US Steel farklı bir başvuru ile etkin sonuç alma peşinde

“Two roads diverged in a wood, and I—

I took the one less traveled by,

and that has made all the difference.”

Robert Frost

Ulusal ve uluslararası rekabet kuralları ile ticaret kuralları her geçen gün daha da içi içe bir görünüm sergilemekte. Ülkeler kendi iç piyasalarında rekabet kurallarını uygulama gayreti içerisinde iken ve bu çerçevede bu mevzuata tabi olan şirketler de önemli işlem maliyetleri ile karşı karşıya iken, dışarıdan gelen oyuncuların bu maliyetlere en azından kısmen katlanmayarak kendilerine avantaj sağlaması da hakkaniyetli ticaret yöntemi olarak gözükmüyor. Özellikle Çin’li çelik üreticilerinin fiyatlarını ortaklaşa belirlediklerine ilişkin tartışmalar ve bunun ABD çelik piyasası üzerindeki etkileri de uzunca bir süredir tartışılıyor.

Önceleri rekabet hukuku kurallarının açık ihlali anlamına gelen ortaklaşa fiyat belirleme ihlalleri ile ilgili olarak ABD mahkemelerinde zarar/tazminat davaları açılmakta idi. Ancak bu tarz davalar, neticesi olumlu olsa dahi bazı kısıtlamalar nedeni ile arzu edilen neticenin etkin bir şekilde elde edilmesine olanak sağlamıyordu. Şöyle ki, öncelikle savunma tarafının, yani Çin’li çelik üreticilerinin ABD’de mevcut varlıkları bulunmamakta. İkincisi, Çin kanunları uyarınca böyle bir kararın infaz edilebilmesi bu kararın Çin mahkemeleri tarafından da tenfiz edilmesi koşuluna bağlanmış durumunda. Bazı durumlarda yabancı bir mahkeme Çin mahkemelerinden tenfiz talebinde bulunabiliyor olsa da, Çin ile ABD arasında buna cevaz veren bir ikili anlaşma bulunmuyor. Dahası, Çin kanunlarına göre tenfiz öncelikle kararın Çin ulusal menfaatlerine aykırı olmaması koşulunu taşımakta. Bu sınırlamalar pek çok kararın infazını da şimdiye kadar engellemiş durumda.

Bu zorlukların farkında olan bir aktör, US Steel son olarak Çin’li çelik üreticilerinin ortaklaşa fiyat belirlemeleri karşısında ABD mahkemelerinde rekabet davası açmak yerine konuyu International Trade Commission’a (ITC) götürmek gibi stratejik bir karar aldı. Tabiatıyla beklenti yukarıda değinilen sınırlamalara tabi olmamak.

ITC’nin tazminat talebi ile ilgilenmesi veya bu konuda bir hüküm tesis etmesi mevzuatı açısından söz konusu olmamakla birlikte elinde çok daha önemli silahlar var ve US Steel bunun farkında. Eğer US Steel’in argümanları ITC tarafından da kabul görür ise, Çin menşeili ithalat tamamen yasaklanabileceği gibi (exclusion order), Çin’li üreticilerin veya onların distribütörlerinin bazı davranışları da yasak kapsamına alınabilecektir (cease-and-desist order). Burada, olası bir kararın kapsamı çok önemli. Satışlardan tutun da ABD içerisinde her türlü iş ve işlem de yasak kapsamına alınabilir.

ITC’nin kararları ABD başkanının veto yetkisine tabi olmakla birlikte bu çok kullanılan bir yöntem değil. Şimdiye kadar altı kere veto edilme söz konusu olmuş. Bunlardan birisi Apple tarafından yapılan ithalatın yasaklanmasına ilişkin ITC kararı. Kısacası, ITC tarafından etkili kararlar alınması söz konusu olabilir.

Türkiye’de üretim faaliyeti bulunan çelik üreticileri de özellikle ABD’ye ihracat gerçekleştiriyorlar. Burada dikkat edilmesi gereken husus, ABD tarafından önlemin yalnızca anti-damping (AD) ve telafi edici vergi (CVD) gibi uluslararası ticaret kurallarının ihlal edilmesi kaynaklı değil ama aynı zamanda ortaklaşa fiyat belirleme gibi rekabet kurallarının ihlali kaynaklı olabileceği. Yerli üreticilerin buna dikkat etmesi ve birbirinden bağımsız karar alması gerekiyor.

Reklamlar