Temmuz 24

Bu mesajları almak istemiyorsanız lütfen…

Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesi ve ardından Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmeliğin yayınlanması ile son yıllarda giderek daha fazla maruz kaldığımız ticari iletilerin makul bir seviyeye inmesi sağlanacak gibi duruyor.

Gerek Kanun, gerekse bu Kanun’a dayalı olarak çıkarılan Yönetmelik, özellikle tüketicilerin kendi istekleri dışında bir pazarlama bombardımanına tutulmasını engelleyecek şekilde tasarlanmış. Yapılan düzenlemelerde en çok öne çıkan kavramlar “açık onay” ve “reddetme hakkı”.

resized_winter-is-coming-meme-generator-approval-is-coming-064755Yasal düzenlemelerde, tüketicilere elektronik ileti göndermek isteyen hizmet sağlayıcıların, tüketicilerin bu gönderileri almak istediğine dair “olumlu” onayını almak zorunda olduğu açık bir şekilde dile getiriliyor. Dolayısıyla tüketicilere ticari içerikli iletiler gönderip, tüketicinin bunları istememesi halinde bunu açıkça belirtmesini talep etmek ve aksi halde onay vermiş sayılacağını ileri sürmek mümkün değil. Öte yandan, yapılan düzenlemelerde onaya uygun ticari iletinin nasıl olması gerektiği de düzenleniyor ve bu aşamada, onay almak isteyen hizmet sağlayıcının tüketiciye detaylı bilgiler sağlaması zorunlu tutuluyor. Örneğin, onay için gönderilen iletide, tacirler için MERSİS numarası ve ticaret unvanına, esnaflar için adı ve soyadı ile T.C. kimlik numarasına yer verilmesi yasal bir zorunluluk olarak öngörülüyor.

Ayrıca kanun koyucu açık onay şartının yanı sıra, alıcının her zaman, herhangi sebep göstermeksizin ve ücretsiz olarak kullanabileceği bir reddetme hakkı da sağlanması gerektiğini söylüyor. Yani önceden belli iletileri almaya rıza gösteren alıcılar dahi, ilerinde bundan vazgeçmeleri durumunda kolayca söz konusu iletileri durdurulmasını isteyebilecek.

Bu kurallara uymayan hizmet sağlayıcılara yönelik olarak ise Kanun’da idari para cezaları öngörülüyor. “Ceza var iyi hoş da kim bunları şikayet etmekle uğraşacak ki?” gibi bir düşünceniz varsa, kanun koyucunun şikayet sürecini de ciddi derecede kolaylaştırdığını bilmenizde fayda var. Zira onayınız alınmadan gönderilen ve sizi rahatsız eden iletilerle karşılaştığınızda kağıdı kalemi elinize alıp sonra da o kurum bu kurum dolaşmanız gerekmiyor. Yönetmelik gereğince şikayetin e-Devlet kapısı veya Bakanlığın internet sitesi üzerinden yapılması da mümkün. Üstelik bu kanallardan yapılan şikayette kısa bir form doldurmanız yeterli oluyor. Şikayet bu denli zahmetsiz ve kabahat teşkil eden davranışın ispatı da bu kadar kolay olunca yaptırımların caydırıcılığının önemli derecede artması mümkün.

Ticari iletilere ilişkin düzenlemelerde “geçici maddeler” altında karşımıza çıkan ve aslında oldukça önemli olan bir kavram da “izinli veri tabanı”. Kanun’un 1. geçici maddesi, Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce, ticari elektronik ileti gönderilmesi amacıyla onay alınarak oluşturulmuş olan veri tabanları bakımından onay şartının aranmayacağını düzenliyor. Ancak Kanun, söz konusu veri tabanlarına yönelik onayın genel nitelikli veya özel nitelikli olması arasında bir ayrım yapmıyor.

Genel nitelikli onay, özellikle GSM şirketleri veya banka gibi kurumlara verilen ve iletişim bilgilerinin her türlü ticari içerikli iletiler gönderilmesi için kullanılmasına yönelik izni içeren onay anlamına geliyor. Bu onay genellikle abonelik sözleşmesi ile beraber yazılı olarak verilse de onayı verenin tam olarak neye onay verdiğini bilmeme durumu yaygın olarak görülüyor. Genel nitelikli onayı alan kurumlar, ticari içerikli iletileri hizmet sağlayıcılar adına alıcılara gönderebiliyor.

Özel nitelikli onay ise belli bir hizmet sağlayıcıya (örneğin en çok alışveriş yaptığınız mağazaya), ticari içerikli ileti (örneğin yeni indirim sezonları hakkında bilgi) göndermesi için verilen onay anlamına geliyor.

Kanun bu iki onay arasında bir ayrım yapmasa da, Yönetmelik iki onayı ayırıyor. Kanun’un yürürlüğe girmesinden önceki dönemde alınan genel nitelikli onay bakımından, önceden adına ticari içerikli ileti gönderilen hizmet sağlayıcının tek bir kereye mahsus olmak üzere alıcıya bir ileti göndermesine izin veriliyor. Bu iletide hizmet sağlayıcıya ilişkin bilgilerin yanı sıra, genel onayın kim tarafından alındığı bilgisine yer verilmesi zorunlu tutuluyor ve alıcının bu iletileri almaya onay verip vermediği soruluyor. Kanun, alıcının sessiz kalmasının ret anlamına geleceğini de açıkça düzenliyor. Dolayısıyla, önceden verilen genel nitelikli onayların bulunması durumunda dahi, alıcının her bir hizmet sağlayıcı için tekrar açık onayının alınması şartı getiriliyor.

Sonuç olarak oldukça detaylı düzenlemeler içeren Kanun ve Yönetmelik, özellikle cep telefonu ve e-mail yoluyla maruz kalınan reklam bombardımanını büyük ölçüde dindireceğe benziyor. Tabi uygulamada ne olacağını yaşayıp görmek gerekecek.

Reklamlar