Yine, yeni, yeniden: Google bir türlü gündemden düşmüyor

ABD menşeli teknoloji devi Google, AB rekabet hukuku uygulamasında bir türlü gündemden düşmüyor. Dev şirketin ünlü mobil işletim sistemi Android ile ilgili olarak AB Komisyonu 20 Nisan’da Google’a soruşturma raporu gönderdiğini kamuoyuna duyurdu. Hatırlarsanız geçen yıl, hatta yine Nisan ayında AB Komisyonu’nun Google’a soruşturma raporu gönderdiği haberini buradan vermiştik. Geçen yılki soruşturma raporu Google’ın arama motoru pazarındaki hakim durumundan yararlanarak, faaliyet gösterdiği diğer pazarlarda rakiplerinin ürünleri karşısında kendi ürünlerini kayırmak suretiyle hakim durumunu kötüye kullandığı iddiasının incelendiği soruşturma kapsamında gönderilmişti. Aynı duyuruda AB Komisyonu Google’a Android ile ilgili olarak bir de soruşturma açtığını duyurmuştu. İşte geçtiğimiz ay Android soruşturması kapsamında da Google’a soruşturma raporu gönderildi.

android-5.1-cikis-tarihi2010 yılından beri AB Komisyonu’nun ajandasında yerini koruyan Google’ın, yeni bir Microsoft vakası haline geldiğini söylemek artık zor değil. Microsoft davaları ABD ve AB’de uzun yıllar rekabet camiasını meşgul etmiş, kararlarda varılan sonuçlar doktrinde çok tartışılmıştı. Şimdi Google’ın da o yolda ilerlediğini söyleyebiliriz. Hatta Android soruşturmasının, birebir olmasa da Microsoft davasının koşullarıyla örtüştüğü görülmekte. İlk olarak her iki karar da hakim durumun kötüye kullanılmasına ilişkin. Her iki kararın konusu da bir işletim sistemi ve o işletim sisteminde çalışan uygulamalar: Microsoft’ta bilgisayar işletim sistemi Windows ve uygulamalar Windows Media Player ve Internet Explorer, Google’da ise mobil işletim sistemi Android ve uygulamalar Google Search ve Chrome. Yine her iki kararda da tartışılan konulardan birisi birtakım uygulamaların işletim sistemlerine önyüklenmesinin, rakip uygulama üreticileri üzerindeki etkileri.

Google’ın AB’de arama motoru pazarında sahip olduğu mevcut hakim durumunu artık neredeyse kimse tartışmıyor. Buna bir de Android’in “lisanslanabilir mobil işletim sistemi” pazarındaki hakim durumu eklenmişe benziyor. AB Komisyonu, ilgili ürün pazarında Android’in pazar payının yüzde %90’ı aştığını gözlemlemekte. Ucuz segmentteki hemen hemen tüm akıllı telefon ve tabletlerde Android’in bulunduğunu kaydeden Komisyon, şebeke dışsallıkları da dahil olmak üzere pek çok piyasaya giriş engelinin Google’ın sahip olduğu hakim durumu güçlendirdiğini tespit etmekte. Yine Android’de çalışan programların %90’ından fazlasının da, Android’in uygulama indirme mağazası konumundaki Google Play Store’dan indirildiğine dikkat çekilmekte.

AB Komisyon’un endişeleri arasında ilk olarak Google’ın, Play Store’u cihazlarına yüklemek isteyen akıllı telefon veya tablet üreticilerinin aynı zamanda Google Search ve Google Chrome uygulamalarını da söz konusu cihazlara önyüklemelerini zorunlu tutması yer alıyor. Bu noktada soruşturmanın kapsamının sadece Google Search ve Chrome ile sınırlı olduğu, Google’ın diğer ürünleri arasında olan Google Maps, Google+, Google Drive veya YouTube gibi uygulamaların soruşturma kapsamında ele alınmadığı anlaşılıyor. AB Komisyonu konuyu üreticilerin hangi uygulamaları önyükleyeceği konusunda kararı kendilerinin vermesi gerektiğine getirmekte. Komisyon’a göre akıllı telefon veya tabletlere önyüklenerek varsayılan hale gelen uygulamalarla aynı işi gören uygulamalar tüketiciler tarafından nadiren indirilmekte. Aynı mantığa AB’deki Microsoft WMP kararında da rastlamıştık.

Komisyon’un durumdan çıkardığı rekabet karşıtı sonuç ise Android işletim sistemi kullanan üreticilerin Google’ın diğer bazı ürünlerini de kullanmak zorunda kalmaları nedeniyle Google’ın arama motoru pazarındaki hakim durumunu güçlendirmesi ve mobil internet tarayıcı pazarındaki rekabeti bozması. Rekabet hukuku kuralları açısından yorumlandığında bunun bir “bağlama” (tying) olduğu ve arama motoru pazarındaki (bağlayan ürün) hakim durumunu korumak amacıyla mobil internet tarayıcı pazarındaki (bağlanan ürün) rekabetin kısıtlanması şeklinde gerçekleştiği söylenebilir. Dolayısıyla AB Komisyonu’nun üzerinde yoğunlaştığı rekabet zararı teorisinin, ABD’li ünlü iktisatçılar Carlton ve Waldman’ın “The Strategic Use of Tying to Preserve and Create Market Power in Evolving Industries” adlı özgün makalesinde ortaya koyduğu bağlama modeline benzediğini söyleyebiliriz. Aynı mantığa bu sefer ABD’deki Microsoft IE kararında rastlamıştık.

Komisyon’un ele aldığı ikinci iddia, birinci iddiaya konu olan davranışların bazı büyük çaplı akıllı telefon veya tablet üreticilerine ilişkin olarak – ki bunlar arasında Samsung, Sony veya HTC’nin olması muhtemel – zorlama şeklinde değil de birtakım finansal teşvikler vermek suretiyle gerçekleştirilmiş olmasına ilişkin. Dolayısıyla aynı rekabet karşıtı davranışın küçük çaplı üreticiler açısından bağlama şeklinde, büyük çaplı üreticiler açısından ise indirim sistemleri veya münhasırlık şeklinde ortaya çıktığı anlaşılıyor. Yani Google’ın para verdiği, karşılığında ise büyük çaplı üreticilerin münhasıran Google Search uygulamasını önyükledikleri bir durum söz konusu. Google’ın bu davranışı, AMD yerine Intel işlemcili bilgisayar satmaları konusunda Intel’in OEM dediğimiz orjinal ekipman üreticilerine yaptığı ödemelerin ABİDA 102. madde ihlali olarak değerlendirildiği AB Komisyonu’nun Intel kararını çağrıştırıyor ister istemez.

Üçüncü iddia ise Google’ın akıllı telefon veya tablet üreticileriyle yaptığı “parçalamama anlaşmaları” (anti-fragmentation agreements). Öncelikle bu iddia geçen yılki duyuruda bu şekilde ifade edilmese de içeriksel olarak geçen yılki duyuruyla bu yılki duyuru arasında bir farkın olmadığını söyleyebiliriz. Buna göre parçalamama anlaşmaları, özellikle Google Play Store ve Search uygulamalarını cihazlarına önyüklemek isteyen akıllı telefon veya tablet üreticilerinin, “Android forks” denilen Android mobil işletim sisteminin modifiye edilmiş versiyonlarıyla çalışan cihazlar üretmeyeceklerine ilişkin Google’a çeşitli taahhütlerde bulundukları anlaşmalar olarak nitelendirilmiş. Bu iddianın ne anlama geldiğini ve rekabet hukuku açısından ne gibi rekabetçi endişeler doğurduğunu anlamak için sanırız biraz teknik bilgi vermemiz gerekiyor.

nexus2cee_ChromeAndroidPlayStoreAndroid işletim sistemi, bir açık kaynak platformu (open source platform). Açık kaynak olması sonucu akıllı telefon ve tablet üreticileri tarafından ücretsiz olarak (lisans bedeli ödemeden) kullanılabiliyor. Bu da elbette sistemin daha hızlı ve daha çok kişiye yayılmasını sağlıyor. Bu bir tercih, çünkü her sistem böyle değil. Örneğin Apple’ın işletim sistemi iOS, bir kapalı kaynak platformu (closed source platform). Yani Apple’dan başka bir üretici kullanamıyor. Android forks ise Android mobil işletim sisteminin başka programcılar tarafından modifiye edilmiş, geliştirilmiş, güncelleştirilmiş vs. versiyonlarının tümüne genel olarak verilen ad. Bunların yaygınlaşması elbette Android’in açık platform olmasından beklenen yararları ortadan kaldırmaya neden oluyor. Bu yüzden Google’ın bu tür versiyonları parçalamama anlaşmalarıyla engellemeye çalıştığını anlıyoruz. AB Komisyonu’na göre bu davranış, yeni veya daha iyi mobil işletim sistemlerinin ortaya çıkmasına sekte vurabilecek ve böylece doğrudan tüketiciler üzerinde olumsuz etkiler doğurabilecek nitelikte.

Şüphesiz tüm bu gelişmeler Google’ın aleyhine. Google’ın hakim durumunu kötüye kullandığı, başka bir deyişle ABİDA 102. maddeyi ihlal ettiğine ilişkin iddiaları içeren gerek bu soruşturma raporu gerekse geçen sene Nisan ayında gönderilen soruşturma raporu, Google’ın AB’de bir ihlal kararı ile karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor. Her ne kadar AB Komisyonu’nun Rekabetten Sorumlu Üyesi Vestager döneminde ABİDA 102. maddeye ilişkin taahhüt mekanizması cazibesini kaybetmiş olsa da somut olayda bu olasılığın tamamen dışlandığını söyleyemeyiz. Diğer yandan soruşturma süreci uzayıp gitmekte. Taahhüt kararlarının amacı rekabet ihlali olduğu ileri sürülen davranışlardan kaynaklanan uyuşmazlıkların Komisyon ile karşılık anlaşma suretiyle hızlı ve etkin bir biçimde çözülmesi ise yaşanan gelişmelerin bu amaçla pek bağdaşmadığı açık. Anlaşılan Google bir süre daha gündemden düşmeyecek.

Reklamlar