Dikey anlaşmalarda serbestleşme sinyali

“Given its limited capacity, ACM must always choose what market problems and consumer problems it will tackle.”

Hollanda rekabet otoritesi, AB Komisyonu ve üye ülkelerin çoğunluğuna oranla radikal bir kararla, rekabet ihlali içeren dikey anlaşmalara ilişkin soruşturmaları yalnız tüketicinin zarar görme riskinin yüksek olduğu durumlarda açacağını duyurdu. ACM’in internet sitesi üzerinden yayınladığı Kılavuz’da her ne kadar nelere izin verilip verilmediği tam olarak açıklanmamış olsa da genel hatlarıyla çıkış noktasının tüketiciye verilen zarar olduğu anlaşılabiliyor.

Resale-Price-MaintenanceBahsi geçen karara göre, ACM öncelikle anlaşma taraflarının pazar güçlerini saptayacak, üreticinin talebine aykırı olarak yeniden satıcı tarafından uygulanan dikey anlaşmaları inceleyecek ve son olarak da potansiyel etkinlik gelişmelerini dikkate alacak. Bu üç kriteri kılavuzda sayılan örnek senaryolarla da pekiştirmek mümkün. Örneğin Senaryo 2 uyarınca elektrikli aletler üretimi yapan firma bayilerine fiyat önerisinde bulunuyor ve seçici dağıtım sistemi uyguluyor. Üretici tarafından tavsiye edilen fiyatlara uymayan bayilere daha az avantajlı tedarik koşulları uygulanıyor ve nihayetinde sözleşmeleri feshediliyor. Söz konusu üreticinin faaliyette bulunduğu elektrikli aletler pazarındaki pazar payı oldukça düşük, rakip sayısı fazla ve rekabet yoğun.

İşte bu durumda, yani bildiğimiz “yeniden satış fiyatının belirlenmesi” halinde, ACM, elektrikli alet pazarında rekabetin yoğun olduğunu ve bu nedenle üreticinin fiyatı aşırı derecede yükseltemeyeceğini ifade ederek aslında yeniden satış fiyatı belirlemenin tüketici yararına olacağını düşünüyor.

Peki ya Hollanda’nın bu yeni politikasını Türkiye için düşünürsek durum ne olur? Acaba Türkiye Hollanda tarafında mı yoksa bu görüşe oldukça zıt tavır sergileyen AB Komisyonu tarafında mı kendine bir koltuk bulur?

Misal, yukarıda kılavuzdan alıntılanan senaryoya benzer bir yakın tarihli bir Rekabet Kurul kararını ele alalım: 2014 yılında Çilek Mobilya’nın Trabzon ilindeki yetkili satıcılarının yeniden satış fiyatını belirlediği iddiasıyla önaraştırma açılıyor. Dosyada “alternatif pazar tanımları açısından rekabetçi endişe yaratmayan işlemlerde Kurul’un ilgili pazar tanımlamayabileceği” ifade edilerek ilgili ürün ve coğrafi pazar tanımı yapılmıyor. İnceleme sonucunda Çilek Mobilya’ya soruşturma açılmasına gerek olmadığı ve fakat Rekabet Kanunu’nun 9/3. maddesi doğrultusunda görüş bildirilmesi yönünde karar alınıyor. Soruşturma açılmamasının temel sebebi, yapılan yerinde incelemelerde yeniden satış fiyatının belirlendiği yönünde herhangi bir delil bulunamaması iken yetkili satıcılık sözleşmesi hükümlerinin yeniden satış fiyatını belirlemeye olanak vermesi sebebiyle görüş gönderiliyor.

Görece rekabetin yoğun ve fakat pazar gücünün yüksek olduğu, coğrafi anlamda ise sınırlı bir bölgenin ele alındığı karar, aslında Hollanda rekabet otoritesinin yukarıda ele alınan senaryosuna çok benziyor.  Ancak görüldüğü üzere Rekabet Kurulu nezdinde yeniden satış fiyatının tespiti “hard-core” ihlal niteliği taşıyor ve tarafların pazar gücü, etkinlik değerlendirmesi veya tüketici faydası gibi alternatif kriterler dikkate alınmıyor. Dolayısıyla en azından yakın bir zaman içerisinde AB Komisyonu’nun bakış açısından ayrılmak pek de mümkün görünmüyor.

Reklamlar