Enerji piyasasında güneş patlaması

Su, rüzgâr, güneş ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji türleri Türkiye’de bol miktarda bulunmakla birlikte, bunlara yönelik yatırımların çok yüksek maliyet gerektirmesi nedeniyle bir türlü hak ettiği seviyeye ulaşamadığı malum. Bununla birlikte son zamanlarda uygun tarife garantileri ile desteklenen teşvik edici politikalarla bu enerji türlerinin ulusal şebeke içindeki payının artmasına yönelik bazı girişimlere de rastlamıyor değiliz.

energy-electricity_transmission_linesBunlardan birisi, güneş enerjisi yatırımlarına ilişkin uzun zamandır EPDK’dan beklenen düzenlemeydi ki; yatırım bedeli yaklaşık 2 milyar Euro tutarında olan 600 MW güneş enerjisi elektrik üretim santrali kurulumuna yönelik söz konusu düzenleme yakın tarihte EPDK tarafından açıklandı.

EPDK tarafından getirilen düzenlemede, güneş enerjisine dayalı her bir üretim tesisi için yapılacak yatırım başvuruları kurulu güç bakımından 50 MW ile sınırlandırıldı ve başvuruların en yakın trafo merkezine yapılması şartı getirildi. Düzenlemeye göre bundan sonraki lisans sürecinin şu şekilde işlemesi öngörülüyor; öncelikle TEİAŞ ve Enerji Bakanlığı tarafından güneş enerjisi santrallerinin bağlanacağı trafo merkezleri ile kapasiteleri ilan edilecek, bu sırada EPDK bir Ölçüm Tebliği yayımlayacak ve yatırım yapmayı düşünen şirketler bu tebliğe uygun şekilde, açıklanan trafo merkezlerinin kapasitelerini de dikkate alarak ilgilendikleri bölgelere yönelik belli bir süre güneş ölçümleri yaparak sonuçları ile birlikte EPDK’ya başvuracak, EPDK lisans başvuruları için belli bir gün ilan edecek, ancak rüzgar başvurularında olduğu gibi aynı bölgeye birden fazla şirketin başvurması halinde TEİAŞ tarafından bir yarışma düzenlenecek. Yarışmada ise 5346 sayılı kanunda belirlenen alım fiyatı üzerinden en fazla indirim vermeyi taahhüt eden şirket bağlantı hakkını kazanacak.

Bununla birlikte Kurul aynı düzenleme kapsamında bir yandan kendi elektriklerini üretirken, bir yandan ar-ge faaliyeti göstermek isteyen eğitim kurumlarına da kolaylık sağlıyor. Düzenlemede kanunla kurulmuş araştırma ile yüksek öğretim kurumlarının, bilimsel araştırma geliştirme ve eğitim faaliyetleri kapsamında aynı dağıtım bölgesinde olmak, kendi ihtiyaçlarını karşılamak ve azami 10 MW kurulu gücünü geçmemek kaydıyla yerleşkelerinde nükleer, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisi kurmak amacıyla uhdelerindeki anonim ya da limited şirketleri vasıtasıyla yapacakları lisans başvurularında kolaylık sağlanacağı belirtiliyor.

Bu tür desteklerin yenilenebilir enerjiye olan ilgiyi etkin kıldığını ve sektörü gerek yerel bazda gerekse uluslar arası arenada cazip yatırım mecralarından biri haline getirdiğini söyleyebiliriz. Yakın gelecekteki beklentimiz ise çevre dostu enerji yatırımlarına olan desteğin artması ve bununla birlikte sektörün yüksek talep artışına paralel olarak daha canlı ve rekabetçi bir hale gelmesi ve tüm enerji alt sektörlerindeki değer zinciri bileşenleri için giderek artan sayıda yerli ve yabancı yatırımcıya ulaşmasıdır.

Reklamlar