Birleşik Krallık’tan yenilenebilir enerjiye büyük darbe

30 Kasım-11 Aralık tarihleri arasında düzenlenecek olan 2015 BM İklim Değişikliği Konferans’ında tartışılacak konulardan biri de Birleşik Krallığın yenilenebilir enerji sübvansiyonlarında kesintiye gitmesi olacak. BM Baş Çevre Bilimcisi Jacqualine McGlade’e göre, bu sübvansiyon kesintileri vergi muafiyetlerinin da kaldırılmasını kapsadığı için diğer ülkelere ciddi sinyaller gönderiyor ki kendisini asıl rahatsız eden bunun tam da 1 ay kala bahsettiğimiz İklim Değişikliği Konferansı’ndan önce olması. Bunun nedeni ise bir araya gelecek dünya liderlerinden düşük karbon enerjilerine ilişkin çığır açacak anlaşmaların beklenmesi söz konusuyken, Birleşik Krallığın bu yaklaşımının gündeme oturacak olması.

nuclear-crutch-needed-uk-renewable-energy-review_95Birleşik Krallık’ta, Ulusal İstatistik Ofisi’ne göre yıllık enerji üretiminin %15’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanıyor. Diğer gelişmiş ülkelerde de durum bu şekilde. Almanya’da üretilen elektrik enerjisinin %28’i yenilenebilir kaynaklardan gelmekte ve geçtiğimiz Temmuz ayında günlük %78’lik payı ile geçen senenin Mayıs ayındaki %74’lük rekoru kırıldı. Yine ABD, yıllık üretiminin %10’unu yenilenebilir enerjiden sağlamakta.

Bu oranların sağlanmasına yardımcı olan sübvansiyonlar, sosyo-ekonomik politikalar açısından son derece önemli. Ne yazık ki, günümüzde fosil yakıtlara yenilenebilir enerji kaynaklarına göre daha çok sübvansiyon uygulanmakta. Bu da yenilenebilir enerji yatırımlarını önemli ölçüde azaltıyor çünkü çevre dostu teknolojilere geçişte fosil yakıtların bu avantajı önemli bir sorun teşkil ediyor. Birleşik Krallık’ta da gidişat bu yönde. Yenilenebilir enerji sektörü sübvansiyon kesintilerine uğramış olsa da, fosil yakıtlara uygulanan sübvansiyonlar tam gaz devam etmekte. Fosil yakıtlar desteklenirken yenilenebilir enerji kaynaklarının ikinci plana itilmesi bu duruma daha da farklı bir boyut kazandırıyor ve Birleşik Krallığın yenilenebilir enerjinin tüm faydalarını neden bir kenara bırakmak istediğini anlamayı zorlaştırıyor.

Birleşik Krallık medyasına göre yenilenebilir enerji kaynaklarına vurulan bu darbenin sebebi, 7 Mayıs 2015 tarihinde Birleşik Krallık’ta yapılan seçimlerde Muhafazakâr Parti’nin tahminlerin ötesinde bir başarı elde etmiş olması. Daha açık belirtmek gerekirse, İngiliz Başbakanı David Cameron’un yenilenebilir enerji kaynaklarını “green crap” olarak değerlendirmesi gazetelere yansımış ve bunu da daha sonra yalanlamamıştı. Bu yüzden de kendisi ve Muhafazakâr Parti alternatif enerji kaynaklarından “hoşlanmamakla” itham ediliyor. Bakanlar ise enerji faturalarını aşağı çekmek zorunda olduklarını ve yeni güneş ve rüzgâr enerjisi projelerinin sübvansiyon olmadan inşa edilmelerini istediklerini ifade ediyorlar. Karşı tarafta ise bu düşünce pek rağbet görmüyor. Onlara göre, sübvansiyon olmadan bu imkânsız, tam tersi sübvansiyonlar maliyetleri aşağı çekiyor ve daha çok insanın yenilenebilir enerjiye yönelmesini sağlıyor.

Türkiye’deki duruma bakarsak; 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun bu alandaki ilk yasal düzenleme ve bu kanunla birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğe devlet desteği ve alım garantisi getirilmiş durumda. Uygulanan destek sistemi “teşvikli sabit fiyat mekanizması” (feed-in tariffs) olarak adlandırılıyor. Buna göre, yenilenebilir kaynaklardan üretilen enerji daha önceden belirlenen bir fiyat üzerinden 10 yıl süre ile satın alınır ve ortaya çıkan maliyet tüm tedarikçilere piyasa payları oranında dağıtılır. 5 Aralık 2013 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile de sabit fiyat garantisi teşvikleri, 2020 yılına kadar devreye giren santralleri içerecek şekilde uzatıldı. Devletin uygulamış olduğu bu sabit fiyat garantisi, son zamanlarda yaşanan dolar kurundaki artış ile birleşince her sene Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizmasına (YEKDEM) yapılan başvuruların artmasını sağlıyor. AB’de de buna paralel bir uygulama var. Fakat AB’de bu uygulamalar 2014 yılında alınan bir karar ile kademeli olarak azaltılacak. Bunların yerine piyasa odaklı alternatifler getirilmesi planlanıyor. Hal böyleyken, Birleşik Krallığın neden yenilenebilir enerji kaynaklarına desteğini bir anda keserek tüm diğer ülkelerden farklı bir yönde adım attığı büyük merak konusu.

Birleşik Krallık açısından bu durum yeşil enerji ile iştigal eden yüzlerce şirketin birkaç ay içinde yok olmaya başlamasına neden olabilir. Hükümetin yenilenebilir enerji kaynaklarındaki desteğini çekme konusundaki kararlı tavrı hem yabancı yatırımcıları ülkeden kaçıracak hem de Birleşik Krallık’ taki yerli firmaları iflas etmenin eşiğine getirebilir. Bunların yanında işten çıkarılmalar da çığ gibi büyüyecek gibi gözüküyor.

Yararlanılan kaynaklar:

  1. http://www.independent.co.uk/news/uk/home-news/hundreds-of-renewable-energy-companies-could-be-forced-out-of-business-due-to-dramatic-subsidy-cuts-a6700466.html
  2. http://www.independent.co.uk/news/uk/politics/un-chief-scientist-slams-british-governments-cuts-to-renewable-energy-a6700046.html
  3. http://www.independent.co.uk/news/uk/politics/generalelection/tory-victory-a-huge-blow-to-uk-green-energy-industry-campaigners-warn-10240115.html
Reklamlar