Temmuz 01

Mobilde tavan ücret – Neye niyet neye kısmet

BTK Haziran ayının ortasında yeni mobil azami ücret tarifesini yayınladı ve mobil şebeke işletmecilerinin belli hizmetler için uygulayabilecekleri tavan fiyatları belirledi. Ama acaba ilk bakışta son derece tüketici yanlısı görünen ve “buna kim neden karşı çıksın?” diye sordurtan bu uygulama gerçekten ulaşmayı hedeflediği amaçlar bakımından uygun ve orantılı mı?

head-stuck-through-ceiling-thrown-13900421213Fiyata ilişkin düzenlemeler; bir aksaklık olmadığı müddetçe en etkin sonuçları doğurduğu kabul edilen piyasa mekanizmasına müdahale anlamına gelmektedir. Piyasa mekanizmasına yapılan her müdahalenin ise bazı ilave maliyetler ve bir takım öngörülmeyen sonuçlar doğurabileceği unutulmamalıdır. Bir düzenlemenin gerçekten etkin olup olmadığı araştırılırken ilk olarak bu düzenlemenin gidermeyi amaçladığı aksaklık doğru biçimde tanımlanmalı ve bu aksaklığın giderilmesi ile sağlanacak ilave fayda belirlenmelidir. Ardından düzenlemenin yaratacağı ilave maliyetler ve öngörülmeyen etkilerin doğurabileceği zararlar hesaplanmalıdır. Bu veriler ışığında gerçekleştirilecek bir fayda-maliyet analizi, düzenlemenin etkin olup olmadığını ortaya koyacaktır.

Fiyat tavanına ilişkin düzenlemelerin temelinde pazar gücü yatmaktadır. Nitekim doğası gereği sömürücü bir uygulama olan aşırı fiyatlandırma ancak ciddi derecede pazar gücüne sahip işletmeciler tarafından karlı bir şekilde hayata geçirilebilir. Herhangi bir pazar gücü olmayan bir işletmecinin aşırı fiyatlama yapması halinde tüketiciler zaten bu işletmeciden hizmet almayı kesecek ve piyasa mekanizması fiyatın yükselmesini engelleyecektir. Esasen ülkemizde de 5809 sayılı Kanun ve elektronik haberleşme piyasalarına ilişkin düzenleyici çerçeveyi çizen mevzuat ancak etkin piyasa gücüne sahip işletmecilerin fiyatlarına müdahale edilebileceğini açık biçimde düzenlemekte, etkin piyasa gücüne sahip olmayan işletmecilere fiyat konusunda mutlak serbesti tanımaktadır. Zira pazar gücüne sahip olmayan işletmeciler bakımından en rekabetçi fiyatları belirlemek zaten zaruridir ve bunlara dışarıdan yapılacak her türlü müdahale anlamsız olacaktır.

Fiyata müdahalenin gerekçesi olarak gösterilebilecek bir diğer unsur da tüketici ile işletmeci arasındaki bilgi asimetrisi olabilir. Zira tüketici hangi hizmet için ne kadar ücret ödeyeceğini tam olarak bilemediği durumlarda, işletmeciler bu bilgi asimetrisinden yararlanarak tüketicileri sömürmeye çalışabilir. Ancak bu şekilde bir işletmeci davranışı öncelikle yine piyasa mekanizması tarafından cezalandırılacak ve tüketiciler, pazar gücü olmamasına rağmen fırsatçı davranışlar sergileyen işletmecilerle çalışmayı kesecektir. Bunun yanı sıra bilgi asimetrisinin giderilmesinde doğrudan fiyata dair düzenleme yapmaktan çok daha az müdahaleci yöntemler olduğu açıktır. Örneğin tüm işletmecilere fiyatlar hakkında kapsamlı bilgilendirme yükümlülüğü getirilebilir. AB tarafından da savunulan ve liberal ekonomik sistemleri savunan iktisadi literatürde mutlak biçimde kabul gören yaklaşım çerçevesinde, düzenleyici otoritelerin ulaşmak istedikleri amaca uygun olan en az müdahaleci düzenleme yöntemini tercih etmeleri etkinliği maksimize edecektir.

Halihazırda BTK, işletmecilerle arasında imzalanan imtiyaz sözleşmelerine dayanarak, tüm mobil şebeke işletmecilerinin tarifelerine doğrudan müdahale etmektedir. Yani BTK şu an için pazar gücüne dayalı düzenleme yaklaşımını benimseyen mevcut düzenleyici çerçeveden sapmış durumdadır. İktisadi açıdan sağladığı fayda muğlak olan bu düzenleme sistematiği, sadece idare için artan regülasyon maliyeti ve işletmeciler için artan uyum maliyeti şeklinde kendini gösteren doğrudan zararlara değil, aynı zamanda, piyasa rekabeti üzerinde doğurduğu olumsuz etkiler vasıtasıyla beklenmeyen zararlara da yol açmaktadır.

İlk olarak azami fiyat regülasyonlarının yarattığı ciddi uyum maliyeti her işletmeci için miktar olarak aynı olmakla beraber, işletmecilerin gelirleri ile oransal olarak ele 3f-6a96-403e-9227-7b75e41c2047alındığında, bu regülasyonların küçük işletmecilere çok daha fazla yük bindirdiği ve bunların zaten zayıf olan rekabetçi gücüne daha da zarar verdiği dikkat çekmektedir. Dolayısıyla tüketicilerin sömürülmesini engellemeyi amaçlayan bir düzenleme, hiç beklenmedik şekilde, pazar gücü sahibi olan işletmeci üzerindeki rekabetçi baskıyı kaldırmak gibi tüketiciler açısından oldukça zararlı bir sonuca yol açabilmektedir.

Bunun yanı sıra, azami fiyat düzenlemeleri özellikle küçük işletmeciler tarafından uygulanabilecek ve belli bazı müşteri gruplarına hitap edecek tarifleri de engellemektedir. Nitekim küçük işletmecilerin, şebeke içinde çok düşük ücretlerle konuşma imkanı sunan tarifeleri kullanarak, belirli abone gruplarını “grup halinde” şebekeye çekmeye çalışmaları mümkün olabilir. Ancak bunun için, söz konusu abonelere sadece grup olarak birlikte hareket edilmesi halinde geçişin anlamlı olacağını göstermek şarttır. Zira ancak grubun tamamının geçmesi halinde söz konusu tarife mantıklı bir hal alacaktır. Bunun sağlanması için ise söz konusu tarife bakımından şebeke dışı ücretlerin aşırı derecede yüksek tutulması gerekecektir. “Sinyal gönderme” olarak adlandırılan bu strateji sayesinde grubun kolektif hareket etme sorunu çözülebilecektir. Şebeke dışı arama ücretlerinin aşırı yüksek olmaması halinde grubun her bir üyesi bakımından yeni tarifeye geçmenin getireceği ilave fayda çok fazla olmayacak ve geçiş sadece talep esnekliği düşük olan grup üyeleri için anlamlı olacaktır. Ancak bu üyeler de grubun diğer üyeleri olmadan yeni tarifeye geçmek istemeyeceklerdir çünkü “grup halinde” geçiş sağlanmadığı takdirde, tarife içinde ucuza konuşabilecekleri kişi sayısı düşük seviyede kalacaktır. Görüldüğü üzere bu kurguda ne işletmeci ne de aboneler tarifeden herhangi fayda elde edemeyecektir ve tarife hayata geçemeyecektir.

Örnektekine benzer çeşitli tarife planlarının hayata geçirilmesi tavan fiyata yönelik düzenlemeler dolayısıyla mümkün olamamaktadır. Bu durum aşırı regülasyonun doğurabileceği beklenmeyen negatif sonuçlara çok iyi bir örnek teşkil etmektedir.

Sonuç olarak, ilk bakışta tüketici yanlısı gibi görünen mobil azami ücret tarifesi, ülkemizdeki mevcut uygulanma biçimiyle bunun tam tersi sonuçlara yol açmaktadır. Bu düzenlemenin pazar gücü sahibi olmayan işletmecilere uygulanması da tamamen anlamsız olabilir. Pazar gücü olmayan işletmecilerin bilgi asimetrisini kötüye kullanmaları çok daha az müdahaleci yöntemlerle de engellenebilir. Ayrıca bu yöntemlerin benimsenmesi halinde aşırı regülasyondan kaynaklanan olumsuzluklar da ortadan kalkacak ve piyasa daha rekabetçi bir hal alacaktır. Piyasaya müdahale edilirken, müdahale iktisadi olarak meşrulaştırılmadan ve etkileri detaylı olarak analiz edilmeden hareket edildiği takdirde, piyasanın etkinliğine ve tüketicilerin refahına yarardan çok zarar getirilmesi söz konusu olacaktır. 

Reklamlar