Yerinde İncelemeler ve Temel Hak İhlalleri

Globalleşen dünyada, rekabet ihlallerinin arttığı günümüzde oyunu kuralına göre oynamayan rekabet otoritelerinin görevlileri de gün geçtikçe sıkı bir denetime tabi tutuluyor. Bilindiği üzere yerinde incelemelerin teşebbüslere karşı istilacı bir doğası bulunmakta ve bunlara ilişkin olarak temel hakların ihlaline yönelik endişelerin ortaya çıkması sürpriz bir durum değil. Bu duruma yönelik, Avrupa Toplulukları düzeyinde Avrupa Adalet Divanı etkili bir yerinde inceleme ve bu esnada teşebbüslerin temel haklarına saygı gösterilmesi arasındaki dengeyi, Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi’nde tanınan İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri ilkelerini taban alarak koruduğu gözlemleniyor. Bu doğrultuda, rekabet uygulamalarında temel hakların ihlaline ilişkin başvurular genellikle dört başlık altında inceleniyor. Bu başlıklar; soruşturma kararının kapsamının çok geniş tutulup teşebbüslerin savunma hakkının ihlal edilmesi, adli izin alınmadan yapılan soruşturmalarının özel hayatın gizliliği ve etkin bir çözüm yoluna başvuru hakkının kısıtlanması, denetçiler tarafından alınan önlemlerin aşırı derecede zorlayıcı olması ve teşebbüslerin suçu yüklenmelerini mecbur edici bir yaklaşım izlenmesi olarak sıralanabilir.

city-paris-france-eiffel-tower-the-architecture-under-the-eiffelÜye ülkeler de, yerinde incelemelerde bu başlıkları kapsayan usule ilişkin düzenlemelerde bulunuyor. Örneğin yakın tarihte Fransa Temyiz Mahkemesi’nin aldığı karar bu konuya değinen önemli kararlardan biri. Bu karar, Fransa Rekabet Otoritesi’nin 2007 yılında Credit Agricole’a yaptığı b askında ele geçirilen belgelerin, şirket avukatının denetim sırasında içeri sokulmasının engellendiği için tarafın savunma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle toplanılan delillerin geri verilmesi gerektiğini irdeliyor. Fransa’da 2008 yılına kadar rekabet hukukuna ilişkin konuların incelemesinin Ekonomi Bakanlığı yetkisinde gerçekleşmesi nedeniyle avukat gözetiminde yerinde inceleme yürütme hakkına ilişkin belirsizlikleri gündeme getiren bu karar, soruşturmanın devamlılığı hakkında akla gelen soruları açık uçlu bıraktığı gözlemleniyor. Her ne kadar 2007 yılında Credit Agricole baskınının soruşturması halihazırda devam etse de, yerinde incelemede elde edilen delilerin geri alınmasının bahsedilen soruşturmayı ve 2008 yılı öncesinde gerçekleşen ilgili soruşturmaları nasıl etkileyeceği şuan meçhul gözüküyor.

Bir yandan yerinde incelemelerin usule uygunluğu daha sıkı bir denetime tabi tutulurken, diğer yandan da gelişen teknolojiye ayak uydurma kaygısında görevlilerin yetki alanlarında değişikliklerle karşılaşıldığını gözlemliyoruz. Bu değişiklikler de temel hakların korunması konusunu gündeme getiriyor. Bu doğrultuda; bir tarafta elektronik ortamda elde edilen belgelere yönelik müvekkil-avukat gizliliği kapsamında ele geçirilen delillerin savunma hakkı çerçevesinde geliştirilmesi gerektiği yorumuna varılırken; diğer tarafta e-posta verilerinin bölünmez olduğu gerekçesiyle bu alanda görevlilerin yetki alanlarının geniş tutulması gerektiği savunuluyor. eu-flagÖrneğin; Avrupa Komisyonu’nun 18 Mart 2013 tarihinde yayınladığı yerinde incelemelerdeki usulü revize eden yönetmelikte, elektronik platformdaki bilgi ve belgelerin dâhili klavye ve adli bilgi teknolojisi araçları yardımıyla ayıklanabileceği ve bu durumda avukat-müvekkil gizliliği kapsamındaki bilgilerin alınmaması gerektiği vurgulanıyor. Bu gelişmelerin aksine, Avrupa’da bazı üye ülke mahkemelerinin vardığı kararların hukuki imtiyazı olumsuz olarak etkilemesi nedeniyle ağır eleştirilere maruz kaldığı gözlemlenmekte. Örneğin; Fransa Temyiz Mahkemesi, her ne kadar temel hakların korunmasına yönelik yukarıda sözü geçen konu hakkında olumlu bir adım atmış gibi görünse de, Fransız Ticaret Kanunu’nun madde 450-4’üne göre yerinde incelemelerde elektronik ortamda avukat-müvekkil gizliliği kapsamında elde edilen bilgilerin tümüne rekabet otoritesi uzmanları tarafından soruşturma kapsamında el konulabileceği savunulabilir. Yakın tarihte, Fransız Yüksek Mahkemesi’nin elektronik ortamda avukat-müvekkil gizliliğine ilişkin belgelerin yerinde inceleme sırasında el konulmasının hukuki imtiyazın ihlaline yol açtığını savunduğu kararını geçersiz kılan Versailles Temyiz Mahkemesi, elektronik ortamda elde edilen belgelere bütün olarak el konulabileceğini ve avukat-müvekkil gizliliği kapsamında ihlale ilişkin belgelerin soruşturma sonrasında gerçekleştirilecek bir başvuru sonrası teşebbüse geri verilebileceğini ileri sürüyor. Her ne kadar teoride avukat-müvekkil gizliliğine tabi kalınsa da, bu süreçte rekabet otoritesi görevlilerinin bu bilgileri gözden geçirmesi nedeniyle, pratikte bu konunun ihlal edildiği yorumu getirebilir.

Türkiye’de yukarıda sözü geçen konular hakkında düzenleyici bir mevzuat bulunmaması nedeniyle, yerinde inceleme usulü ve yetkisine yönelik değerlendirmeler uygulamalara dayanıyor. Yerinde incelemelerin avukat denetiminde yapılmasının mecburi olmaması nedeniyle bu konuda ortaya çıkabilecek savunma hakkına ilişkin değerlendirmelere rastlamak mümkün değil. Bu konuya yönelik Rekabet Kurumu uzmanlarının baskın zamanında şirket avukatını makul bir zaman dilimi çerçevesinde beklemesi kabul edilmiş bir eylem olarak nitelendiriliyor. Aynı zamanda, avukat-müvekkil gizliliğinin değerlendirilmesinde Türk Ceza Kanunu ve Avukatlık Kanunu’nda geçen maddelerin yorumlanmasına dayanıldığı ve elektronik ortamda el konulan belgelerin yorumlanmasının tartışmaya açık olduğu ülkemizde, bu konulara ilişkin bir Kılavuz çıkarılmasının yararlı olacağını söylemek hiç de yanlış olmaz.

Reklamlar