“Büyük Veri”nin derdi büyük olur!

Dünyaca ünlü “Panama Belgeleri”nin kamuoyuna sızdırılması sonrası, paralarını vergi cennetlerine kaçıran politikacıların falan ayyuka çıktığı şu günlerde, “Big Data” (Büyük Veri) kavramını artık iyice sıklıkla duyar olduk. Anladık, tamam, büyük veriye sahip olmak iyi-güzel de, büyük verinin derdi de çok büyük olabiliyor!

Son dönemdeki gelişmelere bakınca anlaşılan o ki, rekabet hukuku dünyasında da “büyük veri” meselesini mercek altına alacağımız günler kapıda. 2015 yılı sonlarına doğru, Fransız ve Alman rekabet otoritelerinin “büyük veri” konusunda ortak bir çalışma başlatarak, şirketlerin, müşterilerinin kişisel verilerini büyük yığınlar halinde depolamak suretiyle pazar gücü kazanmaları konusunu incelemeye başlayacaklarını duymuştuk. Bu rekabet otoriteleri, çeşitli hizmetlerden ücretsiz olarak faydalanabilmek için belli başlı internet şirketlerine gönüllü olarak kişisel bilgilerimizi verirken, aslında pazar gücü ve rekabet avantajı da verip vermediğimizi incelemeye çoktan başladılar.

Fransız-Alman ortak yapımı çalışmanın sonuçlarının açıklanmasına kalmadan, Fransız Rekabet Kurumu Başkanı, geçtiğimiz haftalarda, rekabet hukuku ile “büyük veri” konusunun çakıştığı alanları incelemek üzere bir sektör araştırması başlatacaklarını duyurdu. Dahası, söz konusu sektör araştırması sonucunda, data sektöründeki bazı şirketler hakkında soruşturma başlatabileceğinin sinyallerini de en baştan verdi. Öte yandan, şu ana kadar saptanmış herhangi bir sorun olmadığını; salt “büyük veri”yi kontrol ediyor olmaktan ötürü bir teşebbüsün etkin pazar gücüne sahip olduğu sonucuna doğrudan ulaşılamayacağını; “büyük veri”nin, tüketicilerin maliyetlerini düşürmek suretiyle tüketici yararına kullanılmasının da mümkün olduğunu belirterek, “büyük veri” sahiplerinin yüreklerine biraz su serpti.

Başta söyleyeceğimizi sonda söylemiş olalım: “Büyük veri” ve rekabet hukuku ilişkisinde en önemli gelişme, Mart ayı başında, Alman Rekabet Otoritesi Bundeskartellamt’ın Facebook’a soruşturma açması oldu. Bundeskartellamt, veri koruma kuralları konusunda yeterince şeffaf olmayan Facebook hizmet koşullarının, veri koruma kurallarının ihlali ve bunun da, Facebook’un pazar gücünü kötüye kullanması anlamına gelebileceğini değerlendirdi. Alman Otorite’nin, veri koruma kurallarının ihlalinin, kullanıcılara haksız koşullar getirmek suretiyle sosyal medya ağlarında hakim durumun kötüye kullanılması kapsamında bir rekabet ihlali teşkil edebileceği değerlendirmesi, rekabet çevrelerinde büyük yankılar doğurdu ve beraberinde eleştiriler getirdi. Bundeskartellamt, veri koruma kurallarının ihlali ve hakim durum arasında bir bağlantı olması durumunda, bunun hakim durumun kötüye kullanılması olarak kabul edilebileceğini ifade ediyor. Bununla birlikte, soruşturma kararına gelen eleştirilerde, “Bundeskartellamt”ın sözünü ettiği “nedenselliği” ve veri koruma kurallarının ihlalinin, diğer sosyal ağlar karşısında Facebook’a verdiği “haksız” rekabetçi avantajı ölçmenin çok zor olduğu iddia ediliyor.

AB üyesi ülkelerin rekabet otoriteleri “büyük veri” konusunda hareketlenirken, Komisyon’un Rekabetten Sorumlu Üyesi Margrethe Vestager’in de çeşitli mecralarda yaptığı konuşmalarda, “büyük veri”yi toplama, “büyük veri”ye erişim ve “büyük veri”yi işleme konularının artık hemen her sektör için çok önemli bir hale geldiği üzerinde durduğunu görüyoruz. Bu durumda, yakın zamanda “büyük veri” bağlantılı Komisyon inceleme ve soruşturmalarının da gelebileceğini tahmin etmek zor olmuyor. Rekabet hukukunda “büyük veri” konusunda heyecanlı günler bizi bekler.

Reklamlar