Oscar Pistorius’un adını çoğunuz daha kız arkadaşı Reeva Steenkamp’ı öldürdüğü o meşum gece yaşanmadan önce duymuşsunuzdur. Paralimpik atlet, sabahın bir saatinde banyo kapısının arkasındaki fotomodel sevgilisini (kısmetsiz kadına bir de maken deyip mezarında döndürmeyelim) ilişkilerinin kötü gittiği söylenen bir dönemde 4 el ateş ederek öldürmüştü.

Pistorius, banyodan gelen seslere uyandığını,  eve hırsız girdiğini zannettiği için kapıya ateş açtığını sonra da balkona çıkıp bağırdığını savundu. Öyküsüne göre yatmadan beş saat önce yemek yemişlerdi ve o gece kavga etmemişlerdi.

Maktulün midesi analiz edildiğinde ölümden iki saat önce yemek yediği anlaşıldı. Bazı komşular tartışma sesleri duyduklarını söylemişler. Savcı, Steenkamp’ın kavga sonucunda kendisini banyoya kitleyerek savunmaya çalıştığını iddia etti. Pistorius’un daha önceden iki adet silahla ateş açma kaydı bulunuyor. İddialar için buraya bakabilirsiniz.

Oscar Pistorius Reeva Steenkamp

Böyle bir dava önünüze gelseydi ne düşünürdünüz? Pistorius gibi bir ulusal şampiyonun başarısı gözlerinizi kör eder ve onun aksi açıkça ispat edilemeyen haklılığına mı inanırdınız? Yoksa bugün eski ortakları tarafından tukaka edilmiş olan hakim/savcı takımının bir zamanlar binlerce kişinin hayatını karartmak için kullandıkları “hayatın olağan akışına aykırı” argümanına mı dayanırdınız?

Hakim Thokozile Matilda bugün açıkladığı kararında suçun cinayet değil taksirle adam öldürme olduğuna karar verdi. Yani Pistorious banyo kapısına ateş ederken arkasında kız arkadaşının olduğunu bilmediği savunmasına inanmış. (Kimse hakime dememiş mi, hırsız öldürmek cinayet sayılmıyorsa bizim buralar karışır?)

Peki bütün bu öykünün bizim Pazarlardan Haberler ile ne ilgisi var? İlki, kararın hem yetersizliği hem de erkeğin kadına şiddetini bir kez daha bu şekilde onaması sabah sabah beni rahatsız etti. Neden bir tane de ünlü kadın erkek partnerini öldürdükten sonra böyle aklanmalara layık görülmedi? (Çünkü öyle bir cinayet daha işlenmedi).

İkincisi de Rekabet Kurulu önündeki sözlü savunmalarda çokça dile getirdiğim “rekabet soruşturmalarında ispat standardının çok düştüğü” konusundaki eleştirime adeta, “Al sana! Böyle mi olsun istiyorsun?! şeklinde bir yanıta benzetmem.

Yine de, ceza verilmeden önce masum olunmadığı ispat edilsin, derim. Oscar, sen üstüne alınma!

 

 

Pistorius ve ispat standardı” için 2 yorum

  1. In dubio pro rep. Ceza hukukunun en önemli ilkelerinden biri de şüpheden sanığın yararlanmasıdır. Yani bir suç işlediği iddiasıyla yargılanan kimse,sanık hakkında mahkûmiyet kararına hükmedilmesi için, sanığın o suçu işlediğinin mutlak ispatlanmış olması gerekir. En ufak %1’lik şüphe dahi, sanığın beraat etmesine yol açar. Ceza muhakemesinin sonunda açıklığa, örneğin fiilin sanık tarafından işlendiğinin veya işlenmediğinin sabit olduğu sonucuna varılmaması durumunda sanığın mahkûm edilemeyeceğini ifade eden ilkeye de şüpheden sanık yararlanır ilkesi denilmektedir.
    Bir diğer unsur ise cezada kasıt, yani suçu bilerek ve isteyerek gerçekleştirme. Olayda sanığın kız arkadaşını öldürmek kastıyla harket ettiği konusunda kesin delil bulunmamakta, bu durumda yukarıda belirtmiş olduğum ilkeye çıkıyor.
    Saygılarımla

Bence olay şöyle:

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.