Hükûmet Programı – Teknolojiye dair

Blogumuzda çeşitli açılardan ele aldığımız 64. Hükûmet Programı’nda teknoloji alanına ilişkin son derece önemli açıklamalar yer alıyor. Öyle ki, söz konusu planların fiilen hayata geçirilmesi durumunda hem sektörel düzeyde hem de ülkenin genel ekonomik yapısında kökten değişiklikler olması kaçınılmaz.
Programda yer alan en önemli ekonomik hedeflerden birisi, Türkiye’nin ileri teknoloji üretebilen bir ülke haline getirilerek, teknoloji geliştirmeye ve AR-GE’ye dayalı bir piyasa modeline geçilmesi ve böylece ülkenin genel gelir düzeyinin artırılması. Bu kapsamda kilit rol, katma değeri yüksek teknolojik ürünler geliştirip bunları üretebilecek yerli işletmelere düşüyor. Program’da bilgi ve teknoloji alanında katma değer üreten işletmelerin oluşturulması için pek çok yöntem ve öneri sunuluyor.
Bu amaca ulaşılabilmesi için tabi ki kamuya hem önemli bir yük düşüyor. Kamunun bu noktadaki en önemli doğrudan katkısının yapılacak altyapı yatırımları olduğu görülüyor. Söz konusu altyapı yatırımlarında özel sektörden de destek alınması ve kamu özel ortaklığı (PPP) modelinden mümkün olduğunca yararlanılması planlar arasında.
financing-solutions-technologyAncak söz konusu dönüşümün yaşanmasında esas payın özel sektöre düşeceği de açık. Peki, ama kamu esasen özel sektöre düşen bu görevin yerine getirilmesinde nasıl bir rol oynayacak? Plan’da bilgi ve teknoloji alanında katma değer üreten işletmelerin oluşturulması için çeşitli araçlara değiniliyor. Bu araçlardan öne çıkanlar ise şu şekilde: kamu alımları, teşvik mekanizmaları, doğrudan destekler ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılması.
Kamu alımları bakımından özellikle yerli teknoloji üreten şirketlerden yapılacak alımlara ağırlık verilmesi temel bir strateji olarak benimseniyor. Hatta kamu alımlarının, teknoloji alanında faaliyet gösteren yerli firmaların desteklenmesi için bir kaldıraç olarak kullanılmasının hedeflendiği açıkça dile getiriliyor. Bu amaç doğrultusunda, aralarında telekomünikasyonun da yer aldığı çeşitli sektöreler bakımından özel ihale kanunları çıkarılması öngörülüyor. Ancak kamu alımlarının yerli firmaları desteklemek için kullanılması noktasında gerek AB uyum sürecinde önemli bir eksiklik olan devlet yardımları, gerekse Türkiye’nin WTO’ya taraf olması dolayısıyla sahip olduğu yükümlülükler mutlaka dikkate alınmalı ve bir denge politikası izlenmeli.
Teşvik mekanizmalarında ise temel olarak vergi politikalarına vurgu yapılıyor ve özellikle teknoloji üretimi ve altyapı alanındaki yatırımları daha cazip hale getirilecek vergi düzenlemeleri yapılacağına işaret ediyor. Her ne kadar Program’da özel olarak değinilmese de burada elektronik haberleşme piyasalarındaki ÖİV uygulaması da unutulmamalı. Zira tamamen bütçesel nedenlerle getirilen bu vergi, günümüzde elektronik haberleşme piyasalarındaki gelişime çok büyük zarar veriyor ve yatırım motivasyonunu ciddi derecede düşürüyor. Vergi politikalarının yanı sıra, ileri teknoloji ürünlerine yönelik yatırımları çekmek için serbest bölgeler oluşturulması da diğer bir teşvik mekanizması olarak öngörülüyor.
Doğrudan destekler noktasında ise KOBİ’ler ön plana çıkıyor ve KOBİ’lerin siparişe dayalı AR-GE faaliyetlerinin destekleneceği ifade ediliyor. Ayrıca KOBİ’lerin patent maliyetlerinin de kamu tarafından karşılanması da öngörülüyor.
Son olarak, özellikle sınai haklara ilişkin önemli mevzuat çalışmaları yapılması planlanıyor. Öne çıkan mevzuat çalışmaları arasında Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Tasarısı’nın yasalaştırılması ve Patent Borsası’nın kurulması da yer alıyor.
Reklamlar