AB İlerleme Raporu – Enerji başlığının düşündürdükleri

 

“Hayal olunacak şeyleri gözle görülür

hale getirmişler”

Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi Paris Sefaretnamesi, 1720

AB İlerleme Raporları ve ilgili başlıkları her yıl ilgi ile izlenen bir konu olarak gündemdeki yerini alıyor. Henüz açılmamış olmakla birlikte Enerji Başlığı altında kaydedilen ilerlemeler bir ölçüde sektör paydaşlarının, politika yapıcılar ve şirketler kesimi dâhil, bir ölçüde performansları bakımından da bir ölçüt olarak değerlendirilmekte. Zira AB ölçeğinde enerji alanında yerleşik düzenlemeler özellikle rekabetçi piyasa yapısı bakımından ileri seviyede bir ilerlemenin mümtaz bir örneğini teşkil etmekte.

photo_verybig_134766Diğer taraftan, AB enerji politikalarının dayandığı esaslar rekabetçi piyasa yapısının teşkilinden de ibaret değil. Bu çerçevede rekabet ve devlet yardımları, kaynaklara eşit erişim, enerji tek pazarı, enerji verimliliği, nükleer enerji güvenliği ve radyoaktif korunma gibi unsurlar da politikanın bileşenleri ve ilerleme raporlarında dikkate alınan konular. Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde 2015 yılı İlerleme Raporu Enerji Başlığı’nda Türkiye’nin 2015 yılında iyi bir ilerleme (good progress) kaydettiği ve tam üyelik bakımından kısıtlı ölçüde hazır olduğu (moderately prepared) sonucuna varılmış.

Türkiye’nin kısmen daha başarılı olduğu alanlar arz güvenliği, iç piyasanın oluşturulması, piyasa liberalizasyonu ve yenilenebilir enerji alanındaki ilerlemeler olarak tespit edilmiş durumda. Özellikle elektrikte Üçüncü Enerji Paketi ile uyum seviyesinin ileri seviyede (well-advanced) olduğu teyit ediliyor. YEKDEM sayesinde yenilenebilir enerjiden elde edilen elektrikte yaşanan artış ve 2023 bakımından benimsenmiş hedefler bu konudaki iyimserliği artıyor. Diğer yandan, ENTSO-E ile girilen uzun dönemli işbirliği, Bakanlık tarafından benimsenmiş olan uzun vadeli Stratejik Plan ve gaz transit projelerinde kaydedilen gelişmeler arz güvenliği konusunda da Türkiye’nin performansını yukarılara çeken faktörler. EPİAŞ’ın kurulması ve faaliyete geçmesi, gün-içi piyasasının aktif hale gelmesi, serbest tüketici limitinin 4.000 kWh seviyesine düşürülmesi ve aynı zamanda serbest kullanıcıların tedarikçi değiştirmelerinin kolaylaştırılması konusunda atılan adımlar da rekabetçi bir iç piyasanın oluşması konusunda Türkiye’ye puan kazandıran gelişmeler.

Ancak halen ilerlemenin beklenenin gerisinde olduğu alanlar da var.

Bunların başında, doğal gaz piyasasında işleyen bir rekabetçi yapının halen tam olarak hayata geçirilememesi geliyor. Enerji verimliliği beklenenin ne yazık ki karşılanamadığı bir başka alan. Burada AB Enerji Verimliliği Direktifi ile uyumsuzluk açık bir şekilde dile getiriliyor. Hem elektrik hem de doğal gaz piyasasında maliyet bazlı tarife yapısına geçilememiş olması süregelen başka bir eleştiri konusu. Elektrikte özellikle çapraz sübvansiyonların devam ettirilmesi ve bölgesel tarifeye halen geçilememesi ilerleme raporlarında devamlı olarak işaret edilen bir nokta. Düzenlemeler ışığında ise en azından 2016 yılında ulusal tarifenin uygulanmaya devam edecek olması bir gerçek. Son olarak AB müktesebatı ile uyumlu olmayan bir başka alan nükleer enerji, nükleer güvenlik ve radyoaktif korunma.

Burada belki özellikle üzerinde durulması gereken iki önemli husus var. Bunlardan ilki, hem doğal gaz hem elektrik piyasalarında şeffaf, rekabetçi ve maliyetleri yansıtan fiyat oluşumunun önemine yapılan vurgu. İkincisi ise doğal gaz alanında Türkiye’nin oynamak istediği “hub” rolü ile Türkiye’ye biçilmek istenen “transit ülke” rolü arasındaki tenakuz. Esasında burada şunu hemen belirtelim: hub olmanın ön koşulu şeffaf ve rekabetçi bir transit rejimine sahip olmak. Ancak bundan sonra fiyatın oluştuğu bir hub olma hüviyeti kazanılabilir. Türkiye transit kapasitesine ve rejimine sahip olmayı hub olmak yolunda bir araç olarak görmekte. AB ise en azından şimdilik, transit rolünü Türkiye için yeterli gördüğü izlenimini veriyor. Ancak Türkiye özellikle gaz piyasasında hub olmak istiyor ise önce kendi üzerine düşeni yapmalı ve rekabetçi, giriş engellerinin olmadığı, şeffaf ve rekabetçi bir gaz piyasasını AB’den de önce hayata geçirmelidir. Ancak sonrasında diğer amaçlara teveccüh edilebilir.

Sonuç olarak enerji başlığı ile ilgili ilerlemenin ve uyumun ileri seviyede olduğu alanlar ile yetersiz kaldığı alanlar birlikte mevcut. Türkiye’ye düşen, eğer AB yolunda ilerlemek istiyor ise, yetersiz alanlarda gelişme kaydederek uyum seviyesini en üst düzeye çıkarmak. Bu sadece AB üyeliği için değil, şeffaf, rekabetçi ve etkin bir enerji piyasasına sahip olmanın da yöntemlerinden birisi.

Reklamlar