AFM Mars birleşmesinde en başa dönüldü

Türk rekabet hukukunda son yılların en tartışma yaratan ve yargı süreci bir türlü sona ermeyen birleşme ve devralma işlemi hangisidir sorusuna verdiğimiz yanıt şüphesiz AFM Mars birleşmesiydi. Rekabet Kurulu’nun tam dört yıl önce, Kasım 2011 tarihinde verdiği kararda sinema salonu işletmecileri olan AFM ile Mars’ın birleşmesine koşullu izin verilmişti. Bu karar bir sinemasever tarafından yargıya taşınmış ve Danıştay 13. Dairesi, Kurul kararının önce yürütmesini durdurmuş, daha sonra da kararı iptal etmişti. Bunun üzerine dosya yeniden Kurul’un önüne gelmiş ve söz konusu işlem nihai incelemeye alınmıştı. Diğer taraftan, yürütmeyi durdurma kararına yapılan itiraz sonucu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 13. Dairenin verdiği yürütmeyi durdurma kararını bozmuştu. Rekabet Kurulu henüz nihai kararını vermeden önce Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu bir kez daha devreye girdi ve 13. Dairenin esas hakkındaki kararını bozdu. Hukukçu olmayanlar için deyim yerindeyse bir yılan hikayesine benzeyen bu süreçte iki yanlış bir doğruya dönüştü ve Kurul’un verdiği ilk karar hukuken tekrar geçerli hale geldi.

UntitledHatırlayalım, biz de burada çok değindik, Türkiye’nin en büyük iki sinema salonu işletmecisi olan AFM ile Mars faaliyetlerini birleştirmek üzere Kasım 2010 tarihinde Rekabet Kurumu’na başvurmuşlardı. Raportörler söz konusu işlemin birleşme ve devralmalarda uygulanan hakim durum testine aykırı olduğu, başka bir deyişle birleşecek teşebbüslerin hakim duruma geleceği ve işlemin ilgili pazarda rekabeti önemli ölçüde azaltacağı yönünde görüş bildirmiş, hatta AFM ve Mars’ın sahip oldukları bazı sinema salonlarını elden çıkarmalarını veya kapatmalarını içeren taahhüt paketinin dahi işlemi yasaklanmaktan kurtaramayacağını belirterek adeta işleme kapıyı kapatmışlardı. Kurul ise tam tersine işlemin hakim durum yaratmayacağı ve tarafların sunduğu taahhüt paketinin de birleşme sonucu rekabetin önemli ölçüde azalmasını engelleyeceği sonucuna vararak Kasım 2011 tarihinde işleme oybirliğiyle izin vermişti. Kurul kararına karşı, karar tarihinde Kurul kararlarına karşı itiraz mercii olan, Danıştay’a başvurulmuştu.

Kurul’un kararı, hakim durum testini hatalı uyguladığı gerekçesiyle ve taahhüt paketinde satılması veya kapatılması öngörülen sinema salonlarının, yeni açılan AVM’lerin etkisiyle halihazırda popülerliğini kaybeden ya da fazla kâr edemediklerinden dolayı zaten yakında kapanma ihtimali bulunan sinema salonları olmalarından dolayı eleştirilmişti. Danıştay 13. Dairesi’nin verdiği iptal kararı da bir bakıma bu eleştirileri doğrulamış oldu. Danıştay işlemin hakim durum yaratabileceğini, zira piyasaya girişlerin Kurul’un öngördüğünün aksine sınırlı olacağını ve Kurul’un ilgili pazardaki yatırım projeksiyonlarını incelemeden karar verdiğini ifade etmişti. Yine Kurul’un kararında hiç değinmediği bir husus olarak Danıştay, sinema filmi gösterimi pazarıyla bağlantılı olan diğer pazarlarda, örneğin salon reklam yeri sağlama pazarı, birleşen şirketlerin alıcı gücünün artıp artmayacağının da incelenmesi gerektiğine hükmetmişti. Son olarak Danıştay tarafların taahhüt paketine de itiraz etmiş ve oyçokluğuyla söz konusu paketin rekabetçi endişeleri gidermediği sonucuna varmıştı. Zaten Danıştay’ın Ekim 2012 tarihinde verdiği yürütmeyi durdurma kararı da iptal kararının gelişinin habercisiydi.

Yürütmenin durdurulması kararının ardından taraflar birleşme işlemini askıya almışlardı. Ancak süreç içerisinde ilginç bir gelişme yaşandı ve davacı Aralık 2012 tarihinde davasından feragat etti. Yürütmeyi durdurma kararına karşı yapılan itiraz sürecinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, davadan feragat edildiği gerekçesiyle Danıştay’ın 13. Dairesi’nin yürütmeyi durdurma kararını Nisan 2013 tarihinde kaldırdı. Dolayısıyla Kurul’un birleşmeye izin verme kararı tekrar yürütülebilir duruma geldi. Danıştay’ın Haziran 2014 tarihinde verdiği iptal kararının ardından Kurul’un, Danıştay’ın bozma gerekçeleri ışığında birleşme işlemini Ağustos 2014 tarihinde nihai incelemeye aldığını son dakika gelişmesi olarak duyurmuştuk. Adeta yılan hikayesine dönüşen bu süreçte Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Şubat 2015 tarihinde verdiği kararıyla son sözü söyledi ve Danıştay’ın 13. Dairesi’nin iptal kararını bozdu. Böylece Rekabet Kurulu’nun verdiği birleşmeye izin kararı ipso jure geçerli hale gelmiş oldu. Kurul Temmuz 2015 tarihinde verdiği bir kararında bu durumu açıklığa kavuşturarak, AFM ve Mars hakkında devam eden nihai incelemeyi sona erdirme kararı aldı.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun kararına baktığımızda 13. Daire kararının maddi hukuka aykırılık yerine usul hukukuna aykırılıktan dolayı, davacının davasından feragat etmesi sonucu davanın esasının incelenmesi olanağının kalmaması, verildiği anlaşılmakta. Danıştay 13. Dairesi, feragatte kamu yararı görmeyerek esas hakkında karar vermişse de bu durum Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından kabul görmedi. 13. Dairenin verdiği iptal kararı belki de Danıştay tarafından son zamanlarda verilen, maddi hukuk yönünden içeriği en zengin ve gerekçesi en doyurucu kararlarından biriydi (Danıştay kararlarında genellikle hep usul hukuku yönünden bir inceleme yapıldığı, esasa nadiren girildiği eleştirileri dikkate alındığında). Diğer taraftan karar, milyonlarca doların söz konusu olduğu bir birleşmenin en sonunda kesinlik kazanması nedeniyle AFM ve Mars açısından memnuniyetle karşılanmış olmalıdır. Karardan asıl etkileneceklerin ise sinemaseverler, yani tüketiciler olduğu açık. Türkiye’nin en büyük iki sinema işletmecilerinin birleşmesinin, tüketiciler için düşük fiyatlara mı yoksa yüksek fiyatlara mı yol açacağını önümüzdeki günlerde hep beraber göreceğiz.

Reklamlar