 TL, 50 Kuruş gibi madeni paralarımız da var elbette. Bitcoini anlamak için kredi kartı örneğinden başlayabiliriz: Bir mal veya hizmeti satın almak için para ödemeyeceksek, satıcıya kredi (veya banka) kartı uzatmamız lazım, değil mi? Paramız var ancak cüzdanımızda değil (gerçi o da tartışılır çünkü o anda bize ait olmayan bir parayı harcıyoruz, yani banka bize “kredi” açıyor bir bakıma). Buna rağmen satıcı, parasına anında olmasa da bir süre sonra kavuşacağını umut ederek kredi kartınızı kabul ediyor. İşte siz (müşteri), satıcı (üye işyeri) ve bankadan oluşan bu üçlü ilişkide para bankadaki hesabınızda duruyor; paranın fiziki varlığını hissetmeden de alışveriş tamamlanıyor.

Bitcoin de fiziki varlığı olmayan bir para birimi olmakla beraber, tamamen sanal (bakmayın siz yandaki resimde sanki madeni paraymış gibi göründüğüne). Yani bitcoine dokunamazsınız, bitcoinlerinizi çil çil sayamazsınız, en önemlisi bitcoini bankadan çekip cebinize, kasanıza koyamazsınız. Bitcoin sadece sizin e-cüzdanınızda (wallet) durur, ama siz onu harcayabilirsiniz veya başkalarına devredebilirsiniz. Dünyadaki mevcut para sisteminden farklı olarak, bitcoinde karşı taraf ile olan ilişkinizde arada bir banka yoktur. Örneğin (Amerikan) Dolar transferi yaptığınızda bu SWIFT işleminizde sizin gönderdiğiniz para önce ABD makamlarınca denetlenir, onaylanır, sonra alıcının hesabına geçer. Türk Lirası transferi yaptığınızda, bu EFT (elektronik fon transferi) işleminizde sizin gönderdiğiniz para Merkez Bankası’nca denetlenir, onaylanır ve alıcının hesabına geçer. Bu sistemde hep bankalar vardır. Ama bitcoinde bu yok. Yani banka olmaksızın da bitcoin sahipleri birbirlerine bitcoin gönderebilir.

Bitcoinde kişilerin ismi cismi yoktur, şifreli kimlik bilgileri vardır. Sanal ortamda, mesela Instagram’da, asıl ad ve soyadınızı yansıtmayabilecek şekilde kullanıcı adı (username) alabiliyoruz ya, onun gibi düşünün. Mevcut sistemde birine havale/EFT yapınca o kişinin adını soyadını görürsünüz ve bu bilgi olmaksızın işlem yapılamaz. Ama bitcoinde bitcoin sahiplerinin isim bilgileri yok. Bitcoin gönderdiğiniz hesap şifreli bir şeymiş gibi görünebilir, mesela “A1edqu3FMGqop48j21n5i20mds832kPx”. Baktığımızda ülkemizde birtakım muhalif (aynı zamanda birer YouTuber haline dönüşen) yazarların ve gazetecilerin, kendilerine maddi destek için sayfalarında bitcoin kimliklerini (mevcut sistemdeki banka hesap numarasına benziyor) paylaştığına rastlıyoruz. Amaç mevcut sistem üzerinden geçmeden bağış kabul etmek, böylece kendilerine bağış yapanların kimliklerinin de bir biçimde devlet tarafından elde edilmesini engellemek. Bunun dışında, banka gibi merkez bir kontrol sistemi olmadığından, bitcoinin yasa dışı işlemlerin finansmanında (örneğin deep web’de) kullanılma riski var. İşin bir de bu boyutu var yani.

Bitcoinin rekabet sürecine de etkileri olacaktır. Kredi kartından örnek verdik ya, diyelim ki soslu döner yemek istiyorsunuz ama yan yana bulunan iki dönerciden biri kapısına “Viza geçer” yazmış, diğeri ise yalnız nakit çalışıyor. Diğer tüm şartlar aynı kaldığı sürece (iktisatçılar derler ya ceteris paribus), müşteriler büyük ihtimalle nakit yerine kredi kartını da kabul eden dönerciyi tercih edeceklerdir. Yakında belki öyle bir döneme tanık olacağız ki bitcoin kabul etmeyen dönerciler (gerçi bunun dönercilere kadar yayıldığını bizim kuşak görür mü bilinmez) de tercih edilmeyecek, bitcoin ile döner satan dönerciler rekabette avantajlı duruma gelebilecektir. Bitcoini erken keşfederek bir ödeme aracı olarak kabul eden (yani kapısına “Bitcoin geçer” yazan), bunun için gerekli teknolojiyi ve muhasebe altyapısını bugünden hayata geçiren işletmeler, geleceğin tercih edilen işletmeleri olacaktır. Ancak şunu da belirtelim, bitcoin şu sıralar bir ödeme aracı olmak yerine yatırım aracı olarak kullanılıyor. Yani bitcoin sahipleri bitcoin ile alışveriş yapmak yerine, bitcoinlerini adeta “yastık altında saklıyorlar”.

Bir bitcoin, bu yazının yazıldığı tarih itibarıyla yaklaşık 11.650 Dolar (yani 44.400 TL) ediyor. İştahınızı kabartacak bir rakam, öyle değil mi? Sizi daha da heveslendirelim, bu rakam Aralık 2017 içerisinde 19.300 Dolar (yani 73.600 TL) seviyesine kadar çıkmıştı. Peki bitcoinin 2017 yılı başında 1.000 Dolar (yani 3.800 TL) seviyesinin bile altında olduğunu biliyor muydunuz? Borsa, altın, emtia, döviz hepsi “hikaye”; bu kadar kısa bir sürede böyle bir değer artışı yok! Bitcoinin ortaya çıktığı 2009 yılında bir bitcoin sahibi, satın aldığı iki adet pizza karşılığında satıcıya 10.000 bitcoin ödemişti. O gün yalnızca iki pizzanın bedeline denk gelen 10.000 bitcoin, harcanmayıp yatırım yapılsaydı bugün tam 110 Milyon Dolar edecekti! Dudak uçuklatan fiyatına bakılırsa aslında belki bir tam bitcoinimiz bile olmayacak. Altının yine yarımını, çeyreğini alabiliyoruz, ama bitcoin açısından belki yalnızca 0.0015, 0.08 veya 0.12 gibi rakamlarla ifade edecek kadar az bitcoinimiz olacak. Yani “yarım bitcoin”, “çeyrek bitcoin” bir yana, bu rakamlar “gram bitcoin” bile etmez. Şu da aklınızda dursun bitcoini tasarladığı belirtilen Satoshi Nakamoto, sistemi 21 milyon bitcoin ile sınırladı; dolaşımdaki bitcoinler 21 milyona ulaşınca daha fazla bitcoin olmayacak.

Peki nasıl bitcoin alacağız? İki yolu var: birincisi bitcoin kazanmak, ikincisi bitcoin satın almak (exchange). Birinci yol iş yapmaya, bir işte çalışmaya benziyor, mesela taşımacılık yapıyorsunuz ve iş bitince müşteri size kağıt para veriyor veya banka hesabınıza ödeme yapıyor. Çalışarak kazanmanın bitcoin bağlamındaki karşılığına ise “bitcoin madenciliği” (mining) deniliyor. Bitcoin madenciliğini resimdeki gibi kazma küreği eline alma sanmayın ha. Bu süreçte kompleks matematiksel denklemleri çözüp, e-cüzdanınızda bitcoin biriktiriyorsunuz. Bunun için ciddi bir efor ve elektrik sarfiyatından bahsediliyor (hatta bu faaliyetin, elektriğin ucuz olduğu Çin’de en çok yapıldığı belirtiliyor). Bunu beceremiyorsanız, sahip olduğu bitcoinini satan birinden (tabi bulursanız) bildiğimiz para karşılığı satın alma yoluna gidebilirsiniz. Sanal bir para birimi olduğundan döviz bürosundan veya bankadan bitcoin alamazsınız haliyle. Bunun için akıllı telefonunuza bu işe imkan veren uygulamaları (apps) indirmeniz gerek. Reklam olmasın, gerisini siz öğrenirsiniz, biz söylemeyelim. Aklınızda bulundurun, bu süreçte sizi kandırmak, kazıklamak isteyenler olacaktır (belki gelecekte ülkemizde telefonunuza “Hesabınızda 1 bitcoin var, almak için şu numarayı arayın” gibi dolandırıcılık içerikli SMS’ler gelecek).

Ama hala asıl soruya yanıt vermedik: Bitcoin alalım mı, almayalım mı? Buna yanıt verebilmek için sizin riske karşı pozisyonunuzu belirlememiz lazım, çünkü riskten kaçınan (risk averse), risk karşısında kayıtsız (risk neutral) ve risk sever (risk lover) biri olup olmadığınıza göre yanıt değişecektir:

  • Riskten kaçınan biri iseniz size en güzel tavsiye almayın, alırsınız da mazallah “elinizde melinizde kalır”. Dedenizin, babaanneniz ticaretini yapmadığı şeylerden uzak durmakta fayda var. Hem bitcoin sanal ortamda olduğuna göre ya hesabınız, bilgisayarınız hacklenirse? Üstelik geçenlerde 70 Milyon Dolar değerinde bitcoin hesaplarının hacklendiği ve bitcoin ticaretinin 24 saat geçici olarak durduğu haberlere yansıdığı halde. Bir de bitcoin madenciliği yapacaksanız, Allah korusun madende patlama, gaz sızıntısı vs. meydana gelirse kazaya da kurban gidebilirsiniz(!).
  • Risk karşısında kayıtsız biri iseniz iyi araştırmalısınız: Gelecek vaadeden bir gelişme, bitcoinin (veya yarın belki başka bir sanal para biriminin, mesela Ethereum) kağıt paranın yerini alabileceği ihtimal dahilinde. Bunun bugünden bir parçası olmak, o gün geldiğinde pişman olmaktan iyi olabilir (erken kalkan yol alır, değil mi?). Bu bağlamda göz önünde bulundarmanızda fayda olabilecek gelişmeler olarak, geçenlerde Fransız Merkez Bankası Başkanı bitcoin için “spekülatif bir varlıkdemişti ve Avustralya’daki bazı bankalar, bitcoin almak için banka hesaplarını kullanan kişilerin hesaplarını dondurmuştu (şu sıralar Güney Kore’nin bitcoini yasaklayacağı da konuşuluyor). Yani bitcoinin ulaştığı rakamlar belki de bir balon (bubble) ve bu gelişmeler karşısında yakında patlayacak.
  • Risk sever biri iseniz şayet, bir bitcoinin değerinin bu yıl içerisinde 100.000 Dolara ulaşacağını söyleyenler olduğuna göre, daha ne duruyorsunuz?
Reklamlar