İngiltere’de kartel suçlamalarına ince ayar

İngiltere’de uzun zamandır üzerinde çalışılan rekabet reformu paketi Nisan 2014 tarihi itibariyle hayata geçirilmişti. Reform paketiyle birlikte o zamana kadar iki farklı kurum (Competition Commission ve Office of Fair Trading, kısaca “OFT”) tarafından yürütülen rekabet uygulamaları ve işlemleri, daha etkin ve hızlı sonuç doğurması bakımından tek kurum altında toplanarak rekabet otoritesi Competition and Markets Authority (“CMA”) tarafından yerine getirilmeye başlandı.

Diğer yandan, söz konusu reform paketinin getirdiği değişiklikler hala tartışılmaya devam ediyor. Bu tartışmalardan birisi, kartel suçlamasında aranan kötü niyetle hareket etme şartının (“dishonesty”) artık aranmayacak olması. Bunun ne anlama geldiğini açıklamadan önce kısaca İngiltere’deki kartel rejiminden bahsetmek gerekebilir. İngiltere’de kartel soruşturmaları idari para cezası ile sonuçlanabilen soruşturmanın yanı sıra bireylere yönelik olarak sivil ceza takibini de kapsıyor. Bu bakımdan kartelin varlığı halinde idari para cezasının yanı sıra bireylere 5 seneye kadar hapis cezası verilebilmesi mümkün.

competition22014 yılındaki değişiklikten önce bireylere yönelik cezai kartel kovuşturmalarında suç unsurlarından birisi olan kötü niyetin, yani yapılan eylem veya işlemin rekabet ihlali olduğu bilinci ile hareket etme durumunun varlığı şartken, yapılan değişikliklerle birlikte artık bireylerin kartel suçunu işleyip işlemediği araştırılırken kartelin varlığını ve sonucunu bilerek hareket etmiş olması şartı aranmayacak. Diğer bir ifadeyle yaptığı eylemin suç oluşturduğunu bilmeyen kişinin de hapis cezası ile cezalandırılması söz konusu olabilecek.

Bu konuda daha hızlı, adil ve etkili uygulamalarla rekabet sistemine getirmesi beklenen reform paketinin amacını tam olarak karşılamadığına yönelik eleştiriler halen devam ediyor. Nitekim, bu düzenlemeyle birlikte “hard core cartels” dediğimiz ağır vakaları ile daha masum düzeyde gerçekleşen ancak yine de kartele sebebiyet veren anlaşmaları ve bunların faillerini aynı kefeye koymak anlamına gelmeye başladı.

Diğer yandan, bu tür bir yaklaşım uygulamanın hantallaşmasına, bireylerin ve teşebbüslerin iş hayatında çekinik ve güvensiz davranışlar sergilemesine de sebep olabileceği ileri sürülüyor. Nitekim, bu değişiklikten sonra bir çok teşebbüs her bir hareketini ve anlaşmasındaki en ufak bir konuyu bile danışmanların önüne taşır hale gelmiş durumda.

Bununla birlikte, getirilen reform paketinde kötü niyetin bulunmadığı hallerde neye göre ceza verileceğine ilişkin bir düzenlemeye de rastlanmamakta, bu konuda karar organına yüksek düzeyde takdir hakkı bırakılmak suretiyle belirsizliklere bir yenisi daha ekleniyor.

Kartel soruşturması sistemindeki bu ve benzeri eleştirilere bir yazısında yer veren İngiliz avukat ve rekabet danışmanı Paul Gilbert[1], OFT’nin karşılaştığı benzeri problemleri en aza indirmek  amacıyla getirilen yeni yapılanma ile birlikte, uygulamada karşılaşılacak sorunlar üzerinde yeterince düşünülmeden mevzuatta değişiklik yapılmış olmasını son derece ironik buldu.

Sonuç olarak, kötü niyetin bulunmadığı bir kartel vakasında değerlendirmenin neye göre yapılacağı, ceza takdirinde nasıl bir yaklaşım benimseneceği gibi teşebbüs sahipleri ile uygulayıcıları sıkıntıya sokan belirsizliklerin netleştirilmesi konularının CMA’nın yapacaklar listesinde üst sıralarda yer alması gerektiği söylenebilir.

[1] Daha fazla bilgi için yazarın ilgili yazısı: “Changes to the UK Cartel Offence – Be Careful What You Wish For”, Journal of European Competition Law & Practice Advance Access, 2014.

Reklamlar