Motorlu taşıtlara yönelik kurallarda yeni dönem

“Hayır, bütün arabalar kırmızı olmuyor!” (adını vermek istemeyen bir uzman)

AB’de motorlu taşıt endüstrisine yönelik yeni Tüzük’ün kabul edilmesi ile başlayan süreç, Türkiye’de de Rekabet Kurumu tarafından motorlu taşıtlar sektör araştırmasının tamamlanması ve akabinde yeni dönemde nasıl bir tebliğ değişikliğine gidilmesi gerektiğinin tartışıldığı çalıştaylarla devam ediyor. Biz de geçen haftalarda İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen “Motorlu Taşıtlar Tebliği’nde Yeni Dönem: Nasıl Bir Grup Muafiyeti Tebliği?” konulu çalıştaya katıldık, izlenimlerimizi de sizlerle paylaşmak istedik.

1395156142361Aşağıda konu hakkındaki detaylı yazımızı görebilirsiniz.

“2006 yılında yürürlüğe giren 2005/4 sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin (“2005/4 sayılı Tebliğ”) pazardaki etkileri ve belirlenen hedeflere uyumu hakkındaki tespitlere yer vermek amacıyla Rekabet Kurumu tarafından Motorlu Taşıtlar Sektör Araştırması Raporu hazırlanmış ve 07.05.2014 tarihinde kamuoyu ile paylaşılmıştır.

Gerek hazırlanan Rapor kapsamında yapılan tespitleri ve ulaşılan sonuçları tartışmak gerekse de mevcut 2005/4 sayılı Tebliğ’de değişiklik ihtiyacı olup olmadığı ve böyle bir ihtiyaç varsa söz konusu değişikliğin nasıl olması gerektiği ortaya koymak amacıyla 24.06.2014 tarihinde İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde “Motorlu Taşıtlar Tebliği’nde Yeni Dönem: Nasıl Bir Grup Muafiyeti Tebliği?” başlıklı Çalıştay düzenlenmiştir. Söz konusu Çalıştay’a Rekabet Kurumu’nu temsilen Daire Başkanı ve uzmanlar katılmıştır.

Çalıştay’ın sabah gerçekleşen ilk oturumunda “Neden Tebliğ Değişikliği? Sorunun Ortaya Konulması ve Olasılıklar” konulu panel düzenlenmiştir. Bu panel kapsamında Rekabet Kurumu uzmanları tarafından “Motorlu Taşıtlar Sektöründe Nereden Nereye? Sektör Raporu, AB Hukukundaki Gelişmeler ve Tebliğ Taslağı Hakkındaki Düşünceler” ve Yrd. Doç. Dr. Kerem Cem Sanlı tarafından “Motorlu Taşıtlar Sektör Araştırması Raporu’na Dışarıdan Bir Bakış” başlıklı sunumlar yapılmıştır.

Öğleden sonra Rekabet Kurumu Daire Başkanı ve uzmanların moderatörlüğü, sektör temsilcileri ve avukatların katılımıyla üç ayrı oturum eşzamanlı olarak düzenlenmiştir. Söz konusu oturumlar “2005/4 sayılı Tebliğ’deki Hukuki Çıkmazlar ve Çözüm Önerileri”, “Satış Pazarındaki Mevcut Rekabet Sorunları ve Yeni Dönemdeki Çözüm Arayışları” ile “Satış Sonrası Hizmetlerde Mevcut Rekabet Sorunları ve Yeni Dönemdeki Çözüm Arayışları” konuları üzerine gerçekleşmiştir.

Bu yazımızdaki amacımız, Çalıştay’daki oturumlarda dile getirilen görüş, öneri ve talepler hakkında bilgi vererek 2014 yılı içerisinde kamuoyu görüşüne sunulması hedeflenen yeni Grup Muafiyeti Tebliği’nin ne şekilde düzenleneceği hakkındaki kanaatlerimizi iletmektir.

NEDEN TEBLİĞ DEĞİŞİKLİĞİ? SORUNUN ORTAYA KONULMASI VE OLASILIKLAR

Oturumun açılış konuşmasını gerçekleştiren Rekabet Kurumu Daire Başkanı Orçun Senyücel, Rekabet Kurulu tarafından henüz yeni bir Tebliğ çıkarılması amacıyla herhangi bir görevlendirmenin yapılmadığını, bununla birlikte 2005/4 sayılı Tebliğ’in mutlaka yenileneceğini ve kendilerinin taslak metni kamuoyuna sunmak noktasındaki hedeflerinin 2014 yılı olduğunu belirtti.

Açılış konuşmasının ardından Rekabet Kurumu uzmanlarından Recep Gündüz ve Zeynep Şengören, 2005/4 sayılı Tebliğ’in yapısı ile Avrupa Birliği’nde uygulanan Motorlu Taşıtlar Tüzüğü hakkında genel bilgileri aktardıktan sonra kısaca yeni dönem için alternatif Tebliğ senaryolarından ve her bir senaryonun olumsuz yönlerinden bahsettiler:

1. 2005/4 sayılı Tebliğ’i korumak: İlk alternatif senaryo mevcut Tebliğ’in aynı şekilde korunması yönünde. Ancak bu durumda Tebliğ’in çokça eleştirilen ve aşağıda yer verilen hükümlerine yönelik tartışmaların da devam edeceği belirtildi:

• Katı ve detaylı bir düzenleme
• Muafiyetin genel koşulları (fesih vb. hükümler) rekabet ihlali oluşturur mu?
• Niteliksel kriterler aynı mı kalmalı, sözleşme yapma özgürlüğüne müdahale var mı?
• Satış sonrası pazar tespiti, hakim durum ön kabulü doğru mu?
• Teknik bilgi vs. gibi ifadeler tanımlanmalı mı?

2. Sektörün genel düzenlemeye tabi olması: İkinci alternatif senaryo olarak motorlu taşıtlar sektörüne özel bir Tebliğ çıkarmak yerine sektörün, Kurum’un mevcut diğer genel düzenlemelerine (örneğin 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği) tabi olması düşünülüyor. Bu senaryo ile devam edilmesi halinde ise ileri sürülebilecek olumsuz hususlar şu şekilde ifade edildi:

• 2005/4 sayılı Tebliğ ile sağlanan çok markalılık/ek satış-servis yeri açma gibi olumlu etkiler kaybedilir mi?
• Yetkili dağıtıcıların bağımsızlığı korunabilir mi?
• Satış sonrası pazarı bakımından eşikler nasıl belirlenecek?
• Yedek parça üreticisi/dağıtıcısı ve bağımsız servisler üzerindeki etkiler ve buradaki sorunlar ne olur? Örneğin marka-logo kullanımı, orijinal parça/eşdeğer parça, teknik bilgi gibi

3. Genel kurallar + sektöre özgü kılavuz: Üçüncü alternatif senaryo sektörün yine genel düzenlemelere tabi olması; ancak kural, yasak ve uygulamaları aktaran sektöre özgü bir kılavuz çıkarılması yönünde. Bu senaryonun olumsuz yönleri ise aşağıdaki şekilde belirtildi:

• Genel kurallardan kaynaklanan sorunların devam etmesi
• Normlar hiyerarşisi kapsamında kılavuzun bağlayıcılığı

4. AB’ye paralel bir düzenleme: Dördüncü alternatif senaryo ise AB’ye paralel bir düzenlemenin aynen Türkiye’de de kabul edilmesi olarak ifade edildi. AB’de motorlu taşıtlar sektörü satış pazarı genel düzenlemelere tabi olup satış sonrası hizmetler pazarı ise sektöre özgü Tüzük kapsamında ele alınmaktadır. Bu senaryoya getirilen eleştiriler şu şekildedir:

• AB pazar yapısı ile Türkiye pazar yapısının farklılık göstermesi
• 2005/4 sayılı Tebliğ ile sağlanan çok markalılık/ek satış-servis yeri açma gibi olumlu etkiler kaybedilir mi?
• AB’de mevcut düzenlemede teknik bilginin korunması Tüzük kapsamı dışına çıkarıldı; ancak farklı düzenlemelerde koruma devam ediyor. Bizde ise teknik bilgiyi koruyan ayrı bir düzenleme bulunmuyor, dolayısıyla Tebliğ kapsamı dışına alınırsa ne olur?
• AB’de yedek parçaya yönelik tescil süreci var ve tanımlar oturmuş, Türkiye’de ise orijinal yedek parça tanımları dahi farklı, eşdeğer yedek parçanın ise tescili bulunmuyor

5. Türkiye’ye özgü bir düzenleme: Türkiye motorlu taşıtlar sektörü dikkate alınarak başlı başına Türkiye’ye özgü bir düzenleme getirilmesi, son alternatif senaryoyu oluşturmaktadır.

2005/4 SAYILI TEBLİĞ’DEKİ HUKUKİ ÇIKMAZLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Bu oturumda 2005/4 sayılı Tebliğ’e yönelik muafiyetin genel koşulları değerlendirilmiştir. Bilindiği üzere 2005/4 sayılı Tebliğ’in sağladığı grup muafiyetinden yararlanabilmek için öncelikle Tebliğ’in 4. Maddesinde öngörülen genel muafiyet koşullarını sağlamak gerekmektedir. Söz konusu koşullar aşağıdaki gibidir:

• Dağıtıcının (distribütör/bayi/yetkili servis), anlaşmadan doğan hak ve yükümlülüklerini dağıtım sisteminde bulunan ve kendisi tarafından seçilen başka bir dağıtıcıya veya yetkili servise aktarmasına sağlayıcının rıza göstermesi
• Fesih bildiriminin detaylı objektif gerekçeleri içerecek biçimde yazılı olarak yapılması, (i) anlaşma en az beş yıl süre ile yapılmış ise anlaşmayı yenilememe isteğini anlaşmanın sona ermesinden asgari altı ay önce bildirmeyi her iki tarafın da kabul etmesi veya, (ii) anlaşma belirsiz süreli ise feshi ihbar süresinin her iki taraf için de iki yıl olması
• Tarafların anlaşmadan kaynaklanan anlaşmazlıklara hakeme götürme hakkının bulunması

Katılımcıların yukarıda sıralanan genel muafiyet koşullarına ilişkin ortak görüşleri her üç şartın da kaldırılması gerektiği yönünde oldu. Özellikle hakem şartının uygulamasının hiç görülmediği, fesih bildirimindeki sürelerin ise oldukça uzun olduğu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri ile çelişki içerdiği aktarıldı.

Bu hususlara ek olarak 2005/4 sayılı Tebliğ’de “niteliksel kriter” ifadesinin belirsizlik addettiği, hangi kriterlerin “niteliksel” olarak belirlenip belirlenemeyeceği konusunda net bir görüş birliğine varmanın zor olduğu anlatıldı. Ayrıca her niteliksel kriteri sağlayan bayinin sisteme alınmasını öngören Tebliğ yapısının doğru olmadığı dile getirilerek taraflar arasında süregelen bir davanın veya husumetin olduğu durumlar örnek gösterildi.

SATIŞ PAZARINDAKİ MEVCUT REKABET SORUNLARI VE YENİ DÖNEM ÇÖZÜM ARAYIŞLARI

Eş zamanlı olarak gerçekleştirilen satış/satış sonrası pazara yönelik oturumlardan satış pazarındaki rekabet sorunlarının tartışıldığı oturuma katılım tercih edilmiştir.

Bu oturumdaki tartışmalar, çok markalılığın kaldırılıp kaldırılmaması gerektiği üzerine yoğunlaşmıştır. Katılımcıların genel görüşleri Motorlu Taşıtlar Sektör Araştırması Raporu’nda çok markalılığın arttığına yönelik tespitlerde kullanılan verilen yanlış olduğu, çok markalılığın tüketicilere beklenen düzeyde faydasının bulunmadığı ve kaldırılması gerektiği yönündedir. Rekabet Kurumu Daire Başkanı Orçun Senyücel karşı görüşlerini dile getirerek son dönemde pazara Çin markalı pek çok aracın girdiğini ve bu durumun bir tüketici yararı sağladığını, söz konusu markaların Türkiye pazarına girişleri ve pazarda yer edinebilmelerinde 2005/4 sayılı Tebliğ ile birlikte öngörülen çok markalılığın büyük payı olduğunu söylemiştir.

YENİ DÖNEME İLİŞKİN ÖNGÖRÜLERİMİZ

Rekabet Kurumu uzmanları ile birlikte sektör temsilcileri ve avukatların katılımıyla gerçekleşen Çalıştay sonrası yeni döneme ilişkin öngörülerimiz ise şöyle:

  1. Yeni Grup Muafiyeti Tebliği’ne yönelik taslağın, 2014 yılı sona ermeden kamuoyu görüşüne sunulması
  2. Taslak metin kamuoyu görüşüne sunulmadan önce, 2005/4 sayılı Tebliğ’in olumlu ve olumsuz yönleri ile birlikte yeni döneme ilişkin nasıl bir Tebliğ çıkarılması gerektiğine yönelik görüş, öneri ve isteklerin kamuoyundan talep edilmesi
  3. Alternatif Tebliğ senaryolarından (i) AB’ye paralel bir düzenleme getirilmesinin seçilmesi; ancak çok markalılık ve ek satış yeri açma hakkına yönelik hükümlerin yeni düzenlemede korunması, genel muafiyet koşullarının ise kaldırılması”
Reklamlar