Hükûmet Programı – Enerjiye dair

Hükûmet programı, yeterli sayıda güvenoyunun alınması halinde hükûmetin ileride yapacağı işleri gösteren taahhütname niteliğinde bir belgedir ve bu nedenle her seçim sonrasında gözleri üzerine çeker. 64. Hükûmetin Programı da Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından 25 Kasım 2015’de TBMM Genel Kurulu’nda açıklandı. Programın en ilgi çekici bölümlerinden biri her zaman olduğu gibi enerji piyasaları ve yatırımlarına ilişkin olan bölümdü. Programda enerji alanında mevcut proje ve atılan adımlardan söz edildiği gibi aynı zamanda bir takım yeni hususlar da yer alıyor.

energy electrical goodProgramın “Enerji Güvenliği” başlığı altında sektöre ilişkin açıklamaların yer aldığını görüyoruz. Bu kısımda herkes tarafından malum olan enerjide dış bağımlılığımıza ufak bir dokunuş yapılmış ve nihai tüketiciye sürekli, kaliteli, güvenli, asgari maliyetlerle enerji arzını ve enerji temininde kaynak ve bölge çeşitlendirmesinin esas alındığı belirtilmiş. Enerji arz güvenliğinin sağlanması için bir taraftan yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının harekete geçirilmesi, diğer taraftan enerji verimliliğinin artırılması temel hedefler olarak gösterilmiş.

Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının mümkün olan en üst düzeyde değerlendirilmesi gerektiği ve nükleer teknolojinin elektrik üretiminde kullanılmasının planlandığı Programın enerji kısmının öne çıkan hususları arasında. Uluslararası enerji ticaretinde stratejik konumumuzu güçlendiren rekabetçi bir enerji sistemine ulaşılması ise temel amaç olarak belirlenmiş. Bu doğrultuda, Akkuyu ve Sinop’ta nükleer santral yapımı için imzalanan anlaşmalardan bahsedilmiş ve ek olarak üçüncü nükleer santralin yapımına da 64. Hükûmet döneminde başlanacağı belirtilmiş.

Program’da doğalgaz sektörüne ilişkin de açıklamalar bulunmakta. Bu kapsamda, tüm illerde konut sektörüne doğal gaz iletiminin tamamlanmasının planlandığı, doğal gaz depolama kapasitesinin artırılacağı ve buna ilişkin yapımı devam eden Tuz Gölü Yeraltı Depolama Projesi’nin tamamlanacağı vurgulanmış. Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) Projesi’nin hayata geçirileceğinden bahsedilmiş. Buna ilişkin olarak, geçtiğimiz günlerde SOCAR Türkiye Başkanı Kenan Yavuz tarafından da TANAP’ın hızla bitirilmesi için tüm gayretin gösterileceği belirtilmiş ve kendisi “Kaybedilecek tek bir saniye bile yok” ifadesini kullanmıştı. Bu da bu projenin en kısa zamanda hayata geçeceği izlenimini bize vermekte. Buna ek olarak, Trans Adriyatik Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’yle (TAP) doğalgazın Yunanistan ve Arnavutluk üzerinden İtalya’ya ulaşmasının, Irak-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’yle de Türkiye ve Avrupa için gaz tedarikinin gerçekleştirilmesinin hedeflendiği ifade edilmiş.

Elektrik üretimi alanına ilişkin olarak Program’da bazı hususlara değinilmiş. Bunlardan ilki, tarımsal amaçlı kullanılamayacak nitelikte olan 6.000 hektar genişliğinde bir alanda 4.000 MW kapasiteye sahip Karapınar Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi’nde 2016 yılında yatırımcılara güneş santrali kurulması için yer tahsisi yapılması hedeflendiği belirtilmiş. Dolgu hacmi bakımından Türkiye’nin 2. büyük, 1.200 MW’lık kurulu gücüyle 4. büyük barajı ve HES’i olacak Ilısu Elektrik Üretim Santrali ile yıllık ortalama 3,8 milyar KW/s enerji üretileceği belirtilmiş. 270 metre gövde yüksekliği ile Türkiye’nin en yüksek, dünyanın 3’ncü yüksek barajı olacak Artvin Yusufeli Barajı’nın tamamlanacağı söylenmiş.

Ayrıca, komşu ülkelerle elektrik ticareti kapasitesini artırılmasına, elektrik iletim şebekesinin altyapısının güçlendirilmesi ve modern bir şebeke haline dönüştürülmesine yönelik çalışmaların da devam edeceği belirtilmiştir. 2010 yılında başlatılan elektrik üretim varlıklarının özelleştirilmesine de devam edileceği yine Program’da yer almıştır.

Bu başlık altında yer alan ve yeni dönemde önemli bir reform alanı olarak belirtilen husus ise “Yerli Kaynaklara Dayalı Enerji Üretimi Öncelikli Dönüşüm Programı”dır. Enerji alanında yerli kaynakların maksimum düzeyde harekete geçirilmesi suretiyle dışa bağımlılığın azaltılması bu Program’ın amacını oluşturmakta. Ayrıca “Enerji Verimliliğinin Geliştirilmesi Öncelikli Dönüşüm Programı” ile de bir yandan daha az karbon salınımıyla çevre korunurken, diğer yandan daha az girdi kullanımıyla rekabet gücümüzü artırmak hedeflenmiş. Programla birincil enerji yoğunluğu azaltılacak, kamu binaları ve tesisleri başta olmak üzere enerji verimliliğini yaygınlaştırılacak.

Program’ın “Ödemeler Dengesi” başlığı altında yer alan enerji sektörüne ilişkin açıklamalarda; enerji sektöründe girdi mahiyetinde olan ve üretilmesi yüksek katma değer sağlayacak hedef ürünler listesinin çıkarılacağını ve bu listedeki ürünlerin yurt içinde üretimine yönelik yatırımların destekleneceği belirtilmiştir. Rüzgâr, güneş, hidroelektrik gibi alternatif enerji kaynakları üreten tesislerde kullanılan, makine ve teçhizatın yurtiçi üretiminin payını artırmayı hedefleyen yerli ürünler gibi ithal ürünlerin de enerji verimliliğine dair teknik düzenlemelerle uygunluğunun sağlanacağı vurgulanmış ve “Bilim, Teknoloji ve Yenilik” başlığı altında da enerji ve diğer sayılan sektörler gibi öncelikli sektörlerde teknolojik ürün yatırımlarının ve kümelenme çalışmalarının destekleneceği belirtilmiş. Ayrıca enerjiyi verimli tüketen ürünlerin verimsiz ürünlere oranla kullanımının artırılmasının özendirileceği de Program’da yer almakta.

“Kırsal Kalkınma” bölümünde Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPARD) kapsamında, IPARD-2 Uygulama Döneminde, kırsalda “Yenilenebilir Enerji Yatırımları”nın destek kapsamına alınmasının sağlanacağından bahsedilmiş. Burada amaç kırsal kesimde bulunan işletmelerin kendi enerji tüketimini karşılayabilmelerini sağlayabilmek. Çeşitli kaynaklarda konuya ilişkin yer alan haberlere göre, bu alanda sağlanacak hibe desteğinin 2014-2020 yılları aralığında toplamda 300 milyon Euro’nun üzerinde olacağı belirtilmiş. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Ali Recep Nazlı 2015 Şubat ayında verdiği bir röportajda bu kapsamda şu ana kadar 23 başvuru olduğu ve bunların toplam kurulu gücünün 6,5 MW olduğunu, 2014 yılı güneş enerjisi toplam kurulu gücünün 18 MW olduğu da düşünülerek bu katkının çok önemli olduğunu belirtmiş. Bu kapsamda kırsalda böyle bir desteğin olması, yenilenebilir enerjinin desteklenmesi için de önemli bir adım.

Program’da “Etkin, Hakkaniyetli, İtibarlı Dış Politika” başlığı altında enerji arz güvenliği de yerini almış bulunuyor. Bu kısımda, ülkenin enerji arz güvenliğinin sağlanması ve ülkenin, Doğu-Batı ve Kuzey-Güney eksenlerinde, üretici ve tüketici ülkeler arasında güvenilir bir enerji merkezi olması yönündeki çabaların sürdüğünden bahsedilmiş. Bunun yanı sıra, istikrarlı bir şekilde artan enerji talebimizi karşılarken, enerji nakil güzergâhları ve kaynak ülke çeşitlendirmesi hedefi doğrultusunda önemli projelerin hayata geçirildiği, yenilenebilir enerjinin payının artırıldığı ve nükleer enerjiyi enerji sepetine ekleyerek çeşitlendirme hedefine katkıda bulunmaya çalışıldığı da ayrıca belirtilmiş.

Ayrıca aynı bölümde önemli ortağımız ve bölgesel işbirliği bakımından önem taşıyan bir aktör olarak adlandırılan Rusya ile ilişkilerin dinamiğinin, merkezinde bulunduğumuz geniş coğrafyayı yakından ilgilendirdiğinden bahsedilmiş ve önümüzdeki dönemde, enerji ve ticaret başta olmak üzere, Rusya’yla ilişkilerin karşılıklı hassasiyetlere saygı içerisinde ve müşterek menfaatler doğrultusunda güçlendirilmeye çalışılacağından bahsedilmiş. Program’ın hazırlanması ve açıklanması sürecinde Rusya ile ilişkilerin gerilmesine neden olan olayın, Program’da yer alan bu ifadelerden hareketle Türkiye için ne kadar önem arz ettiği görülmekte.

“Mali Disiplin” başlıklı bölümde yer alan elektrik, gaz ve su gibi alanlarda sektör esaslı ihale kanunlarının çıkarılması vaadi de özelleştirmelerin devam ettiği günümüzde önemli bir adım olarak görülebilir. AB’nin kamu alımları düzenlemelerine uygun olarak kamu ihale sistemini reforme etme çabası doğrultusunda çıkarılması planlanan bu kanunlar sektörel bakış açısı ile değerlendirildiğinde süreçleri daha anlaşılabilir hale getirebilir.

Son olarak, 10 MW kurulu gücün altındaki hidroelektrik santrallere izin verilmeyeceği ifadesi ise Program’ın en dikkat çeken vaatlerinden birini oluşturuyor. “Çevrenin Korunması” başlığı altında yer alan bu ifade küçük çaptaki hidroelektrik santraller bağlamında çevreye olan duyarlılığın gösterilmesinde önemli bir adım. Gerekli yasal düzenlemelerin hızlı bir şekilde hayata geçirileceğinin de belirtilmesi bu konudaki kararlı duruşu gözler önüne sermekte.

Hülasa, Hükûmet Programı’nda yer alan hususlar genel olarak değerlendirildiğinde, piyasanın daha rekabetçi bir hale getirilmesi ve enerjide dışa bağımlılığı azaltmak adına alternatifler üretilmesi için yeni enerji altyapı yatırımları ve sektörel düzenlemeler eşliğinde yoğun bir gündemin önümüzdeki günlerde ülkeyi ve sektör oyuncularını beklediğini söyleyebiliriz.

Reklamlar