Şili’de azınlık hisselerinin devri konusu

Kontrol kavramı ile azınlık hisseleri ilişkisi hemen her ülkenin rekabet kuralları bakımından özellikli bir durum teşkil ediyor. Azınlık hisselerinin kontrol kavramı içerisinde değerlendirilmemesi gerektiği düşüncesini benimseyen ülkeler olduğu gibi bundan farklı yaklaşımlara sahip olan ülkeler de göze çarpıyor.

Şili’deki Durum

Şili’de rekabet hukuku ile ilgili konularda 211 sayılı kanun (DL 211) uygulanıyor. Bu kanuna göre rekabet hukuku alanında yetkili kılınan iki müessese, Rekabet Mahkemesi (Tribunal de Defensa de la Libre Competencia) ve Rekabet Otoritesi (Fiscalia Nacional Economica) olarak karşımıza çıkıyor.

615x200-ds-photo-getty-article-171-139-87732603_XSKontrol kavramı ile ilgili DL 211’de bir tanım bulunmaması sebebiyle mahkeme, menkul kıymetlerle ilgili kanunda yer alan ve bir şirketteki hisselerin en az %25’ini kontrol edebilmeyi ifade eden kıstasa atıf yapıyor. Dolayısıyla Şili’de kontrol kavramının tespiti için %25’lik bir hisseye sahip olmak önem arz ediyor.

Rakip bir şirketten kontrol sağlamayan hisselerin devralınması noktasında ise iki faktör göz önüne alınıyor. Bunlardan ilki azınlık hissesi sahibinin belli bir düzeyde kontrol sağlaması ihtimali. İkincisi ise azınlık hisseleri yoluyla şirketlerin gizli bilgilerinin ele geçirilmesi riski.

Azınlık hisseleri devrine ilişkin mahkeme yaklaşımının anlaşılması için bu konuda daha önce verilen kararları incelemek gerekli. Bu noktada ilk olarak 2004 senesindeki Metropolis Intercom ve VTR birleşme işlemi örnek gösterilebilir. Bu birleşme işleminden önce, bir Amerikan şirketi olan Liberty Media Corporation hem MI’da ve Liberty’de %50 ortaklığa hem de United Global Com’un yöneticilerinin çoğunluğunu seçme hakkına sahipti. Her ne kadar somut olayda işleme izin vermiş olsa da, mahkeme Liberty’den diğer şirketlerdeki hisselerini Şili’de uydu yayıncılığı alanında faaliyet gösteren şirketlere devretmelerini talep etti.

Şili Rekabet Otoritesi’nin konuya yaklaşımı ise daha somut adımlar içeriyor ve bu konuda 2012 senesinde Yoğunlaşma İşlemleri Üzerine Kılavuz’un yayımlanması da önemli bir adım olarak karşımıza çıkıyor. Ancak kılavuzda rakip bir şirketten azınlık hissesi devralınması hususlarına yönelik değerlendirmelerin eksikliği “Rakip Şirketlerdeki Ortak Yönetici ve Azınlık Hisseleri” üzerine gerçekleştirilen çalışma ile gideriliyor. Çalışmada, azınlık hisselerinin veto hakkı, imtiyazlı hisse ve finansal bağlılık gibi özel mekanizmalar vasıtasıyla kontrol sağlayabileceği ifade ediliyor. Diğer bir ifade ile rakip şirketlerde sahip olunan hisselerin birtakım rekabet riskleri yaratabileceği  ve bunların incelemeye konu edilebileceği vurgulanıyor.

Türk Hukukundaki Yaklaşım

Bilindiği üzere Türk rekabet hukukunda azınlık hisselerinin devrinin kontrol değişikliği sağlamadığı kabul ediliyor. Bu noktada Rekabet Kurulu’nun 09-28/600-141 sayılı Erdemir Kararı azınlık hisselerinin devri konusuna yaklaşım açısından yol gösterici. Kararda,  Erdemir’in Borçelik’de %9.34’e tekabül eden hissedarlığının, taraflar arasında rekabetçi davranışların koordinasyonuna yol açtığına ve rekabeti sınırlayıcı amaç ve etkilere sahip olduğuna karar veriliyor. Ayrıca Kurul, söz konusu hissedarlığın verilen taahhüt çerçevesinde sona erdirilmesini de karara bağlıyor. Dolayısıyla yukarıdaki karar ışığında Türkiye’de azınlık haklarının devrine ilişkin yaklaşımın, bu işlemlerin taraflar arasındaki rekabetçi davranışların koordinasyonu ihtimalini artırdığı şeklinde olduğu savunulabilir.

 

Reklamlar