Bedava Sirke

The Economist dergisinin geçtiğimiz haftaki sayısında bir makale[1] okudum. Makale facebook’un Hindistan’da hayata geçirmeye çalıştığı, kısaca “dar gelirlilere internet” olarak tanımlanabilecek Free Basics projesinin karşılaştığı sorunlar üzerineydi. Free Basics projesi, Hindistan’da (tutarsa başka ülkelerde de uygulanması düşünülüyor) yaşayan ve henüz internete erişimi olmayan kişilere sadece facebook ve belli başlı bazıUmut-Sarikaya-0014 sitelere erişim imkanı olacak şekilde ücretsiz internet bağlanmasını amaçlıyor. Fakat anlaşılan o ki, facebook’un bedava internet hizmeti sunmak üzerine inşa ettiği projeye Hindistan içerisinden epey yoğun bir muhalefet var. Beynimizin temel çalışma prensibi uyarınca ilk anda şaşırdım tabi ki; zira ücretsiz sunulan bir hizmeti insanların almak istememesi rasyonel değil. Bedava şey neden alınmasın ki?

Ancak biraz daha düşününce hizmetin ücretsiz olması, onun bedelsiz olması anlamına gelmediği anlaşılıyor. Çünkü Facebook henüz internetle tanışmamış milyonlarca, belki milyarlarca insana, ücretsiz internete erişim sunarak hayır işlemenin yanında, pekala başka hedeflerin de peşinde olabilirdi. Örneğin; bu devasa kitlede “internet = facebook” algısının yaratmak, kullanıcıların kişisel verilerini toplayabilme imkanı, mevcut ve potansiyel rakiplerine karşı avantajlı konuma geçmek, gibi… Hindistanlıların da kendi internet pazarlarını facebook’a kaptırmak istememeleri doğal.

Aslında facebook ile Hindistan arasındaki bu çekişme bir ölçüde Antik Yunan şehirlerinin şehirlerine gelen tüccarları şehrin içerisine almamasına benzetilebilir[2]. Türkiye’den de bildiğimiz üzere, devletler vatandaşlarının kullandığı internetin kontrolünü ellerinde tutmak istiyorlar ve Hindistan’da internete erişimi olmayan nüfus 1 milyara yakın. Böylesine büyük bir kitlenin internet erişiminden halihazırda mahrum olması; doğal olarak, ekmeğini internetten yiyen, özellikle de küresel devler haline gelen Google, facebook, twitter gibi, şirketlerin iştahını kabartıyor. Ancak kaleleri kuşatılmış Hindistan da en azından internete teslim olurken, alabildiğinin en fazlasını almaya çalışıyor. Nüfusun hatırı sayılır bir kısmına internet erişimi sağlanırken, devletin cebinden bir kuruş para çıkmayacak olması, popülist politikaların genellikle başarılı olduğu Hindistan gibi bir ülkede, hükümet açısından kaçırılmayacak bir fırsat.

Peki alan memnun, satan memnunsa neden muhalefet ediyor bu insanlar?

Projeye muhalif olanların en temel argümanları, kişisel verilerin korunması, rekabet ve şebeke tarafsızlığı noktalarında… Muhalifler facebook’un milyonlarca Hindistan vatandaşına ücretsiz interneti babasının hayrına vermeyeceğini, bu kullanıcıların kişisel verilerini ele geçirmek istediğini söylüyor. Hindistan’da kişisel verilerin ne şekilde korunduğunu araştırmadım gsmarena_001ama mesela Türkiye’de kişisel verilerin korunmasını AB standartlarında düzenleyen bir mevzuat halen yok. Kişisel verileri hukuki güvence altına alan düzenlemeler olsa dahi, ben dahil yüz milyonlarca insan, nedenini halen anlayamadığım bir sebeple, kişisel verilerimizi facebook ve benzeri şirketlere kendi rızamız ile düzenli olarak veriyoruz. Bu durumun kişisel verileri ve big data’yı elinde tutan şirketlere rekabet avantajı getireceğini şimdiden kestirmek güç değil. Bu verileri elinde tutan şirketler üzerinden türetilen komplo teorilerine değinmiyorum bile…

Free Basics projesine getirilen bir diğer eleştiri de facebook’un ilk kez internete erişecek milyonların, sadece facebook ve facebook’un izin verdiği birkaç temel siteye erişmesinin pazardaki rekabeti ve pazara girişi olumsuz etkileyeceğine ilişkin. Gerçekten de bu tür sosyal medya hizmetlerinde şebeke etkisi son derece belirleyici…  En çok arkadaşınızın abone olduğu sosyal medya ağına abone olmak daha mantıklı. İşte projeye muhalif olan gruplar pazarın tamamen facebook’a terk edilmesinin tüketici tercihlerini kısıtlayacağını ve sosyal medya platformları arasındaki mevcut ve potansiyel rekabeti ortadan kaldıracağını öne sürüyorlar. Sosyal medya şirketlerinin temel gelirlerinin hedefli pazarlama uygulamalarından geldiği göz önüne alındığında, facebook, Free Basics ile sadece kendisine ait milyonlarca abonelik bir alan oluşturabilir. Bir de diyorlar ki; Hindistan’dan niye bir facebook çıkmasın?

Facebook ise; kendi sağlayacağı hizmetin sadece internetin bir fragmanı olacağını, internete ilk defa erişen halkın tadına doyamayıp full + full internete abone olacaklarını ve bunun da temelde internet servis sağlayıcılarının işine geleceğini söylüyor. Açıkçası, ben bu savunmayı çok tutmadım. Facebook yanında birkaç temel siteye erişimle ücretsiz internetin keyfini çıkartacak milyonlarca Hindistan vatandaşının, ücretli internet seçeneklerini düşünmemesi veya düşünemeyecek olması büyük bir ihtimal. Zira 2011-2012 yıllarında 270 milyon Hindistan vatandaşının günlük 1,25 doların altında geliri olduğu tahmin ediliyor. Dolayısıyla, büyük bir kesim için internet Free Basics’in kendilerine tanıdığı özgürlük alanıyla sınırlı kalabilir.

Projeye karşı olanların, ağ tarafsızlığına ilişkin argümanları ise son derece ilginç. Dediklerine göre, Free Basics ve benzeri uygulamaların yaygınlaşması, bildiğimiz anlamda internetin sonu anlamına gelebilir. İnternetin ortaya çıkmasından bu yana sistemin temel mantığı, internet servis sağlayıcılarının içeriğin ne olduğundan bağımsız olarak herkese eşit hizmet vermesi üzerine kurulu. Buna karşın Free Basics projesinden sadece belirli sitelere erişilebiliyor. Aslına verilen bu erişime, internet erişimi denebilir mi; o da tartışmalı. Bu projenin hayata geçmesi ve başarılı olması halinde milyonlarca, belki de milyarlarca kullanıcı internetten bizim bugün anladığımızdan farklı bir şey anlayabilir veya Free Basics veya benzeri projeler internete alternatif küresel ağlar haline gelebilir. Bunun da zenginler ve fakirler için farklı internetler gibi bir sonuca yol açabileceği dile getiriliyor. Dolayısıyla bilginin fiziksel koşullardan bağımsız paylaşımına imkan veren internetin evrensel olma niteliğinin ortadan kalkması gündeme gelebilir.

En azından belirli bir seviyede gelişmiş ülkelerde internet, temel bir ihtiyaç gibi görülmekte. Ancak başka bir açıdan bakıldığında halen dünya nüfusunun yarısından fazlasının internete erişimi yok[3]. Bilgiye erişim imkanının artmasının, bilginin paylaştıkça çoğalmasının bir sonucu olarak, dünyanın daha yaşabilir bir yer olmasına katkı sağlayacağını düşünüyorum. Özellikle, yoksul halkların dünya genelinde internete erişiminin yeni bir aydınlanma hareketine yol açabilecek derece önemli olabilir. Ancak, cehenneme giden yolun iyi niyet taşları ile döşeli olduğunu da bir yerlere not etmek lazım.

Sonuç olarak, en geniş anlamıyla haberleşme sektörü halen şapkadan tavşan çıkartma potansiyelini haiz. Bu gelişmelerin, Free Basics projesinde de gördüğümüz gibi hukuk alanına da son derece önemli yansımaları olacak. Ben de dijital pazarlardaki gelişmelerin rekabet ve regülasyon alanlarındaki yansımalarına ilişkin görüşlerimi paylaşmaya devam edeceğim.

[1] http://www.economist.com/news/business-and-finance/21685292-critics-argue-mark-zuckerbergs-generosity-cover-landgrab-facebooks-free-internet

[2] Antik Yunan şehirlerinde ticaret; şehir dışından gelen tüccarlar tarafından gerçekleştirilirdi. Şehir dışından gelen tüccarlar şehrin içine dahi sokulmamakta, şehirli birinin ticaretle uğraşması da hoş karşılanmamaktaydı. Şehir duvarlarının içerisine sokulmayan tüccarlar pazarlarını şehrin duvarlarının dışında kurduklarından, duvarın dışındaki anlamına gelen “extramurs” olarak adlandırılırdı. Şehirliler, şehirli olmayan ve ticaretle uğraşan bu “barbarları” kendilerinden aşağı görmelerine karşın bu tüccarlar, şehre temel ihtiyaç maddelerini temin etmeleri nispetinde şehir için yaşamsal bir rol oynamaktaydılar. Tüccarlar ise, şehre baktıklarında zenginlik, kültür ve konfor, kısaca medeniyet görmekteydiler. Bu durumun extramurs’un şehirli medeniyete öykünmesi ve en sonunda mevcut medeniyeti bir şekilde yıkarak, şehir medeniyetinin sahibi haline gelmesi ve kendi extramurs’unu yaratması şeklinde (belki de günümüzde dahi) süren tarihsel diyalektiki ortaya çıkardığı söylenebilir. Konuya ilişkin; Ulus Baker, Dolaylı Eylem, İletişim Yayınları, 2015, sf. 79 vd, iyi bir kaynak olabilir.

[3] Kaynak: http://www.internetlivestats.com/internet-users/

Reklamlar