İdari Yargıya İlişkin Kanun Tasarısı Hakkında Görüş

Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğü’nün çıkarmış olduğu İdari Yargıda İş Yükünün Azaltılması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (“Kanun Tasarısı”) ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerini almak amacıyla bu kuruluşlara sunulmuştu Rekabet Kurumu’nun görüşü ise 01.12.2015 tarihinde açıklanmıştı.

Kurumun sunduğu görüş uyarınca gerek Kanun Taslağı’nın idari uyuşmazlıkların çözülmesine dair usullerin sadeleştirilmesini dolayısıyla da hukuki korunma hakkının kullanımının kolaylaştırılmasının amaçlanması, gerekse bu doğrultuda yeni usul ve müesseselere verilmiş olması neticesinde Kanun Taslağı, Kurum tarafından olumlu değerlendirilmekle beraber, değişikliği öngörülen bir takım düzenlemelere ilişkin ek öneriler getiriliyor.

fft5_mf873345Anayasa’nın 125. maddesine göre idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı dava yolu açıktır. Fakat bu sürenin sınırsız olması kamu hizmetini olumsuz etkileyebilir. Bu doğrultuda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulleri Kanunu’num (“İYUK”) 7. maddesinde idari işlemlere karşı dava açma süreleri belirleniyor. Mevcut kanunun madde hükmüne göre yasalarda tersine kural olmadığı takdirde idari işlemlere karşı dava açma süresi Danıştay ve idare mahkemeleri için 60 gün, vergi mahkemeleri için ise 30 gün. Kanun Taslağı’nda ise bahsi geçen hükümde bir değişikliğe gidilip ve mevcut süreler eşitlenmek yolu ile her yargı makamı için bu süre 30 gün olarak belirleniyor. Bu düzenleme genel dava açma süresi bakımından idare mahkemeleri ve vergi mahkemeleri açısından ayrım yapılması dolayısıyla uygulamada meydana gelen sorunların bertaraf edilmesi açısından olumlu bir düzenleme. Nitekim uyuşmazlığın konusunun idare mahkemesi mi yoksa vergi mahkemesi mi görev alanına girmekte olduğu sarih olmayan durumlarda ilgilinin kuşku halinde 30 gün içinde davayı açması gerekiyordu (Örneğin; Danıştay VDDGK’nin E.1996/244 esas ve K.1998/45 karar numaralı ve 13.03.1998 tarihli kararı). Bunun yanında bu düzenleme Kurum tarafından da, idare mahkemelerinin nezdinde açılacak davalar için sürenin kısalması sonucu doğurduğundan olumlu görülüyor.

Benzer şekilde İYUK 10. maddesinde idarenin henüz ortada bir işlem yapmamış olması durumunda ilgili tarafından idareye gerekli işlem ya da eylemin yapılması için ilgili idareye başvurma hakkı tanınıyor. Bu hakkın kullanılmasından itibaren ise idarenin 60 gün içinde cevap vermemesine yani susmasına hukuki sonuç bağlanıyor ve sükut idarenin talebi reddetmesi olarak kabul ediliyor. Kurum tarafından sunulan görüşte, idarenin cevabı için öngörülen bu 60 günlük bekleme süresinin de 10. maddeye ilişkin değişikliğe uygun şekilde 30 güne indirilmesi gerektiği savunuluyor.

İYUK 11. maddesinde ise kişilerin idarenin işlemlerine karşı yargı yerlerine başvurmadan önce idareye başvurarak işlemin düzeltilmesini, değiştirilmesini veya ortadan kaldırılmasını talep edebilme hakkı düzenleniyor. Burada 10. maddeden farklı olarak idare tarafından yapılan bir işlem mevcut. Yargı makamının sadece hukuka uygunluğu incelemesi oysa idarenin hem hukuka uygunluk hem de yerindelik denetimi yapması, bunun yanında ilgilinin bu talep hakkının kullanılması yoluyla idari yargının iş yükünün azalacak olması dolayısıyla düzenleme yerinde. Bunun yanında bahsi geçen hükümde 10. madde ile paralel olarak ilgilinin bekleme süresi 60 gün olarak belirlenmiş olup Kurum’un görüşünde yine bu sürenin de 10. madde için gösterilen gerekçe ile 30 güne indirilmesi öneriliyor.

Kanun Taslağı’nda bahsi geçen bir diğer değişiklik ise İYUK 22. maddede düzenlenen “Davaların Karara Bağlanması” başlıklı hükümdür. Söz konusu taslakta İYUK 22. maddede daha önce düzenlenmemiş olan karar verme süresi belirleniyor. Bu değişikliğe göre usule ilişkin kararlar için 15, esasa ilişkin kararlar için 30 günlük yazılma ve imzalanma süresi öngörülüyor. Kanun Taslağı’nın gerekçesinde bu değişikliğin gerekçesi olarak bu şekilde yargılamanın hızlanacağı ve karar yazma sürelerine ilişkin boşluğun giderileceği belirtiliyor. Kurum görüşlerini sunduğu yazısında bu değişikliği olumlu görmekle beraber kararların yazılıp imzalanmasının yanında bunların tebliğe çıkarılmasının da süreyi uzattığını belirtiyor ve gerekçede gösterilen amaca ulaşmak için değişikliğin kararın tebliğ edilmesi süresini de kapsamasını öneriyor.

Reklamlar