Elektrikte serbest tüketici limitindeki indirimlerde ihtiyat devam ediyor

 

“Eğer benzersiz bir şeyin sahibi ile yeri doldurulabilecek

bir şeyin sahibi karlı bir anlaşma yapacaklarsa,

kar benzersiz kaynağın sahibine gider.”

Tim Harford (Görünmeyen Ekonomist)

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) 24 Aralık 2015 tarihli toplantısında serbest tüketici limitinde yüzde onluk bir indirime giderek 4.000 kWs olan limiti 3.600 kWs olarak belirledi. Bu demek ki, 2016 yılında yıllık tüketimi 3.600 kWs ve üzerinde olan tüketiciler elektriklerini meskûn oldukları bölgedeki görevli tedarik şirketinden değil istedikleri tedarikçiden satın alabilecekler.

Serbest tüketici limitindeki kontrollü düşüş devam ediyor ancak özellikle son yıllarda tatmin edici seviyelerden uzak. 21 Mayıs 2009 tarihli Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi ile 2015 yılına kadar limitin sıfıra düşürülmesi ve herkesin serbest tüketici olması öngörülmüştü. Bu hedefe yönelik hızlı adımlar da atıldı ancak son dönemlerde limit indirimleri sınırlı seviyelerde seyretti. Alınan son karar ile de serbest tüketicide sıfır limit hedefi başka bahara kalmış oldu.

bg_powerlinesEsas itibari ile Türkiye Enerji Vakfı tarafından 30 Eylül 2015 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen Elektrik Perakende Satış Sektörünün Geleceği Sempozyumu’nda da pek çok katılımcı tarafından ifade edildiği üzere, limitin sıfıra hem görevli tedarik şirketlerinin hem de bağımsız tedarikçilerin ortak arzusu. Ancak limitte sınırlı bir indirim olacağı da yine pek çok kişi tarafından beklenmeyen bir durum değildi. Zira çeşitli platformlarda tüm tüketicilerin serbest tüketici olması noktasında ölçüm altyapısı başta olmak üzere bazı kaygılar dönem dönem dile getirmekteler. Bu nedenle sınırlı bir seviyede kalan indirim pek de sürpriz olmadı.

Alt yapı noktasındaki noksanlıklar bir yana, serbest tüketici limitinin sıfırlanması önündeki en önemli engel tüketicilerin bu konuda bilgi ve bilinç sahibi olmaları noktasındaki yetersizlik. Bu sağlanmadan bu yönde atılacak adımların da beraberinde üstesinden gelinmesi zor sorunları beraberinde getireceğine ilişkin kaygıların düzenleyici kurum yöneticileri tarafından da paylaşıldığı anlaşılıyor. Zira tüm tüketicilerin serbest tüketici olmasından sonra ilk sıradaki gündem maddesi hiç şüphesiz son kaynak tedarik tarifeleri olacak. Şu an itibariyle perakende elektrik tarifleri ile aynı olarak belirlenen son kaynak tedarik tariflerinin tüm tüketiciler serbest tüketici olduktan sonra daha esnek bir şekilde belirlenmesi talepleri ise giz değil. Meseleye bu açıdan bakıldığında, tüm tüketicilerin serbest tüketici olması sonrasında yeterince bilgi sahibi olmayan tüketicilerin olumsuz bazı deneyimlerin ardından kitleler halinde son kaynak tedarikine yönelmeleri durumu da söz konusu olabilir. Bu takdirde tüketici açısından son çözümlemede elde kalan bazı olumsuz deneyimler ve görevli tedarik şirketi tarifelerinden daha esnek şekilde belirlenen son kaynak tedarikinden başka bir şey olmayacağı kaygının da esas kaynağı gibi.

Burada unutulmaması gereken husus, serbest tüketicilerin bu haklarını kullandıklarında regüle alanın da dışına çıkıyor olmaları. Yani hüküm ve şartları EPDK tarafından belirlenen perakende satış sözleşmeleri yerine ikili anlaşmalar ile elektrik enerjisi alıyor hale gelecekler. İlgili mevzuata göre ikili anlaşmalar, gerçek ve tüzel kişiler arasında özel hukuk hükümlerine tabi olarak, elektrik enerjisi veya kapasitenin alınıp satılmasına ilişkin yapılan ve EPDK onayına tabi olmayan ticari anlaşmaları ifade ediyor. Öte yandan, Kurulun düzenlemesine tabi olmayan bu ikili anlaşmaların şartlarını da taraflar serbestçe belirlemekte. Olası bir uyuşmazlıkta ise adres EPDK değil, genel hükümler. Bu şekilde bir ticari ilişkinin tarafları arasında, en azından bugün itibari ile var olduğuna inanılan bilgi asimetrisi, sorunların da potansiyel kaynağı olabilir kanaati limitteki indirimleri de sınırlandırıcı etkiye sahip gözüküyor.

Konu açısından bir diğer sorunlu alan ise dağıtım şirketleri-görevli tedarik şirketleri-bağımsız tedarikçiler üçgeninde yer alan rekabet eksenli kaygılar. Konu dönem dönem hem Rekabet Kurulu’nun hem de EPDK’nın gündemine geliyor. Ancak Rekabet Kurulu tarafından henüz atılmış somut bir adım yok. EPDK tarafından ise yürütülen soruşturmalar olduğu ve hatta “ihtara gerek olmayan haller” kapsamında değerlendirme yapılarak idari para cezaları verildiği enerji kulislerinde konuşuluyor. Piyasaya giriş engellerinin ortadan kaldırılması ve bağımsız tedarikçilerinin de piyasada rol almaları ise rekabetin tesisi için gerekli unsurların başında geliyor.

Diğer taraftan, perakende sektörünün tamamıyla rekabete açılması elektrik piyasalarında liberalleşmenin de önemli aşamalarından birisi. Bu seviyede sağlanacak etkinlik artışları da liberalleşmeden beklenen faydaların bir bölümünü oluşturuyor. O nedenle, tüm düzenlemelerin nihai hedefi bu doğrultuda. Küçük tüketiciler dâhil tüm tüketiciler bakımından tedarikçi firmaların birbirleriyle rekabet içerisinde olmaları arzu edilen bir durum.

Ancak yukarıda bahsettiğimiz kaygılar daha temkinli bir gidişin de haklı sebepleri gibi gözükmekte. Bu kaygılar nedeniyle sıfır limit döneminin belirli bir süre tehir edilmesi ne kadar haklı görülebilirse de, bu kaygıların ortadan kaldırılmasına yönelik adımların da hızla hayata geçirilmesi gerekiyor. Gerekli ölçüm altyapısının kurulması ve tüketicilerin bilgilendirilmesi yönündeki adımlar hızla atılmalı. Tabiatıyla bu alanda temel sorumluluk sektörün düzenleyici kurumu olan EPDK’nın omuzlarında.

Reklamlar