Google’a soruşturma raporu şoku

Dikkat ederseniz başlığımızda Google’a soruşturma şoku yerine soruşturma raporu şoku ifadesini kullanmayı tercih ettik. Zira soruşturma şoku deseydik bu başlığı neredeyse 5 yıl önce, AB Komisyonu’nun Google’a soruşturma açtığını duyurduğu 30 Kasım 2010 tarihinin hemen ardından atmamız gerekirdi. O tarihten beri yılan hikayesine dönen Google soruşturmasında geçenlerde yeni bir gelişme yaşandı. 15 Nisan’da AB Komisyonu’nun internet sitesinde Google’a soruşturma raporu gönderildiği bilgisi paylaşıldı. Aslında Google’a soruşturma raporu gönderilmesi, AB Komisyonu’nun ABİDA 102. maddeye ilişkin ihlal kararı vermeye hazır olduğunu gösteren bir gelişme. Dosyanın taahhüt yoluyla sona erdirileceğini düşündüğümüz bir zamanda bu soruşturma raporu biraz sürpriz oldu desek yanlış olmaz.

aGoogle’ı artık dünya üzerinde tanımayan, en azından bir kez bile kullanmayan herhalde kalmamıştır. Ancak Google’ın arama motoruna ek olarak bir çok hizmetinin de (harita, müzik, alışveriş vs.) bulunduğunu belirtmemizde fayda var. İşte tam bu yüzden bu devasa şirket halen Avrupa’da rekabet denetimine tabi tutulmakta. Her ne kadar Google’ın bugüne kadarki açıklamalarının büyük bir bölümü, şirketin online arama motoru pazarında hakim durumda bulunmadığı, aksine bu alandaki rekabetin baş döndürücü olduğu yönünde şekillenmiş olsa da rakamlar aksini söylüyor. Mart 2015 itibarıyla AB’de Google’ın pazar payının %92’ye ulaştığı, buna karşın en yakın rakiplerinden olan Bing’in pazar payının %3, Yahoo’nun %2 ve Yandex’in de %1 olduğu ifade edilmekte.

Hakim durum açısından bir netlik bulunsa da, kötüye kullanma unsuru açısından aynı şeyi söylemek oldukça zor. Zaten soruşturma raporunun en önemli noktası da Google hakkındaki kötüye kullanma iddiasının gerekçesinin ne olduğu. Soruşturma sürecinin en başındaki temel iddia Google’ın arama motoru pazarındaki hakim durumundan yararlanarak diğer hizmetlerini, rakiplerinin hizmetleri karşısında sistematik olarak kayırdığıydı. Örneğin herhangi bir video izlemek isteyen bir kullanıcının Google’ın arama motoruna izlemek istediği videoyu girmesinin ardından çıkan arama sonuçlarında Google’a ait YouTube’un ilk sırada yer alması, buna karşın Dailymotion gibi rakip şirketlerin daha sonraki sıralarda yer alması ya da hiç yer almaması, Google’ın kendi hizmetlerini kayırması olarak nitelendirilmekte.

Soruşturma raporundaki iddianın sadece Google Shopping’in kayrılmasıyla sınırlı olduğu görülmekte. Arama sonuçlarında Google Shopping’e ait sonuçlara ağırlık verilmesi sonucu rakip alışveriş sitelerine olan erişimi yapay bir biçimde Google Shopping’e yönlendirmenin ve rakiplerin rekabet etmelerini engellemenin, Google’a yöneltilen temel iddia olduğu ifade edilmekte. Kullanıcıların yapılan aramayla en ilgili sonuçları görememesinin tüketici zararına yol açtığı ve rakiplerin inovasyon güdülerine zarar verdiği dile getirilmekte. Bu uygulamanın ayrımcı mı yoksa dışlayıcı mı kötüye kullanma olduğu noktasında ise AB Komisyonu’nun basın bülteninde ilginç bir biçimde hiçbir açıklama bulunmamakta. Dolayısıyla en fazla merak edilen konuyla ilgili olarak hala tatmin edici bir yanıt alamadık.

Google Shopping ile ilgili olan iddianın bir pazardaki hakim durumun diğer bir pazarda kötüye kullanılmasından başka ek bir davranışı içermediği görülmekte. Google’ın davranışı mesela rekabet karşıtı ürün tasarımı veya kendi hizmetlerini kayırmadan arama motoru hizmeti vermeyi reddetme ya da arama motoru hizmetini diğer hizmetlere bağlama gibi bilinen kötüye kullanma türlerinden biri altında değerlendirilmediği anlaşılıyor. Ayrıca soruşturma sürecinde AB Komisyonu’nun araştırdığı Google’ın rakip sitelerden içerik kopyalama, münhasır reklam anlaşmaları ve rakip platformlara reklam vermemeye yönelik kısıtlamaları bu soruşturma raporunun kapsamına alınmamış. Bu durum söz konusu iddialara ilişkin ciddi bir rekabet zararının doğmadığı veya giderildiği ihtimalini akıllara getiriyor.

Arama motoruna ek olarak bir de Android meselesi var tabi. AB Komisyonu’nun konuyla ilgili soruşturma açtığını (bu kez soruşturma raporu değil) duyurduğu yine 15 Nisan tarihli basın bülteninde, Google’ın sahip olduğu ve AB’de %80’i aşan bir pazar payına sahip olan Android mobil işletim sistemini kullanan akıllı telefon ve tablet üreticilerinin, ürettikleri cihazlara Google’ın diğer hizmetlerini yükleme noktasında Google ile imzaladığı anlaşmaların mercek altına alındığı ifade ediliyor. Soruşturma bir çok yönüyle geçen yüzyılın çok ses getiren Microsoft kararlarına benziyor. Windows işletim sistemine önyüklenen Internet Explorer ve Windows Media Player’ın yerini Android mobil işletim sistemine önyüklenen Chrome, Google Maps, Google+, YouTube gibi uygulamalar almış gözüküyor.

Ancak Android soruşturmasında Microsoft kararına benzemeyen ve ciddi sayılabilecek başka bir iddia daha var. Android işletim sistemine uygulama indirme platformu olan Google Play’e alternatif olarak başkaca platformların kullanılmasına imkan veren uygulamaların (bilinen adıyla “Android folks”) Google tarafından engellenmeye çalışıldığı iddiası Google’ın başını ağrıtacak gibi görünüyor. Örneğin Android üzerinden ücretli uygulama indirmek yerine Aptoide isimli uygulamanın kullanılarak Google Play yerine Aptoide üzerinden ücretsiz uygulama indirilmesi, Google Play üzerinde indirilen ücretli uygulamalardan Google’ın aldığı payı azaltmakta. Aptoide’e bazı kısıtlamalar getirmek noktasında Google’ın güç zehirlenmesi yaşadığına biz de dikkati çekmiştik.

Peki bundan sonra ne olacak?

Girişte de belirttiğimiz üzere soruşturma raporunun gönderilmesi, Google’ın bir ihlal kararı ile karşı karşıya kalabileceğini gösteren bir gelişme. Ancak bu durumun tersi de mümkün. Şöyle ki, AB Komisyonu bu hamle ile Google’ı, kendi belirleyeceği koşullarda taahhüt yoluna çekme noktasında elini güçlendirmek istemiş olabilir (hatırlarsanız Google’ın daha önceki taahhütleri yeterli görülmemişti). Geçen yıl verilen Samsung taahhüt kararından önce de AB Komisyonu Samsung’a soruşturma raporu göndermişti. Taahhüt mekanizması işletilirse AB Komisyonu, Google’in arama sonuçlarını üreten algoritmalarının yeniden tasarlanmasında söz sahibi olabilecek, halbuki ihlal kararı verilmesi halinde müdahale sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla soruşturma raporu gönderilmiş olsa da taahhüt yolunun hala geçerliliğini koruduğunu, hatta önemini daha da arttırdığını söyleyebiliriz.

Reklamlar