AB İlerleme Raporu – Rekabet Politikaları: Aynı Tas Aynı Hamam

AB Komisyonu’nun 2015 Türkiye Raporu yayınlandı ve biz de ilginizi çekebileceğine inandığımız tüm alanlara ilişkin gelişmeleri sizlerle paylaşmayı görev bildik. Bu yazıda da Rapor’un rekabet politikalarına ilişkin bölümünde yer verilen tespitlere değineceğiz.

competition2Esasen AB ilerleme raporlarının rekabet politikaları başlığı son birkaç yıldır kendisini tekrarlıyor: “Rekabet Kurumu çok iyi bir iş çıkarıyor ve rekabet hukuku mevzuatı da AB ile büyük ölçüde uyum sağlamış durumda. Ancak devlet yardımları konusunda yasal düzenleme yapılmıyor ve Türkiye’nin devlet yardımları alanındaki bazı uygulamaları, ülkenin Gümrük Birliği’nde yer almasından kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ediyor”. 2015 yılı Raporu’nda özellikle kimyasal ürünler, madencilik ve teknoloji ağırlıklı ürünler bakımından öngörülen ve bu alanlarda yerli teşebbüslere genellikle vergiye dayalı teşvik sağlanmasını öngören uygulamalara vurgu yapılıyor.

Rapor’un ilgili bölümünde Türkiye’nin devlet yardımlarına ilişkin uygulanması sürekli olarak ertelenen yasal düzenlemeleri bir an önce hayata geçirerek bu konuda AB mevzuatına uyum sağlaması gerektiği belirtiliyor. Ancak halihazırda ülkemizde yerli teşebbüslerin üretim alanında daha güçlü getirilmesi yönünde bir politika izlendiği de aşikar. 4.5 G ihalesinde işletmecilere getirilen yerli baz istasyonu kullanma zorunluluğu, yenilenebilir enerji tesislerinde teşvikten yararlanılması için gerekli olan yerli kaynak kullanma zorunluluğu ve yerli otomobilin teşviki için yapılan düzenlemeler bu politikanın bariz örneklerinden sadece bazıları.

Devlet yardımlarına ilişkin olarak AB mevzuatı ile paralel ve AB’deki ile aynı ciddiyetle uygulanacak kuralların hayata geçmesi durumunda, yerli üretimin geliştirilmesine yönelik politikaların takip edilmesi oldukça zorlaşabilir. Dolayısıyla devletin 2015 İlerleme Raporu’nun rekabet politikaları başlığı altında yer verilen önerileri takip etmek noktasında ne denli istekli olacağı da şüpheli görünüyor.

Kaldı ki, Türkiye’nin yerli üretimi güçlendirmeye yönelik politikalarının Gümrük Birliği ve WTO kuralları bakımından da oldukça sorunlu olduğu bir gerçek. Buna rağmen, bu politikaların izlenmesi noktasında geri adım atılmıyor. Uluslararası anlaşmaları ihlal etme riski göze alınarak sürdürülen uygulamaların, iç hukuk kuralları ile ne denli engellenebileceği de büyük bir soru işareti. Nitekim devlet yardımlarını denetleme görevinin, bağımsızlığı ön planda olan Rekabet Kurumu’na verilmemesi de İdare’nin bu konuda ipleri sıkı tutmak istediğini gösteriyor. Tüm bu gelişmeler dikkate alındığında sanki 2016 İlerleme Raporu’nda da benzer bir tablo ile karşılaşacakmışız gibi duruyor.

Buna ek olarak, Türkiye’nin rekabet politikaları konusunda ne derece “büyük ölçüde uyum sağlamış konumda” olduğu da hala tartışmalı. Başta motorlu taşıtlara yönelik grup muafiyeti kurallarına dair eksikler olmak üzere, uyum yolunda tamamlanması gereken çok sayıda örnek sayılabilir.

Reklamlar