Elektrik piyasasında AB’nin kapasite mekanizmaları ile sınavı

Elektrik piyasasında kapasite mekanizmaları ile ilgili tartışmalara AB Komisyonu da dâhil oldu ve üye ülkeler tarafından yürürlüğe konulan/konulacak kapasite mekanizmalarının AB hukuku ile uyumunu araştırmak üzere inceleme başlatıldı. İlgi çekici olan husus, kapasite mekanizmalarının devlet yardımları kapsamında değerlendirilmesi ve bunlara ilişkin hukuki rejim çerçevesinde ele alınması. Zira devlet yardımlarına ilişkin AB ölçeğinde çok ciddi düzenlemeler var ve bu yardımların tabi olduğu kurallar bakımından kapasite mekanizmalarının ele alınabilirliği esas itibari ile bakıldığında Komisyon tarafından başlatılan incelemenin de bam telini oluşturmakta.

electricityElektrik piyasalarında kapasite mekanizmaları pek çok ülkede orta ve uzun dönem arz güvenliğinin sağlanması bakımından çeşitli ve birbirinden farklı yöntemler ile uygulanan ve muayyen bir miktar kapasitenin yine muayyen bir zaman diliminde kurulması ve/veya tutulması karşılığında kapasite sahiplerine teşvik edici bir takım avantajların sağlanmasına verilen genel addır. Son yıllarda, yenilenebilir kaynaklara dayalı elektrik üretiminin artması ve bu üretimin dalgalı (intermittent) seyri nedeniyle, yenilenebilir kaynağın yedeği şeklinde de oluşturulan kapasite bu çerçevede değerlendirilmektedir. Diğer bir deyişle, elektrik üreticileri sattıkları elektriğin yanı sıra emreamede (availability) olmaları nedeniyle de gelir sağlamakta. Ülkeler çeşitli yöntemler ile bu mekanizmaları hayata geçirmekte.

Komisyonun konuya yaklaşımı ise kapasite mekanizmalarının kapasite sağlayıcıları arasında rekabet kurallarına aykırı olarak herhangi bir ayırımcı uygulamaya sebep olup olmadığı ve/veya üye ülkeler arasındaki elektrik ticaretine haksız bir takım engeller çıkarıp çıkarmadığı noktasından hareket ediyor.

Sektör incelemesi çerçevesinde, Komisyon tarafından farklı türde kapasite mekanizmaları kategorize edilmiş durumda ve bunlara ilişkin yapılacak incelemelerin neticesinde öncelikle bu mekanizmaların devlet yardımı olup olmadıklarına kanaat getirilecek, sonrasında ise keyfiyet bu şekilde tespit ve tayin olunursa bir devlet yardımı olarak kapasite mekanizmalarının enerji sektöründe rekabeti bozma ve/veya sınırlama etkisi olup olmadığı araştırılacak. Bu çerçevede, TFEU (Treaty on the Functioning of the European Union) madde 107 çerçevesinde bir analiz yapılacağı ortada. Kapasite mekanizmalarının devlet yardımı olarak kabul edilebilmesi için de Komisyon tarafından aşağıdaki hususların ortaya konulması gerekiyor:

  • Kamu kaynakları kullanılarak bir kamu müdahalesinin varlığı,
  • Müdahalenin sübjektif olması ve lehtara avantaj sağlaması,
  • Rekabetin bozulması ya da bozulma ihtimalinin olması,
  • Üye ülkeler arasında ticaretin etkilenebilecek olması.

Bu şartların varlığının Komisyon tarafından ortaya konulabilmesi halinde üye ülkelerdeki spesifik uygulamalar devlet yardımı kapsamında değerlendirilebilecek ve sektör incelemesinin sonunda bazı ülkeler bakımından konu soruşturma sürecine dönüşebilecek.

AB hukuku bakımından kapasite mekanizmalarının devlet yardımı kapsamında değerlendirilmesi ve yukarıda değinilen şartların ortaya konması halinde dahi, üye ülkeler bazı mülahazalar ile uygulamaların AB hukukuna uygun olduğunu ortaya koyabilirler. Bir nevi kurtuluş beyyinesi olarak da değerlendirilebilecek hususlar üye ülkeler tarafından ortaya konulabilirse kapasite mekanizmaları devlet yardımı olarak tespit ve tayin olunsa dahi ülkeler her hangi bir yaptırım ile karşılaşmayabilirler. Üye ülkelerin bu çerçevede, kapasite mekanizması kapsamında hayata geçirilen uygulamaların gerekli (necessary), amaçla sınırlı (appropriate) ve ölçülü (proportional) olduğunu ortaya koymaları ve tek pazar dâhilinde rekabeti olumsuz olarak etkilemeyecek şekilde tasarlandıklarına Komisyonu ikna etmeleri gerekmektedir. Aynı zamanda, alınan önlemlerin belirli üreticileri ya da üretim teknolojilerini kayırmadığı ve üye ülkeler arasında elektrik ticaret akışını zedelemediği gösterilmelidir. Tabiatıyla yapılacak değerlendirmenin sonucu her bir ülke bakımından farklı olacaktır zira her bir ülkede uygulanan yöntemler birbirinden oldukça farklı.

Burada kritik hususlardan biri de kapasite mekanizmalarının Enerji Birliği prensipleri ile ters düşmemesi ve enerjinin sınır-aşan ticaretine bir engel teşkil edecek şekilde ortaya konulmamasıdır. AB Enerji Birliği ve tek pazar hedefleri kapsamında üye ülkeler arasında elektrik ticaretinin geliştirilmesi ve tek pazar çerçevesinde tek fiyat oluşumunun azami ölçüde hayata geçirilmesinin önünde kapasite mekanizmaları zaman zaman engel olarak algılanabilmektedir. Komiser Vestager’in de bir vesileyle belirttiği üzere, “bazı durumlarda yeni üretim kapasitesi inşa etmektense üye ülkeler arasındaki bağlantı kapasitelerinin geliştirilmesi daha etkin bir çözüm olarak ortaya çıkabilmektedir.”* Bu çerçeveden bakıldığında, kapasite mekanizmaları arz güvenliğinin tek ve vazgeçilmez unsuru olarak da görülmemekte.

Komisyon bakımından önümüzdeki süreçte konunun taraflarından gerekli bilgiler toplanacaktır. Konunun tarafları, umumiyetle şirketler, Komisyon’a tam ve doğru bilgi verme sorumluluğu altında olduklarından (aksi takdirde ortaya çıkacak para cezaları oldukça yüksektir). Komisyon’un elinde sürecin sonunda konuyu neticelendirmesi bakımından yeterli bilgi ve belge olacağı varsayılabilir. Bu çerçevede, inceleme sonucunda konu bazı üye ülkeler ve uygulamaları bakımından soruşturma süreci ile devam edebilir. Komisyon tarafından tek pazar kurallarına aykırı bazı uygulamaların tespiti halinde ise fazladan yapılan ödemelerin geriye doğru 10 yılı kapsayacak şekilde talep edilmesi de söz konusu olabilir.

İncelemenin 2016 yılı ortalarında sonuçlandırılması bekleniyor. Buradan çıkacak sonuçların, Enerji Birliği çerçevesinde Komisyon tarafından teklif edilecek düzenlemeler üzerinde de etkili olması beklenebilir. Dolayısıyla, piyasa aktörleri tarafından incelemenin sonucu sabırsızlıkla ve merakla beklenmekte.

* http://europa.eu/rapid/press-release_IP-15-4891_en.htm

Reklamlar