Dönerse senindir

Hatta dönmezse de… Geçtiğimiz günlerde Adalet Divanı tarafından verilen karar, yavru şirketin rekabet ihlalleri sebebiyle ana şirkete yüklenen sorumluluğu bir adım daha öteye taşıyarak, şirketin devredilmesinden sonra bile bu sorumluluğun devam ettiğini belirtti ve kolay kolay elveda denilemeyeceğini de göstermiş oldu.

8eea64e0563590b07a4d93537eb2851fAB Yüksek Mahkemesi, bir şirketin yavru iştirakini başka bir şirkete devretmesinden sonra dahi, o şirketin kontrol ettiği döneme dair rekabet ihlallerinden sorumlu olmaya devam edeceğine karar verdi. Hafıza kartları karteli hakkında alınan kararda Mahkeme, birçok teşebbüsün fiyatlar konusunda anlaşma yaptığını tespit etti ve bu teşebbüslerden biri de kartelin gerçekleştiği dönemden sonra yavru şirketini elden çıkarmış olmasına rağmen 20 Milyon Euro kartel cezası almaktan kurtulamadı.

Malumun ilanını bir kenara koyarsak bu kararın esasen iki sonucu olduğunu söyleyebiliriz: Öncelikle, kartel soruşturmalarının neredeyse tamamının pişmanlık başvurusuyla tetiklendiği ve hatta teşebbüslerin bunu neredeyse rakiplerine karşı strateji olarak da kullanabildiği AB’de, rekabet uyum programlarının yalnızca teşebbüsün fotoğrafını çekmekten öteye gittiğini görüyoruz. Yani due diligence süreçlerinin bir yansımasını da satıcı için söylemek mümkün. Bu program kapsamında yavru şirkete yapılacak iyi bir rekabet denetimi, bu şirketin sicilini ortaya koyacağı gibi satıcı tarafın da ileride nasıl bir riski üstlenmeye devam edeceğini öngörmesini sağlayabilir. İkincisi, bu denetim sonucu yavru şirkete yönelik bir ihlal şüphesi doğsa da, satıcı Rekabet Kurumu’na pişmanlık başvurusunda bulunarak bu sorumluluktan kurtulup yola devam der. İşin daha da ilginç yanı, bu başvurunun elbette devralmanın tamamlanması sonrasında Alıcı tarafından da yapılabileceği. Ancak bu durumda Satıcı’nın pişmanlıktan faydalanıp ceza almaktan kurtulması mümkün olmadığından, ben önce önlemimi alayım sonra yoluma bakarım demek daha mantıklı gibi görünüyor.

Reklamlar