Elektrik Sektör İncelemesi Raporu

Rekabet Kurumu tarafından geçtiğimiz günlerde yayınlanan elektrik sektörü inceleme raporu özellikle toptan ve perakende satış piyasalarının gelişimi ve mevcut durumu hakkında son derece kapsamlı bilgiler içeriyor. Ayrıca raporda bu piyasalardaki rekabetçi sorunlar karşılaştırmalı bir bakış açısıyla izah ediliyor sorunlara yönelik çözüm önerileri paylaşılıyor. Bütüncül ve objektif bir yaklaşımla hazırlanan bu rapor, sektör ile ilgilenen herkes için oldukça faydalı bir kaynak niteliğinde.

Raporda, tedarik piyasalarındaki yapısal ve davranışsal sorunlar bir bir ortaya konuyor. Bu tespitler yapılırken, üretim, iletim ve dağıtım piyasalarının tedarik piyasaları üzerindeki etkileri de göz önünde bulunduruluyor. Yapılan tespitler çerçevesinde, yapısal ve davranışsal sorunların giderilmesi noktasında Türkiye için en uygun kurumsal yapının nasıl tesis edilebileceği sorusu, “en iyi” yabancı ülke örneklerinin Türkiye’deki piyasaların kendine özgü farklılıkları ile harmanlanması suretiyle cevaplanıyor. Bu kapsamda Türkiye’de mevcut kurumlar arası yetki dağılımı ve işbirliğinin nasıl şekillenmesi gerektiğine ve kurulması önerilen yeni kurumların nasıl konumlandırılabileceğine ilişkin öneriler sunuluyor.

Electric-Large1Raporla ilgili bir diğer önemli nokta da, raporda yer verilen normatif değerlendirmelerin çok önemli bir bölümünün, ampirik verilerle ve teorik açıklamalarla desteklenmesi. Rapor hazırlanırken bu şekilde bir yöntemin benimsenmiş olması, rapor kapsamındaki tespit ve önerilerin güvenilirliğini ciddi derecede artırıyor.

Tüm bunlara rağmen, raporda devletin nasıl konumlandırıldığı noktasında, özellikle liberal ekonomi bakış açısını benimseyen kişilerin kafasında bazı soru işaretleri oluşması kuvvetle muhtemel. Esasen bu soru işaretlerine ilişkin verilebilecek birkaç örnek var ancak bloğumuzun sınırlarını zorlamamak adına tek bir örnekle yetinmek daha doğru olacak.

Bölgesel ve zamansal pazar gücüne ilişkin bölümlerde, raporun genelinde hakim olan ve objektif ve tarafsız biçimde “rekabetçi süreci” ön plana koyan tutum, “tüketiciyi koruma” refleksi ile biraz zedeleniyor. Bu noktada rekabetçi olması sağlanan piyasalarda dahi, yapısal sıkıntılar dolayısıyla zaman zaman tüketicinin zarar görmesinin kaçınılmaz olduğu ve buna yönelik müdahalelerin aynı zamanda rekabetçi piyasa mekanizmasının işleyişine de zarar verebileceği sanki göz ardı ediliyor.

Raporda, iletimdeki aksaklıklar dolayısıyla, belli zamanlarda, esasen herhangi pazar gücü bulunmayan teşebbüslerin, bölgesel pazar gücüne sahip olabileceği ve bu durumlarda aşırı fiyatlamaya gidebileceği ortaya konuyor. Bunun ise “belli hallerde” sömürücü bir kötüye kullanma olabileceği belirtiliyor. Oysa söz konusu “aşırı fiyatların” aynı zamanda son derece önemli bir yatırım sinyali olduğu ve bunların serbest piyasa ekonomisi için çok önemli olduğu gözden kaçmamalı. Ana amacı kar etmek olan teşebbüslerin fırsatçı davranışlarını “hakim durumun kötüye kullanılması” olarak değerlendirmek, rekabet hukukunun müdahaleciliğini gereğinden fazla artırabilecek bir uygulama gibi görünüyor.

Burada raporu kaleme alanların da hakkını yememek lazım. Zira bölgesel ve zamansal pazar gücüne yönelik müdahalelerin pazar gücünün “kalıcı” olduğu istisnai durumlarla sınırlı olması gerektiği raporda dile getirilmiş. Ancak bu istisnaların ne zaman söz konusu olacağına ilişkin bir belirlilik olmadığı gibi zamansal pazar gücünün kalıcılığının nasıl söz konusu olabileceği de tam olarak anlaşılmıyor. Belki bu konuda piyasa mekanizmasına biraz daha güvenmek ve kısa vadede tüketicinin zarar görmesine göz yummak, uzun vadede hem arz güvenliğinin sağlandığı hem de daha rekabetçi bir piyasa ile karşılaşmamızı sağlayabilir.

Öte yandan, söz konusu bölgesel ve zamansal pazar gücünün iletimdeki sıkıntılardan kaynaklanacağı dikkate alındığında, iletimdeki sorunu kara dönüştüren yatırımcıların cezalandırılmasından ziyade iletim hattını yeterince iyi işletemeyen kurumların daha etkin olmak noktasında teşvik edilmesi daha uygun bir çözüm olabilir. Şu an için iletim hattının devlet tekelinde olduğu düşünüldüğünde, en uygun teşvik mekanizmasının, iletim hattındaki aksaklıklar nedeniyle yüksek ücretlere katlanmak zorunda kalan tüketicilerin sorunun sebebi hakkında bilgilendirilmesi ve bu durumu oy verme kararlarına yansıtmalarının sağlanması olduğu söylenebilir.

Reklamlar