Şirket birleşmeleri mercek altında

Nisan 2015’de Goldman Sachs Yatırım Bankacılığı Eş Başkanı David Solomon ve Citigoup Kurumsal ve Yatırım Bankacılığı Başkanı Ray McGuire tarafından yapılan eş zamanlı açıklamalardan anlaşılan şu ki, ABD’de son yıllarda şirket birleşmelerinde yaşanan artışların ardında yatan motivasyon ve bunu destekleyen koşullar geçerli oldukça birleşme arayışları bir süre daha devam edecek. Kuşkusuz sermayenin maliyeti her şirket için önemlidir ve her faaliyette en önemli göstergelerden birini oluşturur. Ancak bazı durumlarda birleşmelerin rekabeti kısıtlayıcı amaçlar da güdebileceği bir gerçek.

shall-not-mergeÖzellikle son iki yılda ABD’de şirketlerden rakiplerini zor durumda bırakarak önemli bir pazar gücü elde etmeye yönelik birçok cesur girişim gerçekleşti. Ancak bu girişimler sahnelenirken arka planda olup en kritik replikleri son perdede söyleyen aktörleri de unutmamak gerekiyor: Pazardaki rekabeti ve bunun pazarın gelişimine katkısını gözettiğini söyleyen ilgili yetkili makamlar.

Nitekim, 29 Nisan 2015 tarihinde çip üretiminde kritik bir bileşen olan yarı iletkenin üreticisi Amerikan Applied Materials ve onun daha küçük rakiplerinden Japon Tokyo Elektron, iki yıla yakın zamandır yürüttükleri yaklaşık 29 milyar Amerikan Doları değerindeki birleşmeyi iptal ettiklerini açıkladılar. Birleşme, Applied Material şirketinin Tokyo Electron şirketini devralması ile gerçekleşecek ve Citigroup’un Nikko Cordial şirketini satın almasından sonra bir Amerikan şirketinin Japon şirketini satın almış olacağı ikinci büyük birleşme olacaktı. Bu karara sebep olan şirketlerin şartlarda anlaşamaması veya ekonominin genelindeki beklenmedik bir gelişme değil, Adalet Bakanlığı tarafından bu birleşmeye yönelik taraflara hiç de cesaretlendirici olmayan bir görüş verilmesiydi.

Bu gelişme, ABD’de ilgili otorite ve makamların rekabet konusunda daha hassas bir tavır almaya başladıklarını gösteren tek gelişme de değil ve görünen o ki, yetkililer pazarlarda rekabeti tehlikeye düşürecek her türlü riske karşı gözlerini daha da çok açmaya başladılar.

Applied Materials ile ilgili bu gelişmeden bir hafta öncesinde de kablolu tv hizmet sağlayıcısı Comcast’in bir süredir Time Warner Cable şirketini almak için yürüttüğü girişimini iptal ettiği haberi duyuldu. Bu kararda da Adalet Bakanlığı ve Federal İletişim Komisyonu tarafından gösterilen direncin etkili olduğu kuşkusuz. Comcast ve Time Warner Cable bu pazardaki en büyük iki şirket ve birleşme gerçekleşmiş olsaydı ortaya 45 milyar Amerikan Dolarlık dev bir şirket çıkacaktı.

Her iki birleşmeye karşı gösterilen direncin gerekçelerinde de benzer temel kaygılar aynı: Pazardaki rekabetin olumsuz etkilenecek olması ve bunun da sektöre yönelik yaratıcı ve alternatif gelişmelerin önüne set koyabileceği, sonuç olarak birleşmenin pazardaki rekabete vereceği zarardan daha fazla fayda getirmesinin mümkün görünmemesi.

Aynı Adalet Bakanlığı çok değil daha 2013 yılında US Airways Group  ve American Airlines şirketlerinin birleşmesinde bir sakınca görmedi. Yine yakın zamanda Federal Ticaret Komisyonu internet üzerinden gayrimenkul işlemleri yürüten Zillow ve Trulia şirketlerinin birleşmesine yönelik olumsuz bir yaklaşım sergilemedi ve önümüzdeki dönemde Reynolds Amerikan şirketinin rakip sigara üreticisi Lorillard’ı devralmasına da izin vermesi beklenmekte.

Bu arada, önümüzdeki günlerde önemli bir başka birleşme de Federal Ticaret Komisyonunu bir hayli meşgul edecek gibi görünüyor. Hazır gıda sektörüne tedarik ve dağıtımda en büyük aktörlerden Sysco Corp. ile US Food arasında devam etmekte olan ve Federal Ticaret Komisyonu tarafından birçok konuda itirazın ileri sürüldüğü birleşme sürecinde kılıçlar çekildi. Ancak Sysco Corp. geri adım atacak gibi görünmüyor ve kararlı bir şekilde önümüzdeki haftalarda başlayacak olan Federal mahkeme sürecine hazırlanıyor. Birleşme gerçekleşirse Sysco Corp. en azından ulusal bir değerlendirme yapıldığında neredeyse rakipsiz konuma gelecek.

Yakın zamanda şirket birleşme girişimlerinin genel trendini takip etmek nispeten kolay olsa da bu girişimlerinin hangi sektörde ne kadar gerçekleşme oranı olduğunu ve Federal makamların çeşitli müdahale veya itirazlarına hangi sektörün ne kadar maruz kaldığını kesin olarak ifade etmek zor. Bazı teşebbüsler şartları sonuna kadar zorlarken bazıları diğer birleşme girişimlerinde gözlemledikleri federal müdahaleleri dikkate alarak vaz geçiyor veya cesaretleri kırılıyor.

Ama görünen o ki, federal makamlar pazardaki hakim durumun kötüye kullanılması olasılığına karşı ön tedbir olarak herhangi bir şirketin hakimiyetini arttırma olasılığına sıcak bakmıyor. Bunun yanı sıra, inovasyona dayalı olarak yeni jenerasyon ürün ve hizmetlerin ortaya çıkarılmasının mümkün olduğu teknoloji sektörleri ile doğrudan başka alt sektördeki üreticilerin üretim faaliyetlerini etkileyecek sektörlerde federal makamlar daha katı müdahaleler de sergileyebiliyor. Bunu yarı iletken üreticisi Applied Materials ve Comcast şirketlerinin büyümeye yönelik agresif devralma girişimine karşı Federal makamların tavırlarından da görebiliyoruz.

Birkaç soru ile bitirmek gerekirse: pazardaki sermaye potansiyeli karşısında devlet engellemelerinde esneme yaşanması mümkün mü, ne kadar zorlamayla ne kadar esner, sektöre göre farklı şapka takarak mı düşünmek doğrusu, hangi sektör için ne kadar katı olunması genel faydayı artırır, tüm bu ince parametreler ne kadar doğrulukla belirlenebilir ve aslında tüm bunlar kimin işine yarar? Bu soruların cevapları belki de önümüzdeki dönemlerde birleşmelerle ilgili yaşanacak gelişmeler ışığında daha da netleşecek.

Kaynaklar: Wall Street Journal, Bloomberg.com, CNBC.com

Reklamlar