Kimi için eski, kimi için yeni bir adım: Kartele hapis cezası

Rekabet kuralları denilince öncelikle, en çok ceza verilen ve gazete manşetlerini süsleyen karteller akla gelir. Bütün Rekabet Otoritelerinin bir numaralı düşmanı olan kartellerin, hem pazardaki rekabeti tamamen ortadan kaldıran etkileri hem de etik bakımından değerlendirildiğinde diğer rekabet ihlalleriyle aynı kefede değerlendirilemeyecek öneme sahip olduğu açık. İşte bu yüzden milyar TL para cezaları verilmesine sebep olan ve ispat standardının da belki de özellikle son dönemlerde oldukça düşük olduğunu söyleyebileceğimiz ihlal türüdür karteller.

185280-3x2-340x227Bunun dışında elbette, tazminat davaları, meslekten men, yöneticilere para cezası gibi yaptırımların yanında, kartellerin rekabet dünyası dışında pek de bilinmeyen bir yönü daha var: En ağır rekabet ihlaline belki de en ağır yaptırım olarak hapis cezası. Yani ekonomik suça ekonomik ceza verilmesi yönündeki ilkenin bir ötesinde, kartel üyelerinin hürriyeti bağlayıcı ceza olarak hapse girmesi söz konusu olabiliyor. Tabi bunun en temel örneğini daha önce de birçok kez kaleme aldığımız üzere Amerika’da görüyoruz. Örneğin 10 yılda 300’e yakın kartel üyesi şirket çalışanının hapse girdiği Amerika’da, DoJ’un istatistiklerine göre rakipleriyle fiyat tespiti gibi kartel ihlali gerçekleştirmesi sebebiyle yargılanıp suçlu bulunan şahısların %78’inin hapis cezası aldıkları, ortalama hapis cezasının ise 2 yıl olduğu bilinmekte (sanırsam en uzunu 5 yıldı). Öyle ki, kartel sebebiyle hapis cezası almasına karşın farklı bir ülkede bulunması sebebiyle “suçluların iadesi” kapsamında gözaltına alınan yöneticilere de şahit olmuştuk.

Şimdiyse, benzer bir uygulama Finlandiya Otoritesi tarafından gündeme alınmış durumda. 2011 yılında hükumet politikası olarak gündemine kartellerin hapis cezasına tabi tutulması konusunu ekleyen Finlandiya, tıpkı Danimarka ve Norveç gibi hapis cezası uygulamasını yürürlüğe sokmakta kararlı görünüyor. Konuyla ilgili hazırladıkları raporu sundukları organizasyonda, cezai ve idari süreçler arasındaki ilişkiden, pişmanlık başvurularına kadar birçok çelişki yaratabilecek başlıklar ele alınıyor. En dikkat çeken hususlardan biri de, cezai sorumluluğun öncelikle CEO ya da yönetim kurulu üyeleri gibi üst düzey şirket yetkililerine öngörülmüş olması. Hatta bu sorumluluğun etkin bir şekilde uygulanabilmesini sağlamak adına, ihmalin dahi cezalandırılabileceği öngörülmekte. Yani bir kartelin varlığından haberdar olmakla birlikte bunu sonlandırmak yönünde adım atılmaması durumunda da ceza alınması mümkün hale getiriliyor.

 

Reklamlar