AB İlerleme Raporu – Gıda güvenliği, hayvan ve bitki sağlığı

Türkiye’nin (yüksek potansiyel sahibi) bir tarım ve hayvancılık ülkesi olduğu aşikâr; ancak  Rapor’da kayda değer bir ilerleme kat edilmeyen fasıllardan biri olarak karşımıza gıda güvenliği, bitki sağlığı ve hayvan sağlığı konuları çıkıyor.

food-securityGenel olarak, raporda, gıda güvenliğine yönelik mevzuatın geliştirilmesi ve etkin bir şekilde yürürlüğe konulması gerektiği belirtiliyor. Etiketleme, katkı maddeleri, tatlandırıcılar ve gıda destekleri konularında gelişme yaşandığı; ancak her ne kadar GDO’lu ürünlerden elde edilen gıda enzimlerine yönelik ticaretin Biogüvenlik Kurumu’nun kontrolüne alındığı dile getirilse de bu alanda mevzuat değişikliklerine gidilmesinin beklendiği belirtiliyor. Bitki sağlığı bakımından ise bitkilerin korunmasına yönelik politikaların şekillendiği gözlemleniyor.

Özellikle hayvan sağlığı, hayvan ticaretinin kontrolü ve hayvansal yan ürünler gibi alanlarda, atılan adımların yeterli olmadığı, bu alanları düzenleyen politikaların etraflıca düzenlenerek AB müktesebatına  uygun bir şekilde uyarlanması gerektiği gözlemleniyor.

Hayvan sağlığı bakımından, en çok ilerleme kaydeden alanlardan biri, hayvan hastalıklarıyla mücadele olarak nitelendiriliyor. Özellikle de ayak ve ağız yaraları beraberinde çıkan hastalıklara toplu ilaçlamanın yapılmasının ve daha katı bir denetim sisteminin benimsenmesinin bu alanda etkili olduğu gözlemleniyor. Çiftlik hayvanlarına yönelik kuralların oluşturulmasında çalışmalara rastlanıyor. Ancak hayvan sağlığı ile alakalı olan diğer hastalıklar yanı sıra insana bulaşan hastalıklar alanında herhangi bir gelişme görülmüyor.

Hayvan ticaretine yönelik olarak ise, büyükbaş hayvanlar ile küçükbaş hayvanların kayıt edilmesi alanında çalışmaların devam ettiği belirtilmekle beraber, hem kara hem deniz yoluyla sevk edilen hayvanlara yönelik kontrol/sınır noktaları ile İstanbul Sabiha Gökçen havaalanındaki hayvan sevkiyatı noktasındaki denetlemenin gereken düzeyde olmadığı dile getiriliyor.

Hayvansal yan ürünler, yem ve gıda pazarındaki dinamikler ve konumlar hakkında her ne kadar eğitim ve denetimler yürütülse de söz konusu araçların yetersiz kaldığı dile getiriliyor. Zira bu sorun ayırılan kısıtlı bütçeyle de ilişkili olabilir. Bu kapsamda, Türkiye’nin ulusal boyutta bir geliştirme politikası benimsemede geride kaldığı gözlemleniyor.

Türkiye’nin önümüzdeki bu konular üzerinde sene içerisinde yol kat edebilmesi için öncelikle ulusal bir plan hazırlayarak ve takibini yarı yolda bırakmayarak, gıda ürünlerinin AB’de öngörülen standartlara ulaşılmasını sağlaması ve hayvansal yan ürünlere yönelik kuralları geliştirerek etkili bir şekilde uygulamaya koyması gerektiği dile getiriliyor.

Reklamlar